FUNDA KARAYEL Para kaybedenler, sosyal hayatla aralarına mesafe koyuyor
Ankara24.com, Sabah kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
131 yatırım fonu tasfiye sürecine alındı. Süreç 455 bin 758 kişiyi ve 891 milyar liralık fon büyüklüğünü ilgilendiriyor. Konuşulan rakam bu ama bir de Excel tablolarına girmeyen başka bir kayıp var: O da insanların hayat enerjisi. İstanbul'da son günlerde birçok mekan bomboş. Eskiden rezervasyonsuz girilmeyen restoranlarda boş sandalyeler var. Hafta sonu kalabalığıyla övünen yerlerde bile bir sessizlik hissediliyor. İnsanların keyfi yok. Çünkü bu kez kaybedilen para değil. Birilerinin yıllarca biriktirdiği emeklilik parası, çocuğunun eğitimi, ev hayali, güvenlik duygusu, "bir kenarda param var" rahatlığı.
Şimdi 455 bin 758 insanın hayatına bakın. Hepsinin hikayesi aynı değil elbette. Kimisi gerçekten mağdur oldu. Kimisi ise riskin farkındaydı. 'Daha fazla para kazanırım' diyerek bu işe girdi... Ancak her şeye rağmen finansal kayıp, insanın yalnızca banka hesabını küçültmüyor. Bazen özgüvenini, sosyal hayatını, gelecek planını da küçültüyor. İnsan parasını kaybettiğinde ilk olarak ne yapıyor? Dışarı çıkmıyor, arkadaşlarıyla buluşmuyor çünkü bu konu hakkında konuşmak istemiyor.
Son günlerde çevremden duyduğum bir başka şey de parası içeride kalan herkesin psikolojik destek ihtiyacının arttığı yönünde."Telefonlarımız susmuyor" diyen uzmanlardan söz ediliyor. Bunu ülke çapında doğrulanmış bir istatistik gibi yazamayız. Fakat büyük finansal kayıpların ruh sağlığı üzerindeki etkisinin gerçek. Doğruluğunu akademik çalışmalardan da biliyoruz. Dolayısıyla "para kaybettim, üzülüyorum" cümlesini küçümsememek gerekiyor. Finansal sistemin güvenilirliği kadar yatırımcının psikolojik dayanıklılığı da konuşulmalı.
EL KONULAN MAL VARLIĞINDAN BİR İNSANI OKUMAK
SPK'nın açıklamasına göre tasfiye kapsamındaki 131 fonda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor. Ama ben bir noktada rakamlardan gözümü çekip el konulan mal varlıklarına baktım. "Allah allah" dedim. Bir tekne düşünün. Öyle denize açılıp iki saat sonra eve dönmek için alınmış sıradan bir tekne değil. Tasarımından detayına kadar "benim teknem başka" deme ihtiyacı taşıyan türden. Sonra otomobiller geliyor. Ardından jet meselesi. Her biri yalnızca pahalı değil, aynı zamanda seçilmiş. Yani burada yalnızca servet değil, bir zevk konuşuyor. İşte fon meselesinde insanın asıl dikkatini çeken taraf biraz da burası. "Be nim kaybettiğim hayat, bir başkasının nasıl bir hayatına dönüştü?" sorusu ortaya çıkıyor. Bu çok ağır. Üstelik burada mesele lüks düşmanlığı da değil.
ZENGİNLİK VE SUÇ
Bir insanın teknesi olabilir, jeti olabilir, milyonluk otomobili olabilir. Dünyada zengin insanların bunlara sahip olması başlı başına bir suç değil. Zenginlik ile suç arasında otomatik bir bağlantı kurmak da doğru değil. Yahu foncu bey, anladık zevklisiniz. Tekne deseniz zevkli, araba zevkli, jet zevkli… Şimdi madem bu mal varlıklarına el konuldu, bari hikâyenin en somut kısmı burada işe yarasın. Tekne satılsın, arabalar satılsın, jet satılsın ve mümkünse bu varlıkların bedeli mağdur insanların kayıplarının telafisine dönsün. Çünkü mağdurun parasının karşılığı bir yerlerde duruyorsa, o karşılığın yeniden mağdura dönmesinden daha makul ne olabilir?
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:58
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 27 Eylül 2026 07:05 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















