Ankara24.com
close
up
BTP lideri Hüseyin Baş SÖZCÜ TV de Liderleri Özel programında soruları yanıtlıyor Sözcü Gazetesi

BTP lideri Hüseyin Baş SÖZCÜ TV de Liderleri Özel programında soruları yanıtlıyor Sözcü Gazetesi

Ankara24.com, Sozcu kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.

Sözcü Televizyonu Genel Müdürü Güney Öztürk, Sözcü Televizyonu Genel Yayın Yönetmeni İpek Özbey ve Sözcü Televizyonu Ankara Temsilcisi Aslı Kurtuluş Mutlu soruyor; Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş yanıtlıyor

Hüseyin Baş'ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

'MECLİS'TEKİ GÖRÜNTÜLER KABUL EDİLEMEZ'

"- Dün Meclis’te istenmeyen görüntüler vardı. Hani “balık baştan kokar” denir ya; baştakiler bir şey yaparsa toplum ne yapsın? Eğer meseleleri kavga ederek, yumruk atarak, bağırıp çağırarak çözeceksek bunun sonu nereye varır?

- Son zamanlarda yargı paketlerinde yer alan ve kamuoyunda da olumlu karşılanan konulardan biri trafikte kavga etmenin cezalarının artırılmasıydı. Peki bu cezalar neden artırılıyor? Ceza mekanizması ne için vardır? İnsanların bu davranışları yapmaması için. Trafikte stres yaşayan birine dahi caydırıcı kurallar koyarken, Meclis’te bu tür görüntülerin ortaya çıkması gerçekten kabul edilemez.

- Eğer bir meseleyi kürsüyü işgal ederek çözebiliyorsak ya da kürsüyü etten duvar örerek koruyabiliyorsak, yani bir şeyleri yapmanın yolu bilek gücünden geçiyorsa; o zaman neden seçim yapıyoruz, neden demokrasiden söz ediyoruz? Topluma neden bir ahlaki standart göstermeye çalışıyoruz?

- Ne yazık ki Türkiye’de böyle bir problem var. İstemediğimiz görüntüler bunlar. Ayrıca milletvekili yapan Osman Gökçek’in bu görüntüleri gururla savunması, “bir daha olsa bir daha yaparım” tavrı sergilemesi de toplumun siyasete olan umudunun her geçen gün azalmasına neden oluyor. Görüntülerde agresif ve saldırgan hareketler açıkça görülüyor. Bu tavır Türkiye adına üzücü.

- Güzel bir söz vardır: “Fikirlerimiz savaşsın isterdim ama sanırım silahsızsınız bayım.” Biz milletvekillerini Meclis’e fikirlerini ortaya koysunlar diye gönderiyoruz. İdeolojiler, söylemler, geleceğe dair tasavvurlar tartışılsın diye gönderiyoruz. Toplumun büyük çoğunluğunun hayal bile edemeyeceği maaşlar ve imkânlarla orada görev yapıyorlar. Ama günün sonunda fikirler değil, yumruklar konuşuyor.

- Bu Türkiye adına kabul edilemez ve utanç verici bir durumdur. Üstelik milletvekilinin babası, eski bir belediye başkanı olarak bunu gururla savunabiliyor. Oysa belediye dönemine ilişkin özellikle mali konular hâlâ tartışılıyor ve aydınlatılmıyor. Bu da Türkiye adına üzücü bir tablo.

- Meclis aritmetiği değişmediği sürece benzer görüntüler yaşanabilir. Çok yakın zamanda, emeklilik zamlarının konuşulduğu oturumda da kavga görüntüleri ortaya çıkmıştı."

'PROTESTO HAKKINI ELEŞTİREMEZSİNİZ'

"- Meclis’te bir iktidar, bir muhalefet ve bir de Cumhurbaşkanlığı makamı var. Sistem bu şekilde yapılandırılmış durumda. Ancak Meclis’te bir şey tartışmanın pratikte ne kadar etkisi var? Cumhurbaşkanı kararnamesiyle pek çok konu karara bağlanabiliyor. Atamalar yapılabiliyor. Kararname yoluyla düzenlemeler yapılabiliyor. Bu durumda Meclis’in işlevi ne kadar kalıyor?

- Muhalefet sayısal olarak azınlıkta ve parçalı bir yapıda. İktidar ise blok halinde hareket ediyor. Böyle bir tabloda sözlü karşılıklılık ortadan kalktığında bağırış çağırış kaçınılmaz hale geliyor.

- Elbette kavga kabul edilemez; ancak protesto hakkını da eleştiremezsiniz. Muhalefet Meclis’te protesto yapabilir. Yeni göreve getirilen Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’in başsavcılık dönemi kamuoyunda tartışmalıydı ve bu zaten aylardır gündemdeydi. Muhalefet de buna ilişkin protesto yapacaktır. Bunu neden demokrasiye aykırı veya barbarlık olarak nitelendiriyoruz?

