Bir zamanlar yasaktı, şimdi teşvik var ama doğum oranları alarm veriyor Çin’de gençler neden bebek istemiyor?
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
"Tek çocuk politikası" belki de insanlık tarihinin en “uçuk” nüfus politikalarından biriydi. Özellikle bilgi akışının bu kadar yoğun ve hızlı olmadığı 2000’li yılların başlarında herkes birbirine “Biliyor musun, Çin’de insanlar yalnızca bir çocuk yapabiliyormuş” diyordu. Buna bu kadar şaşırılmasının nedenleri, gerçekten tek çocuk politikasının resmi bir nüfus kontrol politikası olarak uygulanabilmesi ve Çin gibi geniş ailelere hayli önem veren bir Doğu Asya ülkesinde hanelerdeki çocuk sayısının sınırlandırılabilmesiydi…
Çin’de geçen yıl en düşük doğum oranı kayda geçti. Bu durum dünyanın en büyük ikinci ekonomisi konumundaki Çin için gelecek yıllarda ciddi bir soruna dönüşebilir.
Çin Ulusal İstatistik Bürosu’nun açıklamasına göre, ülkedeki doğum oranları, geçen yıl bin kişide 5,63 olarak belirlendi. Bu oran 2023’te kayda geçen ve o zamana kadar en düşük olarak ifade edilen bin kişide 6,39’dan da düşük. Görünen o ki 2016’dan bu yana yaşanan düşüş 2025’te de devam etti.
Ekonomide ise manzara olumlu. Büyümede, hükümetin belirlediği yüzde 5 hedefine ulaşıldı ve Çin ekonomisi 2025’te tam da yüzde 5 büyüdü.
Ekonomide hedeflerin tutturulmasına rağmen, doğum oranları 2016’da tek çocuk politikasının gevşetilmesinin vatandaşları çocuk yapmaya teşvik etmediğini gösteriyor. Verilere göre, Çin’de geçen yıl 11 milyon 310 bin kişi hayatını kaybederken, dünyaya gelen bebek sayısı 7 milyon 920 bin olarak saptandı. Bu durumda nüfustaki düşüş de 3 milyon 390 bin oldu.
Çin'in değişen demografik yapısı, Pekin yönetimi tarafından ciddi bir zorluk olarak görülüyor; zira ülkenin iş gücü azalırken, emekli maaşı alan nüfus artıyor.
TEK ÇOCUK POLİTİKASI NEREDEYSE 40 YIL SÜRDÜ
Çin, artan nüfusu kontrol altına alabilmek için 1979’dan 2016’ya kadar 37 yıl boyunca, ailelere sadece tek çocuk sahibi olabilme hakkı tanıdı. Çin Komünist Partisi yetkilileri 1978’de önlemlerini şu sloganla özetledi:
"Tek çocuk daha iyidir, en fazla iki, o da 3 yıl arayla."
Tek çocuk politikası 1980’de devlet politikasına dönüştürüldü. Kentsel Hane Halkı Araştırması’na göre, 1982’de büyük şehirlerde yaşayan ailelerin yüzde 96’sı tek çocuk sahibiydi.
Tek çocuk politikasına uymayanlara uygulanan para cezaları ya da yaptırımlar sonucu o dönem dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin’de, doğum oranı aniden yavaşladı ve bir noktada bu politika bir sorun haline geldi. Nüfus piramidinin terse dönmesiyle Pekin yönetimi, 2016’da tek çocuk politikasına son vererek, “nüfus gelişimini dengelemek ve yaşlanan nüfusa dikkat çekmek” amacıyla çiftlerin bazı durumlarda iki çocuk yapabilmesine izin verdi. Bu adım çok büyük fark yaratmamış olacak ki ülkedeki azalan doğum oranı bugün de Pekin yönetimini en çok meşgul eden konulardan biri.
