Emekliye hakkını vermek siyasi ahlaka aykırıymış!
Ankara24.com, Halktv kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Hükümeti dinliyorum (tek kişi) zannedersiniz ki bir ay önce bilemedin altı ay önce seçimi kazanıp iktidara gelmiş… İktidarın küçük ortağını dinliyorum (gerçi kendilerini iktidar ortağı değil ittifak ortağı olarak tanımlıyorlar ama!) sanki bu ucube rejimle alakaları yokmuş gibi konuşuyorlar…
Oysa…
Erdoğan 23 yıldır bu ülkeyi yönetiyor. 7,5 yıldır da tek kişilik hükümet; tek adam…
Bahçeli ise tek adam rejiminin mimarı. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi diye adlandırılan yapının isim babası…
Konu emeklilerin alacağı aylığa, konu asgari ücrete gelince ikisi de aynı davula aynı tokmakla vurup aynı sesi çıkartıyorlar. O ses ülke kalkınınca, imkanlar genişleyince, bütçe yetince çalışanlar da emekliler de bundan faydalanacak…
Ölme eşeğim ölme…
Erdoğan’ın sözlerine bakalım: “Enflasyon düştükçe insanımızın alım gücü daha uzun süre korunacak, daha da artacak. Türk ekonomisi hedeflerimize uygun büyüdükçe ortaya çıkan ilave katma değerden herkes istifade edecek. Allah'ın izniyle milletçe yıllardır yaptığımız fedakarlıkların boşa gitmediğini göreceğimiz bir döneme giriyoruz. Kiralar ve hayat pahalılığı başta olmak üzere emeklilerimizin yaşadığı sıkıntıların hepsinin farkındayız. Nitekim bugünlerde kuraları çekilen 500 bin sosyal konut hamlesi gibi projelerimizle konut arzını artırarak bu sorunlara çözüm üretmeye gayret ediyoruz.”
Etrafında çember olan gazeteciler sormaz ben sorayım:
Kiraları patlatan hayat pahalılığı diye uzun yıllar baş edemeyeceğimiz musibeti kucağımıza koyan kim?
Yanıt açık; Erdoğan…
Sebep belli; rejim değişikliği. Türkiye’nin tek elden şirket gibi yönetilmesi…
Erdoğan yeri geldiğinde şöyle büyüdük böyle büyüdük. Refah düzeyi yüksek ülkeler ligine çıktık, sınıf atladık diye nutuklar atıyor. Hal böyleyse o refahtan biz niye faydalanamıyoruz?
Ayrıca konuşmasında milletçe yaptığımız fedakarlıktan söz etmiş. Saray fedakarlık yaptı mı? Kamu fedakarlık yaptı mı? Bakanları fedakarlık yaptı mı?
Hayır…
Neden mi bu kadar net konuşuyorum?
Saray’ın günlük, aylık ,yıllık harcamaları ortada da ondan…
Fedakarlık yapan daha doğrusu yaptırılan, yapmaya zorlanan ülkede yaşayanların yüzde 80’i.. Gerisinin bir eli balda bir eli yağda!..
Erdoğan’ın şu sözüne de takıldım.
Diyor ki; “inşallah tüm dünyayı kasıp kavuran bu fırtınadan alnımızın akıyla çıkacağız.”
Avrupa’ya bakıyorum bizim gibi kasıp kavrulan ülke yok. Onlar yıllık yüzde 4/5/6 oranındaki enflasyonla mücadele etmeye çalışıyor. Bizim gibi resmi rakamla yüzde 32, bağımsız kanalların ölçümüyle yüzde 42 oranında enflasyonla kasıp kavrulan ülke yok…
Bir ara yüzde 80 hatta yüzde 100’ün üzerindeydi…
Dünyaya bakınca bizim gibi ülkeler var tabii…
Venezüella var, İran var, Lübnan var, Sudan var, Suriye var…
Gelelim kendisi kabul etmese de iktidarın küçük ortağı sayılan Bahçeli’nin sözlerine…
Biliyorsunuz 20 bin liralık en düşük emekli maaşını sefalet ücreti olarak tanımlamıştı. Çark etti.
Çark etme gerekçesi ne biliyor musunuz?
Kendisi söyle açıkladı; “İttifak ortağı olarak da Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin iyi niyetle Türkiye’nin kalkınmasına, milletimizin huzur ve refahı için bütçe imkanları doğrultusunda aldığı kararlara destek olmak siyasi ahlakımızın gereğidir.”
Yani demek istiyor ki; AKP liderinin aldığı karara karşı çıkmak siyasi ahlakımıza sığmaz…
Tamam da emekliyi 20 bin liraya mahkum etmek hangi ahlaka sığıyor?
Bugün 450 bin lira aylık alan emekli/milletvekilleri beş milyon emeklinin 20 bin lira alması için oy verecek…
O vekiller siyasi ahlak bunu gerektiriyor diye bu akşam huzur içinde uyuyacaklar mı?
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:93
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 22 Ocak 2026 05:10 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