- Demokrasi “%52 oy aldım, her şeyi yaparım” demek değildir. %52’nin taleplerini yerine getirirken %48’in de haklarını gözetmektir. Aksi hâlde güçlünün güçsüzü ezdiği bir düzen ortaya çıkar ki bu 21. yüzyıl demokrasisi değildir.

- Karşılıklılık ortadan kalktığında birileri bağırmak zorunda kalıyor. Siyaseti geren esas olarak iktidarın uygulamalarıdır; ancak muhalefetin tepkisi de yumrukla karşılık bulunca ortaya kötü görüntüler çıkıyor.

'SEÇİME GİDEN BİR TABLO YOK'

"- Siyasetten bağımsız bir fotoğraf okuması yapayım. Bu tablo ve atamalar “dövmeye gelen bir iktidar” görüntüsü veriyor. Türkiye’nin nereye evrileceği konusunda kesin konuşmak istemem. Ancak resim sertleşmeye işaret ediyor.

- Bence bu değişiklikler seçime giden bir Türkiye’nin değil, seçime gitmeyen bir Türkiye’nin değişiklikleri. Çünkü bu ortamda seçime gidilmez. Yapılanların iktidara oy kazandırmadığı, aksine kaybettirdiği biliniyor. Buna rağmen devam ediliyor.

- Türkiye son iki yılda daha önce yaşamadığı bir atmosferden geçiyor. Baskılar elbette vardı ama bu kadar yoğun değildi.

- Bir örnek vereyim: Viyana’daydım. Türkiye’den bir aktörü sokakta gördüm. Yaklaşık altı ay önce uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alınmıştı. O an aklıma gelen tek şey “uyuşturucu” oldu. Testinin sonucu neydi, hatırlamıyorum. İşte bu, lekelenmeme hakkının ihlalidir. Zihinde kalan sadece suç isnadıdır.

- Ben de Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla yargılandım. On ay yurt dışı yasağı ve haftalık imza şartı uygulandı. Sonunda beraat ettim. Oysa adli kontrol, normalde tutuklanması gereken bir suçta uygulanan bir tedbirdir. Beraatle sonuçlanan bir dosyada bu tedbir uygulanmış oldu.

- Benzer şekilde birçok siyasetçi, belediye başkanı, gazeteci, akademisyen, sanatçı yargı süreçleri yaşıyor. Toplumu yönlendirebilen isimler aynı anda karşı karşıya kalıyor. Böyle bir tabloda farklı görüşlere sahip insanlar dahi ortak zeminde buluşabiliyor.

- Benim kanaatim şu: Bu tablo seçime yakın bir Türkiye görüntüsü vermiyor. Seçime gidilecek olsa emekli maaşları artırılır, asgari ücret yükseltilir, hukuk alanında rahatlatıcı adımlar atılır. Oysa şu an daha sert bir atmosfer söz konusu.

- Türkiye’nin hangi yöne evrileceğini zaman gösterecek. Ancak mevcut tablo, sertleşmenin artabileceğine işaret ediyor."

'TÜRKİYE'DE İTİRAZ EDEN BİR SES YOK'

"- Amerika’daki muhalefetin varlığını ve güçlü olduğunu biz siyasetçiden değil, Amerika’daki ünlü isimlerden biliyoruz.

- Mesela Donald Trump daha ne yaptı yeni? Cardi B’yle birlikte bir mitinge çıktı. Ne demek istiyor? Dünyaya bakın, Amerika’ya değil, emin olun buna. Dünyaya diyor ki: “Bak, sanatçı da benim arkamda.” Toplum benim arkamda demek istiyor. Şu anda dünyadaki en büyük kavga siyasetçiler arasında meşruiyet kavgası. Ben öyle gözlemliyorum. Ya da Bad Bunny ile görüyoruz.

- O zaman piramidi kurayım; Piramit şu: Yukarıda siyaset birleşecek. Yukarıda siyaset birleşince topluma güven gelecek. Topluma güven geldiğinde akademisyen, sanatçı, iş dünyası buna katkı sağlamak isteyecek. Bu katkı sağlandığında toplum kendindeki o gücü görecek. Ve uluslararası camia diyecek ki: “Aa, Türkiye’de itiraz eden bir ses varmış.”

- Bugün yok. Bugün dışarıdan Amerika’dan, Çin’den, Rusya’dan Türkiye’ye baktığınızda şunu görürsünüz: Türkiye’nin en büyük ikinci belediyesinin başkanı ana muhalefetten istifa edip iktidar partisine geçti. Konu bu kadardır. Hiç kimse ona dosya açılmış, aslında baskıya maruz kalmış, o baskıya boyun eğmiş; kimse buna bakmaz.

- (Ekrem İmamoğlu bu ilişkiyi kurabilecek doğru isim miydi?) Bu ilişkiyi kuruyordu bence bir noktada. Bu görüldü. O yüzden zaten tehdit oluşturdu. Ben Ekrem Bey’in, bu arada tekrar selam yollayalım ama, çok güçlü bir siyasi ideolog olduğunu veya çok güçlü bir fikir yapısı olduğunu düşünen tarafta değilim. Ama Ekrem Bey’in çok güçlü bir iletişim yapısı var. Benden güçlü olmasın… Bunu samimiyetle söylüyorum. Belki de bunu gördü.

'ATATÜRK DİNSİZDİ ALGISI AKTARILIYOR'

Türkiye’de planlı olarak yanlış anlatılan, aktarılan bir gerçeklik var. O da şudur: “Atatürk dinsizdir. Atatürk’ün dinsizliği karşısında Müslüman bazı unsurlar Milli Mücadele döneminde Atatürk’le kavga etmiştir” gibi bir algı oturtulmaya çalışıldı. Halbuki gerçeklik bunun tam aksiydi. Atatürk gerçek bir Müslümandı. Atatürk inançlı bir insandı. Atatürk dinine çok bağlı ve saygılı bir insandı. Dini yaşantısı bir standart Güney Bey gibi değildi belki veya Hüseyin Bey gibi değildi. Yani hiçbirimiz gibi olmayabilirdi ama Atatürk inançlı bir insandı.

Dolayısıyla bu yozlaştırıldıkça Atatürk’ün karşısındaki isimleri sevmek, saymak, onlara karşı iyi duygular beslemek dinin gereği gibi aktarıldı ve anlatıldı. Ama gerçeklik bunun aksiydi.

Dolayısıyla Türkiye’de bu algı bozulması olduğundan dolayı bizim çizgimiz tam olarak net oturtulamıyor genel olarak kesimler tarafından. Ama çizgimiz şu: Biz vatanına milletine bağlı insanlarız, milliyetçiyiz ama Atatürk milliyetçisiyiz. İnançlı insanlarız ama ben inancımı kendim yaşarım. Başkasının inancı beni zerre kadar ilgilendirmez. İlgilendirmesini de doğru bulmam. Bunu söylemek bile bence çok yanlış bir durum.

(Laikliği nasıl tanımlıyorsunuz?) Şöyle tanımlıyorum: Atatürk’ün laiklik yaklaşımı olmasaydı bugün ben inandığım dini yaşayamazdım. Olaya bakış açım bu.

Laiklik dinsizlik değildir; bunu ben muhafazakâr ve mütedeyyin seçmen kardeşlerime söylüyorum. Bilakis laiklik, insanların dinini yaşama hürriyetidir. Laiklik olmasaydı bu ülkede Hüseyin, Ahmet’in dayattığı dini yaşayacaktı. Bugün laiklik olduğu için Hüseyin kendi inandığı inancını yaşayabiliyor.

Laiklik dinin emniyet sübabıdır benim gözümde. Neden? Çünkü hiç kimse kimseye bir din dayatamaz, bir inanç yaşatamaz. Ama laiklik kimsenin dinini yaşamasının önünde bir engel değildir. İsteyen istediği gibi dinini yaşayabilir.

Toplumu ve insanları hurafelerden muhafaza etmek için devletin bir rolü olmalı. Yani dini oradan, devleti oradan tamamen çekmek değil benim kastım. Ama devlet işlerini dinden bağımsız hale getirmek.

Diyanet diye bir mekanizmamız var. Bu Diyanet mekanizmasını kuran Atatürk. Mesela biz “Kızılay çok yanlış işler yapıyor” diyoruz ve toplumda itirazlar geliyor ama “Kızılay’ı kapatalım” diyen görmüyoruz. Diyanet de çok yanlış işler yapıyor, bence de çok yanlış işler yapıyor. Ama “Diyanet’i kapatalım” demek doğru değil.

Diyanet olmazsa dini bozan çok insan çıkacak. Ama Diyanet’in doğru işlemesi gerekiyor. Şu anda yanlış. Dolayısıyla Türkiye’deki öbekleşme, cemaatleşme gibi şeylerin önünü açan Diyanet’in işlevsiz olmasıydı.

Atatürk’ün kurguladığı Diyanet şuydu: İnsanlara yaşayabilecekleri bir dini ortam sağlıyordu ve gerçekten modern, çağdaş, çağa uygun bakış açılarını ortaya koyuyordu. Dolayısıyla insanlar hurafelerden kendini muhafaza ediyordu. Belli insanların altında dini baskıdan kendini koruyabiliyordu."

