Biletinial CEO su Ulaş Uslu: Avrupa da pazarlıyoruz
Haberturk sayfasından alınan bilgilere göre, Ankara24.com açıklama yapıyor.
Türkiye’de eğlence pazarı, dijital platformların baskısına rağmen fiziksel ve canlı etkinliklerle kabuk değiştiriyor. Biletleme platformu Biletinial’ın Bilişim 500 listesindeki hızlı yükselişinden; sinema sektöründeki 'Hard-reset' ihtiyacına, yapay zekânın yaratacağı yeni sanatçı ekosisteminden; stadyum konserlerinin finansal arka planına kadar pazarın tüm dinamiklerini mercek altında aldık. Aynı zamanda 2026 - 2027 projeksiyonlarını en yetkili ağızdan dinledik.
Ekranlara bakmaktan yorulan yeni nesil, rotayı yeniden canlı performanslara kırıyor. Peki, Türkiye bu büyük talebi karşılayacak altyapıya ve tesisleşmeye sahip mi? Gişe rekorları kıran filmlerin eksikliği yerli sinemayı nasıl etkiledi? 3 yaşından 93 yaşına kadar geniş bir yelpazeye hitap eden eğlence pazarının gizli kahramanları kimlerdir? Teknolojik dönüşüm yeterince tatmin edici mi? Biletinial Kurucu Ortağı ve CEO'su Ulaş Uslu, Habertürk'e verdiği derinlemesine röportajda Türkiye’nin eğlence haritasını yeniden çizdi.
"CANLI ETKİNLİKLER YENİ NESİL TARAFINDAN CİDDİ ŞEKİLDE KABUL GÖRDÜ"
♦ Türkiye’de eğlence pazarı büyük bir hacme doğru ilerliyor, sizce bu büyümenin altyapısında hangi özellikler bulunuyor?
Aslında eğlence, günümüz dünyasında insanlar için artık bir ihtiyaç halinde. Özellikle canlı etkinlikler kısmı yeni nesil tarafından ciddi kabul görmüş durumda. Bunun değişik formları var. Her canlının dışarıya çıktığında yapmak istediği başka aktiviteler var. Türkiye’deki pazar aslında Avrupa’ya veya ABD'ye oranla o hızla büyümüyor maalesef. Bunun belirli sebepleri var. Türkiye’de yapılarımız henüz tam anlamıyla kurumsallaşmadı, henüz buraya yeterli fonlar ve kaynaklar ayrılmadı. Biz bütün biletli etkinlik pazarını 500 - 600 milyon dolarla sınırlı görüyoruz. Dünyada bu çok çok yukarılarda. Örneğin, Almanya’da yılda 70 milyon konser bileti satılırken, Türkiye’de bu rakam 2.5 - 3 milyonu geçmiyor.
"3 - 5 KAT BÜYÜME GÖRÜYORUZ"
♦ Yine de bir büyümeden söz edebilir miyiz?
Tabii ki... Aslında ekspansiyonel olmasa da özellikle sahne sanatları tarafında ciddi bir büyüme var. Pandemi dönüşünden bu tarafa rakam 3 katın üzerine çıktı. Yabancı konserler özellikle çok ciddi adette artış gösteriyor. Family entertainment tarafı zaten Türkiye için olmayan bir pazardı. Buradaki işler özellikle uluslararası etkinlik tarafında çok sınırlıydı. Orada da 3 ila 5 kat arası büyüme görüyoruz. Ki 2026'da bunlar hız kesmeden devam ediyor olacaklar.
"OLUMSUZ OLAYLARIN ETKİSİ KALICI OLMUYOR" ♦ İran - ABD / İsrail Savaşı bu büyümeyi yavaşlatır mı?Aslında bütün olumsuz olaylar bizim marketi yavaşlatıyor ama Allah’tan çok kalıcı etkileri olmuyor. Dışarıya çıkmak, eğlenmek, bir aktiviteye katılmak, güzel bir tiyatro gösterisi izlemek, güzel bir konserin parçası olmak, artık insanlar için temel davranışlardan bir tanesi. Geçici dönemlerde yani hem siyasal olaylardan hem diğer olaylardan, hava koşullarından bile etkileniyoruz ama Allah’a şükür bunlar çok kalıcı etkiler olmuyor.
"RAKİPLERİMİZE GÖRE FARKLI BİR İŞ YAPIYORUZ"
♦ Biletinial, Bilişim 500 araştırmasına göre 108'inci sıradan 67'nci sıraya yükseldi. Bu başarıyı hangi öngörülere, vizyona ve çalışmaya borçlusunuz?
Biz temelde rakiplerimize göre farklı bir iş yapıyoruz. Bizim sektörde bilinen bütün rakiplerimiz ‘com’ oyuncusu. Ne demek istiyorum; belirli etkinlikleri web sitelerinde listeliyorlar ve satış yapıyorlar. Biz bunun üzerine bir de eğlencenin ERP’si gibi davranıyoruz. Yani bir eğlence tesisinin ihtiyaç duyacağı bütün yazılımları da teknolojik olarak onlara sağlıyoruz.
"BİRÇOĞUNU ÜCRETSİZ KULLANDIRIYORUZ"
♦ Yazılım da ihraç ediyorsunuz...
Evet, birçoğunu da ücretsiz kullandırıyoruz. Mesela, sinema anlatması kolay bir alan olduğu için anlatayım. Bir sinemaya girdiğinizde, bilet aldığınız yazılım bizim, arkada gördüğünüz digital signature’ları yöneten yazılım bizim, mısır aldığınızda o mısırı satan food and beverage yazılımı bizim, bir kampanya modülü, sinemanın web sitesi, sinemanın mobil uygulaması gibi bütün uygulamalar bizim. Arkada çalışan büyük bir muhasebe sistemimiz var ve bu entegre olması gereken her yere entegre. Dolayısıyla bir taraftan da biz yazılım geliştiriyoruz. O yazılımlar sayesinde şirket büyük bir loyalty sağlıyor. Bunun üzerine çok aktif çalışan bir web sitemiz, iyi çalışan bir mobil uygulamamız ve çok iyi çalışan bir marketing ekibimiz var. Bunlar da bizi pazarda büyük oyuncu durumuna getiriyor ve temel büyüme sebepleri de buraya sağladığımız faydalar arasında.
"BERABER BÜYÜDÜK"
♦ Yazılımları neden ücretsiz kullandırıyorsunuz?
Bu bizim temelden beri iş modelimiz. Facebook da ücretsiz, Google’ı kullanmak da ücretsiz. Biz veriye ulaştığımız tüm kaynaklardaki paydaşlarımıza bugüne kadar hep ücretsiz kullandırdık. Amacımız aslında biraz da Biletinial’ın dataset’ini büyütmek aynı zamanda sektöre de birazcık fayda sağlamaktı. Bu bedava verdiğimiz yazılımlar, bedava olunca değersiz gibi oluyor ama aslında birkaç yüz bin poundluk yazılımlar. Biz sektörle beraber büyüdük, sinemalarla beraber büyüdük sonrasında tiyatroyla birlikte büyüdük. Şimdi de konserlerle, family entertainment ve spor aktiviteleriyle büyüyoruz. Bir taraftan da öğreniyoruz. Türkiye bizim için iyi bir mutfak oldu. Şimdi burada öğrendiklerimizi artık Avrupa’da pazarlamaya başladık. Aynı iş modeli orada da çalışıyor olacak.
"EN ÇOK BİLET SİNEMA SEKTÖRÜNDEN ÇIKIYOR" ♦ Günümüzde en çok bilet satışı hangi etkinliklerden sağlanıyor? Bizim tespitlerimize göre Türkiye’de pazarın en küçük oyuncusu konserler. Entertainment’da dünyanın her yerinde en çok bileti sinema satıyor. Türkiye pazarının en büyük kaybettiği alan sinema olsa da en çok bilet sinemadan çıkıyor. Pandemi öncesinde 68 milyon bilet adetini görmüştük. Geçen seneyi de 24.8 milyon biletle kapattık. İnanılmaz bir kayıp var. Sonrasında sahne sanatları yani tiyatronun, diğer şovların ve stand-up’ların olduğu sahne sanatları Türkiye’de 8 milyon adet bilet görmeye başladı. Orada devlet de büyük bir oyuncu; devlet tiyatroları yılda 2,5 milyona yakın bilet yapıyor. Şehir tiyatroları yine çok iş yapıyor. Sonrasında futbol geliyor. O da yaklaşık 4 milyon bilete geliyor. Bizde tam veri yok ama Passo’dakini toplayıp bulabildiğimiz rakamlar bunlar. Bu hikâyede aslında en son konserler geliyor. Oradaki pazarın 2,5-3 milyon biletin üzerine çıkmadığını düşünüyorum.
Efes'in Sırrı "3 YAŞINDAN 93 YAŞINA KADAR GENİŞ BİR YELPAZEDE SATILIYOR"
♦ Bilet alımını gerçekleştiren yaş ortalaması kaçtır?
Şu anda bizim en aktif müşterilerimiz 25 - 35 yaş grubu. O grup zaten bu dünyanın içine doğdu ve sürekli eğlence arıyorlar. Onlar bizden iki kuşak yeni olan grup ve ciddi bilet alıyorlar. Bizim şöyle bir şansımız var; opera-bale satıyoruz. O grup da 60 yaş üstü ağırlıklı oluyor. Çocuk etkinlikleri ve çocuk filmleri satıyoruz. Anneleri, babaları satın alsa da aslında onları çocuklar için aldıklarını biliyoruz. Şu anda tam olarak 3 yaşından 93 yaşına kadar etkinliklere bilet alınıyor.
Sen de Gitme Triyandafilis "BİLETLERİN % 70'İ YERLİ İÇERİKLER İÇİN" ♦ Büyük düşüş yaşanılmasına rağmen en çok bilet sinema için satılıyor, sizce sinema izleyicisinin düşmesinde ana etkenler nelerdir ve neler yapılmalı? Yabancı filmlerin izleyici sayıları stabil kalırken Türk filmlerinin izleyici sayılarında çok fazla düşüş yaşandı... Aslında bu uzun bir yolun sonucu. Herkes bu işi pandemiye bağlıyor ama pandemi dönüşünde Avrupa’da ve ABD’de adetler bizim kadar kötü durumda değil, oralar epey toparlandılar. Türkiye pazarında yani bizim iyi olduğumuz, 200 milyonu görür müyüz dediğimiz yıllarda satılan biletin % 70’i yerli içerik. Şimdi geldiğimiz noktada yabancı içerik yerlinin üzerine çıktı. Dolayısıyla yabancılar stabil kaldı ki ABD endüstrisi de artık eskisi kadar üretim yapamıyor. Ona rağmen yabancılar toplam adedini korumaya devam ettiler. Ama yerli tarafında bizim mısır kriziyle başlayan bir skandalımız var. Orada sektör içindeki tartışma seyircilere de yansıdı, bir sezon film çıkmadık. Orada izleyicilerimizi kaybetmeye başladık ondan sonra dijital platformlar Türkiye’ye gelip agresif davranıp vizyon filmlerini kendilerinde gösterince, orada yine seyircilerden bir kayıp yaşadık. Onun dönüşünde de sektör yumurta-tavuk problemini yaşamaya başladı. İyi içerik yok, içerik olmadığı için seyirci yok. Bu arada sinemalar çok zor günler geçirdi. Gelir elde edemedikleri için hizmet kalitelerinde düşüşler yaşandı. Türkiye’de epey salon kapandı. Giderken iyiydi ama bu endüstride dönüşler çok zor oluyor. Sinemalar artık AVM’ler için eskisi kadar point of interest değil. Orada da başka dönüşümler başladı. Birçok sinema salonu artık tiyatro salonuna dönüştürülüyor. Çünkü tiyatro etkinlikleri yükseliyor ve bu yükseliş devam edecek. Dolayısıyla aslında sektörün sert bir hardreset’e ihtiyacı var. Bizim yerli üreticilerimize destekler sağlanabilir. Sinemalara destekler sağlanabilir. Yıllardır konuştuğumuz bir ucuz kampanya vardı çünkü temelde önce izleyicimizi getirmemiz lâzım ama izleyici de şunu soruyor; “Neyi izlemeye geleceğim?” İyi bir film çıktığında izleyici geliyor, bunu gördük. ‘Yan Yana’ iyi bir örnek oldu. Bence eski blockbuster filmlerinin devamları gelmeli. ‘Recep İvedik’ seri halinde sinemaya geliyordu, onu kaybettik. Onun gibi ‘Düğün Dernek’ filminin devamı gelmiyor. ‘Aile Arasında’nın devamı gelmiyor. Ata Demirer’in filmi gelmiyor, Cem Yılmaz’ın filmi gelmiyor, Yılmaz Erdoğan’ın ‘Organize İşler’i gelmiyor. Şimdi blockbuster gelmeyince yani yılda 5 milyon, 7 milyon yapan filmler gelmeyince bir bir ürettiğimiz filmler de o kalitede olamıyor. Türk sinema endüstrisi tam bir çıkmaz sokağa girdi. Belki de burayı artık devlet eliyle desteklemek lâzım.
