Gayrettepe’nin merdivenlerinde başlayan hikâye 19 yıl sonra bitti! Son dakika haberleri
Ankara24.com, Haberturk kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.
Yıl 2006. Aralık ayının ortasında İstanbul, güne buz gibi bir sabahla uyandı. Yeni yıla sayılı günler kalmış, şehirde kar beklentisi konuşulmaya başlanmıştı. Gayrettepe’deki İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü’nün o meşhur merdivenlerinde sabahın erken saatlerinde hızlı adımlarla yukarı çıkan genç bir adam vardı.
Üzerindeki mont soğuğu kesmiyordu ama yüzünde tek bir titreme yoktu. Onu ayakta tutan şey atletik yapısı değildi. İçindeki heyecandı. Çünkü attığı her adım, Türk Emniyet Teşkilatı’nın kalbi sayılan, namı diğer İkinci Şubeye biraz daha yaklaştırıyordu. O sabah bu binaya ilk kez görevli olarak giriyordu. Tayin kâğıdında yazan isim hâlâ zihnindeydi: İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü. Merdivenlerin son basamağında durdu, derin bir nefes aldı. Genç komiser Hakan Öztürk, artık İstanbul’un en ağır dosyalarının açıldığı yerdeydi. Ve henüz bilmiyordu ama bu kapıdan girdikten sonra tanık olacağı olaylar, onu birçok başarılı operasyona imza atacak isimlerden birine dönüştürecekti.
ACİL OLARAK ÇIKAN CİNAYET DEDEKTİFLERİYLE KARŞILAŞTI Merdivenlerden çıkarak şubenin giriş kapısına yönelen genç komiser, içeri girmek üzereyken kapıdan hızla çıkan üç cinayet dedektifiyle karşılaştı. Dedektifler koşar adımlarla şubeden ayrılırken, ekip şefi cep telefonunda, “Komiserim, biz hemen olay yerine geçiyoruz” diye konuşuyordu. Gelen ihbara göre Sarıyer Maslak’ta bir iş yerinde iki ceset bulunmuştu. Dedektiflerin telaşlı koşuşturmasına tanık olan Hakan Öztürk, hiçbir şey söylemeden şubeye girdi. Daha ilk dakikada, bu binada sıradan günlerin yaşanmadığını anlamıştı. Kısa bir süre sonra Asayiş Şube Müdürü Mustafa Kızılgüneş ile görüşen genç komiser, Hırsızlık Büro Amirliği’nde göreve başladı. Kızılgüneş, birçok önemli çetenin çökertilmesini bizzat yöneten, emniyet teşkilatı içinde saygı gören deneyimli bir isimdi.
KAN DONDURAN CİNAYET
Genç komiser, şubenin ikinci katında bulunan Hırsızlık Büro Amirliği’nde yeni görevine başlarken, olay yerine ulaşan cinayet dedektifleri kan donduran bir manzarayla karşılaştı. İş yerinden dumanlar yükseldiği yönünde yapılan ihbar üzerine bölgeye itfaiye ekipleri sevk edilmişti.
Yangın söndürüldükten sonra iş yerinde bir erkek ve bir kadın cesedi bulundu. Tüyler ürperten manzarada her iki maktul de domuz bağıyla bağlanmış haldeydi. Erkek maktulün ağzına kanlı bir bez sokulduğu ve bantlandığı görüldü. Kısa sürede yapılan kimlik tespitinde öldürülenlerin, iş yeri sahibi Yunis Doğan (40) ile sekreteri Hacer Enginay (23) olduğu belirlendi.
KADINA 57 BIÇAK DARBESİOlay Yeri İnceleme ekipleri, iş yerinde delil toplama çalışmalarını sürdürürken, Cinayet Büro dedektifleri de öldürülen iki maktulün geçmişlerini, ilişkilerini ve olası bağlantılarını mercek altına almaya başladı. İki kişinin öldürülme şekli son derece korkunçtu. Yapılan ilk incelemelerde, genç kadının vücudunda toplam 57 bıçak darbesi bulunduğu belirlendi. Kadının göğsünden aşağısına tiner döküldüğü ve yakıldığı tespit edildi. İş yeri sahibi Yunis Doğan’ın ise boğularak öldürüldüğü, vücudunun çeşitli bölgelerinde darp izleri bulunduğu saptandı.
NAMUS CİNAYETİ Mİ?
