Cumhurbaşkanı Erdoğan: Vatandaşa tepeden bakılmasına müsamahamız yok
Ankara24.com, Trthaber kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'da düzenlenen Valiler Buluşması'na katılarak mülki idare teşkilatının mensuplarıyla bir araya geldi. Toplantının ülke, millet ve şehirler için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, organizasyonu başarıyla gerçekleştiren İçişleri Bakanlığını tebrik etti.
Program kapsamında farklı kategorilerde ödüle layık görülen mülki idare amirlerini tebrik eden Erdoğan, "Birazdan ödüllerini takdim edeceğimiz mülki idare amirlerimizin her birini ayrı ayrı kutluyorum. Sizlerle birlikte vali yardımcılarımıza, kaymakamlarımıza ve mülki idare teşkilatımızın her bir mensubuna Rabbimden muvaffakiyetler temenni ediyorum." ifadelerini kullandı.
İçişleri Bakanlığı’nda bayrak değişimiKonuşmasında İçişleri Bakanlığı bünyesinde yaşanan görev değişimine de yer ayıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, mülki idare amirlerinin huzurunda eski Bakan Ali Yerlikaya’ya şükranlarını sundu.
Erdoğan, şöyle devam etti;
Biliyorsunuz geçen hafta bakanlığımızda bir nöbet değişimi yaşandı. 2,5 yıl boyunca İçişleri Bakanı olarak görev yapan Ali Yerlikaya'ya bir kez de sizlerin huzurunda hizmetleri için teşekkür ediyorum. İçişleri Bakanlığı görevini devralan Mustafa Çiftçi'ye de aynı şekilde başarılar diliyor, yapacağı hayırlar sebebiyle inşallah milletim adına kendisine şimdiden şükranlarımı iletiyorum. Sizlerle birlikte vali yardımcılarımıza, kaymakamlarımıza ve mülki idare teşkilatımızın her bir mensubuna Rabbimden muvaffakiyetler temenni ediyorum. Şehit mülki idare amirlerimizle birlikte ebediyete irtihal eden valilerimizi, kaymakamlarımızı bilvesile rahmetle yad ediyorum. Hepsinin de ruhları şad, mekanları inşallah cennet olsun.
"Ramazan milletimiz için hayırlar getirsin"Yine bu gece itibarıyla müşerref olacağımız Ramazan-ı Şerif'in milletimiz, Alem-i İslam ve tüm insanlık için hayırlar getirmesini diliyorum. Rahmet kapılarının açıldığı bu mübarek günlerin birlik ve beraberliğimizi güçlendirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Ya Rab, şu muazzam Ramazan hürmetine, kaldır arada vahdete hail ne ise. Ya Rab, şu asırlarca süren tefrikadan, artık ezilip düşmesin ümmet yeise. Merhum Mehmet Akif Ersoy'un bu niyazını bugün bir kez de kalbimizin en derinlerinde hissediyor, İstiklal Marşı şairimizin bu dualarına bizler de gönülden amin diyoruz.
"Milletimizin her bir ferdinden dualarında Filistinli mazlumları unutmamasını istirham ediyorum"Ramazan-ı Şerif'i derme çatma çadırlarda karşılayan, buna rağmen vakar ve dirayetinden taviz vermeyen Gazzeli kardeşlerime şahsım ve ülkem adına dayanışma mesajlarımızı gönderiyorum. Milletimizin her bir ferdinden dualarında Filistinli mazlumları unutmamasını ayrıca özellikle istirham ediyorum. Bizler birbirimize destek oldukça, birbirimizin yaralarını sardıkça, yekvücud olup dayanışmamızı, muhabbetimizi artırdıkça; bölgemizde ve gönül coğrafyamızda barışın, huzurun ve istikrarın hüküm süreceği o güzel günlerin inşallah çok yakın olduğunu burada bir kez daha ifade etmek istiyorum. Yeter ki zulmün ve zalimin karşısında dimdik duralım. Yeter ki kardeşliğimize ve kardeşlerimize sımsıkı sarılalım. İnancımıza ve hayallerimize sahip çıkalım. İşte o zaman Cenab-ı Allah'ın izniyle bozamayacağımız hiçbir tuzak, yırtıp atamayacağımız hiçbir plan, hüsrana uğratamayacağımız hiçbir oyun ve senaryo kalmayacaktır.
Rahmetli Nurettin Topçu üstadımız bir yazısında millet, tarih ve kimlik arasındaki rabıtayı şöyle anlatıyordu: Mazinin bittiği yerde millet biter, insan biter, iz’an biter; bunlar nihayet bulurlar. Millet tarihinden ibarettir. Onu tarihinden sıyırınız, insan sürüsü kalır. Milletlerin mazisini teşkil eden bütün eski hareketler, eski eserler ve düşünüşler ona bir zincirin halkaları gibi gelir. Ben babama, o da Kosova’nın kahramanlarına ve Yıldırım Han’a bağlanır. Bunların ruhu ise Yunuslar’la, Alparslanlar’dan geçerek Hz. Muhammed’e kadar uzanan zincirin bize daha yakın bulunan halkalarını teşkil ederler. Bizim bu atalarımızın varlığı, geçmişten ibaret bir bütün teşkil ederek bizim ruhumuz, bizim dimağımız olmuştur. Millet bir büyük dimağın, böyle büyük bir ruhun adıdır. Evet, büyük bir millet olarak bizim büyük dimağımızın, büyük ruhumuzun bir özelliği de devlet mefhumuna yüklediğimiz anlam ve atfettiğimiz önemdir. Biz tarihin hiçbir döneminde devletsiz kalmamış, 'ebet müddet' şiarıyla devletini daima yaşatmış ve sonraki kuşaklara aktarmış bir milletiz. Milli ve manevi değerlerimiz, beşeri ve kültürel kıymetlerimiz, geçmiş ve gelecek tasavvurumuz devlet felsefemize doğrudan dercedilmiştir.
İşte bu yüzden devlet, bizde yalnızca idari bir teşkilatlanmayı ifade etmez; aynı zamanda kudret, saadet, şefkat ve merhamet gibi anlamları da ihtiva eder. Binlerce yıllık devlet geleneğimizin temelinde adalet, merkezinde insan, mihverinde ise erdem ve ahlak vardır. Bu bakımdan hükümet, hikmetle iç içe geçmiştir. Devlet-i Aliye’de Sadrazamlık dahil önemli makamlarda bulunmuş Yusuf Kamil Paşa bu hakikati 'Hükümet hikmet ile müşterektir' sözüyle dile getirmiştir. Dolayısıyla adaleti ve iyiliği tesis etmeden idareyi temin edemezsiniz. İnsanı yok sayar, hikmeti dışlarsanız huzur ve istikrarı sağlayamazsınız.
Bakınız burada Nizamülmülk’ün Siyasetname’sinde yer verdiği bir anekdotu sizlerle özellikle paylaşmak isterim. Rivayet olunur ki Humus Valisi, Ömer bin Abdülaziz’e şöyle bir mektup yazdı: 'Humus çarşısının duvarı harap olmuştur. Onu imar etmek lazımdır. Ne buyursunuz?' Ömer bin Abdülaziz aynı kağıda şöyle yazdı: 'Humus çarşısının duvarını adaletle yükselttiğinde, yolları da korku ve zulümden arındırıp tertemiz ettiğinde ortaya çıkacak yapının çamur ve tuğlaya ihtiyacı yoktur.' Evet, mesele bizim için işte bu kadar billurlaşmış, kristalize bir hakikattir. İllerimizde şahsımı ve devletimizi temsilen görev yapan valilerimiz bu yönüyle hayati bir yetki ve sorumluluğu deruhte etmektedir. Vali; kâmil ve müşfik devletin sahadaki yansımasıdır. Adalet, hikmet ve hükümetin eritme potasıdır. Vatandaş ile devletin buluşma noktasıdır. Valilik; sadra şifa olma, derde deva bulma yeri; milletimizle hemhal olma, vatandaşla hemdem ve hemdert olma makamıdır.
Valilerimizden en büyük beklentimiz; sorunlara hızlı ve etkin çözümler üretmeleri, insanımızın gönlüne girmeleri, görev ve sorumluluk dairesinde maksimum verimle vazifelerini ifa etmeleridir. Liderlik de esasen bunları gerektirir. Başarılı bir vali, iyi bir lider demektir. İyi liderlik; yük almayı, sorumluluk almayı, riske girmeyi, idare-i maslahatçılıktan yani yerelde çözülebilecek sorunları Ankara’ya havale etmekten uzak durmayı gerektirir. Suyu akışına bırakan, hazıra konan, selefinden devraldığı mirası tüketen bir yöneticinin ne bulunduğu vilayete ne de riyaset ettiği kamu kurumuna liderlik etmesi mümkün değildir.
"Hepimiz aziz milletimizin birer hizmetkarıyız"Her birinizden görevinizi yaparken şu hassasiyetleri her daim gözetmenizi özellikle bekliyorum: Devletimizin sizlere emanet ettiği kaynakları; milletimizin ve şehirlerimizin faydasına olacak şekilde çok titiz bir surette kullanmalısınız. Yürüttüğünüz projeleri, yaptığınız yatırımları, verdiğiniz hizmetleri 'Hakk’ın rızasına vasıl olma aracı' olarak görmelisiniz. Bakın her fırsatta vurguluyorum, bugün altını tekrar çiziyorum; unvanımız ne olursa olsun şahsım dahil hepimiz aziz milletimizin birer hizmetkarıyız. Devleti temsil ederken vakur olmak, kibirli olmak anlamına asla gelmez. Vatandaşa tepeden bakılmasına, insanımıza hürmetsizlik edilmesine, insanlarımız arasında ayrımcılık yapılmasına müsamahamızın olmadığını sizler zaten çok iyi biliyorsunuz.
Ayrıntılar gelecek...
Görüntülenme:73
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 18 Şubat 2026 14:47 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar



















