‘Gerçekten seviyorsam da Seviyorum ulan diye bağırmam gerekiyor’
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Işıl Ayman’la (21) tanıştığımızda ‘Taht Oyunları’ (Game of Thrones) dizisindeki Sansa Stark karakteri geliyor aklımıza. Sadece kızıl saçları değil aralarındaki benzerlik. Konuştukça anlıyoruz ki kendi çizdikleri yolda yürüme konusundaki kararlılıkları da benziyor. Küçük yaşlarda müzikle tanışan, 11-12 yaşlarında YouTube’a içerik üretmeye başlayan genç müzisyen bu yıl peş peşe çıkardığı ‘Aşk Değil Bağımlılık’, ‘Lüzumsuz’ ve ‘Seviyorum Ulan’ şarkılarıyla güçlü adımlar attı. Anne ve babası da müzisyen olan Ayman’la bir araya geldik, müzikal yolculuğunu konuştuk.
◊ Hiç öyle “Seviyorum ulan” diyecek birine de benzemiyorsunuz. Nasıl çıktı bu şarkı?
İlk dinleyenlerden “Ah ne kadar tatlı bir aşk şarkısı” gibi tepkiler alıyorum. Ama özünde şarkıyı “Birbirimize sevdiğimizi söylemeyi mi unuttuk acaba” dediğim bir dönemde yazdım. Artık ilişkiler, bütün dinamikler sanki biraz daha kurallardan ibaret olmuş gibi hissediyordum. Ve şöyle bir etrafa bakıp dedim ki: ‘Niye bu oyunlar, kurallar, yalanlar? Bunların hiçbirine gerek yok.’ Eğer birini seviyorsam, sevdiğimi gösterebildiğim kadar o ilişkinin içindeyim. Kendimi tutup, kurallara ve oyunlara kendimi adadığım zaman zaten sevmiyorumdur. Ve gerçekten seviyorsam da “Seviyorum ulan” diye bağırmam gerekiyor.
◊ Şarkının aranjörü anneniz Oya Erkaya Ayman, prodüktörü de babanız Serkan Ayman. Anne ve babanın müzisyen olması nasıl bir durum?�
Ailenin müzisyen olması çok güzel ama eve iş götürüyor gibi de oluyorsunuz. Sabah kahvaltıda iş, akşam yatarken iş... Normalde ailenize gidip “Ben müzisyen olacağım” dediğinizde onlar bir sorgulamaya girer. Aileniz müzisyen olunca siz kendinizi sorgulamaya başlıyorsunuz. Öyle bir dinamik var gibi. Çok hata yapma lüksünüz olmuyor, sanırım bu açıdan başta biraz zorlandım. Ama sonra artılar ve eksiler birbirini dengeliyor.
◊ Kelimelerle aranızın iyi olduğunu biliyoruz. Nasıl söz yazıyorsunuz?
Neredeyse yazmayı öğrendiğimden beri günlük tutuyorum. Başta “Bugün uyandım. Annemlerle kahvaltı ettik” gibi. Daha 7 yaşındasın, başka ne yazabilirsin ki... Sonrasında daha bilinç akışı tarzında. Yani duygulardan ibaret sayfalar. Tam olarak ne zaman şarkı sözlerine dönüşmeye başladığınıysa tam hatırlamıyorum. Kendiliğinden oldu. Sonuçta ben de herkes gibiyim; âşık olmuş, kalp kırıklığı yaşamış, üzülmüş, mutlu olmuş, hayatla savaşmış, barışmış normal bir genç kızım. Tek farkım bunları şarkı yazarak dile getiriyor olmam.
◊ Üreten müzisyenlerin kendilerini geliştirmesi de önemli. Siz nelerden besleniyorsunuz?
Çocukluğumdan beri gözlem konusunda meraklı olduğumu fark ediyorum. Biri bir şey yaşadıysa anlatsın ve ben onu dinleyeyim. Ve onu kafamda tüm sekmeler açık şekilde dinliyorum. Bazen yorucu da oluyor ama buna alışmışım. Bir yandan da bir şey yaşadıktan sonra, sabah kalktıktan akşam yatana kadar kendime soru soran biriyim. Bu da çok yorucu bazen. Hani o kadar da insan kendini deşmemeli. Ama işte deşince de bir yandan işin üretim kısmına faydası oluyor. Yazmak hayatımın içinde sabah kalkıp diş fırçalamak gibi bir şeye dönüştü.
◊ TikTok’ta şarkıların patladığına tanık oluyoruz. Ama sanki birçoğu sahicilikten uzak...
Şu an sanırım hepimiz zaman zaman aynı tuzağa düşüyoruz; bir cümle olmalı ve onu sosyal medyada parlatabilmeliyiz... O tarafa biraz daha fazla yoğunlaşıp asıl hikâyeyi, özünde kalbimizde ne yaşadığımızı unutabiliyoruz. Bu zaman zaman kendime de hatırlatmaya çalıştığım bir şey. Sonuç olarak tabii ki işin sayıyla ilgili olan taraflarını da hepimiz düşünmek zorundayız.
◊ Hayatta neler sizi motive ediyor?
Sabah uyanıp penceremi açabiliyor olmak beni çok motive eden bir şey. Onun dışında zaman zaman değişiyor; bazen müzik, bazen arkadaşlarım. Küçük bir çevrem var. Çok kalabalık sevmem. En yakın arkadaşlarımın çok müzikle alakası yok genelde. Bazen kendimize nefes boşlukları yaratmamız gerekiyor.
◊ Başka ilgi alanlarınız var mı?
At biniyorum. Atlarla vakit geçirmeyi seviyorum. Çiftliğin o genel kokusu beni çocukluğuma götürüyor. Dedem kendi çapında bahçeyle, hayvanlarla uğraşmayı çok seven biridir.
◊ Seyahat etmeyi seviyor musunuz? Favori şehriniz var mı?
Roma’ya gittim, ilk gün “Güzelmiş ama...” dedim ama ikinci gün bir vurdu. Arkadaşımla neredeyse bütün sokaklarını beş gün içinde yürüdük. Resmen âşık oldum... Marmaris’e bir tık uzaklıkta tatlı bir kasabada doğmuşum. Annem ve babam tatile gidiyorlar oraya. Annem denizde yüzerken, ben 7 aylıkken doğumum başlıyor. O kasaba sınırları içinde bir antik kent de var. Sanırım Roma bana orayı hissettirdi. O enerjiyi aldım.
◊ Müzik dünyasında bırakmak istediğiniz etki nedir?
İz bırakabiliyor olmak çok isterim. Her ne kadar yazıyor olmak bu işin başladığım ve sevdiğim tarafı olsa da bir şarkıyı yayımladığımız zaman en önemlisi bir insanın kalbine dokunması oluyor. “Işıl ben de böyle şeyler yaşadım”, “Gece ağlarken dostum oldu”... Bu yorumlar çok kıymetli.
◊ Sonbaharda albümünüz geliyor. Yazın yeni tekli çıkacak mı?
‘Seviyorum Ulan’la ilgili insanlar şaşırıyor, “Sen mutlu şarkı mı yaptın” diyor. İnanın ben de şaşırıyorum. Gelecek iki şarkı da böyle kıpır kıpır aşk şarkıları.
◊ Bu aşk şarkılarını yazdıran biri mi var?
Çoğu aslında aynı kişiye. Biten başlayan, biten başlayan bir ilişki... Şimdi yazdığım şarkılara bakıp “Ne kadar güzel duygularmış” dediğim bir süreçteyim. Tekrardan o âşık olma duygusunu yaşadığımda tekrardan başka aşk şarkıları da yazacağım. Şu an elimdekilerle hayatıma devam ediyorum diyebilirim (gülüyor). Hayatta da her zaman âşık olabileceğimize inanıyorum bu arada. Onu da eklemek istiyorum. Aşk çok güzel bir şey.
‘Müzikal olarak kimsenin kızı gibi davranmıyor’
Işıl Ayman’ı annesi Oya Erkaya Ayman ve babası Serkan Ayman’dan dinledik.
◊ Işıl’ın anne ve babası olmanın yanında müzikal yolculuğunun da bir parçasısınız. İkisi arasında dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?
Evde kızımız, stüdyoda sanatçımız ve bu dengeyi çok iyi yönetmek gerekiyor. Tabii yıllardır bu sektörün içinde olduğumuz için bazen anne-baba refleksiyle korumak istiyoruz, bazen de profesyonel tarafta en acımasız eleştirileri yapıyoruz birbirimize. Ama galiba Işıl’ın en sevdiğimiz tarafı da bu; duygusal olarak bizim kızımız olsa da müzikal olarak kimsenin kızı gibi davranmıyor. Fikrini savunuyor, gerekirse hepimize karşı çıkıyor.
◊ Bize biraz evdeki Işıl’ı da anlatır mısınız?
Evdeki Işıl şarkılardaki kadar dramatik biri değil aslında. Daha çok ‘Seviyorum Ulan’ ya da ‘Yolu Açın’daki enerjisine yakın; neşeli, yüksek enerjili, ortamın havasını değiştiren biri. Sanırım bizi en çok şaşırtan şey şu oluyor: Günlük hayatta bu kadar pozitif olan kızımızın o derin duygusal tarafıyla bazen biz bile şarkılarında tanışıyoruz. Çünkü o tarafını çok dışarıda yaşayan biri değil. Kendi özel alanına ve yalnız kaldığı zamanlara çok değer verir. Şarkılar da zaten öyle anlarından çıkıyor belli ki.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:72
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 30 Mayıs 2026 08:16 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