O dönem olay, basında “Sevgililere vahşi infaz” başlıklarıyla yer aldı. İddialara göre öldürülen iki maktul sevgiliydi. Cinayet Büro dedektiflerinin yaptığı araştırmada, genç kadının bir yıl önce boşandığı, yaşadığı Zonguldak’tan ayrılarak İstanbul’a geldiği bilgilerine ulaşıldı. Dedektifler, genç kadının çalıştığı iş yerinin sahibiyle duygusal bir ilişki yaşaması nedeniyle bir namus cinayetine kurban gitmiş olabileceği ihtimali üzerinde durdu. Özellikle genç kadının vücudunda tespit edilen 57 bıçak darbesi, olayın bir öfke ve intikam hesaplaşması sonucu işlenmiş olabileceğini düşündürüyordu.
KARDEŞLERİ MERCEK ALTINA ALINDICinayetin, maktulleri tanıyan bir kişi ya da kişiler tarafından işlenmiş olabileceğini değerlendiren dedektifler, ilk inceleme rotasını genç kadının ailesine çevirdi. Bu kapsamda genç kadının iki kardeşi de sorgudan geçirildi. Kardeşlerden biri ifadesinde, ablasının boşandıktan sonra babasının sözünü dinlemediğini, babaannesinin üç aylık maaşını alarak Zonguldak’tan ayrılıp İstanbul’a kaçtığını anlattı. Ablalarına kızgın olduklarını dile getiren kardeşler, ancak cinayetle hiçbir ilgilerinin bulunmadığını söyledi. 2006 yılında yürütülen tüm bu çalışmalar, cinayetin aydınlatılmasına yetmedi. Dosya, faili meçhul olarak raflara kaldırıldı ve zamanla çözülmeyi bekleyen onlarca dosya arasında rutin sırasına alındı.
18 YIL SONRA
Yıl 2024. Takvim yaprakları yine aralık ayının ortalarını gösteriyordu. İstanbul bu kez kışın eşiğinde, sonbaharın ağır havasını yaşıyordu. Öğle saatlerinde Gayrettepe’deki İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü’nde alışılmadık bir hareketlilik vardı. Giriş kapısında dizilen protokol, Asayiş Şube Müdürü olarak atanan yeni emniyet müdürünü bekliyordu. Kısa bir süre sonra makam aracı, binanın önündeki o meşhur merdivenlerin başında durdu. Arka kapı açıldı. Takım elbiseli, atletik yapılı bir isim araçtan indi. Merdivenlerden yukarı doğru ilerlerken, görev süresi boyunca birçok kritik operasyona imza atan Emniyet Müdürü Şinasi Yüzbaşıoğlu ve birim amirleri tarafından karşılandı. O anlar, gelen emniyet müdürü için sıradan değildi. Merdivenleri çıkarken yüzünde beliren ifade, geçmişle bugünün iç içe geçtiğini gösteriyordu. Çünkü o merdivenler, ona yabancı değildi.
Asayiş Şube Müdürlüğü’ne adım atan isim, bundan 18 yıl önce aynı binaya genç bir komiser olarak giren Hakan Öztürk’tü. Onu duygulandıran, sadece yeni görevi değil; meslek hayatına ilk adımı attığı yere, yıllar sonra emniyet müdürü olarak dönmüş olmasıydı.
SELAMİ YILDIZ MÜDÜRÜN “FAİLİ MEÇHUL” TALİMATLARI
Bu atamadan yalnızca bir hafta önce, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü görevine Emniyet Müdürü Selami Yıldız getirilmişti. Göreve gelir gelmez kent genelinde güvenlik politikalarını masaya yatıran Yıldız, özellikle yeni nesil suç örgütleri, uyuşturucu ticareti ve organize suç yapılanmaları konusunda birimlerine net ve sert talimatlar verdi. Ancak Yıldız’ın üzerinde özellikle durduğu bir başka başlık daha vardı: yıllardır çözülemeyen faili meçhul dosyalar. İstanbul’un karanlıkta kalmış cinayetlerinin aydınlatılması için birimleriyle art arda toplantılar yapan Yıldız, bu dosyaların yeniden ele alınmasını, teknik imkânlar ve güncel kriminal yöntemlerle titizlikle incelenmesini istedi. Bu talimatlar, yıllardır raflarda bekleyen bazı dosyalar için yeniden umut ışığı anlamına geliyordu.
