Cansel Elçin: Böyle karakterleri oynamak çok keyifli
Haberturk sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuruda bulunuyor.
SHOW TV'nin MF Yapım imzalı sevilen dizisi 'Muhtemel Aşk', Ayça Ayşin Turan, Ekin Koç ve Feyyaz Şerifoğlu'nu buluşturan kadrosu, sıcak anlatımı ve romantik hikâyesiyle bu akşam saat 20.00'de yeni bölümüyle izleyiciyle buluşacak.
Ünlü oyuncu Cansel Elçin, dizide canlandırdığı 'Levent Bartıner' karakteriyle ilgili samimi açıklamalarda bulundu. Rolüne hazırlanma sürecini, karaktere yaklaşımını ve izleyicilerden aldığı geri dönüşleri anlatan Elçin; oyunculuk kariyerinden tutkunu olduğu tenise, özel hayatından merak edilen detaylara kadar pek çok konuda değerlendirmelerde bulundu.
"DOZAJINI KAÇIRARAK OYNAMAYA ÇALIŞTIM" * Levent Bartıner gibi güçlü, açık sözlü ve komik bir karaktere hazırlanırken nasıl bir süreçten geçtiniz? Karakteri bize nasıl tanımlarsınız?Levent'i oynarken en çok hoşuma giden şey filtresiz olmasıydı. Aklından ne geçiyorsa söylüyor ama bunu kötü niyetle değil, tamamen doğallığıyla yapıyor. Böyle karakterleri oynamak oyuncu için çok keyifli çünkü sürekli sürpriz çıkarıyorlar. Ben de onu karikatürleştirmek yerine gerçek hayatta tanıyabileceğimiz biri gibi ama arada sırada da eğlenceli olsun diye dozajını kaçırarak oynamaya çalıştım.
"BEN BİRAZ DAHA DİPLOMATİK DAVRANIYORUM" * Karakterinizle gerçek hayatta karşılaşsaydınız onunla arkadaş olur muydunuz? Levent ile hangi yönleriniz benziyor, hangi yönleriniz ayrışıyor? Arkadaş olurdum ama her gün görüşmezdim. Onun öncelikleriyle benimkiler farklı; o her şeyden önce parayı çok seviyor ve bunu rahat bir şekilde de söylüyor. İkimiz de dürüstüz ama ben biraz daha diplomatik davranıyorum. Levent ise freni olmayan biri. Bazen "Keşke ben de bazı şeyleri onun kadar rahat söyleyebilsem" diyorum. Kızına karşı biraz daha anlayışlı olsa iyi olurdu.
"HAYATI ÇOK DAHA KOLAY OLURDU" * Karakterinize baktığınızda, hayranlık duyduğunuz ya da "Keşke farklı olsaydı" dediğiniz bir yönü var mı? Cesaretini seviyorum; insanların ne düşüneceğini pek hesaplamıyor. Ama bazen iki saniye düşünüp konuşsa hayatı çok daha kolay olurdu. Ayrıca insanlardan bir beklentisi var, "Bana karşı empati kurun" diyor ama kendisi başkalarına hiç empati kurmuyor. Dünyanın kendi etrafında dönmesini seviyor.
* Levent Bartıner'den üç özellik alma şansınız olsaydı bunlar neler olurdu? Ona hangi konuda tavsiye verirdiniz? Özgüveni, pratik zekâsı ve kriz anındaki soğukkanlılığı. Ben de ona "Bazen susmak da bir cevaptır" derdim.
"SAHNENİN KOMİK OLMASI İÇİN FAZLA OYNAMAMAYA ÇALIŞTIK" * Soğan sahnesi çok konuşuldu. "Dublör kullanmadım" açıklamanız da dikkat çekmişti. O sahnenin hazırlık süreci nasıldı? O açıklama tamamen şakaydı. İnsanlar da oyuna katıldı, bu çok hoşuma gitti. Aslında sahnenin komik olması için fazla oynamamaya çalıştık. Mizahın en güzel hâli, bazen çok ciddi oynamaktan geçiyor; sanırım seyirci de bunu sevdi. Müge Bayramoğlu'yla sahneyi çekmeden önce böyle yapalım, şöyle yapalım diye bayağı prova yaptık, en komik halimizi yakalamak için. Bir de o sahneyi çekerken ekip çok yardımcı oldu. Altan hocayla çok güldük; kamerayı her farklı açıya koyduğunda gülmemek için kendimizi zor tuttuk.
"ENERJİSİ GERÇEKTEN FARKLIYMIŞ" * Yanlış bilmiyorsam bu sizin ilk yaz diziniz. Bu tecrübe nasıldı? Evet, ilk yaz dizim. Yaz dizilerinin temposu ve enerjisi gerçekten farklıymış. Sette herkesin morali yüksek oluyor, bu da ekrana yansıyor. Ben de bu enerjinin bir parçası olmaktan keyif aldım.
"ÖĞRENMEYE DEVAM EDEN BİR OYUNCUYUM" * Genç oyuncularla çalışırken onlara nasıl rehberlik ediyorsunuz? Açıkçası onlara rehberlik ettiğimi söylemek bana biraz iddialı gelir. Bu sette birlikte çalıştığım herkes, en küçük rolden başrole kadar son derece deneyimli ve profesyonel oyuncular; hatta birçoğu ödüllü isimler. Ben sadece kendi tecrübemi paylaşabiliyorum ama aynı zamanda onları izlerken ben de yeni şeyler öğreniyorum. Oyunculuk zaten birbirinden beslenme mesleği. Bir de işin başında Altan Dönmez ve Orkun Çatak gibi yılların deneyimine sahip iki değerli yönetmen varken, bana söyleyecek çok fazla söz kalmıyor. Ben de onlar kadar bu işten öğrenmeye devam eden bir oyuncuyum.
"KARAKTERİN İZ BIRAKMASI ÖNEMLİ" * Başrol olmamanıza rağmen karakteriniz sosyal medyada büyük ilgi gördü. Sizce bunun sırrı ne? Rolün büyüklüğünden çok karakterin iz bırakması önemli. Levent'in kendine ait bir dili ve tavrı vardı. Seyirci, onu her gördüğünde "Şimdi ne yapacak?" diye merak etti. Sanırım insanlar, samimi ve doğal karakterlerle bağ kurmayı seviyor.
"SEYİRCİNİN BU SEVGİSİ BENİM İÇİN EN GÜZEL ÖDÜL" * "Sezonun en ikonik karakteri" gibi yorumlar size nasıl hissettiriyor? Çok mutlu ediyor tabii. Ama bunun bir ekip işi olduğunu da unutmamak lazım. Senaryo, yönetmen, partnerleriniz… Hepsi birleşince karakter hayat buluyor. Seyircinin bu sevgisi benim için en güzel ödül.
"BİRAZ HAKSIZLIK ETMİŞİM" * Sosyal medya sizin için ne ifade ediyor? Sizce bu mecra oyuncular üzerinde baskı oluşturuyor mu? Uzun yıllar sosyal medyadan uzak durmaya çalıştım ama galiba biraz haksızlık etmişim. Doğru kullanıldığında seyirciyle güzel bir iletişim kurabiliyorsunuz. Yine de oradaki yorumların oyuncunun psikolojisini yönetmesine izin vermemek gerekiyor. Alkış da eleştiri de dozunda kalmalı.
"ARKADAŞLARLA BULUŞMAYA GİDİYORMUŞUM GİBİ HİSSEDİYORUM" * Set ortamından bahsedebilir misiniz? Gerçekten çok keyifli bir setimiz var. Ayça Ayşin Turan, Ekin Koç ve Feyyaz Şerifoğlu'yla çalışmak çok rahat; enerjileri yüksek, hepsi çok iyi oyuncular ve çok iyi insanlar. Yapım ekibimizin ve yönetmenlerimizin de bu atmosferin oluşmasında büyük payı var. O yüzden sete giderken iş yerine değil de arkadaşlarla buluşmaya gidiyormuşum gibi hissediyorum. Evrim ve Selen'le sahnelerimiz ise bambaşka boyutta. Her defasında "Nasıl bir sahne yazılmış ve nasıl çekeceğiz?" diye merak içindeyiz.
"KELİMELERE GEREK DUYMADAN ANLAYABİLİYORUZ" * Eşiniz Zeynep Tuğçe Bayat'ın da oyuncu olması avantaj mı, dezavantaj mı? Avantajı çok daha fazla. Çünkü birbirimizi anlatmak zorunda kalmıyoruz. Bir oyuncunun yaşadığı stresi, heyecanı ya da yorgunluğu kelimelere gerek duymadan anlayabiliyoruz. Bizim için bir dezavantajı yok, bazen evde de iş konuşmaya devam ediyoruz ama bundan keyif alıyoruz. Ha, şöyle bir dezavantajı oluyor. İkimiz de çalıştığımızda birbirimizi daha az görüyoruz.
"ATLAS'IN MUTLU OLACAĞI İŞİ YAPMASINI İSTERİM" * Geçtiğimiz yıl Atlas'ı kucağınıza aldınız. Babalık size neler kattı? Atlas'ın ileride oyuncu olmasını ister misiniz? Babalık beni daha sabırlı biri yaptı, hayata bakışımı değiştirdi. Daha fazla anda kalmama yardımcı oldu. Onun peşinden koştuğum için de ayrıca formdayım. Öncelikleriniz farklılaşıyor. Atlas'ın mutlu olacağı işi yapmasını isterim; oyuncu olur, müzisyen olur, sporcu olur… Hiç fark etmez. Benim için önemli olan, yaptığı işi severek yapması.
"KAYBETMEYİ DE KAZANMAYI DA ÖĞRETİYOR" * Milli tenisçi ünvanını kazandınız. Tenis sizin için ne ifade ediyor? Tenis benim için sadece bir spor değil; disiplin, mücadele ve zihinsel dayanıklılık demek. Kaybetmeyi de kazanmayı da öğretiyor. Kamera önünde de kortta da aynı şeyi hissediyorum; her gün yeniden başlamanız gerekiyor. Arkadaşlarımı da tenise alıştırıyorum; onların oynaması beni çok mutlu ediyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:49
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 16 Temmuz 2026 13:37 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















