Canlı İBB Davası nda 33. Celse
Ankara24.com, Halktv kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 414 kişinin yargılandığı İBB davasının 33. celsesi bugün Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumları karşısında bulunan duruşma salonunda görülecek.Davada 77 sanık tutuklu yargılanıyor.
Davanın dün görülen 32. celsesinde Cebeci maden sahasına ilişkin iddialar, etkin pişmanlık beyanları, tutukluluk süresi ve somut delil tartışmaları yaşandı. Duruşma, sanık ve avukat savunmalarının ardından bugüne ertelendi. Bugünkü celsenin Volkan Ateş’in savunmasıyla başlaması bekleniyor.
İBB Davası'nda 'Ferhat Murat' krizi sürüyor: İmamoğlu'nun avukatından mahkemeye dilekçe
32. celse, Cebeci maden sahasına ilişkin iddialar nedeniyle tutuklu yargılanan Ahmet Güldü’nün savunmasıyla başladı. Murat Gülibrahimoğlu’nun çalışanı olan Güldü, savcılık ifadesinde söylediklerinin bağlamından koparıldığını belirtti.
Güldü, şirketle ilgili özel vekâletinin olup olmadığının kendisine sorulmadığını, çek bozdurma işlemlerini ise kendisinin anlattığını söyledi. Güldü, bu beyanlarının daha sonra aleyhine kullanılacağını düşünmediğini ifade etti.
Ekrem İmamoğlu da duruşmada söz alarak tutukluluklara ve etkin pişmanlık beyanlarına tepki gösterdi. İmamoğlu, çok sayıda kişinin yalnızca beyanlara dayanılarak tutuklu bulunduğunu savundu.
İmamoğlu, Ahmet Güldü’ye kendisini tanıyıp tanımadığını sordu. Güldü, İmamoğlu’nu yalnızca televizyondan gördüğünü ve belediye başkanı olduğunu bildiğini söyledi. Bunun üzerine İmamoğlu, mahkeme heyetine dönerek, “Yahu Sayın Başkan bu nasıl örgüt üyeliği? Yazık değil mi bu insana? Şimdi bu insan burada üç ay tatil mi yapacak Sayın Başkan? Sizin vicdanınıza bırakıyorum.” dedi.
İmamoğlu, tutukluluk kararlarının yalnızca dava dosyasını değil, Türkiye’deki adalet algısını da etkilediğini söyledi. Enflasyon ve ekonomik tabloya da işaret eden İmamoğlu, “Bu ülkede enflasyon düşmüyorsa, bu ülkede millet fakirse, şurada alacağınız kararların etkisi olacak Sayın Başkan.” ifadelerini kullandı.
Duruşmanın dikkat çeken savunmalarından birini, İmamoğlu’nun çocukluk arkadaşı Hakan Karanis yaptı. Karanis, iddianamede yer alan “İmamoğlu ile Murat Gülibrahimoğlu arasında köprü olduğu” iddiasını reddetti.
Karanis, Murat Gülibrahimoğlu ile 13 Haziran 2020’de tanıştığını, iddianamede ise 2019’da örgüte dahil edilmesine aracılık ettiği yönünde çelişkili bir anlatım bulunduğunu söyledi. Karanis, baz kayıtlarının da bu iddiayı desteklemediğini savundu.
Karanis, “Benim ‘köprü’ vazifesi yapabilmem için Murat Gülibrahimoğlu’nun, Ekrem İmamoğlu’nun ve Hakan Karanis olarak 0 metre baz vermem lazım. Dosyada böyle bir veri de yok.” dedi.
Karanis’in savunmasında telefon görüşmeleri ve eski tanışıklıklar da gündeme geldi. Cevat Kaya’nın avukatı Murat Öksüz’ün sorularını yanıtlayan Karanis, Kaya’yı uzun yıllardır tanıdığını belirtti.
Kaya ile dört buçuk yılda dokuz kez görüştüğünün örgüt üyeliği delili gibi sunulduğunu söyleyen Karanis, “Adamın 70 senelik dedesini tanıyorum, sülalesini tanıyorum. Ne örgütü? Bizim tek örgütümüz var: Türkiye Cumhuriyeti.” dedi.
Karanis, etkin pişmanlık ifadelerindeki “söylendi”, “demiş”, “miş”, “muş” gibi anlatımlara da tepki gösterdi. Murat Gülibrahimoğlu ile para ilişkisine dair iddiaları reddeden Karanis, hesabına gelen paraların borç olduğunu ve kayıtlarının bilgisayarında bulunduğunu söyledi.
AVUKATTAN SAVCIYA TEPKİHakan Karanis’in avukatı Ahmet Kurtuluş da savunmasında dosyaya ilişkin sert eleştiriler yöneltti. Yaklaşık 50 yıllık avukat olduğunu belirten Kurtuluş, “Çok ağır dosyalara girdik, bu kadar zorlandığım bir dava hatırlamıyorum.” dedi.
Kurtuluş, soruşturmayı yürüten savcılardan biriyle yaşadığı diyaloğu da anlattı. Savcının kendisine “Müvekkiline söyle paraların yerini söylesin. Ekrem’e söyle paraların yerini söylesin.” dediğini aktaran Kurtuluş, bu üsluba karşı çıktığını söyledi.
Kurtuluş, müvekkilinin talimat aldığına ilişkin somut delil bulunmadığını belirterek, “Somut delillerle kurulmayan iddianameyle yargılama yapılmaz. Bu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ve adil yargılanma hakkının ihlalidir.” dedi.
Duruşmada daha sonra Hasan Tahsin Sönmez savunma yaptı. Cebeci köyünde 100 yılı aşkın süredir yaşayan bir ailenin üyesi olduğunu söyleyen Sönmez, hakkında beyanda bulunan Şükrü Kaynar’ı tanımadığını belirtti.
Sönmez, kendisine ait olmayan bir şirket ve işlemediğini söylediği bir suç nedeniyle 10 aydır tutuklu olduğunu ifade etti. Şirket hakkında Vergi Usul Kanunu’na aykırılıktan düzenlenmiş bir belge bulunmadığını belirten Sönmez, “Kendimi bu iddiaya dair savunmaktan utanıyorum.” dedi.
Cezaevi koşullarına da değinen Sönmez, örgüt üyeliği iddiası nedeniyle haklarının kısıtlandığını söyledi. Sönmez, kızını her gün arama hakkının kısa süre sonra geri alındığını anlatarak, “O, her gün elinde telefonla beni bekliyor. Bize bunları neden yaşatıyorsunuz?” ifadelerini kullandı.
Sönmez’in avukatı Serhat Aydoğan, müvekkilinin örgütün varlığından dahi haberdar olmadığını savundu. Aydoğan, “Karşısında Bakanlık, Valilik ve İBB vardır. Bir örgütten bahsediyorsak bu Türkiye Cumhuriyeti’dir.” dedi.
Tutuklu sanık Turgay Tokdemir de savunmasında, Sönmez Su adlı şirketin kendisine ait olduğunu söyledi. Tokdemir, bütün mal varlığının şirketi üzerine olduğunu belirterek tahliyesini talep etti.
Sönmez ve Tokdemir’in avukatı Halil Bostancı ise mevcut delil durumunun ortadan kalktığını savundu. Bostancı, “Vergi raporu gelsin, aleyhte olursa tekrar tutuklansınlar.” diyerek iki müvekkilinin de tahliyesini istedi.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:98
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 06 Mayıs 2026 09:28 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















