Bilimle Uçmayan, Yem Peşinde Gagalar
Halktv sayfasından alınan bilgilere göre, Ankara24.com açıklama yapıyor.
Bilim ve sanat, aslında bir kuşun iki kanadı gibidir. Bir toplum bu iki kanadı kullanabiliyorsa uçar, yükselir ve özgürleşir. Ama kanatlarını kullanamayanlar, yani bilime ve sanata sırtını dönenler, tavuk gibi olur. Önüne atılan bir avuç yemi gagalarken, arkasından yumurtalarının toplandığını fark etmez bile.
Bugün yaşadığımız çağ bize çok net bir şekilde güçlü bir toplum olmanın tek yolunun bilimin ışığında ilerleyen bir eğitim sistemi olduğunu gösteriyor. Eğitim sadece sınıflarda verilen derslerden ibaret değildir; hayatın her alanına yön veren, kendinin dışındaki her toplumun damarlarına can taşıyan bir sistemdir. Damar tıkanırsa, bütün beden nasıl felç oluyorsa, eğitim zayıfladığında da toplumun bütün alanları çöker.
Eğitim bu denli hayatî ve vazgeçilmezken her manada yatırım yapılması gerekir. Ama mesele yalnızca para harcamak değildir. Asıl mesele, neye yatırım yaptığımızdır. Eğer eğitim, bilimle beslenmezse, öğrenciyi sadece ezbere boğar ve çağın gerisinde bırakır. Ezberci ve yozlaşmış, sorgulatmayan eğitime yapılan her yatırım sokağa atılan para, kaybedilen bir nesil ve ülke demektir.
Bilimden uzaklaşan bir eğitimde, gençler eleştirel düşünme becerilerinden mahrum kalır. Mantığını anlamak yerine ezberlemeye, araştırmak ve sorgulamak yerine kabullenmeye yönlendirilirler. Bu durum, bireylerin bağımsız düşünen değil, yönlendirilmesi kolay bireylere dönüşmesine yol açar. Sokrates:“Sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değmez.”sözüyle yaşamanın ana sebebini sorgulamak olarak belirtir.Bu sorgulamayı öğretecek olan, ancak bilimsel eğitimdir. Çünkü sorgulamanın olmadığı yerde sadece boyun eğmek ve taklit etmek vardır.
Bir diğer sorun ise yeniliklerden kopuştur. Bilimsel temeli olmayan eğitim, çağın gerisinde kalır. Dünya yapay zekâ, biyoteknoloji ve uzay çalışmalarıyla geleceği inşa ederken; bilimden uzak eğitim alan nesiller, bu yarışta sadece seyirci konumunda kalır. Böyle bir tablo, ülkenin ekonomik ve kültürel gelişimini de olumsuz etkiler.
Bilimsel eğitim bir toplum için pusuladır. Düşünün, pusulası olmayan bir gemi en ufak fırtınada kaybolur. Bugün çağdaş dünya pusulasını bilime çevirdiği için daha özgür, daha üretken ve daha adil bir yaşam kurabiliyor. Biz o pusulayı görmezden gelirsek, sadece olduğumuz yerde saymakla kalmayız; geriye düşer, çağdaş dünyanın dışında kalırız.
Üstelik bilimden kopuk eğitim, hurafelerin ve yanlış bilgilerin yayılmasına da zemin hazırlar. Gerçeği kanıtlarla aramak yerine kulaktan dolma bilgilere güvenen bir toplumda ilerleme değil, geri gidiş yaşanır.
Bugün dünyada eğitimin ruhu, yani zamanın dili, bilime dayalıdır. Sanayi Devrimi’ni ıskaladık ama önümüzde yeni bir fırsat var. Endüstri 4.0, yapay zekâ, kodlama, girişimcilik, inovasyon… Bunların hepsi bilimin yolundan giden toplumlara kapılarını açıyor. Eğer biz bu kapılardan geçmek istiyorsak, yolumuzu bilime çevirmek zorundayız. Farabi’nin şu sözü boşuna değildir: “Erdemlerin en büyüğü bilimdir; çünkü diğer bütün erdemlerin kaynağı odur.” Yani bilim, hem bireyi hem toplumu yücelten temel güçtür.
Bilimsel eğitim sayesinde ancak Türkiye sadece kendi geleceğini değil, dünyanın geleceğini de şekillendirecek bir güç haline gelir. “Benim manevi mirasım ilim ve akıldır.” sözüyle bize miras bıraktığı Atatürk’ün mirası ile yücelelim, yüceltelim. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin…
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:88
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 02 Ocak 2026 05:00 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















