Ankara24.com
close
up
Ertuğrul Özkök: Çıplaklığıyla hatırladığımız “Ve Allah Kadını Yarattı” fi̇lmi̇ni̇n şu “gi̇yi̇ni̇k repli̇kleri̇ni̇” bi̇li̇yor musunuz?

Ertuğrul Özkök: Çıplaklığıyla hatırladığımız “Ve Allah Kadını Yarattı” fi̇lmi̇ni̇n şu “gi̇yi̇ni̇k repli̇kleri̇ni̇” bi̇li̇yor musunuz?

T24 sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuruda bulunuyor.

“Ve Allah Kadını Yarattı” filmi 1956 yılında gösterime girdi.  

Yani 70 yıl önce… 

1958’de Türkiye’de gösterime girdiğinde, İzmir’in Kahramanlar mahallesinde yaşayan 11 yaşında bir çocuktum. 

Filmin adını ilk defa evimize gelen Hürriyet gazetesinde okumuştum. 

Çok konuşuldu o filmin çıplak sahneleri. 

Uzun yıllar BB’den bize hep cüretkâr fotoğraflar kaldı. 

Onu hep çıplaklığı ile hatırladık.  

Şimdi geriye baktığımda gördüğüm ilk fotoğraf, saray kapısındaki bu kareydi 

Oysa, bugün baktığımda ise ondan bana kalan ilk fotoğraf 1967 yılına, yani “Ve Allah Kadını Yarattı” filminden 11 yıl sonrasına ait. 

O 11 yıl çok şeyi değiştirmişti.  

Artık Brigitte Bardot değil, bütün düyanının gözünde “BB”di… 

İnsan dilleri tarihinde yan yana başka hiç iki büyük harf herkese aynı şeyi ifade edebilmişti. 

İşte o BB, Fransa cumhurbaşkanlarının tarihi Elysee Sarayı’na giriyor. 

Hem de Charles de Gaulle’un, Fransa’nın kurtarıcı liderinin davetine gidiyordu. 

Herkesin “Hangi Dior, hangi Chanel tuvaleti giyecek?” dediği gece 

Fransa modanın, Elysees Sarayı ise Fransa devlet protokolünün beşiği… 

Sarayın resmi “Dress Cod”u kesin. 

Herkes BB’nin o davete hangi Dior tuvalet, hangi Chanel uzun etekle geleceğini tahmin etmeye çalışıyor. 

Ne görüyoruz… 

Üzerinde bir pantolon… 

Ve askeri bir ceket… 

Fransız devlet tarihinde bir kadın, ilk defa resmiyetin demir kanununu kırmıştır. 

Daha o gece bütün Fransa bu cüreti konuşmaktadır. 

Benim aklımda kalan en güçlü Brigitte Bardot fotoğrafıdır bu… 

Bu fotoğraf, iki yıl sonra 1969’da onu, Fransız Cumhuriyeti’nin hayali sembolü olan “Marianne”ın somut yüzü haline getirecekti. 

Artık Fransa’yı o temsil ediyordu. 

Tıpkı de Gaulle’ün “Sartre” için söylediği söz gibi… 

“BB Fransa’dır…” 

O fotoğrafı görünce geri̇ye dönüp fi̇lmi̇n repli̇kleri̇ne baktım 

O fotoğrafın yayınlandığı yıl, Basın Yayın Yüksek Okulu’nun ikinci sınıfında, genç bir iletişim öğrencisiydim. 

Bu fotoğrafı gördükten sonra geriye dönüp, “Ve Allah Kadını Yarattı” filminin repliklerini Elysee Sarayı’nın kapısındaki bu kadının gözüyle bir kere daha okudum. 

Sahne sahne böldüm. 

Her bir repliği o günün gözüyle yeniden görmeye çalıştım... 

Ve yıllar sonra dün… 

Bir defa daha baktım o filmin repliklerine… 

Geç de olsa ne kadar çok görmediğim şeyi gördüm o filmde… 

Yalınayak dans ederken söyledi̇ği̇ şu sözler mesela 

(*) Dans sahnesi (Saint-Tropez / Plak çalan ev)  

Filmin en provokatif sahnelerinden biri.  

