Ankara24.com
close
up
Dünyanın en ünlü psikologu ölümden sonra bizi ne bekliyor sorusuna akıl almaz bir yanıt verdi Sözcü Gazetesi

Dünyanın en ünlü psikologu ölümden sonra bizi ne bekliyor sorusuna akıl almaz bir yanıt verdi Sözcü Gazetesi

Ankara24.com, Sozcu kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.

O gün televizyon stüdyosu boğucu ve projektör ışıklarıyla bezeliydi. Sunucunun karşısında, gözlerinde yılların yorgunluğunu taşıyan ama bakışları son derece berrak, gri saçlı bir bilge oturuyordu. Analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung, o sırada 83 yaşındaydı. Kısa bir sessizliğin ardından sunucudan o meşhur soru geldi: "Peki, Tanrı'ya inanıyor musunuz?" Jung hafifçe gülümsedi, bir anlığına kendi içine çekilir gibi gözlerini kapattı ve sakince yanıtladı: "İnanmıyorum. Biliyorum."

Günümüzde daha çok mistikler, vaizler veya ezoterik yazarlarla özdeşleştirdiğimiz bu iddialı ifade; insan ruhunu on yıllar boyunca rasyonel bir cerrah gibi parçalara ayıran, Freud'un en önemli yol arkadaşı bir psikiyatristten geliyordu. Peki, Jung’a "inancın ötesinde bir biliş" kazandıran o gizemli deneyim neydi?

Başka bir dünyaya açılan kapı: 1944 kışı

Bu sarsıcı röportajdan 15 yıl önce, Jung’un hayatında mistik deneyimlere dair hiçbir emare yoktu. Her şey 1944 kışında, Jung’un ayağının kayıp bacağını kırmasıyla başladı. Basit bir kaza gibi görünüyordu ancak hastanede iyileşme sürecindeyken ağır bir kalp krizi geçirdi.

Doktorlar günlerce başında nöbet tutuyor, oksijen veriyor ve onu hayatta tutmaya çalışıyordu. Jung, kelimenin tam anlamıyla yaşamla ölüm arasındaki o ince çizgide (klinik ölüm) gidip geliyordu. 
Dışarıdan bakıldığında bu sadece trajik bir yoğun bakım süreciydi; ancak Jung, iç dünyasında hayatının en muazzam yolculuğuna çıkmıştı. O sırada başındaki hemşire daha sonra ona hayretle şunu itiraf edecekti: "Kritik anlarda etrafınız bir ışık halesiyle çevriliydi. Ben bunu sadece ölmekte olan insanlarda gördüm."

Hastane odası bir anda Jung’un bilincinden silindi. Kendini Dünya'nın çok yukarısında, muazzam bir uzay boşluğunda süzülürken buldu. Aşağıda mavi, kırılgan ve büyüleyici bir ışıkla sarmalanmış olan gezegen duruyordu. Jung, Dünya’yı tek bir canlı organizma olarak hissetti.

Jung bu vizyonu yaşadığında takvimler 1944’ü gösteriyordu. Yani insanlığın uzaya çıkıp Dünya'yı kendi gözleriyle ilk kez fotoğraflamasından (1961) çok uzun yıllar önce, gezegenin uzaydan nasıl göründüğünü milimetrik olarak deneyimlemişti.

Tapınak kapısı fark etti

Sonsuz boşlukta süzülürken, yakınlarında devasa bir kayanın içine oyulmuş antik bir tapınak kapısı fark etti. Bu kapı sessiz bir davet gibiydi. Jung, o kapıdan içeri girdiği an hayatın tüm anlamını, acıların nedenini ve ölümden sonra ne olduğunu eksiksiz olarak öğreneceğini biliyordu. Tam içeri adım atacakken, onu sarsan bir engel belirdi.

O anda, kendisini tedavi eden doktorunun sureti uzay boşluğunda belirdi. Ancak bu görüntü dünyevi bir beden değil, neredeyse mitolojik ve altın bir parıltıyla aydınlanmış sembolik bir varlıktı. Doktorun bilincinden yayılan mesaj çok netti: "Buraya gelemezsin. Geri dönmek zorundasın. Henüz vaktin gelmedi."

Jung, hayata döndürüldüğü için bir rahatlama veya mutluluk değil, aksine muazzam bir öfke ve hayal kırıklığı hissetti. Sanki evrenin en büyük sırrı ellerinin arasından koparılıp alınmıştı. Ruhunun yeniden bedenine hapsedilmesini, "dar, sıkışık, kasvetli ve kutu gibi bir dünyaya düşmek" olarak tanımladı.

Jung tamamen iyileşip ayağa kalktıktan birkaç gün sonra, onu kurtaran o doktor aniden hastalandı ve aniden öldü. Jung, kendisinin hayata dönmesiyle doktorunun vefatı arasındaki bu gizemli takası hayatı boyunca hiç unutmadı.

Kalp krizini takip eden üç hafta boyunca Jung, gerçeklik algısını sarsan deneyimler yaşamaya devam etti. Gündüzleri dünya ona çok yapay ve dar gelirken, geceleri bilinci kozmik manzaralara, mitolojik sahnelere ve ömrü boyunca teorik olarak incelediği arketiplere (sembollere) ev sahipliği yapıyordu.

Jung’un rasyonel dünya görüşünü sarsan tek şey bu vizyon da değildi. Hayatı boyunca "rastlantı" denemeyecek pek çok olay kaydetti:

Ölen bir arkadaşının silüeti rüyasında onu daha önce hiç görmediği bir kütüphaneye yönlendiriyor ve arkadaşı orada spesifik bir kitabı işaret ediyordu. Jung uyandığında, o kitabı rüyasındaki kütüphane rafında, tam da gördüğü yerde buluyordu.

Bir akrabasının ölüm anını, kilometrelerce uzakta uyurken rüyasında saniyesi saniyesine görüyordu.

Jung tüm bu biriken olayların ardından şu kaçınılmaz soruyu sordu: Tesadüf ile daha derin bir kozmik anlam arasındaki sınır nerede başlar?

Jung hiçbir zaman bilimi ya da rasyonalizmi reddetmedi; ancak bilimin materyalist sınırlarının her şeyi açıklamaya yetmediğini savunuşuyla parapsikolojiye yaklaştı. Joseph Rhine’ın duyular dışı algı (ESP) üzerine yaptığı deneylere atıfta bulunarak kışkırtıcı bir sonuca vardı: İnsan ruhunun (psişe) bir parçası, zaman ve mekanın fiziksel kurallarıyla sınırlı değildir.

Jung’a göre ölümden sonra bizi ne bekliyor?

Jung bize basit bir cennet tasviri veya dini imgeler sunmaz. O, insan zihnini ikiye ayırır:

Bedene, beyne ve biyolojiye bağlı olan, dolayısıyla fiziksel ölümle birlikte tamamen yok olan kimliğimiz.

Zaman ve mekandan bağımsız, tüm insanlığı ve varoluşu birbirine bağlayan o devasa ruhsal okyanus.

Jung’a göre ölümden sonra geriye kalan şey, dünyadaki adımız, unvanımız ya da egomuz (kişiliğimiz) değildir. Ölüm, bilincin yok olması değil; okyanustan ayrılmış bir su damlasının, ait olduğu uçsuz bucaksız okyanusa geri dönerek yeniden bütünün kendisi olmasıdır.

En son güncellemeleri ve haberleri takip etmek için Ankara24.com'ı izlemeye devam edin, biz durumu takip ediyor ve en güncel bilgileri sunuyoruz.
seeGörüntülenme:62
embedKaynak:https://www.sozcu.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 31 Mayıs 2026 12:48 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Bu yıl herkes bizi izleyecek Sözcü Gazetesi

29 Ağustos 2026 00:13see156

IMF Başkanı Georgieva: Sabitcoinler küresel finans için yeni riskler getirebilir

29 Ağustos 2026 00:31see155

Şarampole yuvarlanan kamyonetin sürücüsü yaşamını yitirdi Adıyaman Haberleri Habertürk Yerel Haberler

29 Ağustos 2026 01:07see155

Bakan Güler, üst rütbeye terfi eden personel için düzenlenen törene katıldı

28 Ağustos 2026 19:55see152

Cem Yılmaz Anjiyo Oldu

30 Ağustos 2026 00:55see150

Crystal Palace: 1 Manchester City: 4 MAÇ SONUCU

29 Ağustos 2026 00:25see149

Viyana da Mısır Kraliçesi nin Elmas Kolyesi Çalındı

29 Ağustos 2026 01:52see148

Adana da huzur ve güven uygulamasında 3,6 milyon TL ceza kesildi Adana Haberleri Habertürk Yerel Haberler

29 Ağustos 2026 01:07see148

Hidayet Türkoğlu: Hedefimiz Dünya Kupası’na katılmak!

29 Ağustos 2026 00:11see148

Manchester City, Crystal Palace’ı farklı geçti!

29 Ağustos 2026 00:39see147

Ev kadınlarına emeklilik imkanı: 2026 Ev hanımlarına devlet prim desteği ne zaman başlayacak, şartlar neler?

29 Ağustos 2026 02:18see146

Erzincan Sivas kara yolunda heyelan engeli

30 Ağustos 2026 01:01see145

Ankara da tartıştığı kadını öldürüp, kendi yaşamına son verdi

30 Ağustos 2026 01:57see145

Tapu satışı sonrası düşürülen parayı bulup aldı; o anlar kamerada İzmir Haberleri Habertürk Yerel Haberler

28 Ağustos 2026 20:58see145

İletişim Başkanı Duran dan İsrail in Cumhurbaşkanı Erdoğan a yönelik açıklamasına tepki

30 Ağustos 2026 01:04see145

Oğuz Çetin den FANATİK e özel açıklama: Transfer dönemi bitene kadar her türlü gelişmeye açık olun! Son Dakika Spor Haberleri

28 Ağustos 2026 17:00see145

Serkan Özbalta: Bu ligde alınan 1 puan çok çok kıymetli!

29 Ağustos 2026 03:34see144

Cumhurbaşkanı Erdoğan dan önemli mesajlar: Tarihi bir dönemi yaşıyoruz!

28 Ağustos 2026 19:41see144

T.C. BODRUM 1.(SULH HUKUK MAH.) SATIŞ MEMURLUĞU

29 Ağustos 2026 00:11see143

Selçuk Şahin: Acayip bir mutluluk oldu!

30 Ağustos 2026 01:03see142
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları