Ekonomideki derin eşitsizlik sürdürülebilir değil Yaşar Süngü
Yenisafak sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
Küresel ekonomide gelirde eşitsizlik derinleşirken daha adil bir ekonomik düzenin kurulması için harekete geçilmesini isteyenlerin seslerini yükseltmeleri gelecek için güzel bir gelişme.
Geç kalındığında
ekonomik ve siyasi eşitsizliklerin
, temel hak ve özgürlükler üzerinde daha yıkıcı sonuçlar doğuracağını, eşitsizlikten beslenenler de dillendiriyor artık.
Ve şikayetçiler.
Neden?
Bu rant düzeninde çarkların bir gün kendilerini de öğüteceğini anladılar.
**
Uluslararası kuruluşlardan
Oxfam’ın
küresel eşitsizliğin boyutlarını gözler önüne seren yeni raporunun ismi “
Zenginlerin Tahakkümüne Direnmek
”.
Başlık cazip ve umut verici.
Raporun içi de öyle.
Raporda, süper zenginlerin servetlerini yalnızca ekonomik güç için değil, siyasi etki ve medya sahipliği yoluyla nüfuzlarını artırmak için kullandıklarına dikkat çekiliyor.
**
Dünyanın her ülkesinde ekonomik güç sahipleri siyaseti, medyayı ve yargıyı satın alarak mevcut hükümetlere kendi servetlerini koruyan, temel hakları ise kısıtlayan politikalar dayatıyor.
Bu
ahlaksız iş birliği
ile dünyanın her yerinde zenginler çok zengin yoksullar çok yoksul olmaya mahkûm.
Her dört kişiden biri düzenli yiyecek bulamıyor.
Sadece dolar milyarderlerinin servet artışı dünyadaki aşırı yoksulluğu 26 kez bitirmeye yetiyor.
Dolar milyarderlerine dünyanın her ülkesine dağılan milyonerleri de eklediğimizde, adil bir paylaşımla dünyadaki yoksulluğun hiç kalmaması,
herkesin temel ihtiyaçlarını karşılayacak duruma gelmesi gerekiyor.
Ama öyle olmuyor.
**
Raporla ortaya çıkan en çarpıcı gerçeklerden biri de şu; Ankete katılanların yarısı ülkelerinde
zenginlerin seçimleri “satın aldığına” inanıyor.
İklimleri bozanların dört ayaklı hayvanlar ve çiftçilik yapan yoksullar değil, iki ayaklı servet sahipleri olduğu da raporla belgelenmiş.
En zengin yüzde 1’lik kesim, dünyanın en yoksul üçte ikisinden daha fazla karbon emisyonuna yani havanın ve çevrenin kirlenmesine, dünyanın yaşanmaz hale dönüşmesine neden oluyor.
Ekonomik sistem küresel sermaye lehine kurulmuş;
Çalan da onlar, kirleten de onlar, suçu masumlara yükleyen de onlar.
Küresel sermaye ve onun açtığı yoldan giden orta ve küçük sermaye ile toplumun geri kalanı arasındaki uçurum sadece ekonomik değil, sosyal, siyasal ve ahlaki.
Hükümetler, servetle güç elde edenleri memnun etmek için yanlış tercihler yaparken halkın haklı öfkesini de her türlü manipülatif yollarla başka mecralara yönlendiriyor.
Toplumlar bir şekilde uyutulurken küresel sermayenin siyaset ve ekonomi üzerindeki aşırı etkisi her alanda eşitsizliği derinleştiriyor.
Bu kötü gidişi durdurmak ya da tersine çevirmek için devletler ne yapabilir?
**
Aklın yolu bir ama şeytanın yolu çok.
Uzmanların siyasilere önerileri gerçekçi ve uygulanabilir;
Diyorlar ki, sağlık, eğitim ve sosyal koruma gibi alanlarda eşitsizliği azaltacak kamu harcamaları artırılsın.
Paranın siyaset üzerindeki etkisi hukuki düzenlemelerle sınırlandırılsın.
Demokratik haklar korunsun.
**
Bugünkü küresel düzen sürdürülebilir değil; İnsanlığın neredeyse yarısı aşırı yoksulluk içinde yaşarken yukarıdaki azınlık kendinden başkasını düşünmeden yaşıyor. Böyle bir yaşamı da hak ettiğine inanıyor.
Dünyanın en zengin adamı olan
Elon Musk
, sadece dört saniye içinde, dünya genelindeki ortalama bir insanın bir yılda kazandığı kadar para kazanıyor.
Dünya nüfusunun neredeyse yarısı (yaklaşık 3,8 milyar insan), günde 8,30 dolardan daha az kazanıyor, yani yoksulluk sınırında yaşıyor.
Nüfusun en yoksul yarısı küresel servetin sadece yüzde 0,52’sine sahipken, en zengin yüzde 1’lik kesim servetin yüzde 43,8’ine sahip.
Servet sahibi zenginlerle toplumun geri kalanı arasındaki uçurum büyüyor ve bu durum son derece tehlikeli ve sürdürülemez bir siyasi boşluk oluşturuyor.
ABD’de çoğu kişi artık “
asgari bir yaşam kalitesini
” bile karşılayamıyor.
Avrupa’nın en büyük ekonomisi
Almanya’da
da süper zenginlik durdurulamaz bir şekilde artıyor: Almanya, dünya genelinde en çok milyardere sahip dördüncü ülke konumunda.
Alman bir milyarder, bir buçuk saatten daha kısa bir sürede Almanya’daki ortalama bir kişinin yıllık geliri kadar kazanıyor.
Aynı dönemde Almanya’daki her beş kişiden biri yoksulluk içinde yaşıyor.
**
Yoksulluk ve gelirdeki derin eşitsizlik
düne kadar Türkiye ve İslam coğrafyasında belirgin iken bugün dünyanın zengin yoksul her tarafını sardı.
Pandemi gibi.
Bir yanda artan milyarder sayısı, diğer yanda kalıcı hale dönüşen yoksulluk.
Ve bunun adına düzen deniyor.
Görüntülenme:90
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 28 Ocak 2026 04:02 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar



















