Bu terapi sesle, ritimle ve doğaçlamayla ilerliyor
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
Dünyanın birçok bölgesinde kullanılan müzik terapisinin Anadolu’da güçlü bir karşılığı var. 15-16 Mayıs’ta gerçekleştirilen 1. Uluslararası Müzik Terapisi Sempozyumu’nu düzenleyen isimlerden, müzik terapisti Özgür Salur bize bu uygulamanın geçmişten günümüze yolculuğunu anlattı. Salur antikçağın sağlık merkezi Bergama Asklepion’dan Selçuklu ve Osmanlı’ya müziğin sağlık uygulamalarının bir parçası olduğunu söylüyor. Osmanlı’da makamlar, ritim ve su sesiyle yapılan yöntemler bugün hâlâ en çok bilinen örnekler. Özgür Salur bu konuda şunları söylüyor: “Elimizde 9’uncu yüzyıldan 19’uncu yüzyıla uzanan 42 farklı kaynak var. Osmanlı döneminde müzikle tedavinin uygulandığı; belirli makamların farklı ruh halleri ve hastalıklar üzerinde etkili olduğuna inanıldığı bilinse de hangi makamın hangi hastalığa kullanıldığına ilişkin kaynaklar sınırlı.”
46 farklı alanda kullanılıyor
Günümüzdeki müzik terapilerinin bilimsel bir disiplin ve profesyonel uzmanlık alanı olarak ele alındığını belirten Salur, dünyada müzik terapistlerinin lisans ve yüksek lisans düzeyinde eğitim gördüğünü söylüyor ve ekliyor: “Müzik terapistleri, bireylerin fiziksel, duygusal, bilişsel ve sosyal ihtiyaçlarını değerlendirdikten sonra şarkı söyleme, enstrüman kullanımı, ritim çalışmaları, doğaçlama ve müzik dinleme yöntemlerinden yararlanarak özel bir program hazırlıyor ve kişinin iyileşme süreçlerine katkı sağlıyor.”
Salur’un aktardığına göre günümüzde müzik terapisi 46 farklı alanda kullanılıyor: “Anne karnındaki bebekle kurulan ilişkiden yaşlı bakımına kadar çok geniş alanda müzik terapistleri aktif rol üstleniyor. Yenidoğan yoğun bakım servislerinde yürütülen çalışmalarda müzik bebeklerin kalp atışları ve solunum ritimleri üzerinde düzenleyici etki gösteriyor, uyku kalitesini destekliyor, kilo alım sürecine olumlu katkı sağlayabiliyor. Felçli hastalarda yürüme düzeninin geliştirilmesi, hareket koordinasyonunun artırılması ve konuşma becerilerinin yeniden kazanılmasına yönelik çalışmalarda müzikten yararlanılıyor. Demans ve alzheimer tedavisinde de sıklıkla başvurulan bir yöntem. Hastaların yıllardır hatırlamadığı şarkılara eşlik edebildiği, yakınlarıyla iletişim kurmakta zorlandıklarında müzik aracılığıyla daha kolay etkileşim kurabildiği gözlemleniyor. Depresyon, şizofreni tanılarının yanı sıra otizmli, down sendromlu kişilerle ve hatta kanser hastalarıyla çalışılıyor.”
Müzik terapisinin sadece müzik dinletmekten ibaret olmadığını belirten Salur “İşin içinde şarkı söylemek, hareket etmek, grup içi etkileşimler kurmak, duyularla çalışmak ve doğaçlama yapmak da var. Burada amaç ‘mükemmel müzik’ üretmek değil, bireyin kendini ifade edebilmesi” diyor.
‘Standart reçeteler değil’
Kullanılan enstrümanların seçiminin veya ritimlerin şiddetinin de terapi sürecinde anlam taşıyabildiğini anlatan Salur, müzik terapisinin sadece işitme üzerinden ilerlemediğini söylüyor ve ekliyor: “Dokunma, hareket, görme ve hatta koku bile bazı uygulamalarda sürecin parçası haline geliyor. Müzik terapisi aslında kişiye özel ilerleyen bir süreç. Herkes için işe yarayan sihirli bir müzik listesi de yok. Bir kişiye huzur veren müzik başka birine hüzün verebiliyor. Terapi süreci kişinin kendi hayatındaki müziklerden, anılarından ve duygusal bağlarından yola çıkarak şekilleniyor. Bu nedenle müzik terapisinde standart reçeteler değil, bireyin ihtiyaçları belirleyici oluyor.”
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:43
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 31 Mayıs 2026 08:09 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















