FUNDA KARAYEL Demir atıp yerleşme devri bitti
Sabah sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
Denizde 'Sezonluk Ev' dönemi bitiyor: 3 gün sonra hareket zorunlu. Bu köşede geçtiğimiz yaz sıkça okudunuz bu konuyu, koylar marina değildir. Yazlık hiç değildir.
Hele ki "sezonluk taşınılacak deniz üstü rezidans" hiç değildir. Aynı teknelerin aylarca yerinden kıpırdamadan kaldığını, koyların bir yaşam alanına değil, sabitlenmiş özel mülklere dönüştüğünü yazdım kaç kere. Çünkü mesele ekosistem, deniz çayırları, dip yapısı, atık yükü ve geri dönüşü olmayan bir yıpranma. Ve şimdi önemli bir adım geldi.
Türkiye Çevre Ajansı, Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi'nde hayata geçirdiği DERİA Mapa-Şamandıra Yönetim Sistemi ile aslında yıllardır konuştuğumuz soruna doğrudan müdahale ediyor. Bu sistem ne getiriyor? Artık tekneler, rastgele demir atamayacak, deniz tabanını kazıyamayacak ve en önemlisi bir koyu sezonluk işgal edemeyecek. 17 koyda kurulan 926 mapa ve 906 tonoz ile 886 tekne kontrollü şekilde bağlanabilecek. Yani "ilk gelen yerleşir" düzeni de bitiyor. Bu bir bağlama sistemi değil, bir koruma modeli. Üstelik bölgede artık, atık alım tekneleri, deniz yüzeyi temizleme ekipleri, deniz dibi tarama ve temizlik çalışmaları aktif olarak görev yapıyor. Bana göre en kritik karar ise bir tekne aynı koyda en fazla 3 gün, tüm Göcek bölgesinde ise en fazla 11 gün kalabilecek.
SIRA BODRUM KOYLARINDA
İşte bu, yıllardır söylediğimiz şeyin resmi karşılığı: Koylar sirkülasyonla yaşar. Hareket varsa doğa kendini yeniler.
Sabitlik çürütür. Sistem aynı zamanda Dalaman koylarını da kapsıyor. Yani mesele artık yerel bir şikayet değil, bölgesel bir koruma yaklaşımına dönüşmüş durumda. Şimdi gelelim asıl soruya: Sırada neresi var? Cevap çok net: Bodrum.
Bodrum koyları yıllardır aynı baskıyı taşıyor. Bazı tekneler yaz başında geliyor, demiri bırakıyor, sezonu kapatıp öyle gidiyor. Hiç hareket etmeyen bir teknenin yarattığı atık, dip tahribatı ve görsel yoğunluk; onlarca gezen tekneden daha fazla zarar veriyor. Deniz turizmi hareketle güzeldir. Demir atıp yaşam kurmak denizcilik değil, kıyı işgalidir. Ben bu konuyu yazmaya devam edeceğim. Çünkü bunu bir eleştiri olarak değil, bir sorumluluk olarak görüyorum. Göcek'te atılan bu adım bir yasak değil, bir zihniyet değişimi. Denizi kullanan değil, denizle birlikte var olan bir anlayış. Darısı Bodrum'un cennet koylarına.
ÇİN'İN OYUNCAKLA VERDİĞİ MESAJ
Geçtiğimiz hafta gazeteci Yan Zhuang eğlenceli ama düşündürücü bir trendi yazdı: Tik- Tok'ta bazı gençler 'Çinli gibi yaşamayı' bir tür estetik tercihe dönüştürüyor. Sürekli sıcak su içmek, ev terlikleriyle dolaşmak, congee yemek gibi klişeleşmiş alışkanlıklar bir anda küresel bir mikro-kültüre dönüşmüş durumda. İnternette buna esprili bir şekilde 'becoming Chinese' ya da daha iddialı tabirle 'Chinamaxxing' deniyor. Ve sembolik maskot Labubu, oyuncak-estetik karışımı bu figür, dijital çağın kültürel diplomasi araçlarının artık devletlerden çok algoritmalar tarafından üretildiğini hatırlatıyor. Çin onlarca yıldır teknoloji geliştirme, tedarik zincirlerini kontrol etme ve askeri kapasite artırma konusunda son derece başarılı. Ancak 'yumuşak güç' yani kültürel çekicilik ve değer üretimi aynı ölçüde güçlü değildi. Peki bu 'hava değişimi' kalıcı mı? Tarih bize kültürel cazibenin çok kırılgan olduğunu söylüyor. Trendler hızla yükselir, aynı hızla kaybolur.
Bugün sosyal medyada dolaşan estetik akımlar, yarın tamamen başka bir coğrafyayı romantize edebilir. Çin henüz tüm dünyayı etkisi altına alan bir popüler kültür ürünü küresel bir film, müzik ya da anlatı üretmiş değil. Bu eksiklik, kültürel gücün hala Batı merkezli olduğunu gösteren önemli bir işaret. Hatta Çinli yetkililerin zaman zaman, yurtdışındaki 'ışıltılı hayatları' öven içeriklere karşı uyarılar yapması, kültürel rekabetin tek taraflı işlemediğini gösteriyor. Labubu; belki sadece bir oyuncak. Ama temsil ettiği şey daha büyük: Bugünün dünyasında kültürel diplomasi artık devletlerin hazırladığı kampanyalarla değil, algoritmalar, influencer rotaları ve gündelik hayat estetiği üzerinden şekilleniyor.
Yani mesele Çin'in aniden daha çekici olması değil. Mesele, küresel izleyicinin yeni bir hikaye arıyor olması. Ve o hikaye bazen bir yüksek hızlı tren videosunda, bazen bir tapınak sessizliğinde, bazen de bir figürün tuhaf gülümsemesinde ortaya çıkıyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:116
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 22 Şubat 2026 07:01 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















