‘Buzun altında tek nefesle ilerlerken yüreğimde bayrağımız var’
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
Buz altı yatay serbest dalışta dünyanın en uzun mesafesine ulaşan milli sporcu Birgül Erken,
28 Mart’ta Finlandiya’da gerçekleşen rekor denemesinden zaferle döndü. 2024 yılında Hırvat sporcu Valentina Cafolla tarafından 140 metreyle kırılan rekoru tek nefeste 141 metreye çeken Erken “Yıllardır bunun için çalışıyordum” diyor.
◊ Buz altı dalış çok bildiğimiz bir alan değil. ‘Yatay dalış’ tekniğini de pek duymadık. Biraz bize anlatır mısınız?
Buz altı dalışta yüzeye istediğiniz noktadan çıkamazsınız; parkur boyunca belirli aralıklarla yerleştirilmiş kaçış delikleri ve kılavuz iplerle ilerlersiniz, üzerinizdeyse yaklaşık 30 santim buz vardır. Bu durum hem fiziksel hem de psikolojik olarak klostrofobik bir baskı yaratır ve üst düzey güvenlik, disiplin ve odak gerektirir. Parkura baktığınızda zihinsel olarak neredeyse sonsuz görünen bir mesafeyle karşılaşırsınız; hatta yüzeyde yürürken bile uzun gelen bir yolu, tek nefeste geçeceğinizi bilmek zihni baştan zorlar. Üstelik 0-2 derece suyun içinde, bu ‘ısıran’ soğukta hem güçlü, hem verimli hem de sakin olmanız gerekir. Yatay dalışsa tek nefesle suyun altında derine değil, ileriye doğru, mümkün olan en uzun mesafeyi kat etmektir. Amaç hız değil; suyun içinde minimum efor, maksimum verimle süzülmektir.
◊ Bu zorlu spor dalına ilgi duymanız nasıl oldu?
Suyla bağım hep vardı ama serbest dalışla tanıştığım an bunun sadece bir spor değil, bir yaşam biçimi olduğunu fark ettim. Suyun altındaki sessizlik, o dinginlik ve insanın kendisiyle baş başa kalması beni çok etkiledi. Başta bir meraktı, sonra tutkuya dönüştü. Kendimi geliştirdikçe bu spor hayatımın merkezine yerleşti.
◊ Her şey ilk nasıl başladı?
Fotoğrafçılıkla başladı. Edebiyat öğretmeni olarak çalıştığım okullarda öğrencilerimin portrelerini çektim, atölyeler yönettim. Fotoğrafçılık zamanla tutkuya dönüştü ve bu tutku beni sualtına taşıdı. Önce tüplü dalışla sualtı fotoğrafçılığına yöneldim, kişisel sergiler açtım. Ardından sualtı modeli olarak yarışmalara katıldım, milli takım için mücadele ettim. Serbest dalışla tanışmamsa bir dönüm noktası oldu.
◊ Antrenman rutininiz nasıl?
Statik antrenmanlarla nefes tutma kapasitesini geliştirirken, dinamik antrenmanlarla mesafe ve verimlilik üzerine çalışıyoruz. Mobilite, esneklik ve diyafram çalışmalarıyla vücudu daha ekonomik kullanmayı öğreniyoruz. Yoga, meditasyon ve iç alanı dengelemeye yönelik çalışmalar bu sürecin vazgeçilmez bir parçası.
◊ Böyle bir dalışta en büyük risk nedir?
En büyük risk paniktir; suyun altında bir anlık panik tüm kontrolü bozabilir. Bu spor sürpriz kaldırmaz; tüm ekipmanlar, bağlantılar, kılavuz ipler ve çıkış noktaları defalarca kontrol edilir.
◊ Bu branşta Türkiye ne durumda, başarılı mıyız?
Türkiye serbest dalış için eşsiz bir coğrafyaya sahip. Ancak buz altı dalışı için henüz sistem, organizasyon ve güvenlik anlamında hazır değiliz. Bu rekoru yıllarca ülkemde, özellikle Sivas’ta denedim; kimi zaman doğa izin vermedi, kimi zaman da organizasyonel eksiklikler süreci yönetilemez hale getirdi. Sonunda Finlandiya’ya gitmek zorunda kaldım; üstelik sponsorsuz, tamamen kendi imkânlarımla.
‘Bir duruş ve temsil meselesi’
◊ Dünya rekortmeni olmak nasıl hissettiriyor?
Hissettiğim şey yılların emeğinin ve inancının bir karşılığıydı. Her dalışta sadece kendi performansımı değil, ülkemi de temsil ettiğimin bilinciyle suya giriyorum. Buzun altında tek nefesle ilerlerken aslında kalbimde bayrağımız var. Uluslararası arenada Türk bayrağını dalgalandırmak, bu ülkenin bir kadını olarak orada olmak ve iz bırakmak benim için sadece bir başarı değil; bir duruş ve temsil meselesi.
◊ Rekoru kırdığınız güne dair neler hatırlıyorsunuz?
Antrenman gününde başarılı olamamıştım. Yeni bir dalış elbisesi kullanıyordum ve ağırlık dengem bozulmuştu. Boyun ve bel ağırlıklarımı değiştirmek zorunda kaldım. Yanımdaki eski dalış elbisemi onardım. Ağırlıklarımı eskiden kullandığım şekilde ayarladım. Dalışım boyunca her şey çok kontrollüydü. Dalışın sonunda 141 metrenin benim için bir sınır olmadığını, çok daha ileriye gidebilecek güce sahip olduğumu hissettim. Yıllardır bunun için çalışıyordum ve bu rekoru güvenli ve sağlam bir şekilde kayıtlara geçirmek istiyordum. Daha agresif bir hedef yerine, kontrollü ve garantili bir şekilde 1 metre artırarak ilerlemeyi seçtim.
◊ Yeni hedefiniz nedir?
Bu rekor bir başlangıç. Mayısta Budapeşte’de havuz branşlarında düzenlenecek dünya şampiyonasında kendimi test edeceğim, ardından ağustostaki Derinlik Dünya Şampiyonası’na hazırlanacağım.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:77
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 19 Nisan 2026 07:46 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