Bu toplantıların yapıldığı kritik birimlerden biri de Asayiş Şube Müdürlüğü’ydü. İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız’ın verdiği talimatların ardından, şubenin yeni müdürü Hakan Öztürk de özellikle çözülememiş cinayet dosyalarının yeniden ve titizlikle incelenmesi için Cinayet Büro Amirliği’ne net talimat verdi. Hakan Öztürk, bu süreci yalnızca masa başından değil, bizzat sahada ve dosya başında takip etmeye başladı. Yapılan değerlendirmelerde, son 20 yıl içerisinde en fazla cinayetin işlendiği ve aynı zamanda en çok faili meçhul dosyanın biriktiği yılın 2006 olduğu belirlendi. Bu dosyalar arasında, 18 yıl önce Sarıyer’de işlenen ve iki kişinin hayatını kaybettiği çifte cinayet de yer alıyordu.
ÇOK ÖNEMLİ İZ BULUNDU
Cinayet Büro Amirliği’nde göreve başlayan yeni emniyet amiri, geçmişte çözülememiş tüm faili meçhul dosyaları kurulan özel ekiplerle tek tek yeniden inceletmeye başladı. Sarıyer’de işlenen ve yıllardır karanlıkta kalan bu kan donduran çifte cinayet dosyası da, olay yerinde toplanan bulgular üzerinden gelişen kriminal teknolojiyle yeniden ele alındı. Yapılan detaylı incelemelerde, öldürülen iş yeri sahibi Yunis Doğan’ın ağzında bulunan bant üzerinde bir parmak izine rastlandı. Bu iz, dosyada yıllar sonra ortaya çıkan en kritik delil olarak kayda geçti.
BİR İSME ULAŞILDITitizlikle yürütülen çalışmalar sonucunda, bant üzerindeki parmak izinin Rüstem Ş. adlı kişiye ait olduğu belirlendi. Artık polisin elinde somut bir isim vardı. Ancak bu tek başına yeterli değildi. Asıl sorular şunlardı: Bu kişinin öldürülen iki maktulle bir bağlantısı var mıydı? Ve daha da önemlisi, cinayetin işlendiği gün olay yerinde miydi? Bu soruların yanıtı için Rüstem Ş. detaylı incelemeye alındı. Yapılan araştırmalarda, olay dönemine ait cep telefonu numarasına ulaşıldı. Teknik incelemeler derinleştirildi ve sinyal kayıtları mercek altına alındı. Bu kayıtlar, soruşturmanın seyrini tamamen değiştirecek yeni bağlantıların kapısını aralayacaktı.
ZİNCİRLEME BAĞLANTILARA ULAŞILDI
Rüstem Ş. üzerinden ilerleyen Cinayet Büro dedektifleri, yaptıkları teknik ve saha çalışmalarıyla şüphelinin Cavit G. (41) ve Mohsen F. isimli kişilerle bağlantısını tespit etti. Bu isimler arasında özellikle Mohsen F., soruşturmanın seyrinde dikkat çeken bir noktaya oturdu. Yapılan incelemelerde, Mohsen F.’nin cinayete kurban giden Yunis Doğan ile bir dönem birlikte çalıştığı ortaya çıktı. Bu bağlantı, dosyada yıllardır cevabı aranan birçok soruyu yeniden gündeme getirdi.
AYNI YERDEYDİLERSoruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte yapılan teknik analizlerde, Rüstem Ş., Cavit G. ve Mohsen F.’nin cinayetin işlendiği gün ve saatlerde olay bölgesinde bulundukları tespit edildi. Elde edilen cep telefonu sinyal kayıtlarının, cinayetin işlendiği zaman dilimiyle örtüştüğü belirlendi. Bu kritik bulguların ardından Cinayet Büro dedektifleri düğmeye bastı. Yıllardır karanlıkta kalan dosya için operasyon kararı alındı.
