Çocuklarda şiddet eğiliminde artış var! Prens ve prenses çocuklar patolojik narsistler yarattı
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.
Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur: Ülkemizde her geçen gün şiddet ortamı bir kart topu gibi büyüyor. Yani bu kartopu gibi büyürken elimizde olan net bir veri var. 2024 yılında, 2023 yılında kadar yüzde 9.8 yani yüzde 10 oranında artış var. Bunlar TÜİK verileri. Bir suça karışma nedeniyle güvenlik birimine getirilen tüm çocuklar bunlar. Hem mağdur hem suçlulardan bahsediyoruz. Hani olaya karışmış tüm çocuklar çocukları yani suça sürüklenen çocuk denilen kavram yüzde 9.8 yani yüzde 10 artış var. Bu yılki veriler, 2025 verileri henüz paylaşılmadı. Bunlar paylaşıldığında çok daha belirgin oranlarla karşılaşacağız. Suça sürüklenen çocuk sayısı 2023'ten 2024'e baktığımızda yüzde 13.3 bir artış göstermiş. Mağdur çocuk sayısı yüzde 6.8 artış göstermiş. Yani bunlar da çok önemli. Ve suç türlerine göre dağılıma baktığımızda da içler acısı bir durum var ki yaralama bunların içinde çok ön planda. Yani birbirine karşı çocukların fiziksel şiddet uygulamaları ve bu fiziksel şiddetin hayata geçmesi çok önemli bir noktayla birlikte geliyor. Çocuklara şiddetten, her tür kötü davranıştan, ayrımcılıktan azade bir yaşam sunmalıyız. Türk Pediyatri Kurumu olarak çok sağlıklı koşulların olmasını, sağlıklı okulun olmasını çocuklar için diliyoruz.
"BENİM ÇOCUĞUMDA OLMAZ DÜŞÜNCESİ TAMAMEN İNKARDIR"
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Doğangün: Bu toplu katliamlar ülkemizde görülmüyordu. Avrupa'da da 2000'li yılların başında dikkat çekti. Sonra bu kişinin evinde bir silah oyunu oynadığı görüldü. Aslında oyunlar hayatta da var. Oyun iyileştirici, geliştiricidir ama hayal dünyasını geliştirebilen oyunlar iyileştiricidir. Bunun yerini başka oyunlar aldı. Burada kişi oyunun içinde görevli. Birçok ergen yaşamın ve yaşatmanın manasız olduğunu düşünüyor. Bu tarz toplu eylemlerde kişiler eylemin sonunda öleceklerini biliyorlar. Bu aslında bir intihar saldırısı. Ölüme giderken öldürerek gitmek toplamda değerlerin erimesi ile alakalı. Unutmamamız gerekiyor orta ve uzun vadede çözümler üretmemiz gerekiyor. Hepimiz suçluyuz ve hepimiz risk altındayız. Kendi çocuklarımız hem zorbalık yapabilir hem zorbalığa maruz kalabilir. Benim çocuğumda olmaz düşüncesi tamamen bir inkardır.
"PRENS VE PRENSESLER PATOLOJİK NARSİSİZME DÖNDÜ"
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Doğangün: Çocukerkil döneme döndük. Çocuklarımız kıymetli ama binlerce yıldır kıymetli. İnsanlar biraz da kendi çocukluğunu tedavi etmek için çocuk yapıyor. Bir müddet sonra olay "Prenses", "Prens" olmaya döndü. Bu da narsistik bir yapıya götürüyor. Eve alınacak deterjana bile çocuk karar veriyor. Bu durum çocukları narsistik bir yapıya dönüştürdü. Narsistik yapı her insanda bir miktar vardır. Tansiyon gibi. Ama bu sistem negatif şekilde, kartopu şeklinde büyüyerek patolojik narsiszme dönüşüyor. Bunun bir üst boyutu da psikozdur. O zaman da gerçekliği değerlendirme yetisi kaybolur. İnsan ruh sağlığı bebeklik çağından var olan agresyona toparlamak adına olgunlaşma ile gider. İnsan ruh sağlığı derinlik kazanır. Bu da gelişme ve büyüme ile paraleldir. Nörobiyoloji dediğimiz bu gelişim sistemini ekranlar yavaşlatıyor. Sinir sisteminin dikkat fonksiyonlarının daha yavaşlamasını hatta bozulmasını sağlıyor. O yüzden küçük yaşta başlayan ekran maruziyeti, şiddet görüntüleri, izlediği karakterler negatif etkiliyor. Bunun daha ötesini söyleyeyim çocuk etrafındaki yetişkinlerin değeri ile değerleniyor. Mesela anne baba eğer bir sorunu hemen, hızlıca, yan yollara saparak çözüyorsa çocuk şunu öğreniyor, "Başkasına saygı duymam, beklemem yanlış bir şey. Ben istediğimi hemen elde etmeliyim." Bu da tıpkı video oyunların sunduğu yanılsama gibi. O zaman çocuk bu yanılsamada gerçeklik yetisini kaybediyor. "Sadece ben, sadece benim doğrum, benim kurallarım, benim haklarım" diyor. O zaman da şiddet kolayca ortaya çıkıyor. "En kıymetlisi benim çocuğum", "Benim çocuğum ne isterse" gibi bir yaklaşım var. Bu da patolojik narsisizme götürüyor. Herkeste narsistik yapı vardır ve olmalıdır. Bunu tansiyon gibi düşünün. Ama bu sistem negatif şekilde, kartopu şeklinde büyüyerek patolojik narsisizme dönüşüyor. Bunun bir üst boyutu da psikozdur. O zaman da gerçekliği değerlendirme yetisi kaybolur.
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Çocuk Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Gizem Durcan ise "Çocuğu şiddete götüren olayları biyo-psiko-sosyal olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Yani birçok etken olabilir. Çocuğun altta yatan bir hastalığı da olabilir, içinde bulunduğu ortamda şiddet görmüş mağdur bir çocuk da olabilir. Bunların hepsi de olabilir. Şiddet gören çocukların da bir süre sonra şiddet gösteren olduğunu görüyoruz" dedi.
OKUL BASKINLARININ TARİHİ
ABD'de bilinen en eski okul baskını 1764 yılında yaşandı. 4 kızılderili genç bir okulu basarak okul müdürü ve 10 öğrenciyi öldürdü. Ancak bugün bildiğimiz anlamda, canavarca hisle dediğimiz ve amaçsızca kitlesel katliam yapılan ilk okul baskını 1966 yılında gerçekleştirildi. Texas'ta 25 yaşındaki mühendislik öğrencisi Charles Whitman Texas Üniversitesi'ni basarak 15 kişiyi öldürdü ve 31 kişiyi de yaraladı. Whitman'ın çocukluk çağında babası tarafından istismar edildiği ve olaydan birkaç ay önce psikiyatriste gidip "Bir binanın tepesine çıkarak insanlara rastgele ateş açtığımı hayal ediyorum" dediği öğrenildi. Voice Of America'nın "Kolej kampüs baskınları" başlıklı haberine göre tüm okul baskınlarındaki saldırganların akıl sağlığı problemleri yaşadığı belirtiliyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:23
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 17 Nisan 2026 16:23 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