Tek çocuk politikasının uygulandığı süre zarfında, kürtajlar, terk edilen ya da kimliği olmadan yaşayan çocuklar gibi üzücü hikayeler ortaya çıktı. Olayların merkezinde çoğunlukla erkek çocuk sahibi olmak isteyen ailelerin kız çocukları yer aldı (ayrıca, tek çocuk politikasının uygulandığı yıllarda anne-baba adaylarına bebeklerinin cinsiyeti söylenmedi). Bu süre zarfında da “küçük prensler ve prensesler” olarak adlandırılan tek çocuklu bir toplum şekillendi. Aşırı şımartılmış çocuklar, Çin’in GSYİH’si ortalama yüzde 10 ile büyürken ve ülke dünyadaki süper güçler arasında yerini alırken yetişkinliğe adım attılar.
‘ŞİMDİ KİMSE ÇOCUK YAPMAK İSTEMİYOR’
Ma Li, 53 yaşında bir anne ve 24 yaşında bir kızı var. El Pais'e yaptığı açıklamada, “Kızımı cesur ve ayakları üzerinde durabilen biri olarak yetiştirdim” diyen Ma, ülkede doğum kontrolün hayli yaygın olduğu yıllarda kendisinin de diğer milyonlarca kadın gibi rahim içi araçla (spiral) korunduğunu söyledi. Ma, bu kararı gönüllü aldığını belirtse de insan hakları örgütleri spiralin yaygın bir tıbbi uygulama olduğunu ve pek çok durumda idari baskıyla uygulandığını belgeledi.
“İmkânım olsaydı daha çok çocuk yapmak isterdim” diyen Ma, “Her dönemin kendi mantığı var. Şimdi kimse çocuk sahibi olmak istemiyor, hatta birçoğu evlenmiyor bile” değerlendirmesini yaptı.
Öte yandan kurallar kırsal kesimde ise daima aynı titizlikle uygulanmadı. Uzak olmak, iş gücü gereksinimi ve demografik gerçekler politikanın düzensiz ve zaman zaman da gevşek uygulanmasına yol açıyordu. Birçok köyde çocuğun nüfusa geç kaydettirilmesi ya da fark edilmeyen doğumlar gibi durumlar bürokrasi tarafında tolere edildi.
Sichuan eyaletinde yaşayan 49 yaşındaki Mei isimli kadın, El Pais’e verdiği demeçte, köylerindeki durumu “Biz kırsal kesimde yaşayanlar doğum kontrol nedenlerini anlayamadık” sözleriyle açıkladı. Yaşadığı bölgede neredeyse her evde birden fazla çocuk olduğunu kaydeden Mei, kızından sonra oğlunu doğurduğunda bebeği kız kardeşinin nüfusuna kaydettirdiklerini anlattı. Politikanın gevşetildiği 2015’te bu durumu düzelttiklerini dile getiren Mei, 2003’te ödeyecekleri cezayla 2015’te ödediklerinin “kıyaslanamaz” olduğuna işaret etti.
Eskiden çocuk sahibi olmanın kolay olduğunu kaydeden Mei, “Yiyecek bir şeyler olması yeterliydi” vurgusunu yaptı. Mei, bugün doğum oranının düşük olmasının nedenlerini ise düşük ücretler, aşırı stres ve ev içi sorumluluğun paylaşılmaması olarak sıraladı.
HAK ÜÇ ÇOCUĞA KADAR ÇIKTI
Çin’de yönetimin 2021’de ailelere üç çocuğa kadar hak tanımasına rağmen doğurganlık oranı hızla düşmeye devam ediyor. Dünya Bankası’nın verilerine göre, ülkede kadın başına bir çocuk düşüyor ki bu da dünyadaki en düşük seviye olarak ifade ediliyor. Uzmanlar, nüfustaki düşüşün durması için bu sayının kadın başına 2,1 olması gerektiğini vurguluyor.
Çin’in nüfusu 2022’de 1960’lardan beri ilk kez azaldı. 2023’te ise Hindistan en kalabalık ülke olarak Çin’i geçti. Çin’de nüfus hızla yaşlanıyor ve bu da çalışma çağındaki nüfusun azalması anlamına geliyor. Doğum oranı ve yenidoğanların sayısı, 2024’te ufak bir artış gösterene kadar 7 yıl üst üste azaldı. Birleşmiş Milletler’in verilerine göre, 1 milyar 400 milyon olan Çin nüfusu, 2100’de 633 milyona düşecek. Bu değişikliğin ülkedeki büyümeyi etkilemesi ise kaçınılmaz.
ULUSAL GÜVENLİK MESELESİ OLARAK GÖRÜLÜYOR
Bu durum ülkede “ulusal güvenlik” önceliği olarak görülüyor. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, 2023’te yaptığı bir konuşmada, “Büyük güçlerin yükselişi ve düşüşü nüfus koşullarından derinden etkilenir” değerlendirmesini yaptı ve ekledi:
“Bu nedenle, demografik güvenlik, ulusal güvenliğin daha geniş çerçevesine dahil edilmeli ve dikkatlice planlanmalı.”
Yetkililer, son dönemde “yeni evlilik ve ana-babalık kültürü” olarak isimlendirdikleri kavramı teşvik ediyorlar. Hem anne hem de baba için daha uzun doğum izinlerinden vergi indirimlerine kadar pek çok alanda yeni politikalar hayata geçiriliyor. Yerel yönetimler, evliliği teşvik edebilmek için toplu düğünler düzenliyor. Geçen mayıs ayında yürürlüğe giren uygulamaya göre, çiftler artık evlenmek için aile kütüklerinin bulunduğu şehre gitmek zorunda değil, nikahı diledikleri yerde kıydırabiliyorlar. Dahası yetkililer artık tatil tesisleri, gece kulüpleri ve müzik festivallerinde de nikah kıyıyor.
Çin’de her yıl politikaların gözden geçirilmesi ve hedeflerin belirlenmesi amacıyla hazırlanan Hükümet Çalışma Raporu’nda da bu meseleye yer ayrıldı. Raporda, “çocuk bakım sübvansiyonu” sağlanması ve kreş hizmetlerinin geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Geçtiğimiz aylarda ayrıca, ülke çapında 3 yaşın altındaki her çocuk için 3 bin 600 yuan (yaklaşık 515 dolar) destek verilmesi yönündeki yardım programı onaylandı.
Geçtiğimiz günlerde de Çin Ulusal Sağlık Güvenliği İdaresi’nden yapılan açıklamada, vatandaşların doğum masraflarını ceplerinden karşılamaması hedefine bu yıl “temelde erişileceği” taahhüt edildi. Bahse konu masraflar, vajinal doğumda 5 bin, sezaryen doğumda ise 10 bin yuanı bulabiliyor (yaklaşık 715 ve 1430 dolar). Mevcut durumda pek çok eyalette, doğumla ilgili masraflar da dahil olmak üzere tıbbi giderlerin hem devlet hem de vatandaş tarafından ödendiği bir sistem mevcut.
Bu kapsamda ayrıca ülkedeki kondom fiyatlarına da zam gelecek. Tek çocuk politikası kapsamında 1993’ten beri KDV’den muaf olan kondomlar ve diğer doğum kontrol yöntemlerinin fiyatlarına da yüzde 13 KDV eklenecek.
Wisconsin-Madison Üniversitesi’nde çalışmalar yürüten ve Boş Yuvalı Büyük Ülke isimli kitabı bulunan Yi Fuxian, doğurganlıktaki düşüşü tepeden yuvarlanan dev bir kayaya benzeterek, “Doğum oranındaki düşüş kaçınılmaz” dedi.
Bu durum, gelişmiş toplumların bir neticesi ve özellikle Asya, Japonya ve Güney Kore gibi hızla düşen oranlarla buna bir örnek konumunda. Yi, “Çin tek çocuk politikasıyla bu süreci hızlandırdı. Çin hükümetinin çabalarına rağmen bu kayayı tekrar tepe yukarı yuvarlamak zor olacak” vurgusunu yaptı.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:27
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 20 Ocak 2026 12:24 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