"SİNEMA ÖLMEZ"
♦ Cem Yılmaz, Yılmaz Erdoğan, Ata Demirer, Ahmet Kural, Murat Cemcir, Şahan Gökbakar'ın sinemaya film çekmemesi izleyici sayılarının düşmesinde büyük rol oynadı. Yeni nesil oyuncular arasında, bu isimler gibi yeni isimler de çıkmalı...
Çok haklısınız. Aslında biz bunu müzik endüstrisinde de görüyoruz. Biz 1990’ları yaşamış bir nesiliz, 1990’larda bir albüm çıktığında 12 şarkının belki 12’si hit olurdu. Yıllardır o eski sanatçılardan yeni hitler göremiyoruz. Ama bu tarafta bir genç kızlar çıktı, 4 - 5 günde 15 - 20 bin kişilik yerleri soldout ediyorlar. Bu tarafta fan kitlesini oluşturmuş yeni sanatçılar üretilebilir. Nasıl olur, ben o yöntemleri bilmiyorum, ben sadece satan kısımdayım ama bir şeyler üretmek lâzım. Çünkü sinema ölmez. Herkesin aklında dijital platformlar geldi diye sinema böyle oldu var. Emin olun Türk sinemasının bu hale gelmesindeki en düşük etken dijital platformlardır. Herkesin unuttuğu bir şey var; sinema televizyona karşı ölmedi. Ölmez... Çünkü bunların hepsi after market ürünleri. Disney ‘Black Panther’i yaptı ve herkes bunu platformda yayınlayacağını düşünüyordu ama sinemaya girdi. İlk hafta 80 milyon dolarlık bir satış yaptı ve platform yayınlama süresini hemen ötelediler. Çünkü normalde bir filmin ana gelir kalemi sinemadır, devamındaki pay tv’leri free tv’leri, videoları en son gelirleridir. Dolayısıyla sinema ölürse, bütün film endüstrisi ölür. Daha iddialı bir şey söyleyeyim, Netflix ölür.
Organize İşler - Sazan Sarmalı "FİLM, SİNEMA İÇİN ÜRETİLİR" ♦ O anlamda da dijital platformlarla sinema sektörünün el ele verip bir şeyler yapması gerektiğini düşünüyorum. Yani kazan kazan modeli uygulanabilir. Kesinlikle öyle... Çünkü bir film, sinema için üretilir. Sinemada belirli bir kitle ücreti mukabilinde bu filmi izler sonra o platformun içeriği haline gelir ki platform da böyle beslenir. Çünkü bugün milyar dolar hasılat yapan filmler var. Şu anki ekonomik koşullarda bunu herhangi bir dijital platformun yaptırması çok mümkün değil. Ve bundan her gün yapacaksınız. Adam ‘La Casa de Papel’i çekiyor, çekimleri yıl sürüyor ama insanlar onu bir gecede izliyor ve ertesi gün platformdan yenisini bekliyor. Çünkü oraya abonelik ödüyor ve o aboneliğinin karşılığını sürekli almak istiyor. Oradaki durum eşyanın tabiatına aykırı dolayısıyla sinema endüstrisi tüm dünyada üretmeye devam edecek, platformlar da o içerikleri gösterecek. Netflix’i kuran kişinin yaptığı işi biliyorsunuzdur, adam DVD’cilikten buraya geldi.Dijital platformların en büyük sorunu bence yeterli üretimde bulunamamaları. O kadar hızlı tüketiliyor ki arka arkaya yeni ürünler çıkarılması mümkün değil.
La Casa de Papel "ÇOK HIZLI TÜKETTİRDİLER" ♦ Herkes panoda aylarca aynı yapımların durmasından şikayetçi... Oradaki temel sorun bence ilk iddialarının çok büyük olmasıydı. O kadar iyi yapımlar o kadar büyük prodüksiyonlar yaptılar ki sürekli bir ‘La Casa de Papel’ yapamazsın. Sürekli ‘Narcos’ yapamazsın. Yaptıklarını da çok hızlı tükettirdiler. Bunlar benim kişisel görüşlerim. Sonra sürekli aynı yerde aynı seviyede işler bekliyorsunuz. Mümkün değil. Bu böyle bir endüstri değil. Her sene bir tane bestseller iş yapabilirsiniz ama her hafta yapamazsınız.
Narcos "SİNEMA PAHALI BİR EĞLENCE DEĞİL"
♦ Sinema biletlerinin pahalı olduğu düşünülüyor ama ben katılmıyorum; sinema biletleri tekil olarak pahalı değil ama sinemaya gitme eylemi harcamaya göre değişebiliyor ve pahalı hale gelebiliyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Aslında sinema her zaman en ucuz eğlence. Ne kadar pahalı desek de diğer eğlencelerle kıyasladığımızda en ucuz eğlence. Çoğu yerde halk günleri var, bir bilet 120 liraya satılıyor, iki kişi gittiğinde 240 lira yani bir kahve parasına iki kişi sinema izleyebilir. Bence deneyime göre ödenen para hâlâ ekonomik. Bu arada dünyada sinema bileti fiyatlarının ortalaması 11 Euro civarında. Türkiye’de yeni 6 dolara geldi.
"STADYUM KONSERLERİ YAPILDIKÇA ARTACAKTIR"
♦ Türkiye’de neden stadyum konserleri olamıyor? Olabilir mi?
Olabilir... Geçen sene stadyum konserleri olmaya başladı. Bunun temelde bazı dertleri vardı. Orada bizim de bazı faydalarımız oldu. Temel dert finansman... Çünkü bir konser, özellikle bir yabancı yıldız, aşağı yukarı 4 - 5 milyon dolarlık bir prodüksiyon oluyor. Bu, 4-5 milyon doları finanse edip günün sonunda 300-500 bin dolar para kazanmayla 1 - 2 milyon dolar para kaybetme arasında bir ticaret. Adam parasını bankaya koysa bunun çok üzerinde bir gelir elde eder, hem de risksiz. Dolayısıyla biz aslında buradaki bir problemi kaldırdık. İyi satılacak işlerde finansman desteği sağladık ve geçen sene örnekleri gelmeye başladı. Güzel konserler yapıldı ama bizim başka bir derdimiz daha var. Stadyum konserlerindeki konser deneyimi de aslında biraz kesintiye uğradı. Dünyada 40 - 50 bin kişilik stadyumlarda 10 - 15 gün iş yapan yıldızlarla burada bir stadı bir kere bile zor dolduruyorlar veya dolduramıyorlar. Oradaki davranış biçimi yeni gelişiyor. İkinci husus da buradaki stadyumlar sadece bir aylığına kiralanabiliyor. Yani ancak Haziran ayı içerisinde o stadyumu kiralayabiliyorsunuz. Çünkü futbol kulüplerimizin de öyle refleksleri yok. Yapılmaya yapılmaya o davranış da unutulmuş durumda. Şimdi yapıla yapıla o işler tekrarlanacak. Mesela, bu sene İnönü Stadyumu’nda BKM’nin Scorpions’u var, Andrea Bocelli var, Teoman’ın konseri var, Tan’ın birkaç gün konseri var. Bu sene 6-7 tane stadyum konseri izleyeceğiz. Ben yapıldıkça oradaki davranışın artacağını düşünüyorum.
