FUNDA KARAYEL Salah coşkusu Trabzon’u sardı
Ankara24.com, Sabah kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Trabzonspor taraftarı günlerdir bekledikleri mutlu haberi aldı. Dünyaca ünlü Mısırlı futbol yıldızı Muhammed Salah, Trabzonspor ile anlaşma sağladı ve görkemli bir törenle karşılandı. 41 bin kişilik stat dolup taştı. Meşaleler yakıldı, tezahüratlar yapıldı. Halk sokaklara döküldü, kutlamalar yapıldı. Caddeler renkli görüntülerle doldu taştı. Gördüğü manzara karşısında çok mutlu olan Salah, taraftarın coşkusuna ortak oldu.
Mısır Kralı olarak adlandırılan Salah, hem kulübün hem de taraftarın yüzünü güldürdü.
Binlerce kişiyi karşısında gören ünlü futbolcu çok şaşırdı. "Bu inanılmaz ortamda bulunduğum için çok mutluyum. Daha önce böyle bir karşılama görmemiştim" diyerek mutluluğunu dile getirdi.
MISIR'IN KÜLTÜREL SEMBOLÜ
Muhammed Salah'ı karşılayan taraftarlar gerçekten unutulmaz anlara imza attı. Binlerce futbolsever sokaklara döküldü. Bordo mavili taraftarlar mutluluklarını şarkılar eşliğinde dile getirdi. Taraftarlar arasında Muhammed Salah için ilginç karşılamalar hazırlayanlar da vardı. Salah denince dünyanın aklına ilk gelen şeylerden biri Mısır. Mısır denince de binlerce yıllık tarihiyle piramitler ve firavunlar... Bu, dünyanın hemen her yerinde kullanılan kültürel bir sembol. Nasıl Brezilyalı bir futbolcu samba ile, İskoç biri gayda ile ya da Meksikalı biri sombrero ile özdeşleştiriliyorsa, Mısırlı bir futbolcunun firavun figürüyle karşılanması da uzun yıllardır kullanılan bir görsel anlatım biçimi. Salah yıllardır Avrupa'da Mısır Kralı lakabıyla anıldığı için tribünlerde firavun temalı pankartlar açıldı, sosyal medyada sayısız görsel üretildi, taraftarlar Mısır tarihine göndermeler yapan koreografiler hazırladı.
İSTANBUL'UN YERALTI MEKANLARI
İstanbul'un tarihi hiçbir zaman sadece gördüğümüz yapılardan ibaret olmadı. Her imparatorluk bir öncekini silmek yerine, onun üzerine inşa etti. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 2023 yılında Ayasofya Camii'nde başlattığı restorasyon, aynı zamanda arkeolojik anlamda da yeni kapılar açıyor. Ortaya çıkarılan bulgular arasında, Bizans öncesi döneme uzanan kadim bir Roma caddesinin altyapısına ait izlerin bulunması ve İstanbul'un yer altındaki gizli hafızasını yeniden gündeme taşıdı. Ayasofya'da sürdürülen restorasyonun bilim kurulları gözetiminde kapsamlı bir çalışma olduğu da biliniyor. Haberi okuduktan sonra aklıma tek soru geldi: Konstantinopolis'in sokaklarında insanlar nasıl yürüyordu? O dönemde yapılan her cadde, su kanalı, kanalizasyon sistemi ve meydan, belirli bir mühendislik planının parçasıydı. Bugün modern şehircilik diye anlattığımız pek çok kavramın temelleri aslında Roma döneminde atılmıştı. Taş döşeli yolların altında yağmur suyunu tahliye eden kanallar bulunur, altyapı sistemleri günlük yaşamı kolaylaştıracak şekilde tasarlanırdı. İmparator Büyük Konstantin tarafından 'Yeni Roma' olarak tasarlanan Konstantinopolis, imparatorluğun siyasi ve ekonomik merkeziydi. Bugün Sultanahmet Meydanı'nın bulunduğu bölge ise o dönemin en hareketli kamusal alanlarından biriydi.
Dünyanın birçok kentinde antik şehirler açık hava müzeleri olarak korunuyor. İstanbul ise farklı bir karaktere sahip, çünkü burada tarih üst üste yaşıyor. Bir Bizans yapısının üzerinde Osmanlı eseri, onun yanında Cumhuriyet dönemi binası yükselebiliyor. Metro kazılarında liman çıkıyor, otel inşaatında kilise bulunuyor. Arkeologların yıllardır söylediği bir gerçek var: Bugünkü İstanbul'un altında hala keşfedilmeyi bekleyen sayısız yapı bulunuyor. Sarnıçlar, tüneller, liman kalıntıları, sur sistemleri, yollar ve henüz gün ışığına çıkmamış nice eser... Bahse konu yer altı yapılarının büyük bir kısmı da şehrin su ihtiyacını karşılamak ve kot farklarının oluşturduğu olumsuzlukları fırsata çevirmek için yapılmış. MS 2. yüzyıldan sonra inşa edilmeye başlanan yapılar, artan ihtiyaçla birlikte büyütülmüş. Bunlar İstanbul'un kalp damarları gibi… Bu cadde antik kaynaklara göre Sarayburnu'ndan başlayarak Küçük Ayasofya'ya kadar devam ediyor. Bakanlığımız, en geç 5. yüzyılda yapıldığı düşünülen bu caddenin altındaki tünelin devamını ortaya çıkarmak istiyor. Öte yandan Ayasofya'nın sadece bir mabet olarak inşa edilmediğini, aynı zamanda altyapısıyla etrafındaki yapıları beslemek için bir su istasyonu gibi kullanılmış olduğunu öğrendik. Osmanlının da buna katkısı olmuş. Yani Osmanlılar bu yer altı yapılarını iyi biliyormuş.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:107
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 09 Ağustos 2026 07:03 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















