Esra Albayrak: Dekolonizasyon, Batı ya Efendilik kompleksinden arınması için bir davettir
Ankara24.com, Sondakika kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.
Dekolonizasyon üzerine Kriter Dergi için bir yazı kaleme alan Esra Albayrak, “Dekolonizasyonun amacı Batı'ya karşı bir başka merkez kurmak ya da Batısız bir dünya inşa etmek değildir. Bilakis, dekolonizasyon Batı'ya da kendisini ele geçirmiş olan ‘efendilik kompleksinden’ arınması için açık bir davettir. Zira tıkanan uluslararası sistemin, Paris'te, Londra'da, New York'ta, Amsterdam'da üretilen bilginin sınırlarına dayandığı anlaşılmaktadır. Dünyanın artık yeni merkezlere, İstanbul'da, Cakarta'da, Addis Ababa'da, Rabat'ta, Kahire'de ve Gazze'de üretilen bilgeliğe ihtiyacı vardır” ifadelerini kullandı.
Esra Albayrak “Dekolonizasyonu Aşmak: Bilgi, İktidar ve Ortak Sorumluluk” başlıklı yazısında, sömürgeci iktidar matrisinin kuruluşuna, bilimin sömürgecilikle ortaklığına, zalimlerin silahına, insanın yüküne ve dijital sömürgeciliğe dair değerlendirmelerde bulundu.
Modern Batı felsefesinin kendini bir "sıfır noktası" olarak her türlü bakış açısından azade, zamansız ve mekânsız tek evrensel gerçeklik olarak konumlandırdığını vurgulayan Albayrak, bilimin, sömürgecilik için istenilen kalıba sokulduğunu vurguladı, insanlığın nefes almak için çeşitliliğe ihtiyacı olduğunun altını çizdi.

İnsanoğlunun zihninin sömürgenin son sınırı olduğunu kaydeden Esra Albayrak şunları yazdı: “Toprak işgal edilebilir, dil baskılanabilir, tarih saptırılabilir ama zihin teslim olmadıkça dekolonizasyon mümkündür. Frantz Fanon, bu durumu klinik bir keskinlikle analiz eder: Sömürgeleştirilen insan, bir süre sonra kendi bedenini birinci şahıs olarak değil, sömürgecinin bakışı altındaki üçüncü bir şahıs olarak görmeye başlar, kendi yüzüne bile yabancılaşır. Halklar için de durum aynıdır. Bir halkın hafızası silindiğinde, onun kendi yarasını tanıma ve iyileştirme imkânı da elinden alınır. Bir toplum kendi dilini yabancı, kendi tarihini eksik, kendi bilgisini değersiz görmeye başladığında; artık sömürü yalnızca dışarıdan gelen bir baskı değil, içselleştirilmiş bir kader haline gelir.”
Yazısında sömürgeci paradigmanın tarihsel tasnifine de değinen Albayrak, bu bölümlendirmedeki demokrasi istismarına şu şekilde ışık tuttu: “16. yüzyılda yazısı ve edebiyatı olmayan insanlardan, 18. ve 19. yüzyılda tarihi olmayan insanlara, 20. yüzyılda az gelişmiş insanlara uzanır. Bugün bu tasnif, beyaz adamın yükü olarak sözde az gelişmiş toplumlara ‘demokrasiyi getirmek’ anlatısına dönüşmüş durumdadır.”
Dekolonizasyonun epistemik, kurumsal, siyasi ve ekonomik olarak üç düzeyi olduğunu belirten Esra Albayrak üç düzeyin iç içe işlediğini ve bir olmadan diğerinin eksik kalacağını da ifade etti.
Yazısında, günümüzün en önemli sorunlarından biri haline gelen ekran bağımlığının da sömürgeleşen zihindeki karşılığını değerlendiren Esra Albayrak, şu ifadeleri kullandı: “Bilginin tek bir merkezden ve türlü algoritmalardan süzülerek ekranlara aktığı bir dünyada, çocuklarının kendi seslerini bulması, kendi tecrübelerini değerli görmesi giderek zorlaşmaktadır. Çocukların dikkati, hayali ve hafızası, teknokolonyal rejimin sürekliliği için adeta birer hammaddeye dönüşmüş durumdadır.”
Esra Albayrak yazısının sonunda tıkanan uluslararası sistemin, Paris'te, Londra'da, New York'ta, Amsterdam'da üretilen bilginin sınırlarına dayandığının anlaşıldığının altını özellikle çizerek, dünyanın artık yeni merkezlere, İstanbul'da, Cakarta'da, Addis Ababa'da, Rabat'ta, Kahire'de ve Gazze'de üretilen bilgeliğe ihtiyacı olduğunu kaydetti.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:78
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 09 Haziran 2026 17:26 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















