Ankara24.com
close
up
Geliyorum diyen tehlike: İki Türkiye! Yusuf Kaplan

Geliyorum diyen tehlike: İki Türkiye! Yusuf Kaplan

Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.

Bu ülke bizim elimizden alındı iki asır önce. Bu ülke Tanzimat’tan bu yana ülkenin “kılcal damarlarına” kadar nüfûz eden kahir ekseriyetini Sabetay kökenli çetelerin oluşturduğu masonik-baronik şebeleler tarafından içeriden ele geçirildi. Burası Necip Fazıl’ın yerinde ifadesiyle devlerin cüce, cücelerin dev yapıldığı sahipsiz bir ülke. İngilizlerin burada oynadıkları tarihî role dikkat çekmek isterim: Tanzimat’ı ilan eden II. Mahmud’un paşası Mustafa Reşit Paşa, bu süreçte ülkenin kaderinin şekillenmesinde,

Bu ülke bizim elimizden alındı iki asır önce. Bu ülke Tanzimat’tan bu yana ülkenin “kılcal damarlarına” kadar nüfûz eden kahir ekseriyetini Sabetay kökenli çetelerin oluşturduğu masonik-baronik şebeleler tarafından içeriden ele geçirildi.

Burası Necip Fazıl’ın yerinde ifadesiyle devlerin cüce, cücelerin dev yapıldığı sahipsiz bir ülke. İngilizlerin burada oynadıkları tarihî role dikkat çekmek isterim: Tanzimat’ı ilan eden II. Mahmud’un paşası Mustafa Reşit Paşa, bu süreçte ülkenin kaderinin şekillenmesinde, devletin İngilizlerin güdümüne girmesinde kilit rol üstlendi: Tam iki asır önce Gülhane Parkı’nda adına Tanzimat Fermanı denen Gülhane Hattı Hümayunu’nu okudu yağmurlu bir sonbahar mevsimi gününde.

YALAN SÖYLEYEN TARİH: RESMÎ TARİH ANLATISI

Mustafa Reşit Paşa, resmî tarih kitaplarımızda, “büyük” Reşit Paşa olarak yüceltilerek anılır. Ülkeyi İngilizlere peşkeş çekmiş biridir oysa bu adam. Mason locasına üyedir!

İnsan sormadan edemiyor: Arkadaş, sen en zor zamanında Osmanlı’nın tarihten çekilmesini sağlayan çakıl taşlarını birer birer döşeyen, devleti İngilizlere içeriden teslim eden beyni sulanmış, İngilizlerin kölesi bir adamsın. Bu ülkenin İslâmî yörüngeden çıkmasının yollarını açan, her bakımdan Batılıların güdümüne girmesini sağlayan temelleri döşeyen Âli Paşa gibi, Fuat Paşa gibi, daha sonrasında Mithat Paşa gibi zihnî felçleşme yaşayan devletin adım adım tarihten çekilmesine sebep olan, ülkenin tarihî yürüyüşünü bitiren, Batılıların uydusu hâline getiren Türkiye’nin Batılı emperyalistlerin saldırılarından kurtuluşunun yolunun Batılı kurumları benimsemekten ve Batılı bir yörüngeye girmekten geçtiğini düşünen epistemik bir kölesin.

Resmî tarih anlatısı, Tanzimat’ı gerçek yüzüyle ve boyutlarıyla aktarmıyor henüz: Tanzimat’la başlayan ülkenin Batılı yörüngeye girdirilmesi çabasının bu ülkeye ödettiği tazminatı, bedeli henüz görebilecek bir entelektüel derinliğe sahip ve daha önemlisi de bu ülkenin ruh köklerine bağlı bir anlatı değil. Aksine, bu ülkenin ruh kökleriyle kavgalı bir anlatı.

BATICILAR VE TÜRKİYE’NİN MÜSLÜMAN YÖRÜNGESİNİN YOK EDİLMESİ 

Sonuçta, iki asırdır şu ya da bu şekilde ülke Batıcıların eline geçti. 

Kim bu Batıcılar?

Ülke nasıl Batıcıların eline geçti? 

Ve ortaya çıkan sonuç ne?

Batıcılar, içimizdeki İrlandalılardır; İngilizlerin eseri ve esiri, zihnî felçleşme yaşayan, bu ülkenin İslâmî yörüngeden çıkmasının ve Batılı yörüngeye girmesinin -en tarafsız anlatımla- Türkiye’yi sâhil-i selâmete çıkaracağını düşünen, İslâm’ı da, Batı’yı da derinlemesine kavramaktan uzak, sığ, ezberci, pozitivist, bu ülkenin ruh kökleriyle kavgalı bir kadrodur.

Türkiye’nin Tanzimat’la girdiği modernleşme yolculuğu, İslâm’dan uzaklaşmasıyla sonuçlanacaktı. Başlangıçta, “devletin dini din-i İslâm’dır” cümlesinin anayasasının dibacesine yerleştirildiği Cumhuriyet dönemi, zamanla Türkiye’nin medeniyet değiştirme sürecine girdiği bir Endülüsleşme (yok oluş) sürecine dönüştürüldü: Türkiye monteleme yoluyla tepeden Batı uygarlığının bütün kavramlarını ve kurumlarını benimsemeye, bu toplumun varlık nedenini oluşturan, bu toprakları bize vatan yapan İslâm’ı ve İslâmî değerleri hayatın her alanından tasfiye edecek, ülkenin ve toplumun, geleceği açısından belirsiz bir sürece sürüklenmesini sağlayan tehlikeli bir yola girdirildi.

Adına Batılılaşma, laikleşme, çağdaşlaşma veya modernleşme de denen bu süreçte Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerini vareden İslâmî hegemonya, otorite ve meşrûiyet kaynakları yerini laik hegemonya, otorite ve meşrûiyet kaynaklarına terketti.

“Muslim Society” başlıklı ilk önemli, çaplı Müslüman toplumlar antropolojisi kitabının yazarı cins adam Ernest Gellner, Türkiye’deki laikliğin dinin yerini aldığını söyler.

Laiklik, bu toplumun “gizli dini” gibi bütün kurumlarını ve hattı harekatını belirleyen dindışı bir dine dönüştürüldü.

Bu ülkede bir istiklal savaşı verildi. Ülkeyi her yönden işgal eden emperyalistlere karşı bu toplum İslâmî inanç ve değerleriyle kıyasıya savaştı ve emperyalistlere bu ülkeyi teslim etmedi.

GELİYORUM DİYEN TEHLİKE: İKİ TÜRKİYE

İstiklal Savaşı, bu ülkenin istikbal savaşıydı aynı zamanda. Bu ülke, istiklal savaşından sonra tepeden yön / medeniyet değiştirmeye, istikametini yitirmeye zorlandı; bu kez ülkenin istikbali tehlikeye düştü: Çünkü içine sürüklendiği sekülerleşme / Batılılaşma süreciyle birlikte Türkiye, (Şerif Mardin’in yarım asırdan fazla bir süre öncesinden yaptığı teorik tespiti doğrularcasına) tam ortadan ikiye bölündü ve ülkede gelinen noktada iki paralel toplumu andıran iki Türkiye icat edildi.

Birinci Türkiye, laik devlet üzerinden icat edilen sekülerleşmiş, İslâm’la ilişkileri kopma noktasına gelmiş bir sosyal tabakadan oluşan bir Türkiye.

İkinci Türkiye, İslâmî değerlerini ve ruh köklerini korumaya özen gösteren ama siyaseten iktidar olsa bile laik kurumlara dokunamadığı için fiilen muktedir olamayan ve siyasî iktidar süreci boyunca sekülerleşen, konformistleşen, İslâmî değerleri aşınan İslâmî / muhafazakâr Türkiye.

İki Türkiye, sosyo-kültürel olarak her geçen gün biraz daha birbirinden kopuyor. Bir ülkenin geleceği açısından çok tehlikeli bir gelişme bu.

Eğer toplum İslâmî köklerini, değerlerini ve özünü yitirirse, özgürlüğünü de yitirmeye başlar ve zamanla emperyalistlere kolayca peşkeş çekilir, paramparça edilir. İslâmî tarihini ve kimliğini, özünü ve yörüngesini kaybederse, Türkiye tarihten silinir. Bu ülkenin dindar-laik elitleri Türkiye’nin böyle bir Endülüsleşme (tarihten silinme) tehlikesi arzeden tohumları barındırdığını göremiyorsa, neyi görüyordur acaba, diye sormadan edemiyor insan.

Laiklik, darbelerin meşrûlaştırılma nedeni ve gerekçesi oldu. 

Bu ülkede laikliğin köksalmasını sağlamak için İslâm sürekli aşağılandı ve hayatın her alanından sürüldü. O yüzden laiklik adına 163. madde kaldırılana kadar laikliğe laf eden herkes mahkemelerde süründürüldü.