Yalın'ın iki yıl önceki stadyum konseri bir hayli ilgi görmüştü. "ONA GÖRE BİR EKONOMİ YARATIR" ♦ Geçmişte konser alanları çok fazla olmadığı için stadyumlara yönelindiğini düşünüyordum, şimdi konser alanı fazla olduğundan dolayı stadyum konserlerinde azalma söz konusu mudur? Hayır, değil... Aslında dünyanın her yerinde stadyumun yıldızı başkadır. Bir ABD yıldızıyla anlaşırken o zaten açık alan mı, kapalı alan mı, stadyum mu, nereyi istediğini söyler. Eğer stadyum istiyorsa başka bir formatı vardır. Çünkü zaten ona göre bir ekonomi yaratır. Bugün Türkiye’deki konser salonlarına baktığınızda; 10 bin - 12 bin 500 kişi alıyor.
Chris Isaak "CİDDİ ORANDA TESİS İHTİYACI VAR"
♦ Yenikapı da var...
Yenikapı bir konser alanı değil, bana göre uygun da değil. Zaten oradaki işlerin çok da başarılı geçmediğini düşünüyorum. Onun dışındaki işler 20-25 bin, 30-40 bin kişilik yerler. Şimdi organizatörler Ataköy Marina’yı kazanmaya çalışıyor. Biz Haliç’le konuşuyoruz, orada bir şeyler yapılırsa organizatörleri oraya yönlendirelim diye. Aslında çok konserle özdeşleşmiş mekânlarımız yok. Kapalıda zaten durum daha da sıkıntıya düşüyor. Volkswagen Arena’nın kapasitesi 3 - 5 bin kişilik, Ülker Arena 8-9 bin kişi arasında alıyor ama bunların hepsi aslında başka amaçla yapılmış yerler. İstanbul gibi bir yerde 20 - 25 bin kişilik kapalı alan, gerektiğinde açılabilen, gerektiğinde sahneye dönüşebilen yerlere ihtiyaç var. Sahne sanatlarında da Zorlu PSM 2 bin kişilik, AKM 2 bin kişilik. Onun dışında orada da büyük eksikliklerimiz var. Aslında sektörün ciddi bir tesis ihtiyacı var.
Atatürk Kültür Merkezi "PANDEMİDE HERKES MEMNUNDU" ♦ Yeni tesisler kazanma adına çalışmalar yapılıyor mu? AVM yatırımcıları artık şunu fark etmeye başladı; A AVM’si ile B AVM’si arasında temelde bir fark yok. İkisinde de giyim markaları, yiyecek markaları var. Zaten aşağı yukarı birçoğu aynı markalar veya bir değişiği. Tüketici için artık AVM’ye gitmek alışverişe gitmek demek. Eskisi gibi, gidelim gün geçirelim, hikâyesini kaybetmeye başladılar. Dolayısıyla AVM’ler için tek değiştirebildikleri point of interest, kültür - sanat etkinlikleri. Siz oraya dünyanın en iyi markasını getirseniz bile insanlar bir kere gidiyor ama ondan sonra her gün gitmezler. Ama ben oraya bir sahne götürdüğümde, oraya her gün yeni bir oyun götürdüğümde her gün yeni yeni insanlar da götürebiliyorum. Benim iddiam şu; hiç kimse aslında bir yerden kot almak için bir yere gitmez ama bir etkinliğe gittiğinde bir kot mağazasının önünden geçerken kot alır. Aslında bu sektör bütün sektörleri hareketlendiren, tüketiciyi dışarıya çıkaran iş. Pandemiyi hatırlarsanız herkes çok memnundu, müthiş bir e-ticaret hacmi başladı, Netflix büyüdü ama bir çeyrek, ikinci çeyrekten sonra her şey durdu. Çünkü insanlar evdeyken tüketim yapmamaya başladı.
"SİNEMALAR VE AVM'LER BİRLİKTE BÜYÜDÜ"
♦ Sinema salonlarının AVM’de olmasının sinema sektörüne faydası mı vardır zararı mı vardır?
Türkiye’de eskisi gibi cadde kültürü yok. Anadolu’da hâlâ devam ediyor ama bence faydası var. Aslında AVM’lerin büyümesiyle sinemaların büyümesi eş zamanlı oldu. O dönemde yiyecek-içecek markalarının ve perakendenin büyümesi de AVM ile birlikte oldu. Kişisel olarak sorarsanız ben caddede bir sinemaya gitmeyi tercih ederim çünkü o bana daha hoş geliyor. Belki ben klasik bir adam olduğum için bana öyle geliyordur ama AVM’ler büyük trafik yapıyor. Günde 50 - 100 bin insan alıyorlar. Dolayısıyla sinemaların AVM’lerde olması şu an için çok faydalı. Hatta biz tiyatro salonlarını da bütün performance hall’ları da yavaş yavaş AVM’lerin içine yapmaya çalışıyoruz.
"DENEYİM MERKEZLERİ HALİNE GELMELİ"
♦ Sinema salonları, birer deneyim merkezi haline gelmeli mi?
Kesinlikle gelmeli... Bizim bir tane salonumuz var, biz aslında burayı kendi deneyim evimiz olarak kullanıyoruz. Çünkü baktığınızda bizim salon 3 bin metrekare civarında bir alan kaplıyor. Sinemalar % 2 dolulukla dönüyor, % 98 bir atıl kapasite var. Devasa fuayeler var ve bu salonlar günün belirli saatleri boş kalıyor. Sadece bizim için değil tüm dünya için bir kaynak optimizasyonu yapacağımız bir süreçten geçiyoruz. Hem sinema deneyiminin bazı farklılıklara ihtiyacı var hem de toplamda salon deneyiminin bazı ihtiyaçları var. Biz salonumuzda galalar yapıyoruz, davetler yapıyoruz, doğum günü partileri yapıyoruz, özel etkinlikler dizayn ediyoruz. Bu salonda bir DJ parti bile yapıldı. Dolayısıyla buraların da kaynaklarını hem optimize etmek hem de ekstra gelirler yaratmak için muhakkak ki deneyim merkezlerine dönüşmesi lâzım.
"2025 YABANCILARIN YILI OLDU"
2025'in eğlence sektörü için deneyim yılı olduğu şeklinde bir görüş var, öyle midir?
