Fransa yı sarsan aşk iddiası: O mesajlar yazıldı mı? Yasaklarla başlayan hikâye... ‘Büyük sorunlar yaşadım’
Hurriyet sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuruda bulunuyor.
Gülşifte Ferahani, son günlerde sinema kariyerinden çok Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile ilgili ortaya atılan iddialarla gündemde. Hatırlarsanız Mayıs 2025’te Macron ve eşi Brigitte Macron’un Vietnam’ın başkenti Hanoi’ye yaptığı ziyaret sırasında yaşanan bir görüntü, dünya basınında geniş yankı uyandırmıştı.
Uçak kapısının açıldığı sırada Brigitte Macron’un eşine tokat attığı an kameralara yansımış, görüntüler sosyal medyada milyonlarca kez paylaşılmıştı. Elysee Sarayı olayın ‘şakalaşma’ olduğunu savunsa da kamuoyu bu açıklamayla hiçbir zaman ikna olmadı. Tartışmalar sürerken Fransız gazeteci Florian Tardif’in kaleme aldığı Un Couple (Presque) Parfait (Neredeyse Mükemmel Bir Çift) adlı kitap yeni bir iddiayı gündeme taşıdı: Emmanuel Macron ile Gülşifte Ferahani arasında bir yakınlaşma oldu.
‘SİZİ ÇOK ÇEKİCİ BULUYORUM’
Kitaba göre Brigitte Macron’un öfkesinin nedeni, Emmanuel Macron ile Gülşifte Ferahani arasında geliştiği öne sürülen ‘duygusal’ bir yakınlık… İddiaya göre ikili aylar boyunca mesajlaşıyor, zaman zaman flörtöz ifadeler içeren konuşmalar gerçekleştiriyordu. Kitapta yer alan iddialardan birine göre Ferahani’nin Macron’a “Sizi çok çekici buluyorum” dediği, Macron’un ise “Ben de sizi çok güzel buluyorum” yanıtını verdiği öne sürüldü.
Gazeteci Tardif, Brigitte Macron’un bu mesajları uçak inişinden kısa süre önce fark ettiğini ve tartışmanın bu nedenle büyüdüğünü iddia etti. Ancak hem Elysee Sarayı hem de Brigitte Macron bu iddiaları kesin bir dille reddetti. Brigitte Macron, eşinin telefonunu kontrol ettiği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Ferahani de geçmişte Macron ile ilişki yaşadığına dair söylentileri reddetmişti. Oyuncu, bir dergiye verdiği röportajda şu ifadeleri kullanmıştı: “Söylentiler gelir geçer, hepsi dalgalar gibidir.”
Bir başka dergiye verdiği röportajda ise daha dikkat çekici bir açıklama yaparak, insanların bazen “duygusal boşluklarını doldurmak için romantik hikâyeler yarattığını” söylemişti.
Görünen o ki Elysee cephesinden gelen yalanlamalara rağmen, Emmanuel Macron ile Gülşifte Ferahani hakkında ortaya atılan bu iddialar Fransız magazin ve siyaset kulislerinde bir süre daha konuşulmaya devam edecek. Sosyal medyada büyüyen tartışmalar ve olayın farklı yorumlara açık olması kamuoyundaki merakı artırırken, gözler bir kez daha Gülşifte Ferahani’nin sıra dışı hayat hikâyesine çevrildi.
Çünkü Ferahani yıllardır oyunculuğuyla değil; dikkat çeken duruşu, politik tartışmaların merkezine oturan çıkışları ve sınırları aşan yaşamıyla konuşulan bir isim. Peki İran’dan Hollywood’a uzanan bu sıra dışı hikâye nasıl başladı? Neler yaşandı? Yakından bakalım…
‘İRAN’IN ANNESİ’ OLARAK ANILIYORDU, ŞİMDİ İSE…
Gülşifte Ferahani, İran sinemasında henüz çocuk yaşta yıldızlaşmış bir isim. 1983 doğumlu oyuncu, sinema kariyerine 14 yaşında Dariush Mehrjui’nin The Pear Tree (Armut Ağacı) filmiyle adım attı. Bu performansıyla İran’daki önemli film festivallerinden birinde ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülünü kazanarak dikkatleri üzerine çekti.