Özal, bu maddeyi kaldırdı ama laiklik demoklesin kılıcı gibi kullanılıyor bu milletin çocuklarını “hizaya getirmek” için hâlâ!

İSLÂM’I TERK EDERSEK, SAVAŞACAK ADAM BULAMAYIZ!

Bu toplumun yüzyılların çilesi ve mücadelesi ile oluşan İslâmî kimliğinin bastırılması, hatta yok edilmeye çalışılması ve toplumun ortadan ikiye bölünmesi, ülkenin parçalanmanın eşiğine sürüklenmesi demektir.

Bundan sonraki süreçte üzerinde odaklanacağımız tek mesele var: Bu, bu toplumun bizim ortak medeniyet kimliğimiz, tarihimiz ve değerlerimiz üzerinden köklü, kalıcı bir şekilde bütünleştirilmesidir.

Eğer bunu başaramazsak, bu ülkenin İslâmî kimliğini pekiştirmek, güçlendirmek yerine, “laiklik Kamalizm” diye diye zayıflatmaya ve yok etmeye kalkışacak adımlar atarsak, yarın, bu ülkeye bir saldırı olduğunda, bu ülkede bugüne kadar olduğu gibi şehadete düğüne bayrama koşar gibi koşacak adam bulamayız Allah muhafaza!

Vesselâm.

En son güncellemeleri ve haberleri takip etmek için Ankara24.com'ı izlemeye devam edin, biz durumu takip ediyor ve en güncel bilgileri sunuyoruz.
seeGörüntülenme:108
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 13 Nisan 2026 04:04 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Bu yıl herkes bizi izleyecek Sözcü Gazetesi

29 Ağustos 2026 00:13see156

IMF Başkanı Georgieva: Sabitcoinler küresel finans için yeni riskler getirebilir

29 Ağustos 2026 00:31see155

Şarampole yuvarlanan kamyonetin sürücüsü yaşamını yitirdi Adıyaman Haberleri Habertürk Yerel Haberler

29 Ağustos 2026 01:07see155

Bakan Güler, üst rütbeye terfi eden personel için düzenlenen törene katıldı

28 Ağustos 2026 19:55see152

Cem Yılmaz Anjiyo Oldu

30 Ağustos 2026 00:55see150

Crystal Palace: 1 Manchester City: 4 MAÇ SONUCU

29 Ağustos 2026 00:25see149

Viyana da Mısır Kraliçesi nin Elmas Kolyesi Çalındı

29 Ağustos 2026 01:52see148

Adana da huzur ve güven uygulamasında 3,6 milyon TL ceza kesildi Adana Haberleri Habertürk Yerel Haberler

29 Ağustos 2026 01:07see148

Hidayet Türkoğlu: Hedefimiz Dünya Kupası’na katılmak!

29 Ağustos 2026 00:11see148

Manchester City, Crystal Palace’ı farklı geçti!

29 Ağustos 2026 00:39see147

Ev kadınlarına emeklilik imkanı: 2026 Ev hanımlarına devlet prim desteği ne zaman başlayacak, şartlar neler?

29 Ağustos 2026 02:18see146

Erzincan Sivas kara yolunda heyelan engeli

30 Ağustos 2026 01:01see145

Ankara da tartıştığı kadını öldürüp, kendi yaşamına son verdi

30 Ağustos 2026 01:57see145

Tapu satışı sonrası düşürülen parayı bulup aldı; o anlar kamerada İzmir Haberleri Habertürk Yerel Haberler

28 Ağustos 2026 20:58see145

İletişim Başkanı Duran dan İsrail in Cumhurbaşkanı Erdoğan a yönelik açıklamasına tepki

30 Ağustos 2026 01:04see145

Oğuz Çetin den FANATİK e özel açıklama: Transfer dönemi bitene kadar her türlü gelişmeye açık olun! Son Dakika Spor Haberleri

28 Ağustos 2026 17:00see145

Serkan Özbalta: Bu ligde alınan 1 puan çok çok kıymetli!

29 Ağustos 2026 03:34see144

Cumhurbaşkanı Erdoğan dan önemli mesajlar: Tarihi bir dönemi yaşıyoruz!

28 Ağustos 2026 19:41see144

T.C. BODRUM 1.(SULH HUKUK MAH.) SATIŞ MEMURLUĞU

29 Ağustos 2026 00:11see143

Selçuk Şahin: Acayip bir mutluluk oldu!

30 Ağustos 2026 01:03see142
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları