Dr. Gezer den Atlas Çağlayan iddianamesi ile ilgili değerlendirme
Ankara24.com, Dha kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
İddianamenin ardından yeniden gündeme gelen akran şiddetine yönelik yaptırımlar ve suça sürüklenen çocuk kavramlarını ceza hukuku çerçevesinde ele alan Dr. Öğr. Üyesi Sırma Gezer, "Akran zorbalığı yalnızca pedagojik değil aynı zamanda ciddi bir ceza hukuku sorunudur. Zorbalık çocukları hem mağdur hem de 'suça sürüklenen çocuk' konumuna taşıyabilir" dedi.
Atlas Çağlayan davasında henüz verilmiş ya da kesinleşmiş bir ceza bulunmadığını belirten Dr.Öğr. Üyesi Özge Sırma Gezer, iddianamenin Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabulünün ardından duruşmalara başlanabileceğini dile getirdi. Dr. Öğr. Üyesi Sırma Gezer, haber içeriklerinde, mağdurların aksine suçu gerçekleştirenlerin isimlerinin kamuoyu ile paylaşılmamasına yönelik tepkilere ise şu sözlerle açıklık getirdi: “Çocuk mahkemelerinin bir özelliği vardır, çocuk yargılaması gizli ve kapalı yapılır. Bu nedenle metinlerde, belgelerde isimler kodlanmış şeklinde paylaşılır."
Dr.Öğr.Üyesi Sırma Gezer, "Türk Ceza Kanunu'na göre çocukların ceza sorumluluğunu farklı yaş gruplarına göre belirlenir. Bu noktada Atlas Çağlayan olayında iddianamede istenilen cezalar, Ceza Kanunumuza göre doğru. Ceza Kanunumuzda 0-12 yaş grubunda ceza sorumluluğu bulunmuyor, yalnızca güvenlik tedbirleri uygulanabiliyor. 12-15 yaş grubunda çocuğun fiilin anlam ve sonuçlarını kavrayıp kavrayamadığı değerlendirilerek indirimli ceza uygulanabiliyor. Bu suç özelinde, fiili gerçekleştiren 14 yaşında ve yüzde 50 indirim ile yarı cezayı çekecek. 15-18 yaş grubunda ise ceza sorumluluğu bulunuyor ancak yine indirimli ceza söz konusu oluyor. 15-18 yaş arasında ise cezada üçte bir oranında indirim uygulanıyor Bu yaklaşım, çocukların gelişimsel özelliklerinin hukuk sistemi içinde dikkate alınması gerektiğini gösteriyor" diye konuştu.
'ÇOCUK, CEZA HUKUKUNDA YAPTIRIMDAN MUAF DEĞİL'
Çocuk suçluluğu konusunun ceza hukuku açısından farklı ele alınması gerektiğini aktaran Gezer, modern hukuk sistemlerinde çocukluk döneminin yetişkinlerden ayrı değerlendirilmesi gereken özel bir dönem olarak kabul edildiğini ifade etti. Çocukların suç işlemesini önlemede yalnızca ceza yaptırımlarının yeterli olmadığını belirten Gezer, çocukların ceza sorumluluğunun değerlendirilmesinde Birleşmiş Milletler'in Pekin Kuralları'nın önemli bir referans olduğunu söyledi. Gezer, “Pekin Kuralları, çocukların ceza sorumluluğunun onların duygusal ve zihinsel olgunluk düzeyi dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor" dedi.
Dr. Öğr. Üyesi Özge Sırma Gezer, akran zorbalığının özellikle ergenlik döneminde yaygınlaştığını ve toplumsal bir sorun olarak ele alınması gerektiğini ifade etti. Dünya Sağlık Örgütü verilerine dikkat çeken Gezer, zorbalığın gençler arasında oldukça yaygın olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:
"Zorbalık ve kavga gençler arasında oldukça yaygın. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre gelişmekte olan 40 ülkede erkeklerin yüzde 42'si ve kızların yüzde 37'si zorbalığa maruz kalıyor. Öğrencilerin yaklaşık yüzde 15-25'i zorbalık mağduru, yüzde 15-20'si ise zorbalık faili olarak belirleniyor."
'ZORBALIK BİRÇOK SUÇ TÜRÜNE DÖNÜŞEBİLİYOR'
Akran zorbalığının yalnızca bir disiplin sorunu olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Özge Sırma Gezer, bazı zorbalık davranışlarının doğrudan ceza hukuku kapsamında suç oluşturabileceğine dikkat çekti. Zorbalığın süreklilik göstermesi halinde eziyet suçu (TCK m.96) kapsamında değerlendirilebileceğini belirten Gezer, zorbalık nedeniyle bir öğrencinin okula gitmekten alıkonulması veya eğitim hayatının engellenmesi durumlarının eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi (TCK m.112) suçunu gündeme getirebileceğini ifade etti.
Sürekli rahatsız edici davranışların kişilerin huzur ve sükûnunu bozma (TCK m.123) kapsamında değerlendirilebileceğini belirten Gezer, öğrencinin eşyalarına zarar verilmesi halinde mala zarar verme suçu (TCK m.151) oluşabileceğini söyledi. Gezer ayrıca bazı zorbalık vakalarının kasten yaralama, hakaret, tehdit ve şantaj gibi suçlara dönüşebileceğini ifade ederken, özellikle dijital ortamlarda gerçekleşen zorbalık olaylarında özel hayatın gizliliğinin ihlali ile kişisel verilerin ele geçirilmesi veya yayılması gibi suçların da gündeme gelebileceğini dile getirdi.
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK KAVRAMI
Çocuk Koruma Kanunu'nda suç işleyen çocuklar için 'suçlu çocuk' yerine 'suça sürüklenen çocuk' kavramının kullanıldığını hatırlatan Gezer, bu ifadede çocuğun yalnızca cezalandırılmasını değil aynı zamanda korunmasını ve rehabilite edilmesini esas aldığını söyledi. Gezer, "Aynı kanun zorbalığa maruz kalan çocukları da 'korunmaya ihtiyaç duyan çocuk' olarak tanımlıyor" dedi.
ÇOCUK KORUMA KANUNU'NDA DESTEKLEYİCİ TEDBİRLER
Çocuk Koruma Kanunu kapsamında uygulanabilecek koruyucu ve destekleyici tedbirlere de değinen Gezer, bu kapsamda çocuğa ve ailesine psikolojik ve sosyal destek verilmesini içeren danışmanlık tedbirinin yanı sıra eğitim, sağlık ve barınma tedbirlerinin de bulunduğunu belirtti. Gezer, gerekli durumlarda çocuğun koruyucu aile veya bakım kurumlarına yerleştirilmesini öngören bakım tedbirinin de uygulanabildiğini söyledi.
'SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUĞUN AİLESİ YAPTIRIMA TABİ DEĞİL'
'Suça sürüklenen çocuk' tartışmalarında ailelerin cezalandırılmasına yönelik görüşlere de değinen Gezer, hukuk sisteminde suçun şahsiliği ilkesinin esas olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:
"Hukukta suçun şahsiliği prensibi vardır. Bu nedenle suça sürüklenen çocukların ailelerine yönelik doğrudan bir yaptırım hukukumuzda bulunmamaktadır."
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:78
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 28 Mart 2026 14:12 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