Ben pek o fikirde değilim. Biz hâlâ içerik odaklıyız. İyi içeriklerimiz iyi satıyor ama Türkiye için konuşuyorsak bence 2025 yabancıların yılı oldu. Yabancı birçok aktivite burada iyi karşılık buldu. Yıllardır gelmeyen büyük ABD yıldızları geldi; Justin Timberlake gibi Guns N’ Roses gibi Jennifer Lopez gibi. Daha alt tarafta da 50 - 60 tane grup hatırlıyorum. 2026’da daha fazla olacak. 2027’de de bence harika yabancı stadyum konserleri izleyeceğiz.
Jennifer Lopez, Ağustos 2025'te İstanbul'da konser verdi. "ÇOK İYİ PRODÜKSİYONLAR GELİYOR"
♦ 2025 eğlence sektörü için nasıl bir öğretiye sahip olmuştur? 2025’ten nasıl bir ders çıkarılması gerekir?
2025’te birkaç tane kötü deneyim de oldu, yani kötü organize edilmiş işler de oldu. Bence temel öğretilerden bir tanesi tüketicinin çok değerli olduğu ve iyi bir deneyim yaşaması gerektiği. Kapıdan girmesi, çıkması, doğru yerde bulunması, doğru yönlendirilmesi çok önemli. İyi tarafı şu, sahne sanatları çok ciddi gelişiyor ve gelişmeye devam ediyor. Çok iyi prodüksiyonlar geliyor ve her seviyede geliyor. Tek kişilik oyunlardan 50-100 kişilik şovlara kadar. Yine söylediğim gibi çocuklu aileler için çok iyi etkinlikler geldi. Orman yürüyüşü geldi, 80 binin üzerinde izleyici aldık ve bu tarafın gelişeceğini gösterdi. Commercial experience’da şimdi ‘Şirinler Çadırı’ başladı. O da 150 - 200 bin insanı ağırlamaya namzet. Nisan gibi ‘Squid Game’ başlıyor. Arkasından gelecek büyük işler var. Organizatörler artık her janra için yeni işler getirmeye başladılar. Bir taraftan organizatörlerimiz de gelişmeye başladı. Dünyayı izliyorlar, oradaki şovları buluyorlar, alıyorlar, getiriyorlar, burada benzerlerini yapmaya çalışıyorlar. 2025 bizim için çok şey öğrendiğimiz bir yıl oldu.
Squid Game "YÜZDE 50'NİN ÜZERİNDE BÜYÜMELER GÖSTERMEYE BAŞLAYACAK"
♦ Canlı performansların yükseliş döneminde olduğunu söyleyebilir miyiz?
Kesinlikle. Bu, daha yeni çalıştığımız bir şey. Sektör bu yıl önceki yıla göre dolar bazında % 30 büyüyecek ama 2027’den sonra her sene % 50’nin üzerinde büyümeler göstermeye başlayacak.
Candan Erçetin "GERÇEKTEN MÜTHİŞ OLDU"
♦ Bilet fiyatlarını sübvanse edebilmek için ille de sponsorlara gerek var mı?
Bence kesinlikle gerekli. Firmaların buraya katkısı çok önemli. Ben bir kurumsal firmanın pazarlamacısı olsaydım muhakkak ki bu işlerin bir parçası olurdum. Düşünsenize; ‘Cirque du Soleil’ geliyor, şu anda 45 bin bilet satıldı. Bence büyük bir toplumsal olay. İstanbul’un göbeğinde günlerce sürecek bir şov ve toplamda büyük bir etkileşimi var. İnsanlar saatlerce bir alanda olacak. Bir firmanın orada görünür olması, İstanbul’un herhangi bir yerinde bir billboard’a vereceği reklamdan çok daha faydalı. Çünkü insanlar canlı bir şekilde oradalar ve yapacağı herhangi bir aktivitesiyle istediği duyguyu onlara geçirebilirler. Bunun gibi onlarca etkinlik var. Bizim çalıştığımız çok iyi bir ajans var, Circus, onlarla birlikte bir pre-roll çalıştık ve tiyatro sahnelerinin önüne bir reklam çektik. Ve gerçekten müthiş oldu. Bununla ilgili bize Felis Ödülü verdiler. Bu arada bize diyorum ama onların başarısıdır. Biz sadece konuşurken destek olduk. Müthiş değil mi? Tiyatroya gidiyorsunuz, insanlar tam oyuncuları beklerken canlı bir reklam izliyorlar. Burada duygu transferi müthiş olur. Ben şimdi görüyorum İstanbul’un her yerine afişler asıyorlar, açık hava reklamları da yapılsın tabii ama ben onların maaliyetlerini biliyorum, firmalar onun % 1’ini bu sektörde harcasa emin olun çok daha iyi sonuçlar alırlar ve buraları ölçebilirler.
Cirque du Soleil "GÖZÜMÜZÜ KIRPMADAN SEYRETTİK" ♦ Dikkat sürelerinin kısaldığından bahsediliyor. Bu durumda katılımcıları birkaç saatlik etkinliklerde tutmak için ne yapmak gerekir? Instagram’ın reels’ları, TikTok’un videoları falan o zaten çağın problemi. Bugün iyi bir iş gerçekten izleniyor ve gerçekten ben çok seyirci gözlemliyorum. Benim işim tamamen seyirciyle ilgili, onları etkilemek ve insanları oraya götürmek adına uğraşıyoruz. ‘Yedi Kocalı Hürmüz’ yaptılar, 3 saat sürüyor ve ben küçük kızımı götürdüm. 3 saat gözünü kırpmadan izledi. Geçen hafta Londra’da ‘Back to the Future’ izledik. Adamlar salonun üzerinden arabayı uçurarak geçirdiler. Onu da 2,5 saat gözümüzü kırpmadan seyrettik. Telefonu elinize almak da yasaktı.
Yedi Kocalı Hürmüz
"İÇERİK İYİYSE HERKES DİKKATİNİ VERİYOR"
♦ İyi prodüksiyon, iyi film, iyi tiyatro oyunu her zaman izleyicisini bulur...
Ben futbol seviyorum ama yıllardır doğru düzgün futbol maçı izleyemiyorum ama İngiltere Premier Lig’inde bir maç izlerken hiçbir şeye bakamıyorum, öyle düşünüyorum. Mesela, stadyuma gidiyorum, herkesin elinde telefon var. Çünkü bizim futbolumuz çok yavaş ama bir basketbol maçına giderken bunu görmüyorsunuz. Bu biraz bununla alakalı, içerik iyiyse herkes dikkatini veriyor.
"YAPAY ZEKÂ KENDİ SANATÇILARINI ÜRETECEK"
♦ 2025 etkinlik sektöründe, teknolojinin yardımcı olmaktan çıkıp ana oyunculuğa yöneldiği bir yıl olduğu konusunda da görüşler var. Yapay zekâ bu işin neresinde? Bu işin ne kadarını sırtlayabiliyor?
