CHP okullardaki şiddeti Meclis gündemine taşıdı
Ankara24.com, Halktv kaynağından alınan verilere dayanarak duyuru yapıyor.
CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye eğitim sisteminde derinleşen krizleri ve okullarda artan şiddet olaylarını TBMM gündemine taşıdı. Tanrıkulu, eğitimdeki liyakat, güvenlik ve eşitlik sorunlarının araştırılması için Meclis araştırması açılmasını talep ederken, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in siyasi sorumluluk gereği istifa etmesi gerektiğini savundu.
"EĞİTİM SİSTEMİ AĞIR BİR ÇÖKÜŞ SÜRECİNDE"TBMM Başkanlığı’na sunulan araştırma önergesinde, eğitim sisteminin bilimsel ilkelerden uzaklaştığı ve liyakatsiz kadrolaşma ile ağır bir darbe aldığı vurgulandı. Tanrıkulu, okulların ideolojik yönlendirmelere açık hale getirildiğini belirterek, tarikat ve cemaat yapılarının eğitim alanındaki artan etkisine dair kamuoyunda ciddi kaygılar oluştuğuna dikkat çekti.
OKULLARDA ŞİDDET VE GÜVENLİK ZAFİYETİÖnergede, son dönemde okullarda tırmanışa geçen şiddet olaylarına özel bir parantez açıldı. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğinin tehlikede olduğunu ifade eden Tanrıkulu, devletin çocukları şiddetten koruma yükümlülüğünü yerine getiremediğini belirtti. Özellikle yoksulluk nedeniyle eğitimden kopan milyonlarca öğrenci ve deprem bölgesindeki yetersiz altyapı, önergenin temel dayanakları arasında yer aldı.
"BAKAN TEKİN İSTİFA ETMELİ"Sezgin Tanrıkulu, eğitimde yaşanan tabloyu "politika başarısızlığının ötesinde bir yönetim krizi" olarak tanımladı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in görevde kaldığı her günün telafisi güç zararlar doğurduğunu savunan milletvekili, şu ifadeleri kullandı:
"Milli Eğitim Bakanının görevde kalması, kamu yararı ve çocukların üstün yararı ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Siyasi sorumluluk gereği Bakan derhal istifa etmelidir."
Tanrıkulu'nun önergesinin tamamı bu şekilde:
"Eğitim sistemi, bir ülkenin geleceğinin inşa edildiği en temel kamusal alandır. Ancak bugün Türkiye’de eğitim sistemi bilimsel ilkelere aykırı uygulamalar, liyakatten uzak kadrolaşma, derinleşen yoksulluk ve artan toplumsal eşitsizlikler nedeniyle ağır bir çöküş süreci yaşamaktadır.
Millî Eğitim Bakanlığının yönetimi altında, özellikle Milli Eğitim Bakanının görev süresi boyunca:
Okullarda şiddet olayları ve güvenlik sorunları artmış, öğrenciler ve eğitim emekçileri açısından can güvenliği ciddi biçimde tehlikeye girmiştir.
Eğitim kurumları, bilimsel ve laik eğitim ilkelerinden uzaklaştırılarak ideolojik yönlendirmelere açık hale getirilmiştir.
Tarikat ve cemaat yapılarının eğitim alanındaki etkisinin arttığı yönünde kamuoyunda güçlü ve yaygın kaygılar oluşmuştur.
Öğretmen atamalarında ve yönetici görevlendirmelerinde liyakat ilkesi ağır şekilde zedelenmiştir.
Yoksulluk nedeniyle milyonlarca öğrenci eğitimden kopma riskiyle karşı karşıya bırakılmıştır.
Deprem bölgeleri başta olmak üzere birçok bölgede eğitim altyapısı ihmal edilmiş, öğrenciler sağlıksız koşullarda eğitim görmek zorunda bırakılmıştır.
Ortaya çıkan bu tablo, yalnızca bir politika başarısızlığı değil; aynı zamanda çocukların yaşam hakkını, eğitim hakkını ve geleceğini tehdit eden ağır bir yönetim krizidir.
Milli Eğitim Bakanının görevde kaldığı her gün, eğitim sistemindeki bu derinleşen sorunlar büyümekte; çocuklar, öğretmenler ve veliler açısından telafisi güç zararlar ortaya çıkmaktadır.
Eğitimde yaşanan bu ağır tablo karşısında siyasi sorumluluğun gereği açıktır. Milli Eğitim Bakanının görevde kalması, kamu yararı ve çocukların üstün yararı ilkesi ile bağdaşmamaktadır.
Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme başta olmak üzere uluslararası insan hakları belgeleri ve Anayasa hükümleri uyarınca, çocukların güvenli, sağlıklı ve nitelikli bir eğitim ortamında bulunma hakkı temel bir yükümlülüktür. Okullarda artan şiddet olayları ve eğitim ortamlarının güvensiz hale gelmesi, çocukların yaşam hakkı, eğitim hakkı ve fiziksel-psikolojik bütünlüklerinin korunması ilkelerinin ihlal edilmesi anlamına gelmektedir. Bu durum, devletin çocukları her türlü ihmal, istismar ve şiddetten koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğini göstermekte; kamu otoritelerinin bu alandaki sorumluluğunu daha da ağırlaştırmaktadır. Bu durum, sadece idari bir inceleme konusu değil, aynı zamanda acil bir siyasal sorumluluk meselesidir.Bu nedenle, yürütülecek araştırma sürecinden bağımsız olarak, Milli Eğitim Bakanının derhal istifa etmesi, kamu vicdanı ve demokratik sorumluluk açısından zorunludur.
Kurulacak Meclis Araştırma Komisyonu ile eğitim sisteminde yaşanan yapısal çöküşün nedenlerinin ortaya konulması, okullarda artan şiddet olaylarının ve güvenlik zafiyetlerinin incelenmesi, Milli Eğitim Bakanlığı politikalarının anayasal eğitim ilkeleri açısından değerlendirilmesi, eğitimde liyakat, eşitlik ve kamusallık ilkesinin ne ölçüde zedelendiğinin tespiti, Milli Eğitim Bakanının görev süresine ilişkin idari ve siyasi sorumluluğun açık biçimde ortaya konulması ve eğitim sisteminin yeniden inşası için gerekli acil önlemlerin belirlenmesi amaçlanmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, Türkiye’de eğitim sisteminde yaşanan ağır kriz ve yönetim zafiyetinin tüm yönleriyle araştırılması, sorumluların tespit edilmesi ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederim."
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:33
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 17 Nisan 2026 11:11 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda

İsa Aras Mersinli'nin Arjantin'deki arkadaşı konuştu! Polis babasının tabancası ve kıyafetleri ile poz vermiş







En çok okunanlar



