5 YIL SONRA CUMHURBAŞKANI ADAYI OLABİLİRİM

"Olabildiğince kısa anlatayım. 40 yaş kuralı anayasada var olan bir kural. Dolayısıyla ben 35 yaşında bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, bir cumhurbaşkanı adayının üniversite mezunu olması — ki benim diplomamla ilgili bir şüphe yok — ve 40 yaşını doldurmuş olması gerektiğini ifade ediyorum. Cumhurbaşkanı adayının bu koşulları sağlaması gerekiyor.

Biz de 35 yaşındayız, zamanımızı bekliyoruz. Yani 5 yıl sonra aday olabiliyoruz gibi bir durum var.

Bundan önceki süreçte, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu geldiğinde bizden destek talep ettiler. Ben o süreci şöyle özetleyeyim: Kendisine açıkça şunu ifade ettim; Türkiye’de değişimin olması gerektiğini düşünüyoruz ve sizi destekleyeceğimizi buradan ifade ediyoruz. Burada problem yok. Fakat Bağımsız Türkiye Partisi’nin fikirlerinin, düşüncelerinin ve söylemlerinin — ki bunlar Atatürk çizgisinde, cumhuriyet ve bağımsızlık fikrini savunan düşünce ve söylemlerdir — Meclis’te temsil edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi ile birlikte hareket edebiliriz şeklinde söyledik.

'KILIÇDAROĞLU SÖZÜNÜ TUTMADI'

Bunlar Cumhuriyet Halk Partisi tarafından karşılıksız bırakıldı. Nitekim 39 milletvekili, biliyorsunuz, Cumhuriyet Halk Partisi sıralarından Meclis’e girdiler. Hatta bunlardan birisi Saadullah Ergin’di.

(Kemal Kılıçdaroğlu size verdiği sözü tutmadı mı?) Evet, sözü tutmadı. Yani söz… Şimdi çıkarı verdim der, bilmiyorum."

Durumu takip etmeye devam edin, Ankara24.com her zaman en yeni haberleri sunuyor.
seeGörüntülenme:63
embedKaynak:https://www.sozcu.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 12 Şubat 2026 21:25 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

İstanbul da başladı, sırada Ankara var: Sürücülere anlık bildirim gidecek Sözcü Gazetesi

28 Mart 2026 10:31see185

İletişim Başkanı Duran: STRATCOM Zirvesi nin başarıyla tamamlanmasının gururunu yaşıyoruz

29 Mart 2026 01:39see184

Milli Eğitim den ek atama açıklaması

28 Mart 2026 03:09see180

Ana Haber Bülteni 28 Mart 2026 (6 Nisan a Kadar Ateşkes Olur Mu?)

29 Mart 2026 04:44see174

Avustralya da gökyüzü kızıla döndü: Toz fırtınası kasabayı yuttu

29 Mart 2026 01:25see171

Malatya nın kayısı devi iflas etti

28 Mart 2026 14:27see161

Pakistan da savaş diplomasisi: Dışişleri Bakanı Fidan İslamabad da Politika Haberleri

29 Mart 2026 01:01see161

İsrail askerleri CNN ekibini canlı yayında gözaltına aldı

29 Mart 2026 00:29see159

Aydın da istinat duvarı çöktü; 4 otomobil hasar gördü

28 Mart 2026 18:51see158

Taciz iddiasının tarafı olan genç kız trafik kazasında ağır yaralandı Giresun Haberleri

29 Mart 2026 00:25see156

Manisa’da sağanak; araçlar yolda mahsur kaldı

29 Mart 2026 00:48see155

Frankofon Film Festivali başladı Bursa Haberleri

28 Mart 2026 17:53see144

Zelenskiy: Rusya, ABD hedeflerinin vurulması için İran’a yüzde yüz yardım ediyor

29 Mart 2026 00:26see142

Trump video oyunu gibi savaş izliyor

29 Mart 2026 07:13see140

Muğla da balık tutarken suya düşüp, boğuldu Muğla Haberleri

29 Mart 2026 00:25see140

CHP de İmamoğlu şoku! Parti içinden sürpriz itiraf

28 Mart 2026 06:23see139

Tut jandarma komutanlığı yeni hizmet binası hizmete girdi Adıyaman Haberleri

29 Mart 2026 14:48see138

Kırkağaç Şoförler Odası nda yeni başkan Talha Küçük Başkan Küçük, büyük heyecana sahne olan seçimi 1 oy farkla kazandı Manisa Haberleri

29 Mart 2026 00:32see138

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump a iletti! MİT ve Dışişleri devreye girdi: Türkiye buna sessiz kalmaz

29 Mart 2026 07:28see137

Rusya dan İran a savaş desteği! Aralarında İncirlik de var

29 Mart 2026 06:18see136
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları