Danaos’un kızları ve dibi delik bütçemiz Sözcü Gazetesi
Sozcu sayfasından alınan bilgilere göre, Ankara24.com açıklama yapıyor.
Vergi mükellefleri olarak, her yıl ödediğimiz vergi TÜFE artışı oranını aşıyor. Bütçe hedeflerinin üzerinde vergi veriyoruz. Ama bütçe açıkları bir türlü kapanmıyor. Yetmiyor. Yetiremiyoruz.
Tam bu noktada, vergi ödeyicileri olarak durumumuz Danaos’un kızlarına benziyor. Yunan mitolojisinde, işledikleri korkunç bir suç nedeniyle tanrılar tarafından cezalandırılan 49 kız kardeşin hikayesidir bu. Cezaları, Hades’in yeraltı dünyasında, dibi delik büyük bir küpü suyla doldurmaktır. Ellerindeki kaplarla sürekli su taşırlar, küpü doldurmaya çalışırlar ama nafile; su deliklerden akıp gider. Küp asla dolmaz, çileleri asla bitmez.
Bugün Türk vergi sistemi ve bütçe harcamaları, modern bir Danaos trajedisine dönüşmüş durumda. Vergi ödeyicisi vatandaşlar olarak bizler; Danaos’un kızları misali, bütçe havuzuna sürekli vergi taşıyor, hazine küpüne vergi döküyor ancak küpün dibindeki delikler o kadar büyük ki havuz bir türlü dolmuyor.
Danaos’un kızları belki cezalarını çekiyordu ama biz vergi mükellefleri olarak bu cezayı hak etmedik. Camus’un dediği gibi “İnsan anlamsızlığa rağmen direnmek zorundadır”. Bizim direnişimiz ise bu delikleri işaret etmek, “Küp neden dolmuyor” diye sormaktan vazgeçmemektir.
Üç yılda 8.2 trilyon bütçe açığı verip, 9.1 trilyon faiz ödeyeceğiz
Bütçe bir havuz gibidir. Vergiler, teşebbüs gelirleri, özelleştirme gelirleri, taşınmaz satışları ve benzeri gelirler bu havuzu doldurur. Harcamalar ise boşaltır. Bütçe gelirleri ile giderleri arasındaki fark bütçe açığı veya fazlasını ifade eder. Eğer harcamalarınız gelirlerden fazla ise bütçe açığı var demektir.
2025 yılındaki bütçe açığı 1.8 trilyon lira olarak gerçekleşti. Devasa bir rakam. Ama bu daha iyi günler. OVP’ye göre 2026 yılında 2.7 trilyon, 2027 yılında 2.7 trilyon ve 2028 yılında 2.8 trilyon olmak üzere üç yılda 8.2 trilyon lira bütçe açığı olacak.
Bu açık, vergi ve diğer gelirlerle kapatılamadığında, elimizde geriye kalan tek araç olan borçlanmaya başvurulur. Vergilerde olduğu gibi borçlanmanın da bir limiti vardır. Borçlanma geçici bir gelirdir ve belli bir süre sonra bu borçların faiziyle birlikte ödenmesi gerekir. Bu ise bütçenin harcama yükünü daha da artırır. Nitekim öyle de oldu. 2026 yılının ilk ayında bütçeden ödenen faiz 456.4 milyar gibi astronomik bir rakama ulaştı. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bu faizi açıklamak için yaptığı basın açıklaması da ayrı bir garabet. Sanki o enflasyona endeksli borcu başka bir iktidar almış gibi. Sanki yüksek enflasyonu yaratan politikaları başkaları uygulamış gibi.
Bütçe açığının bu denli büyümesinde en önemli faktör faiz ödemeleri. İçinde bulunduğumuz yılda bütçeden 2.7 trilyon faiz ödemesi öngörülüyor. 2027’de bu rakam daha da artarak 3 trilyonu aşacak. 2028 de işler düzeliyor mu hayır, daha da kötüleşiyor. Bütçeden 2028 yılında ödenecek faiz tutarı 3.3 trilyon lira olacak. Üç yılda ödenecek faiz tutarı 9.1 trilyon lira. İnanılır gibi değil.
Bütçede gereksiz harcama delikleri büyürken, yatırım muslukları kısılıyor
Bütçe açıkları sadece vergi artışları ile kapanmaz. Gereksiz harcamalara, israfa, yolsuzluk riski olan alanlara odaklanmak, bu delikleri bir daha açılmayacak şekilde kapamak gerekir. Ama mevcut işleyiş, deliklerin kapanması bir yana sürekli yeni deliklerin açıldığını, var olan deliklerin de her geçen gün büyüdüğünü gösteriyor.
Bütçede cari harcamalar artıyor. Nereye harcandığını tam olarak görmemize imkan vermeyen “DİĞER” veya “SINIFLANDIRMAYA GİRMEYEN” ile başlayan harcama kalemleri artıyor.
Kur korumalı gibi bir uygulamayla 2-3 trilyonluk bir tutar bütçe ve Merkez Bankası kaynaklarından buhar oldu gitti.
Görev zararları; aritmetik, geometrik hızla değil, astronomik hızla arttı. Ziraat Bankası’na yapılan görev zararı (görevlendirme gideri) ödemesi 2018 yılında sadece 2.5 milyar lira idi. 2025 yılına geldiğimizde 183.9 milyar liraya çıktı. 2018 yılına göre 72.3 kat artış söz konusu.
Geçiş garantili yollar, köprüler; hasta garantili hastaneler, yolcu garantili havaalanları için bütçeden çıkan rakamlar aldı başını gitti. Bütçede yeterince şeffaflık olmadığı için tam tutarlarını bile bilmiyoruz.
Kamu alımlarında, yolsuzluğun önlenmesinin, verimlilik ve tasarrufun artırılmasının en önemli panzehri olan şeffaflık rafa kalkmış durumda. 2015 yılında kamu alımlarının %74.60’ı açık ihale ile yapılırken, 2024 verilerine göre bu oran tutar bazında %39.68’e kadar gerilemiş durumdadır. 2025 yılında 3.5 trilyona yaklaşan kamu alımı yapıldığı düşünüldüğünde şeffaflığın olmamasının yol açacağı sorunları hesap edin. Açık ihale yönteminin terk edilmesi nedeniyle her yıl yüzlerce milyar lira Devletin kasasında kalmak yerine birilerin cebini doldurmaya devam ediyor.
Bütçedeki gereksiz deliklere yenisi eklenip var olanlar büyürken, ülke için hayati öneme sahip olan yatırım muslukları kısılmak zorunda kalıyor. Örneğin kamunun merkezi yönetim bütçesinden yaptığı yatırım harcamalarının toplam bütçeye oranı 2015 yılında %11.30 idi. Yani 100 liralık bütçenin 11.30 lirası yatırıma gidiyordu. Bu oran 2019 yılından bu yana sürekli olarak %10’un altında kaldı.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:87
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 20 Şubat 2026 05:01 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