2000’li yıllar boyunca İran sinemasının en güçlü kadın oyuncularından biri hâline gelen Ferahani, sadece oyunculuğuyla değil, entelektüel kimliği ve özgür tavırlarıyla da öne çıktı. Ünlü grafik roman yazarı ve yönetmen Mercane Satrapi’nin kendisi için kullandığı “İran’ın annesi” ifadesi, onun ülkedeki kültürel ağırlığını göstermesi açısından dikkat çekiciydi. Ancak Hollywood’a atılan adım, İran yönetimiyle arasındaki kırılmanın başlangıcı oldu.
BODY OF LIES (YALANLAR BEDENİ) FİLMİ HER ŞEYİN BAŞLANGICI OLDU
2008 yılında vizyona giren Ridley Scott imzalı Body of Lies (Yalanlar Bedeni), dönemin Orta Doğu politikalarını merkezine alan iddialı bir Hollywood yapımı olarak dikkat çekti. Leonardo DiCaprio ve Russell Crowe gibi yıldız isimleri buluşturan film, Amerikan istihbarat operasyonlarını ve Batı’nın Orta Doğu’daki müdahaleci siyasetini ele alan yapısıyla öne çıkıyordu. Ancak filmin üzerinden yıllar geçtikten sonra bile hafızalarda kalan isimlerden biri, Hollywood sisteminin dışından gelen İranlı oyuncu Gülşifte Ferahani idi.
O dönem Batı dünyasında geniş kitleler tarafından çok fazla tanınmayan Ferahani, filmde DiCaprio’nun canlandırdığı CIA ajanının aşık olduğu hemşire karakterine hayat verdi. Rolü klişe sınırları içerisinde kalsa da Ferahani’nin doğal oyunculuğu ve ekrandaki gerçekliği, filmin diğer oyuncularından belirgin biçimde ayrılıyordu. Eleştirmenlere göre birçok oyuncu ‘film yıldızı gibi davranırken’ Ferahani doğal bir oyunculuk performansı sergiliyordu.
Ancak Ferahani’nin ‘Yalanlar Bedeni’ filmiyle başlayan uluslararası yolculuğu, sadece sinema kariyerinin değil, aynı zamanda siyasi sürgünle şekillenen dramatik yaşamının da başlangıcı oldu. Peki, neler yaşandı?
KIRMIZI HALIYA BAŞÖRTÜSÜZ ÇIKINCA OLANLAR OLDU
Ferahani, Yalanlar Bedeni filminde rol aldığı için İranlı yetkililerin hedefi hâline geldi. İran Kültür ve İslami Rehberlik Bakanlığı tarafından sorgulanan oyuncuya kısa süreli yurt dışı yasağı getirildi. Asıl kırılma ise filmin 2008’de New York’ta düzenlenen galasında yaşandı.
Ferahani’nin kırmızı halıya başörtüsüz çıkması, İran rejimi tarafından açık bir meydan okuma olarak yorumlandı. O anın bilinçli bir politik tavır mı yoksa Batı normlarına uyum çabası mı olduğu hiçbir zaman netleşmedi. Ancak sonuç son derece ağır oldu. İran pasaportuna el konulan Ferahani, bir gecede ülkesinde istenmeyen kişi ilan edildi.
O dönem verdiği röportajlarda yaşadığı baskıları açıkça anlatan oyuncu, İran istihbaratı tarafından defalarca sorgulandığını belirtti. “Bu film yüzünden büyük sorunlar yaşadım” diyen Ferahani, İran’a duyduğu sevgiyi vurgulasa da artık geri dönüş ihtimalinin neredeyse ortadan kalktığını ifade etti.
SÜRGÜNDE ZOR VE YENİ BİR HAYAT
İlk etapta kariyerini Amerika Birleşik Devletleri’nde sürdürmeyi planlayan Gülşifte Ferahani, daha sonra Fransa’ya yerleşti. İran yönetimi ise oyuncuyu ‘ahlaka aykırı davranış’ suçlamasıyla milyonlarca euroluk para cezasına çarptırdı. Bu süreçten sonra Ferahani’nin kariyeri yalnızca sinematik bir yolculuk olmaktan çıktı; aynı zamanda politik bir sembole dönüştü.
Oyuncu, İran’daki mevcut rejime yönelik eleştirilerini giderek daha açık biçimde dile getirmeye başladı. Özellikle kadın özgürlüğü, zorunlu başörtüsü uygulaması ve ifade özgürlüğü konularındaki çıkışları nedeniyle İran’daki muhafazakâr çevrelerin hedefi hâline geldi. Ferahani’nin sürgündeki kariyerinin ikinci perdesi ise uluslararası yapımlarla şekillendi. Küresel ölçekte daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan yapımlarda yer aldı.
Ancak oyuncu en büyük sanatsal başarılarını Fransız sinemasında elde etti. Özellikle Two Friends (İki Arkadaş) ve Un divan a Tunis (Tunus’ta Bir Divan) filmlerindeki performansları eleştirmenlerden tam not aldı.
KISA BİR FİLM İRAN İLE GERİLİMİ DAHA DA ARTIRDI
Gülşifte Ferahani’nin İran yönetimiyle yaşadığı gerilim yıllar boyunca devam etti. 2012’de Cesar Ödülleri için hazırlanan filmde göğsünün görünmesi, İran’da büyük bir infiale yol açtı. Oyuncu daha sonra bunun bilinçli bir teşhir olmadığını savunsa da tepkiler son derece sertti.
Ferahani, daha sonra verdiği röportajlarda ailesinin tehdit edildiğini, İran’dan gelen ağır hakaretlere maruz kaldığını anlattı. İran medyası onu ‘ahlaksızlığın sembolü’ olarak hedef gösterdi. The Guardian’a verdiği röportajda sürgünü “ölüm gibi” tanımlayan oyuncu, şu ifadeleri kullandı:
“Sürgün yaşanmadan anlaşılabilecek bir şey değil. Herkes sizi kurban olarak görmek istiyor. Ama ben sadece çalışmak isteyen bir oyuncuyum.”
2015 yılında bir dergiye çıplak poz veren Ferahani, İran rejimine yönelik eleştirilerini daha da sertleştirdi. Kadın bedeni üzerindeki baskılara dikkat çeken oyuncu, “Kadınlardan neden bu kadar korkuluyor?” diyerek İran’daki zorunlu örtünme politikalarını açıkça hedef aldı.
İRAN’DAKİ KADIN HAKLARI MÜCADELESİNİN SEMBOLLERİNDEN BİRİ OLDU
Bugün 42 yaşında olan Gülşifte Ferahani, yalnızca bir oyuncu değil; aynı zamanda İran’daki kadın hakları mücadelesinin uluslararası sembollerinden biri olarak görülüyor. Yaklaşık 15 milyon takipçiye sahip Instagram hesabı üzerinden İran’daki protestolara sık sık destek veren oyuncu, bu yılın başında ülkedeki hükümet karşıtı gösteriler sırasında şu mesajı paylaşmıştı:
“İran bir kez daha alevler içinde. Kalbim İran halkıyla birlikte atıyor.”
Ferahani bugün İbiza ve Portekiz arasında bir yaşam sürüyor. İki evlilik geçiren oyuncu, özel hayatı ve cesur açıklamalarıyla Fransız magazin basınının da en çok takip edilen isimlerinden biri olmayı sürdürüyor. Ancak onu asıl önemli kılan unsur, İran tarafından dışlanmasına rağmen ifade özgürlüğü ve kadın hakları konusundaki tavrından geri adım atmaması.
Hollywood’daki ilk büyük çıkışıyla başlayan hikâyesi, yıllar içinde yalnızca bir oyuncunun kariyer öyküsüne değil; sürgün, kimlik, özgürlük ve direniş ekseninde şekillenen küresel bir sembole dönüştü.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:39
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 16 Mayıs 2026 11:50 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