KAN DONDURAN İTİRAFGözaltına alınan şüphelilerden Rüstem Ş., çifte cinayetin karanlıkta kalan tüm ayrıntılarını itiraf etti. Verdiği ifadeler, dosyada kırılma noktası oldu. Rüstem Ş., cinayetin Mohsen F. ve Cavit G. tarafından işlendiğini öne sürerek ifadesinde şunları anlattı: “Hacer’i tanımam, Yunis’i de tanımam. Cavit arkadaşımdır, bir dönem birlikte iş yaptık. Eşinin aşırı kıskançlığı yüzünden ortaklığı bitirdik. İstanbul’a iş için gelmiştim. Mohsen bana, ‘Reklam işi yapan bir yer var, oraya git’ dedi. Adres tarif etti, ben de iş yerine gittim. Ofiste bir erkek vardı. ‘Beni Mohsen gönderdi’ deyince tepki gösterdi.” Bir süre sonra iş yerine Mohsen F. ile Cavit G.’nin geldiğini söyleyen Rüstem Ş., ifadesini şöyle sürdürdü: “Kadın, Mohsen’i görünce ‘Ne işin var?’ diye bağırdı. Mohsen’le tartışmaya başladılar. Bu sırada Cavit silah çıkardı. Mohsen kadını tutarak alt kata indirdi.”
“KADINI BIÇAKLIYORDU”
Rüstem Ş., alt kata indiğinde karşılaştığı manzarayı ise şu sözlerle anlattı: “Alt kata indiğimde Mohsen kadını bıçaklıyordu. ‘Bunlar daha iyi günlerin’ dedi.” Şüpheli, olay sırasında silahla tehdit edildiğini iddia ederek şöyle devam etti: “Cavit bana silah doğrulttu. Kaçmaya çalıştım ama izin vermedi. ‘Bantla’ dedi. Tehdit altında domuz bağı yapmak için bantlamaya yardım ettim.”
İfadesinin devamında olay sonrası yaşananları da şu sözlerle aktardı: “‘Mahalleye git, internet kafede bekle, ortadan kaybolma’ dediler. Yaklaşık iki buçuk saat sonra geri geldiler. Televizyonda çıkan haberleri görünce, gittiğimiz yerin o iş yeri olduğunu anladım. ‘Kimseye bir şey dersen seni öldürürüz’ diyerek beni tehdit ettiler.” Rüstem Ş., ifadesinin sonunda Mohsen F.’nin kendisine, “Kadınla gönül ilişkisi vardı, panik oldum” dediğini de aktardı.
KAPANAN DOSYANIN İMZASINI HAKAN MÜDÜR ATTITüm bu gelişmelere, yaklaşık bir yıl süren titiz ve sessiz bir çalışmanın ardından ulaşıldı. 2006 yılında Sarıyer’de işlenen ve yıllarca faili meçhul kalan bu çifte cinayet, 19 yıl sonra, 2025 yılı içerisinde çözüldü. Hazırlanan tüm fezlekeler, gözaltına alınan şüphelilerin adliyeye sevkine ilişkin evraklar ve dosyanın son hali, Asayiş Şube Müdürü Hakan Öztürk’ün önüne geldi. Bu imza, sıradan bir bürokratik işlem değildi.
Hakan Öztürk, 19 yıl önce genç bir komiser olarak ilk kez adım attığı, o gün çözülemeyen cinayet dosyalarının açıldığı Gayrettepe’deki şubede, bu kez emniyet müdürü sıfatıyla dosyayı kapatan isim oldu. Bir zamanlar merdivenlerinden heyecanla çıktığı binada, yıllar sonra adaletin tamamlandığı imzayı atan ekibin başındaki yetkiliydi. Kurulan özel ekipler, yalnızca bu dosyayı değil, yıllardır rafta bekleyen birçok karanlık cinayet dosyasını da birer birer aydınlattı. Sırada diğer faili meçhul dosyalar üzerinde çalışmalar halen sürdürülüyor.
CİNAYET BÜRO TARİHE DAMGA VURDUİstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün en kritik birimlerinden biri olan Cinayet Büro Amirliği, son yıllarda dünyada benzeri az görülen bir başarı grafiğine imza attı. 2021 yılından bu yana İstanbul’da tek bir faili meçhul cinayet dosyası bırakmayan Cinayet Büro Amirliği, bu başarıyla Türk emniyet tarihine geçti. Onlarca yıl sonra çözülen dosyalar, yalnızca katilleri değil, zamanın üzerini örtemediği suçları da ortaya çıkardı. Bu dosya ise, hem adaletin geç de olsa yerini bulduğunu, hem de Gayrettepe’nin o meşhur merdivenlerinden çıkan bir komiserin, yıllar sonra aynı yerde tarihe geçen bir imza attığını kayda geçirdi.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:84
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 18 Ocak 2026 09:49 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















