Ankara24.com
close
up
Bir Ziya Osman şiirinde talep, kanaat, teslimiyet, mekân ve sükût estetiği Ömer Lekesiz

Bir Ziya Osman şiirinde talep, kanaat, teslimiyet, mekân ve sükût estetiği Ömer Lekesiz

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak duyuru yapıyor.

Ziya Osman Saba’nın “Her Akşamki Yolumda” adlı şiiri, ilk bakışta yorgun bir insanın akşam vakti bir camiye sığınma arzusunu dile getirir. Fakat şiirin derinine inildiğinde, burada yalnızca yorgunluk değil; talep, kanaat, teslimiyet, mekân ve sükût etrafında kurulmuş zarif bir ruh hâli vardır. Şair şöyle başlar: “Her akşamki yoluma koyulmuş gidiyorum. Her akşamdan vücudum bu akşam daha yorgun. Öyle istiyorum ki bu akşam biraz sükûn, Bir cami eşiğine yatıversem diyorum.” Bu dört mısrada hayatın bütün

Ziya Osman Saba’nın “Her Akşamki Yolumda” adlı şiiri, ilk bakışta yorgun bir insanın akşam vakti bir camiye sığınma arzusunu dile getirir. Fakat şiirin derinine inildiğinde, burada yalnızca yorgunluk değil; talep, kanaat, teslimiyet, mekân ve sükût etrafında kurulmuş zarif bir ruh hâli vardır.

Şair şöyle başlar:

“Her akşamki yoluma koyulmuş gidiyorum.

Her akşamdan vücudum bu akşam daha yorgun.

Öyle istiyorum ki bu akşam biraz sükûn,

Bir cami eşiğine yatıversem diyorum.”

Bu dört mısrada hayatın bütün ağırlığı toplanmıştır. Yol her akşamki yoldur; fakat yorgunluk diğer akşamlardakinden daha fazladır. Zira insan aynı yolu yürür, ama aynı insan olarak yürüyemez; her akşam biraz daha eksilir, biraz daha susar, biraz daha içeri çekilir.

Buradaki talep dikkat çekicidir: Şair büyük şeyler istemez. Ne zafer ne servet ne mutluluk ne de dünyaya ait parlak bir karşılık… Yalnızca “biraz sükûn(et)” ister. Bu da modern insanın çoğaltarak aradığı huzurun, Ziya Osman’da eksiltilerek arandığını gösterir. Nitekim, ikinci kıtada ses doğrudan duaya dönüşür:

“Rabbim, şuracıkta sen bari gözlerimi yum!

Sen, bana en son kalan, ben senin en son kulun;

Bu akşam, artık seni anmayan İstanbul’un

Bomboş bir camiinde uyumak istiyorum.”

Bu mısralarda İstanbul artık yalnız bir şehir değildir; unutmanın, gafletin ve manen tenha oluşun mekânıdır. “Artık seni anmayan İstanbul” ifadesi, bir zihniyet ve medeniyet hüznünü de içinde taşır. Şair, bu unutuluşun ortasında, kendi varlığını tam idrak edebilmek için boş bir camiye sığınmak ister. Çünkü cami burada yalnız ibadet edilen yer değil; insanın son barınağı, kalbin son eşiği, sükûtun son evidir.

Şairin “cami eşiği”ni istemesi de ayrıca önemlidir. İçeriye sahiplenerek değil, eşiğe sığınarak yaklaşır. Eşik, tevazu menzilidir. Orada insan ne tamamen dışarıdadır ne de bütünüyle içeride. Dünya ile ahiret, ses ile sessizlik, yorgunluk ile teslimiyet arasında bir geçiş yeridir.

Son kıta ise şiirin kanaat ufkunu açar:

“Sonsuz sessizliğini dinlemek istiyorum.

Bilirim ki taşlığın bir döşek kadar ılık,

Sana az daha yakın yaşamak için artık,

Rabbim, ben yalnız zeytin ve ekmek istiyorum.”

Burada sükût, yalnız sesin yokluğu değildir; dinlenen bir varlıktır. “Sonsuz sessizlik” ifadesi, caminin taşlığında duyulan manevi derinliği anlatır. Şairin istediği yatak değil, taşlık; sofra değil, zeytin ve ekmek; dünya değil, Allah’a biraz daha yakın olmaktır.

Bu yüzden şiirin en çarpıcı tarafı, isteğin küçülerek büyümesidir. İnsan dünyadan yoruldukça bazen daha fazlasını ister; Ziya Osman ise daha azını ister. Fakat bu azlık, hakikatte bir yoksunluk değil, kanaattir. “Zeytin ve ekmek” burada sade bir yiyecek değil; dünyanın fazlalıklarından arınmış bir hayatın işaretleridir.

Benim eski bir yorumumda “çocuk-adam” diye andığım kişi de (bkz.: Ateşten Kelimeler, Şule) tam bu şiirin içinden çıkar. O, akşamın bütün yükünü omuzlarında taşıyan; aşkı, özlemi, kırılmışlığı, bekleyişi ve konuşamamayı içinde büyüten biridir. Fakat bütün iç fırtınasına rağmen vardığı yer yine aynıdır: cami eşiği, ılık taşlık, sükût ve dua.

Kalp kırılmıştır; hatta yalnız kırılmamış, viran olmuştur. Fakat bu viranelik, insanı mutlak bir karanlığa değil, teslimiyetin eşiğine getirir. Çünkü bazen kalp, dünyadan aldığı yaralarla Allah’a daha yakın bir hâle gelir. Şairin “Sen, bana en son kalan” demesi tam da bu hâlin ifadesidir. Her şey çekilmiş, herkes uzaklaşmış, bütün sesler susmuş; geriye yalnız Rab kalmıştır.

Bu şiirde mekânın estetiği de sükûtla birleşir. Cami, taşlık, eşik, akşam ve boşluk… birbirini tamamlar. Cami dolu olduğu için değil, boş olduğu için konuşur. Taş soğuk olduğu için değil, “bir döşek kadar ılık” olduğu için merhameti yüklenir. Akşam karardığı için değil, insanı kendi içine döndürdüğü için anlamlıdır.

Neticede “Her Akşamki Yolumda”, büyük iddiaların değil, küçük ve derin taleplerin şiiridir. İnsanın son isteği bazen yalnızca şudur: Bir eşik, biraz sükûn, ılık bir taşlık, zeytin ve ekmek… Ve bütün bunların içinde dua diliyle “Naçarım, acizim, güçsüzüm, dermansızım, yorgunum. Sen ki, dertlilere derdi, aşıklara uykusuzluğu ve huzursuzluğu, yoksullara yoksunluğu Sana daha yakın olmaları için verensin. İşte geldim, beytinin ılık taşlığında, rahmet dergâhının eşiğinde bekleyenim” diyerek Allah’a biraz daha yakın olmak.

Ziya Osman Saba’nın şiiri bize bunu söyler sonuçta: Hakiki teslimiyet, büyük sözlerle değil, azaltılmış isteklerle başlar. İnsan, dünyadan elini çektiği ölçüde değil; dünyaya dair taleplerini sükûta, kanaate ve duaya dönüştürdüğü ölçüde huzura yaklaşır.

Bilinir ki hakikat, tevazuun olmadığı mekânda ikamet etmez.

Daha fazla bilgi ve son haberler için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:150
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 18 Haziran 2026 04:05 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

İsrail den beklenmedik Türkiye açıklaması! Netanyahu kafayı yiyecek: Türkler bölgeyi...

31 Temmuz 2026 19:09see162

TCMB den Döviz Dönüşüm Desteğine Yeni Düzenleme

01 Ağustos 2026 01:48see158

Kalp moda yı değil bilim i seviyor Haberler

31 Temmuz 2026 17:42see155

Markette kan donduran anlar: Gözü dönmüş cani çocuğu defalarca yere fırlattı

31 Temmuz 2026 19:45see154

Üç CHP li Başkan AKP ye katılıyor: Rozeti Erdoğan takacak Sözcü Gazetesi

01 Ağustos 2026 00:09see153

Portekiz Süper Kupası’nda şampiyon Porto!

02 Ağustos 2026 01:36see150

Ağaçları kökünden söktü, çatıları uçurdu, tekneleri kıyıya attı Sözcü Gazetesi

01 Ağustos 2026 02:34see150

Türkiye deki STK lerden Lübnan a 1,2 milyar lira değerinde insani yardım

31 Temmuz 2026 21:25see150

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman dan BM ziyareti değerlendirmesi: Atraksiyon çok, ciddiyet eksik

01 Ağustos 2026 17:56see150

850 milyonluk foreks vurgunu

01 Ağustos 2026 07:05see149

Yıldızların altında tiyatro zamanı

01 Ağustos 2026 00:32see148

Madrid’in dış politikasına “göçmen freni” mi… İspanya’daki göç krizi Avrupa’yı ayağa kaldırdı

01 Ağustos 2026 07:08see148

AB: Schengen Bölgesi nin İspanya ya kapatılmasına ilişkin süreç mevcut durumda başlatılamaz

31 Temmuz 2026 21:41see147

Erdoğan: Gençlik bu milletin atardamarıdır

01 Ağustos 2026 07:18see146

Sanipak’ın Arch Peninsula bünyesine katılma süreci tamamlandı

31 Temmuz 2026 21:24see146

Uşak Belediyesi soruşturmasında 9 tutuklama Son dakika haberleri

01 Ağustos 2026 00:41see145

Valilik açıkladı: Üsküdar Belediyesi nde seçim tarihi belli oldu

01 Ağustos 2026 19:39see144

Ava Yaman’dan Spiderman li paylaşım: Eklediği etiketler sosyal medyayı karıştırdı

31 Temmuz 2026 18:17see144

Apar topar bitirildi! Sevilen program yayından kaldırıldı

31 Temmuz 2026 17:29see143

ABD de F 35B hayalet savaş uçağı düştü

01 Ağustos 2026 01:05see143
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları