Ankara24.com
close
up
CHP İliç maden faciasının yıl dönümünü andı: Bu ülkede hiçbir emekçinin ölümü kader değil; ihmallerin ve denetimsizliğin nelere mal olabileceğini gördük!

CHP İliç maden faciasının yıl dönümünü andı: Bu ülkede hiçbir emekçinin ölümü kader değil; ihmallerin ve denetimsizliğin nelere mal olabileceğini gördük!

T24 sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Parti Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş dahil çok sayıda CHP'li isim, 9 işçinin hayatını kaybettiği, Erzincan’ın İliç'teki Anagold Madencilik’e ait Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat 2024’te meydana gelen facianın yıl dönümünde paylaşımlarda bulundu. Özel, "Bu ülkede hiçbir emekçinin ölümü 'kader' değil" dedi, "Göz göre göre gelen felakete neden olan siyasi sorumlular hala korunuyor" diye sitem etti. Yavaş da, "İhmallerin ve denetimsizliğin nelere mal olabileceğini yaşanan bu acı bizlere göstermiştir" diyerek önlem alınması çağrısı yaptı. Rızvanoğluda İliç’te yaşananların bir ihmaller zinciri olduğunu vurgulayarak, "Bu ülkenin hiçbir emekçisi, hiçbir doğal yaşam alanı, denetimsizliğin ve rant hırsının kurbanı olamaz" dedi.

Özgür Özel: Bu ülkede hiçbir emekçinin ölümü 'kader' değil

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Erzincan’ın İliç ilçesinde meydana gelen ve 9 işçinin yaşamını yitirdiği maden faciasının ikinci yılı nedeniyle sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Özel, paylaşımında yaşamını yitiren işçileri rahmetle andığını belirterek, "Göz göre göre gelen felakete neden olan siyasi sorumlular hala korunuyor" ifadelerini kullandı.

İliç'te yaşananları Soma ve Ermenek maden facialarıyla birlikte değerlendiren Özel, "Aynı tabloyu Soma’da da gördük, Ermenek’te de… Bu ülkede hiçbir emekçinin ölümü 'kader' değil" dedi.

Özel, sorumlular adalet önüne çıkana kadar konunun takipçisi olacaklarını vurguladı.

Mansur Yavaş: İhmallerin ve denetimsizliğin nelere mal olabileceğini yaşanan bu acı bizlere göstermiştir

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Erzincan’ın İliç ilçesinde meydana gelen ve 9 işçinin yaşamını yitirdiği maden faciasının ikinci yılı nedeniyle sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Yavaş, "Erzincan İliç’te yaşanan maden faciasının yıl dönümünde hayatını kaybeden 9 emekçi kardeşimizi rahmetle anıyorum. İhmallerin ve denetimsizliğin nelere mal olabileceğini yaşanan bu acı bizlere göstermiştir. Bu tür acıların bir daha yaşanmaması için iş güvenliği konusunda daha sıkı denetimler ve etkin önlemler alınmalıdır. Kaybettiklerimizi unutmayacağız" ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu: Bu ülkenin hiçbir emekçisi, hiçbir doğal yaşam alanı, denetimsizliğin ve rant hırsının kurbanı olamaz!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, 13 Şubat 2024 tarihinde Erzincan İliç’te bulunan Çöpler Altın Madeni’nde meydana gelen facianın ikinci yılında yaşamını yitiren vatandaşları anarak başladığı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"İliç, öngörülemez bir kaza değil; bir ihmaller zinciridir"

"13 Şubat 2024 tarihinde Erzincan İliç’te bulunan Çöpler Altın Madeni’nde meydana gelen facianın ikinci yılındayız. Kaybettiğimiz vatandaşlarımızı saygıyla anıyor, ailelerinin acısını bugün de yüreğimizde hissediyoruz. Bu acı yıldönümü, bize acı bir gerçeği tekrar hatırlatmaktadır: İliç’te yaşananlar, öngörülemez bir kaza değil; bilimin ve hukukun arkasından dolanılan bir sürecin sonucudur. Bu maden, sadece doğayı değil, insan hayatını da hiçe sayan bir hırsla, üretim baskısıyla işletilmiştir. Davanın seyrine ve bilirkişi raporlarına baktığımızda bu tablo netleşmektedir: Madenin tasarımında, aşırı yağış, yoğun sulama veya yığın kayması gibi en temel güvenlik senaryolarının dahi hesaba katılmadığı, risklerin test edilmediği ortaya çıkmıştır. Şirket yöneticilerinin 'ağır derecede özene aykırı' davrandığı raporlarla sabittir. Burada asıl sorulması gereken bir diğer soru şudur: Bu maden kim tarafından, nasıl denetlenmiştir? Bu ihmaller zincirine kim, neden göz yummuştur?"

"Yanlış politikalar insanımızı güvencesiz madenlere mecbur bıraktı"

Rızvanoğlu, felaketin temelinde yatan sistemsel sorunlara dikkat çekerek açıklamasına şöyle devam etti:

"Yıllardır uygulanan yanlış tarım ve ekonomi politikalarıyla insanımızı topraksız ve işsiz bırakan; onları güvencesiz maden ocaklarına mecbur eden anlayışın somut sonucu; İliç’teki felaketin, denetimsizliğin ve kamu yararı yerine şirket kârını önceleyen politikalardır. İliç’ten ders alınmadığı için; benzer riskler ülkenin farklı bölgelerinde devam etmektedir. Bursa Yenişehir Kirazlı Yayla’da ve başka birçok bölgede, bilimsel uyarılara rağmen sürdürülen madencilik projesi, gerekli önlemler alınmadığı takdirde yeni felaketlerin yaşanabileceğini göstermektedir."

"9 işçimizin hesabı sorulmalıdır"

Adalet vurgusuyla açıklamasını tamamlayan Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, sorumluların cezalandırılması çağrısında bulundu:

"9 işçimizin hesabı hukuk önünde eksiksiz sorulmazsa, sorumlular hak ettikleri cezayı almazsa, yeni İliç’lerin yaşanması kaçınılmaz olacaktır. Bu ülkenin hiçbir emekçisi, hiçbir doğal yaşam alanı, denetimsizliğin ve rant hırsının kurbanı olmamalıdır."

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu: Siyasi sorumluluk, iktidar gücünün arkasına saklanarak taşınamaz

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, İliç maden faciasının ikinci yılına ilişkin yazılı açıklama yaptı. "Facianın üzerinden iki yıl geçmesine rağmen adaletin yerini bulmaması nedeniyle acının ilk günkü gibi sıcak olduğun" dile getiren Karasu, hala sorumluluk zincirinin kırılmadığına, ülkenin işçi sağlığı ve iş güvenliği gerçeğinin hala kâr hedeflerinin gölgesinde bırakıldığına işaret etti, Facianın, "doğal afet" başlığına sığdırılamayacağına kaydeden Karasu, "Bilirkişi bulguları, uzman görüşleri, meslek odalarının uyarıları ve emek örgütlerinin raporları; riskin bir anda ortaya çıkmadığını, göz göre göre büyüdüğünü anlatıyor. Siyanürlü liç süreçleri, kapasite artışları, izin–denetim–yaptırım üçgenindeki zaaflar, taşeronlaşma ve güvencesizleştirme; AKP'nin madencilik politikasını, işçinin canı üzerinden kuran düzenin parçasıdır" dedi.

"Kamu otoritesinin görevi emekçinin canını korumaktır"

Karasu, şöyle devam etti:

"Aradan geçen iki yılda beklenen; madencilik politikalarında köklü bir yön değişikliği, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında güçlü bir kamusal denetim rejimi ve çevresel risklerin sıkı biçimde kontrol altına alınmasıydı. Oysa tablo tam tersini gösteriyor. Facianın ardından Türkiye genelinde binin üzerinde maden sahasının ihaleye açılması, yaşam alanlarının ve doğal varlıkların yeni ruhsat süreçlerine konu edilmesi; İliç’ten gerekli derslerin çıkarılmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Tarım alanları, meralar, ormanlar ve su havzaları üzerinde sürdürülen bu genişleme politikası; işçi sağlığı, çevre güvenliği ve halkın yaşam hakkı açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Fay hatlarına yakın bölgelerde, yeraltı su sistemleri üzerinde ve hassas ekosistemlerde siyanürlü madencilik faaliyetlerinin sürdürülmesi; kamu yararı anlayışının geri plana itildiğini göstermektedir. Uzman raporları, meslek odalarının uyarıları ve yerel halkın itirazları ortadayken, maden sahalarının genişletilmesi; İliç’in münferit bir olay olmadığını, yapısal bir madencilik politikası sorunu olduğunu teyit etmektedir. Bu yaklaşım devam ettiği sürece, yeni riskler ve yeni felaket olasılıkları gündemden düşmeyecektir. Kamu otoritesinin görevi, ruhsat dağıtmak değil; emekçinin canını, doğanın dengesini ve toplumun geleceğini korumaktır.

"İki yılın özeti şudur; sorumluluk, kurumdan kuruma dolaştırıldı"

İki yılın özeti şudur; sorumluluk, kurumdan kuruma dolaştırıldı. Bakanlıklar birbirine 'yetki alanı' tarif etti. Kamu adına denetim yapması gereken mekanizmalar, kâğıt üstünde kaldı. TBMM’de kurulan Araştırma Komisyonu süreci; hakikati anlatmak yerine, sorumluluğu iktidarları ve yandaşları hariç herkese yükleyen bir çizgiye savruldu. Şirket beyanları, birçok başlıkta esas alındı; sahadaki emekçinin tanıklığı, çalışma yaşamının gerçekliği ve risklerin bütünlüğü gerektiği kadar merkeze konmadı. Oysa kamu yönetimi, iktidarın top çevirme yeri olamaz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı; ÇED süreçleri, kapasite artışları, çevresel izleme, yaptırım ve şeffaflık sorumluluğunu taşır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı; ruhsatlandırma, maden sahalarının teknik güvenliği ve işletme disiplinine dair kamusal yükümlülükleri yerine getirmek zorundadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı; işçi sağlığı ve iş güvenliği denetimini, rehberlik broşürüne indirgeyemez; caydırıcı, bağımsız, düzenli ve kamucu bir denetim rejimini kurmakla yükümlüdür. Bu sorumluluklar, birbirine havale edilerek ortadan kaldırılamaz.

"Kapasite artışları sonrasında sahada etkin ve kapsamlı denetim yapmış mıdır?"

Facianın ardından geçen iki yılda, buradan sormaya devam ediyoruz; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişleri, 6331 sayılı Kanun kapsamında kapasite artışları sonrasında sahada etkin ve kapsamlı denetim yapmış mıdır? Yapıldıysa; risk tespitleri, uyarılar ve alınan yaptırımlara ilişkin tüm belgeler kamuoyuna açıklanacak mıdır? Yığın liç alanındaki çatlaklar, kayma emareleri ve olağandışı deformasyonlar; risk değerlendirme ve Sağlık-Güvenlik Dokümanlarında öngörülmüş müdür? Öngörüldüyse hangi acil eylem planları devreye alınmıştır? Facia öncesinde iş güvenliği uzmanlarının Tespit ve Öneri Defteri'ne yazdığı uyarılar ile işçilerin yaptığı risk bildirimleri; Bakanlık müfettişlerince incelenmiş midir? Bu uyarılar neden iş durdurma kararıyla sonuçlanmamıştır? Asıl işveren–alt işveren zincirinde; İSG sorumluluğu nasıl paylaşılmıştır? Hayati risk içeren faaliyetlerin büyük bölümünün taşeronlara devredildiği iddiası doğru mudur? Acil durum planları, siren ve tahliye mekanizmaları facia anında neden devreye girmemiştir? Liç alanına yakın patlatmalar, kapasite üzeri üretim baskısı ve aşırı siyanür kullanımı iddiaları araştırılmış mıdır?"

"Siyasi sorumluluk, iktidar gücünün arkasına saklanarak taşınamaz"

Bu sorular yanıt bulmadan, İliç dosyasının kapanmış sayılamayacağını vurgulayan Karasu, "Biz, bu ülkenin emekçisine 'kader' anlatısı dayatılmasını kabul etmiyoruz. İliç, Soma, Ermenek, Hendek ve sayısız iş cinayeti; bir yönetim tercihini, bir denetimsizlik rejimini, bir kâr siyasetiyle kurulan çalışma yaşamını gösteriyor. Bu ülke, madencilikte vahşi çalışma düzenini normalleştiremez" ifadelerini kullandı.

Altın madenciliğinde işçi sağlığı ve iş güvenliği denetiminin; bağımsız, düzenli, ölçüme dayalı ve kamuoyuna açık bir yapıya kavuşturulması gerektiğinin altını çizen Karasu, "Liç sahaları, atık depolama alanları, siyanür yönetimi ve ağır metal maruziyeti için sürekli izleme zorunlu hale getirilmeli; veriler şeffaf biçimde yayımlanmalıdır. İşçi temsilciliği güçlendirilmeli; çalışmaktan kaçınma hakkı fiilen güvence altına alınmalıdır. Taşeronlaşma ve güvencesizleştirme; madencilikte işçi sağlığı ve iş güvenliğinin altını oyan temel politika alanı olarak ele alınmalı, sınırlandırılmalıdır. Meslek odalarının ve emek örgütlerinin uyarıları, süreçlerin asli girdisi kabul edilmelidir. Sorumluluğu örtme çabaları son bulmalı; idari ve siyasi sorumluluk başlıkları açıkça tespit edilmelidir" diye konuştu.

Karasu, hakikatın, bir süre bastırılabileceğini ancak toprağın altına gömülemeyeceğini vurgulayarak, "İliç’te yitirdiğimiz 9 emekçinin hesabı, bir gün sorulacak. Siyasi sorumluluk, iktidar gücünün arkasına saklanarak taşınamaz. Kamu adına görev yapan herkes, yetkiyle birlikte sorumluluğu da taşır. İliç’i unutmadık ve yeni İliç faciaları olmaması, iktidarın kaçınılmaz sorumluluğundadır. Ayrıca bu ülkenin emekçileri ne yalnız ne de geleceksiz kalmayacaktır" dedi.

En son güncellemeleri ve haberleri takip etmek için Ankara24.com'ı izlemeye devam edin, biz durumu takip ediyor ve en güncel bilgileri sunuyoruz.
seeGörüntülenme:68
embedKaynak:https://t24.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 13 Şubat 2026 14:45 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Monako da dehşet anları: Sokağa bırakılan çanta patladı

30 Haziran 2026 00:21see150

Balta ve bıçakla 5 kişiyi yaralamıştı! Eskişehir saldırganı Arda Küçükteyim cezaevinde intihar etti

30 Haziran 2026 00:57see149

Mardin 1969 Spor da 6 ayrılık açıklandı!

28 Haziran 2026 17:19see148

Şanlıurfa da korkutan patlama: Sokağı geçişe kapattılar Şanlıurfa Haberleri

30 Haziran 2026 00:45see147

Müge Anlı ne zaman başlayacak? Müge Anlı ile Tatlı Sert yeni sezon tarihi açıklandı mı?

29 Haziran 2026 00:56see141

Bakan Uraloğlu: Türksat 5A, Dünya nın çevresinde 1826 tur attı

28 Haziran 2026 13:21see140

Kaza sonrası araç parçalandı: 2 ölü, 3 kişinin durumu ağır Sözcü Gazetesi

29 Haziran 2026 00:47see139

Kanada uzatmalarda Güney Afrika’yı yıktı! Dünya Kupası’nda son 16’ya kalan ilk takım oldu Sözcü Gazetesi

29 Haziran 2026 00:06see139

Iğdır’da feci olay: İnek darbesiyle yaralanan genç kurtarılamadı

28 Haziran 2026 16:28see138

Tekirdağ’da dolunay mest etti VİDEO İZLE

30 Haziran 2026 00:45see138

Büyük Aile Platformu LGBT dayatmasına karşı protesto düzenledi VİDEO İZLE

28 Haziran 2026 19:11see137

RESMİ GAZETE KARARLARI 29 Haziran Resmi Gazete de bugün neler var? Resmi Gazete de alınan kararlar neler?

29 Haziran 2026 01:52see137

Yusuf Tavaslı Hakk a yürüdü! Başkan Erdoğan dan taziye mesajı

28 Haziran 2026 14:26see137

Hüsnühatta harf, nazar, nur ve görme terbiyesi Ömer Lekesiz

30 Haziran 2026 04:11see136

Paraguay, Almanya karşısında tarih yazdı

30 Haziran 2026 02:44see136

Özgür Özel’in çorabını görenler bir daha baktı

29 Haziran 2026 00:29see136

Almanya (3) 1 1 (4) Paraguay (Dünya Kupası son 32)

30 Haziran 2026 02:39see136

Şeyh Hasina Ülkesine Dönüş Yapacak

28 Haziran 2026 20:02see133

Artık makul davranamayabiliriz Gündem Haberleri

29 Haziran 2026 04:08see133

Rüyasında annesini gördü, rüya sandığı olayda annesini gerçekten öldürdü Adana Haberleri Habertürk Yerel Haberler

30 Haziran 2026 00:48see132
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları