‘Doğa burada dekor değil, oyunun ortağı...’
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Bodrum, Dereköy’de, Peksimet Deresi kıyısında, zeytin ve okaliptüs ağaçları arasında kendine yer bulan KOMOS, doğayla iç içe iki açık hava sahnesine sahip bir sanat merkezi. Üretimi yaşamın doğal bir parçası olarak gören Övül ve Mustafa Avkıran’ın hayata geçirdiği mekân, tiyatrodan dansa, müzikten performans sanatlarına uzanan üretimlere ev sahipliği yapıyor. Avkıran çifti, KOMOS’u anlattı.
◊ Burası klasik bir kültür merkezine benzemiyor. Yılın her günü açık bir yer de olmayacak bildiğimiz kadarıyla... Siz nasıl tarif edersiniz burayı?
Övül Avkıran: Burası bir kültür merkezi değil; bağımsız bir karşılaşma ve deneyim alanı. Biz her gün kapısı açık, sürekli program yapan bir yapı kurmak istemedik. Burada zaman zaman sanatçılar bir araya gelecek, birlikte çalışacak, araştıracak, üretecek. Rezidanslar (sanatçıların rutinlerinden uzaklaşarak üretim yapması için farklı bir ülkede veya şehirde konaklama, stüdyo ve üretim desteği bulması), atölyeler, disiplinlerarası buluşmalar, festivaller ve performanslar olacak. Bizim için önemli olan yalnızca ortaya çıkan eser değil, üretim sürecinin kendisi. Topografyası, peyzajı, sahneden, sahnede yapılandan anladığı ve sunduklarıyla KOMOS biricik, dünyada eşi benzeri olmayan bir karşılaşma noktası, deneyim alanı. Doğası gereği mevsimlik bir üretim alanı gibi dursa da burada üretim hiç durmayacak. Ritmini takvim değil, üretim belirleyecek. Her an yeni karşılaşmalar ve yeni üretimler olabilecek, olacak.
◊ Böyle bir yer kurma fikri nasıl ortaya çıktı?
Mustafa Avkıran: 33 yıldır birlikte üreten bir çiftin son durağı; KOMOS, yasın bittiği yer. Bugüne dek Türkiye’de ve dünyanın farklı ülkelerinde çalıştık. Pandemi zamanından başlayarak edindiğimiz bütün malvarlığını KOMOS’a dönüştürdük. Sahip olduğumuz bu toprak parçası Ege’de bir kıyı kasabası, herkesin hayali olan yer. Bodrum’un tarihi coğrafyası, konumumuz, yaşadığımız toprakta sanat üretiminin de mümkün olabileceğine inandırdı. Bodrum’da üretip bütün dünyaya eserler sunmak için burayı önce hayal, sonra inşa ettik. Dereköy, zeytin ve okaliptüs ağaçlarının arasında, ismini deresinden alan, doğanın ritmini bozmayan, köy gibi bir köy. Biz burayı yalnızca bir köy sahnesi değil, yaşamla üretimin birbirinden ayrılmadığı bir mekân olarak düşündük. İçinde yaşadığımız doğa burada dekor değil, oyunun da üretimin de ortağı.
◊ KOMOS ne demek?
Övül Avkıran: Komos, Antik Yunan’da müzik, şarkı, dans ve kutlamanın iç içe geçtiği şenlik alaylarını ifade eden bir sözcük. Aynı zamanda tiyatronun, özellikle komedinin doğuşuna giden yollardan biri olarak da kabul ediliyor. Bizim için birlikte olmanın, üretmenin, karşılaşmanın adı. Tiyatronun yalnızca sahnede olup biten bir gösteri değil, ortak bir yaşam deneyimi olduğuna inanıyoruz. Doğanın içinde, insanların bir araya geldiği, sanatla gündelik hayat arasındaki sınırlara bakan ve onu yeniden tanımlayan bir karşılaşma mekânı yaratmayı hedefliyoruz. Bu mekânda eskiyle yeninin, gelenekselle güncelin bağımsız ve tarafsız bir ortamda buluşmasını amaçlıyoruz.
◊ Önümüzdeki dönemde neler olacak bu deneyim alanında?
Mustafa Avkıran: ‘Bu yazı tanışma, birlikte yol açma dönemi olarak görüyoruz. Yeni işbirliklerini de zaman içinde paylaşacağız.
Övül Avkıran: Amacımız zaman içinde kendi üretim kültürünü oluşturan, sanatçıların tekrar tekrar dönmek isteyeceği bağımsız bir merkez yaratmak. Rezidans programlarını geliştirmek, uluslararası işbirlikleri kurmak, farklı disiplinlerden sanatçıları aynı masa etrafında buluşturmak ve yeni üretimlerle yeniden kapılarımızı açmak istiyoruz. KOMOS’un geleceğini tek başımıza değil, burada üretilecek işler ve kurulacak karşılaşmalar belirleyecek. Yolculuk yeni başlıyor. Yol uzun.
‘Herkes aynı sofranın etrafında buluşuyor’
◊ Açılış için neden ‘İtiraz Sofrası’ oyununu seçtiniz?
Mustafa Avkıran: ‘İtiraz Sofrası’ KOMOS’un ne yapmak istediğini birinci elden anlatıyor. Bu oyun yalnızca bir tiyatro gösterisi değil; köyün içinde, ortada oynanan, mizahın, müziğin, halk kültürünün ve kabare geleneğinin aynı sofrada buluştuğu çağdaş bir ortaoyunu. Gülmenin de düşünmenin de birlikte mümkün olduğunu hatırlatıyor. İlk adımımızı böyle bir buluşmayla atmak istedik. Çünkü inanıyoruz ki bazı sofralar sadece yemek için değil; konuşmak, dinlemek, birlikte düşünmek, paylaşmak ve itiraz etmek için kurulur.
◊ Bu oyunda seyirciyi nasıl bir deneyim bekliyor?
Övül Avkıran: Seyirciyi ‘curcunabaz’ların kurduğu bir sofraya davet ediyoruz. Güzel bir Bodrum akşamında özel bir sofraya... Fıkralar var, masallar, meseller var, türküler, şarkılar, kabare, ortaoyunu, âşık geleneği... Hepsi birbirine karışıyor. Herkes aynı sofranın etrafında buluşuyor. Bir göletin ortasında, arkasını duvara yaslamayan bir gösteri biçimi. Benzersiz bir paylaşım için; gülmek, ağlamak, düşünmek, hatırlamak üzerine, var olmanın dayanılmaz ayrıcalığını yaşatan bir karşılaşma.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:105
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 01 Ağustos 2026 07:52 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