Juliette, yalınayak dans etmektedir.  Hemen hiç diyalog yoktur. 

Sadece şunu işitiriz: 

“Dans ediyorum çünkü içimden geliyor.”  

“Kimseye hesap vermek zorunda değilim.” 

Sevi̇lmek i̇sti̇yorum, sahi̇pleni̇lmek deği̇l  

(*) Eric ile sahil sahnesi: 

 Juliette, arzuyla, masumiyet arasında gidip gelirken konruşur:  

“Neden beni olduğum gibi kabul etmiyorsun?”  

“Sevilmek istiyorum ama sahiplenilmek değil.”  

Aşk bu mu, yoksa bi̇r korku mu? 

(*) Antoine ile evlilik öncesi: 

Şu replik, toplumsal ahlâk ve bireysel özgürlük çatışmasını çok güzel anlatmaktadır: 

“Beni zincirlemek istiyorsun.”  

“Aşk bu mu, yoksa korku mu?” 

Mahkeme salonunda o tek başına, karşısında i̇se bütün bi̇r kasa 

(*) Ve geliyoruz mahkeme / yargılanma sahnesine… 

Juliette ,adeta bütün kasaba tarafından ahlâken yargılanmaktadır. 

Salon çekimlerinde o hep tek başınadır.  

Karşısında ise öfkeli bir yargılayan kalabalık vardır. 

Juliett kendi kendinin avukatıdır: 

“Hepiniz beni tanıdığınızı sanıyorsunuz ama bilmiyorsunuz.”  

“Günah dediğiniz şey, benim doğam…” 

Ben günah i̇şlemedi̇m, sadece yaşamak i̇stedi̇m  

(*) Ve final sahnesi… 

1950’ler… 

Püriten ahlâkın alemde kral olduğu yıllar… 

Hayatını arzularına göre yaşamak isteyen bir kadını bekleyen tek akıbet, derin bir yalnızlık ve kaostur.   

Juilette’in, film boyunca bastırılan arzunun patladığı ve dışlandığı sahne.  

“Ben günah işlemedim, kötülük yapmak istemedim.”  

“Sadece yaşamak istedim.”  

İlber Ortaylı'nın “kasaba ahlâkı” dedi̇ği̇  

İlber Ortaylı, “En ahlâkçı toplumsal birim kasabadır” diyor. 

Bu film onu haklı çıkarıyor. 

Kasaba halkı, erkekler, hatta kadınlar; onun davranışlarını “düzen bozucu” olarak görüyor. 

Hukukî değil, ahlâkî bir yargılamadır yaptıkları.  

Juliette’in suçu eylem değil, bizzat varoluştur… 

Ki̇mlerdi̇r bu kadını yargılayan kasaba eşrafı? 

Peki onu yargılayan kimdir… 

O mahkeme salonu kimlerden oluşur… 

Film üzerine yapılan yorumlarda ahlâk muhafızı o yargıçlarının şunlar olduğu yazılacaktır: 

(*) Arzu eden ama bunu inkâr eden erkekler. 

(*) Kıskanan ve düzeni koruyan kadınlar… 

(*) Ve tabii ki otorite figürleri: Polis, kilise, okul, yargı… 

Allah’ın yarattığı kadına yönelti̇len tek suç: Kadın bu kadar özgür olamaz 

Kadına doğru uzattıkları parmakları, onu şöyle suçlamaktadır: 

“Bir kadın bu kadar özgür olamaz…” 

Juilette’e gelince… 

Aslında kendi kendinin iyi bir avukatı değildir. 

Kendini savunmakta zorlanır… 

Net cümleler kuramaz. 

O ancak beden diliyle ve sessizliği ile konuşur.   

Bi̇r kadın ne zaman kaybeder? 

Perde kapanırken bu tarihi film, sinemanın en etkileyici diliyle bize şunu anlatır:  

“Kadın, kendini erkek dilinin kurallarıyla savunmak zorunda bırakıldığında zaten kaybetmiştir…” 

Bu sahne hepimize gösterdi ki;  

Kadın, arzunun faili olursa yargılanır.  

Simone de Beauvoir: O gün onunki̇ şerefli̇ bi̇r yeni̇lgi̇ydi  

Simone de Beauvoir, onun üzerine yazdığı bir makalede, onu, “erotik varlığı ile ataerkil tiranlığa feminist bir başkaldırı” olarak değerlendirmişti. 

Peki kazandı mı o başkaldırı? 

Simone de Beauvoir “Hayır” diyor ve sözünü şöyle tamamlıyor: 

“Ama şerefli bir yenilgiydi…”     

10 yıl sonra Paris'te, gençler kaldırım taşlarını sökerken şu sloganı atıyordu 

“Ve Allah Kadını Yarattı” 1956 yılında gösterime girdi. 

O yıllarda Katolik Fransa’nın kasaba ahlâkı buydu. 

O filmden 12 yıl sonra genç insanlar Paris’in sokak kaldırımlarını söküyorlardı. 

68 Mayıs’ı o ağır kasaba baskısını yok edecekti. 

Kaldırım taşlarını sökerek barikat kuran gençlerin en akılda kalan sloganlarından biri ise şuydu: 

“Arzularınızı gerçek kabul edin…” 

Juliette, Saint Tropez kasabasının mahkeme salonunda kaybettiği davayı, 12 yıl sonra Paris kaldırımlarında kazanıyordu.  

Simone de Beauvoir’ın “şerefli yenilgisi”, muazzam bir zafere dönüşmüştü. 

Fransa artık eski Fransa olmayacaktı.  

Brigitte Bardot O dönemden kalan Vespa üzeri̇nde i̇ki̇ kadın fotoğrafı 

O dönemden bana kalan iki kadın fotoğrafı daha var. 

İkisi de 1960’ların efsane aracı Vespa motosiklet üzerinde… 

Biri Roman Tatili filmindeki Audrey Hepburn… 

Protestan Amerikan masumiyetinin özgürleşmesini anlatan harika bir ikonadır benim için o kare. 

Öteki ise aynı Vespa üzerindeki Brigitte Bardot. 

O ise 1958’de bir kasaba mahkemesinde kazanamadığı özgürlüğü sonunda elde etmiş bir kadının kendine güvenini anlatır.  

Audrey Hepburn Bi̇ki̇ni̇yi̇ göğüsleri̇nde masumi̇yet, kalçalarında şehvet olarak taşıyan kadın  

Bu iki fotoğrafa her baktığımda şunu düşünürüm:  

Masumiyet ve günah dediğimiz şey arasında Çin duvarı yoktur. 

Neticede her ikisi de bir kadının bedeninde ve dimağında barış içinde yaşayabilir. 

Yeter ki özgürlük olsun… 

Bu yüzyılda artık kadın hiçbir kasabanın hiçbir mahkeme salonunda tek başına değildir. 

O nedenle bir yazımda BB’yi şöyle tasvir etmiştim: 

“Bikiniyi göğüslerinde masumiyet, kalçalarının üzerinde ise günah ve şehvet olarak taşımayı başaran kadın…”  

Bir capri̇ pantolon, sadece bi̇r capri̇ pantolon deği̇ldi̇r 

O, harika capri pantolonlu fotoğrafına her baktığımda şunu da hatırlayacağım. 

Bir kadının üzerindeki capri pantolon hiçbir zaman sadece bir pantolon değildir… 

Erkeğin en gaddar kanunlarını bile çiğneyen bir isyandır o pötikare estetik. 

Erkek egemen Elysee Sarayı’nın duvarlarını bir pantolonla yıkmıştı... 

“Gücümü yalnızlık ve sessizlikten alıyorum” diyordu. 

Ama “Ben münzevi bir insan değilim, sadece asosyalim” diyecek kadar da kendini tanıyordu.  

Fransa onu çok sevdi̇ ama fi̇ki̇rleri̇ni̇ i̇kti̇dara geti̇rmedi  

Siyasi fikirleri… 

Bana, benimkine pek uygun değildi. 

Aşırı sağcı, ırkçılığa varan söylemleri vardı. 

Ama neticede siyasetçi değildi. 

Fransa halkı onu çok sevdi ama ülkesini bugüne kadar onun savunduğu fikirleri teslim etmedi. 

O ise Fransa’yı fikirleri ile değil, kadın duruşu, kadın cüreti ve hayvan sevgisi ile değiştirdi.  

Hepimiz onun o taraflarını sevdik.  

Güle güle BB… Gitti̇ği̇nn yerde gari̇ban masumlar karşılayacak seni seni 

Güle güle BB… 

Güle güle biz erkekleri de özgürleşiren, bize de özgürce sevişebilmenin yollarını açan büyük efsanemiz.  

Sadece insanlar değil… 

Gittiğin yerde milyonlarca masum karşılayacak seni. 

Bu dünyanın kötülüklerine karşı korumak için hayatın boyunca savaştığın hayvanlar…  

Kurtulan boğalar, bebe foklar karşılayacak seni 

Kurtların avlanmasının sona ermesi, boğa görüşlerinin önlenmesi, bebek fokların öldürülmesinin önüne geçilmesi, hayvanların tıbbi deneylerde kullanılmasına mâni olmak, at etinin kasaplık et olarak kullanılmasını yasaklatmak… 

Daha nice savaşlar hayvan hakları için… 

Şimdi onlar geçirecekler seni o kapıdan…  

Gerçek masumiyet nedir, işte orada görülecek…

TIKLAYIN -

Durumu takip etmeye devam edin, Ankara24.com her zaman en yeni haberleri sunuyor.
seeGörüntülenme:92
embedKaynak:https://t24.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 29 Aralık 2025 07:09 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Jordan Stolz ran rekorla altın madalya Sözcü Gazetesi

12 Şubat 2026 00:13see177

Uşak ta zincirleme kaza! 4 araç birbirine girdi 6 kişi yaralandı

12 Şubat 2026 00:45see176

Temu dan Türkiye için dikkat çeken 30 euro adımı Sözcü Gazetesi

12 Şubat 2026 01:01see171

Batı Şeria nın ilhakını desteklemiyorum Dış Haberler

11 Şubat 2026 01:42see165

36 yıl cezası bulunan firari Balıkesir de yakalandı

11 Şubat 2026 04:49see165

Erzurum un yüreğine dokundu: Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi nin vatandaşla samimi sohbetleri gündemde VİDEO İZLE

11 Şubat 2026 01:06see164

Kabinede bayrak değişimi Yerel Gündem Haberleri

11 Şubat 2026 04:03see162

ANTALYA VAKIFLAR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ

12 Şubat 2026 00:03see159

Fikret Orman dan adaylık açıklaması

12 Şubat 2026 00:24see158

Ağaç gibi çiçek açan orkidelerin mutfak sırrı

11 Şubat 2026 15:14see150

Bakan Işıkhan, Çocuk İşçiliğinin Ortadan Kaldırılması 6’ncı Küresel Konferansı’na katıldı

11 Şubat 2026 18:15see149

İzmir’de suç örgütü çökertildi: 7 gözaltı

12 Şubat 2026 00:14see147

İki yaşında piyanoya başladı sekiz yaşında beste yaptı

11 Şubat 2026 07:03see141

Fotoğraftakine benzetip yanlış kişiyi öldürdüler Sözcü Gazetesi

12 Şubat 2026 02:17see132

Küçükbaş hayvan 57 milyonu geçti Ekonomi Haberleri

12 Şubat 2026 04:06see130

Miniklere sağlıklı gelecek dersi Samsun Haberleri

11 Şubat 2026 17:59see129

Futbolda devrim gibi karar! Bu ligde beraberlik kaldırıldı Sözcü Gazetesi

12 Şubat 2026 01:33see124

LC Waikiki’den veriye dayalı yeni strateji Ekonomi Haberleri

12 Şubat 2026 04:06see123

Turizmde yatırım ülkesiyiz Ekonomi Haberleri

11 Şubat 2026 04:03see122

Kent Uzlaşısı soruşturmasında iki isim tahliye oldu

11 Şubat 2026 19:35see122
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları