Gerçekten Göz Çiziliyor mu? “Göz Çizdirme” Korkusunun Arkasında Ne Var?
Ankara24.com, Sondakika kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
“Gözümü çizdireceğim” dediğinizde zihninizde nasıl bir görüntü oluşuyor?
Göze bir şey değmesi, gözün kesilmesi, işlem sırasında yanlışlıkla gözünüzü hareket ettirmek, gözünüzü açık tutamamak ya da lazeri doğrudan görmek…
Göz lazer tedavisini düşünen pek çok kişinin endişesi, daha muayene odasına girmeden bu sorularla başlıyor.
Göz Hastalıkları ve Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Kemal Gültekin, halk arasında yıllardır kullanılan “göz çizdirme” ifadesinin günümüzde uygulanan lazer tedavilerini tam olarak anlatmadığını belirterek, hastaların önemli bir bölümünün aslında işlemden çok, bu ifadenin yarattığı bilinmezlikten çekindiğini söylüyor.
“Hastalarımızdan ‘Hocam gerçekten gözümü çizecek misiniz?’ sorusunu hâlâ duyuyoruz. Aslında gözün üzerine kalemle çizgi çizer gibi bir işlem yapılmıyor. Lazer tedavilerinde amaç, kırma kusurunu düzeltmek için korneanın optik yapısında kontrollü bir değişiklik oluşturmaktır. Ancak yıllardır kullanılan ‘göz çizdirme’ sözü, yapılan işlemi olduğundan çok daha ürkütücü düşündürebiliyor.”
“Gözümü kırparsam ne olacak?”
Op. Dr. Kemal Gültekin’e göre hastaların en sık dile getirdiği korkulardan biri işlem sırasında gözlerini açık tutamayacaklarını düşünmeleri.
“İnsan gözüne bir şey yaklaştığında refleks olarak kırpmak ister. Bu çok doğal. Hastalar da ‘Ben kesin gözümü kapatırım, tedavi yarım kalır’ diye düşünüyor. Oysa işlem sırasında göz kapaklarının istemsiz kapanmasını engelleyen yardımcı aparatlar kullanılıyor. Hastadan beklediğimiz şey olağanüstü bir çaba göstermesi değil; verilen yönlendirmeleri takip etmesi.”
Bir başka yaygın endişe ise gözün hareket etmesi.
Hasta öksürürse, heyecanlanırsa veya gözünü istemeden oynatırsa lazerin yanlış yere uygulanacağı düşünülebiliyor.
Gültekin, kullanılan yönteme ve cihaza göre farklı güvenlik ve takip sistemlerinin bulunduğunu, bu nedenle tedavi öncesinde hastaya sürecin nasıl ilerleyeceğinin anlatılmasının korkuyu önemli ölçüde azalttığını belirtiyor.
“Her şeyi görecek miyim?” korkusu
Göz ameliyatı denildiğinde bazı hastaların en büyük endişelerinden biri de yapılan işlemi bütün ayrıntılarıyla göreceğini düşünmek.
Op. Dr. Gültekin, “Hasta işlem sırasında ışıklar, renkler veya görüntüde değişiklikler fark edebilir. Ancak kişinin zihninde canlandırdığı şekilde kendi gözüne yapılan işlemi dışarıdan izliyormuş gibi görmesi söz konusu değildir. Bunu önceden anlatmak bile hastayı ciddi biçimde rahatlatabiliyor” diyor.
“Canım yanacak mı?” sorusunun tek bir cevabı yok
Belki de en çok merak edilen soru ağrı.
Lazer işlemleri sırasında göz yüzeyi damla anestezisiyle uyuşturuluyor. Bununla birlikte kullanılan yönteme göre işlem sırasında basınç, temas veya farklı duyumlar hissedilebiliyor.
Ameliyat sonrasındaki süreç ise uygulanan lazer yöntemine göre değişebiliyor.
Op. Dr. Gültekin bu konuda özellikle gerçekçi olunması gerektiğini vurguluyor:
“Hastaya ‘Hiçbir şey hissetmeyeceksiniz, sonrasında da kesinlikle ağrı olmayacak’ demeyi doğru bulmuyorum. Yöntemler birbirinden farklı. Özellikle bazı yüzey lazerlerinden sonra ilk günlerde batma, yanma, sulanma, ışık hassasiyeti veya ağrı görülebilir. Başka yöntemlerde iyileşme deneyimi farklı olabilir. Hastanın ne yaşayabileceğini önceden bilmesi, korkuyu azaltmanın en doğru yollarından biridir.”
Asıl korkulması gereken lazer değil, uygunluk değerlendirmesini atlamak
Lazer tedavisinde herkes için geçerli tek bir yöntemin bulunmadığını belirten Gültekin, hastaların internetten bir yöntem seçerek muayeneye gelmesinin de son yıllarda sık karşılaştıkları bir durum olduğunu söylüyor.
No Touch Laser, SMILE Pro, SILK ve diğer refraktif cerrahi yaklaşımların uygulama biçimleri birbirinden farklı olabiliyor. Hangi yöntemin değerlendirileceği ise yalnızca kişinin isteğine göre belirlenmiyor.
Göz numarası, korneanın kalınlığı ve haritası, göz yüzeyinin durumu, yaş ve genel göz sağlığı gibi birçok faktörün incelenmesi gerekiyor.
“Bazen hastamız ‘Ben şu lazeri olmak istiyorum’ diye geliyor. Muayene sonrasında başka bir yöntemin daha uygun olduğunu veya lazer tedavisinin o kişi için uygun olmadığını söyleyebiliyoruz. Bence lazer tedavisinde güven veren nokta da tam olarak burası: Her göze lazer yapmak değil, hangi göze hangi işlemin uygun olduğunu belirlemek.”
Belki de artık soruyu değiştirmeliyiz
Op. Dr. Kemal Gültekin’e göre yıllardır kullandığımız “göz çizdirme” sözü, teknolojinin bugün geldiği noktayı anlatmakta yetersiz kalıyor.
Hastaların internette “Göz çizdirmek acıtır mı?”, “Göz çizdirmek tehlikeli mi?” veya “Gözümü çizdirsem ne olur?” diye arama yapması da bu eski ifadenin yaşamaya devam ettiğini gösteriyor.
Gültekin sözlerini şu şekilde tamamlıyor:
“Bence hastanın ilk sorusu ‘Gözümü gerçekten çizecek misiniz?’ olmak zorunda değil. Önce gözünün lazer tedavisine uygun olup olmadığını öğrenmeli. Sonra da ‘Benim gözüm için hangi yöntem değerlendirilebilir?’ diye sormalı. Çünkü bugün konuşmamız gereken şey göz çizdirmek değil; doğru hastaya, göz yapısına uygun lazer yöntemini belirlemek.”
Kısacası, adı yıllardır “göz çizdirme” olarak kaldı. Ama hastanın kafasındaki o “çizilme” görüntüsüyle günümüzde uygulanan göz lazer tedavileri aynı şey değil.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:27
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 09 Eylül 2026 17:36 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