Biz iki yıldır yapay zekâyla ciddi bir şekilde uğraşıyoruz. İçeride bir takımımız var; yazılım ekibinden de pazarlamadan da böldük. Belli ki yapay zekâya entegre olamayan, işlerinin büyük kısmını ona teslim edemeyen firmalar zaten rekabet olarak çok gerilere düşecekler. Bu her sektörde böyle olacak. Bu artık çok görünen bir şey. Bizim adımıza hem tüketici tarafı için hem organizatörlerimizi yönlendirmek için hem içeride yaptığımız bir sürü işlemi yapay zekâya yaptırmak için çok kullandığımız bir araç oldu. Daha da geliştiriyoruz ve geliştireceğiz. Hatta tahmin ediyorum bunu sektörde ilk defa yaptık, sistemimizdeki kişiye özel önermelerin tamamı eğittiğimiz algoritmayla çıkıyor ama onun dışında bence içerik üretimi kısmında yapay zekâ çok büyük işler yapacak. Senaryo yazacak, çok yakın bir tarihte sinema filmlerini tamamen bilgisayarda yapmaya başlayacağız. Setler yok olacak. Biz zaten reklamda, sosyal medyada, küçük videolarda kullanıyoruz. Artık herkes kullanıyor, birçok içeriği yapay zekâ üretiyor. Yakında yapay zekâ kendi sanatçılarını üretecek hatta onların fanları olacak. Şimdi biz bunu 45 yaş üstü insanlara söyleyince, “Öyle şey mi olur?” diyorlar ama bir şeyi unutuyoruz, bizim bugün 7 - 8 yaşında olan çocuklarımız zaten dünyaya sanal karakterlerle geliyorlar. Zaten bütün hayatları sanal dünyanın üzerinde dönüyor. Dolayısıyla onların satın almaya başladığı dönemde sanal karakterlerle fan ilişkisi kurmaları gayet normal.
"BİRKAÇ SAATTE OLACAK"
♦ Yapay zekâ sektörün gelirini nasıl etkiler?
Kesinlikle çok olumlu etkiler. Çünkü sektör iyi içerik varsa çalışan bir sektör. Yapay zekâ o kadar fazla içerik üretebiliyor ki ve o kadar hızlı yapabiliyor ki… Bugün bir sinema filminin üretilmesi, fikrin bulunması, çekilmesi, pazarlanması birkaç yılı aşıyor. Bu belki artık birkaç günde ya da birkaç saatte olur hale gelecek.
"KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ ÇOK BÜYÜK BİR MİSYONU ELİNDE TUTUYOR"
♦ Türkiye Kültür Yolu Festivali, sektöre nasıl etkilerde bulundu?
Aslında devlet orada çok büyük bir iş yapıyor. Belki hayatı boyunca hiç konsere gitmemiş insanları bir şekilde konserlere götürüyorlar. Dolayısıyla ilk deneyimi yaşatmak bizim için büyük esas. Bir dönem, pandemi dönüşünde işler çok yavaşken tiyatroların atıl kapasitelerini insanlara hediye ettik. 50-100 bileti hayatında hiç tiyatroya gitmemiş insanlara denk getirdik. Şöyle mesajlar aldık: “45 yaşındayım, hayatım boyunca hiç tiyatroya gitmemiştim. Hem kendimden utandım hem mutlu oldum. Çok teşekkür ederim. Bundan sonra her ay en az bir oyun izleyeceğim.” Bence esas olan o ilk hareketi verdirmek. Zaten insanların kendini eğlendirmesi adına, rahatlaması adına, psikolojilerini düzeltmek adına dünyada çok yapılabilecek şey yok. Biz orayı tam dolduracak bir sektörüz. Ve ilk deneyimi yaşatmak esas. Kültür Yolu Festivali, bence Türkiye’de çok büyük bir misyonu elinde tutuyor.
"BÜTÜN ALANLARI BÜYÜTECEĞİZ"
♦ Günümüzde dünyada eğlence sektörüne yön veren yeni trendler ve odak noktaları nelerdir?
Bu işin öncüleri ABD ve İngiltere. Londra’da sahne şovları gerçekten başka bir seviyeye geçti. Artık Hollywood filmlerini yapıyorlar. ‘Back to the Future’, ‘Stranger Things’ gibi hem dijitalin hem teknolojinin hem mekaniğin birlikte kullanıldığı, müthiş oyunculukların, müthiş dansların, müthiş müziklerin olduğu harika kompozisyonlar yapıyorlar. Canlı entertainment harika yürüyor. Diğer taraftan özellikle çocuklardan ve aileler üzerinden gelen yeni deneyimsel işler, immersive experience’lar, sergiler, gece yürüyüşleri, bu taraf da çok ciddi büyüyor. Live music tarafı dünyada gerçekten uçuşa geçmiş durumda. Artık Taylor Swift efektler, Coldplay’ler okullarda ders konuları oldu. Coldplay’in bir ülkeye geldiğinde yarattığı ekonomiler veya Taylor Swift’in veya başka bir ABD yıldızının bu tarafı apayrı yürüyor. Aslında özetle sektörün her bir dinamiği kendi içerisinde kendi gelişim alanlarını buldu ve çok ciddi büyüyor. Geçenlerde baktık, sadece Türkiye için bir yılda 70 bin seansın üstünde iş açmışız. Bunlar inanılmaz rakamlar. Göreceksiniz, bunlar hep katlanarak gidecek ki bir önceki seneye göre % 20 - 25 fazla seansımız vardı. Böyle böyle bütün alanları büyüteceğiz. 70 yaşındaki insanların da eğlenceye, dışarı çıkmaya ihtiyacı var, 3 yaşındaki çocuğun da. Kendinizden düşünün, çocuğunuz var, hafta sonu mecbur dışarı çıkıyorsunuz, bir AVM’ye de gitseniz, bir oyun parkına da bıraksanız, hepsi bizim için bir eğlence alanı. Veya onu alıp bir çocuk oyununa da götürseniz, at binmeye de götürseniz muhakkak ki bir aktiviteye taşımaya çalışıyorsunuz çünkü hayat böyle bir yer.
Taylor Swift "İNSANIN YAPACAK BİR ŞEYİ YOKSA EKRANA BAKAR"
♦ İnsanlar ekranlara bakmaktan bıkkınlık duyduğu için artık canlı performanslara daha mı fazla yöneliyor?Ben tersten bakıyorum. İnsanın yapacak bir şeyi yoksa ekrana bakar. Yoksa ben iyi bir şey yapacaksam niye gidip ekrana bakayım? Bir şeyle uğraşıyorsam ekrana bakmam. Ekran bana biraz amiyane tabirle uyuşturucu gibi geliyor. Çünkü artık hiçbir şey yapmayacağım, kafamı dağıtmam lâzım dediğinde yapılacak bir şey. Televizyona ya da telefona bakmaktansa bir arkadaşımla sohbet etmeyi tercih ederim. İyi bir konser izlemeyi, iyi bir tiyatro gösterisi izlemeyi, sinemada bir deneyim yaşamayı tabii ki tercih ederim ama eve gittim yapacak hiçbir şeyim yok, boş vaktim var, orada artık ekran başlar.
"YOKSA İNSANLAR EVLERİNDE OTURUR"
♦ O zaman insanlara daha fazla etkinlik sunmak gerekiyor...
Yoksa insanlar evinde oturur. Bir bakarsınız adım sayarında 20 adım yazıyor. Ne bir tüketime katılır ne de hayata katılır. Yalnız kalır ve yalnızlaşır. Bence bu, çağın problemi olur.
"TEMEL DİNAMİKLERİN TAMAMINI KULLANIYORUZ"
♦ Erken rezervasyon ve son dakika indirimi gibi fiyatlandırma modelleri söz konusu mudur?
Tabii ki söz konusu... Biz sonuçta bu işin pazarlamasını yaparken bunu herhangi bir üründen farklı görmüyoruz. Orada temelde ekonominin bir prensibi var, fiyatınızı ne kadar farklılaştırıyorsanız o kadar yeni müşteriler elde ediyorsunuz. Orada her gelir grubuna bir şey satmaya çalışıyoruz, ona göre kategoriler yapmaya çalışıyoruz. Orada da ekonominin veya pazarlamanın temel dinamiklerinin tamamını kullanıyoruz. “Erken al!”, “Ucuza al!”, “Son dakika indirimleri!” gibi her psikolojiye bir şey sunmaya çalışıyoruz.
Sema Nedir Bilir Misin Sema Mukabelesi Deneyimi "KARABORSA BİLET ORANI ÇOK DÜŞÜK"
♦ Karaborsa bilet satışı kontrol altında mı?
Türkiye’de çok düşük. Çünkü Türkiye’de biletlerin anında tükendiği etkinlik sayısı çok az. Burası Avrupa gibi her çıkan etkinliğin anında bittiği bir yer değil. Bugün bir ABD yıldızı Münih’te 10 gün aynı salonu 40 - 50 bin kişiyle tekrar tekrar doldurabiliyor. Geçen sene biz satmıştık ‘Béjart Ballet’ hatta bu sene tekrar geldi. Lozan 140 bin kişilik şehir, etkinlik, 2 bin kişilik salonda 21 gün soldout’tu. ‘Cirque du Soleil’ bu sene geliyor, Royal Albert Hall’da 250 bin bilet sattı. Biz burada 45 bin bilet arz ettik. Dolayısıyla burada soldout etkinlik tabii ki oluyor ama öyle çılgın gibi de olmuyor. Daha çok devletin etkinliklerinde oluyor ama onların da zaten bir karaborsa kültürü yok. Futbol maçlarında bazen oluyor ama onun dışında çok karaborsalık bir durumda değiliz. İnşallah o günleri görürüz.
Béjart Ballet
"BURASI ÇOK BÜYÜYECEK BİR ENDÜSTRİ"
♦ Sektöre, paydaşlarınıza özellikle neler söylemek istersiniz?
Burası henüz çok büyük bir endüstri değil ama çok büyüyecek bir endüstri. Genç bir nüfusa sahibiz, yıllık 600 - 700 bin kişi bazında nüfusumuz artıyor. İnanılmaz bir potansiyelimiz var. Bu işi gerçekten iş gibi yapıp planlarını yapan daha çok şirket sayısına ihtiyacımız var. Hem üreten tarafta hem organize eden tarafta hem de mekân tarafında herkesin bu işleri kabullenmesi gerekiyor. Mesela, özellikle büyük holdinglerin, 3. nesillerin bu sektöre yatırım yapacağını düşünüyorum. Çok yakın bir vadede bunları göreceğiz çünkü burada yaratılacak doğru işlerdeki kârlılığı sanayi işletmesinde yaratamazsınız. Burası çok büyüyecek yer.
"ÖMÜR UZUYOR"
♦ Genç nüfus demişken, Bu bağlamda devletler de bu konuda önlem almaya başladı. Nüfus yaşlanıyor, genç nüfus azalacak, 30 yıl sonra yaş ortalaması 40’a çıkacak deniliyor. Türkiye de bu işin içinde. Eğlence sektörü nasıl bir yol izlemeli?
Bence nüfus yaşlanmıyor, ömür uzuyor. Dolayısıyla ortalama yaş da otomatikman yükseliyor. Türkiye’de doğum hızı azalmıyor ki artıyor. Biz hâlâ büyüyen bir nüfusuz, büyüyeceğiz gibi de duruyor. Toplamda da doğum hızı düşük diyorlar ama dünya nüfusu da çok hızlı artıyor. Benim algım ömürlerin uzadığı yönünde, daha da uzayacak. Muhtemelen 150 yılları görmeye başlayacağız. Okuduğumuz her şey onu gösteriyor. Bu bizim için çok iyi çünkü 18 yaşında konsere giden adam 75 yaşında tekrar aynı konsere geliyor. Çünkü artık o grubun fanı oluyor. Biz geçen sene Alan Parsons’ı getirdik, adam 80 yaşında ama bütün salon doluydu. Çünkü o grup onunla büyümüş insanlardı. Bu sene 70 - 80 yaşında bir sürü insanın konseri var ve onların da hepsi dolacak. Bazen pop müzikten veya rock müzikten vazgeçip klasik ya da caz dinliyorlar, bizde onlar için de etkinlikler var. O yüzden bizim sektör için nüfusun yaşlanması bir handikap değil.
Alan Parsons "DERDİ OLAN İŞLER İSTENİYOR"
♦ Nostaljik etkinlikler ne kadar ilgi görüyor?
Sadece nostaljik değil, tematik bütün etkinlikler iş görüyor. Geçen sene Suat Suna, Kayahan şarkılarıyla bir iş yaptı, 3- 4 bin kişi Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nda seyretti. Tarkan’ı gördünüz, ortalığı yıktı döktü. Bence birazcık herkes tematik işlere bakıyor. İnsanlar, çok sıradan olmayan, bir hikâyesi yazılmış, kendiyle bir bağ kurabileceği, güzel paketlenmiş, içinde bir derdi olan işleri izlemek istiyorlar.
Suat Suna - İpek Açar Kömürcü
"HEDEFİMİZ İKİ YIL İÇİNDE AVRUPA'NIN HER YERİNDE OLMAK"
♦ Biletinial, yerli teknoloji gücü olarak Ticketmaster ile rekabet halinde, bu konuda neler söylemek istersiniz?
Ticketmaster globalde bu işin en büyük iki firmasından bir tanesi. Türkiye pazarında bizim pazar payımız onların çok üzerine çıktı ama dünyada bambaşka bir yerdeler. Her şeyden önce ABD'yi biletliyorlar. Bu arada, toplam dünya entertainment’ı küçüktür ABD entertainment’ı. Sinemada da 1.3 milyar bilet satıyorlar ama bizim de bir misyonumuz var. Biz bir şeyi doğru yaptık ve büyümemizin temel sebebi bu oldu. Bunu pilot olarak Hırvatistan’da denedik, iyi gitti. Arnavutluk’ta da denedik, iyi gitti. Geçen sene itibarıyla da Almanya merkezli ‘Pick a Seat’i kurduk. Hollanda, Almanya, Belçika ve Avusturya’da bilet satmaya başlıyoruz. 2026 itibarıyla oradaki tempomuzu artıracağız. Amacımız zaten iki sene içerisinde Avrupa’nın her yerinde olmak. Sonrasında hem Latin Amerika’da hem Kuzey Afrika’da olmak istiyoruz. Bununla ilgili de bütün çalışmalar tamamlandı. Tahmin ediyorum oralarda da birkaç yıl içinde çok ciddi büyümeler kat edeceğiz.
"ALT YAPI ZATEN HAZIR"
♦ Altyapısı hazır mı?
Altyapısı zaten hazır. Bu arada oraların regülasyonlarına da hazırlandık. Her şey tamamlandı. Şirketler kuruldu, hukuki zeminler oluşturuldu, ekip yavaş yavaş toparlanıyor, sayfalar açıldı ve satışlar başladı.
Romeo ve Juliet "PASTADAN PAY ALMAK DEĞİL PASTAYI BÜYÜTMEK İSTİYORUZ"
♦ Başka neler söylemek, özellikle nelerin bilinmesini istersiniz?
Burası gelişmekte olan ve inanılmaz gelişecek ve tüketici tarafından henüz yeni yeni fark edilen çünkü bir dönem belirli ekonomik sebeplerden kesintiye uğramış bir sektör. Bunu söylemekten imtina etmiyorum, biz de sektörün büyümesi adına çok ciddi çaba gösteriyoruz. Bir sözümüz var; “Biz pastadan pay almaya çalışmıyoruz, pastayı büyütmeye çalışıyoruz.” O pasta büyüdüğü anda bütün paydaşların çok mutlu olacağı bir gerçek çünkü tüketicide de karşılığının olduğunu görüyoruz. Bitti dediğimiz sinema bir günde 3 milyon bilet kesebiliyor. Bir anda bir kampanya yapıldığında o gün bir milyon kişi salonlardan içeri girebiliyor. Çünkü gerçekten bizim bir muadilimiz yok. Bence burası herkesin dikkat etmesi gereken bir nokta. Bütün ekonomi haberlerine gidip anlatıyorum, oradan bir, iki tane iş adamı gelsin bu işe yatırım yapsın diye.
NASIL KURULDU?
♦ Biletinial fikrinin nasıl doğduğunu anlatır mısınız?
Biletinial, temelinde 2011'de Bursaspor’un biletlerini online platform üzerinden satmak için yola çıkmış bir şirket. Ancak sonrasında bütün futbol karşılaşmalarının biletlerinin tek elden satılması gündeme geldiğinde bir durum değerlendirmesi yaptık ve rotamızı değiştirme kararı aldık. Öncelikle sahip olduğumuz sistemi başka hangi alanlara adapte edebileceğimize baktık. Zira teknolojimiz, kurulmuş bir sistemimiz ve yazılım ekibimiz vardı. Yaptığımız incelemelerde, sinema sektörünün Türkiye’de gelişmesi ve sektördeki ihtiyaçlarını görünce, yönümüzü değiştirdik.
Büyüme stratejimizi yaparken hedeflerimizi dikeylere böldük. Dikeylerden biri sinemaydı. Sinema bize müthiş bir yaygınlık ve data kazandırdı. Bunun yanında müthiş bir iş yükü de kazandırdı ama aynı zamanda yüksek datayı işleme yetkinliğimizi geliştirdi. İkinci büyüme alanımızı yazılım ve teknik altyapı olarak sinemaya çok benzeyen tiyatroyu seçtik. Pandeminin hemen dönüşünde odağımızı tiyatro olarak belirledik. Aslında bizim tiyatro hikâyemiz biraz da sosyal sorumluluk projesi gibi oldu. Pandemi sonrası birçok özel tiyatroya ön ödemeler yaparak ve fon sağlayarak onlara can suyu olduk.
Böylece yeni oyunların seyirci ile buluşmasına katkıda bulunduk. Bu da bizi herkesin bir adım önüne taşıdı. Devlet tiyatrolarını kazandık, üzerine özel tiyatroların da % 80’i ile sözleşme yaptık. Şirketin özel tiyatrodaki geliri de yaklaşık 10’a katlandı. Üçüncü büyüme alanımızı ise spor olarak belirledik. Bu alanda da çalışma modeli olarak bize yakın olan Voleybol Federasyonu ile işbirliği yaptık. Ayrıca çalıştığımız basketbol takımları var ve şu anda onların sayısını artırmaya çalışıyoruz. Bu model ile kullanıcılar eğlence ve spor alanında aradıkları tüm etkinliklere ulaşabilirken, bizler de tüm tüketici davranışlarını analiz ederek gerek son kullanıcılarımıza gerekse içerik üreticilerine doğru içerikler sunabilmek için yapay zekâ algoritmaları geliştirmeye devam ediyoruz.
♦ Şirketin büyüme süreci nasıl gelişti?
Kültür, sanat, spor ve eğlence dünyasında online biletleme konusunda faaliyet gösteren Biletinial, çizdiğimiz doğru büyüme stratejisi ile kısa sürede bu alanda yurtdışında da faaliyet gösteren Türkiye’nin ilk ve tek şirketi konumuna ulaştı. Üstelik bunu araya giren pandemi sürecine rağmen başardı. "Bunu nasıl başardınız?" diyecek olursanız soruyu; "Rakiplerinden farklı olarak sadece pazar yeri hizmeti vermekle yetinmeyerek" olarak yanıtlarım. Bir eğlence merkezinin tüm ihtiyaçlarını kapsayan 360 derece yazılım seti ile müşterilerin bu alandaki ihtiyaçlarını karşılıyoruz.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:44
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 12 Mart 2026 08:42 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















