Beşinci kol faaliyetleri kıskacında sosyal medya haberciliği
Haber7 sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
GİRİŞ 20.01.2026 14:26 GÜNCELLEME 20.01.2026 14:29
İlk Yorum Yapan Sen Ol
AK Parti MKYK Üyesi Emre Cemil Ayvalı, Yeni Şafak Gazetesi'nde "Beşinci kol faaliyetleri kıskacında sosyal medya haberciliği" başlığı ile kaleme aldığı yazıda önemli noktalara dikkat çekti.
İşte Emre Cemil Ayvalı'nın yazısı:
Sosyal medya, haber üretim ve dolaşım biçimlerini köklü biçimde dönüştürürken, geleneksel medya ile dijital mecralar arasındaki sınırlar giderek belirsizleşiyor. Bu yeni ekosistem yalnızca iletişim alışkanlıklarını değil, bilgi güvenliğini ve kamusal algıyı da doğrudan etkileyen kritik sonuçlar doğuruyor. Altay Cem Meriç’in, beşinci kol faaliyetlerini ifşa ederek haber sayfaları üzerinden başlattığı tartışma bu konuda önemli bir eşik oluşturdu.
Bu süreçte kamuoyu, birbirinden farklı ideolojilere ve tutumlara sahip gibi görünen ağların ve sosyal medya hesaplarının perde arkasında nasıl ortaklaşabildiğine dair dikkate değer bilgiler edindi. Zafer Şahin ve bazı köşe yazarlarının, reklam pastasının geleneksel ve yerli medyadan dijital mecralara kaymasından duydukları endişeyi dile getiren yazıları da konvansiyonel medyada yer aldı. Bu değerlendirmelerde, yerli ve milli medyanın orta vadede reklam gelirlerindeki payının azalması nedeniyle kapanma riskiyle karşı karşıya kalabileceği; bunun da Türkiye’yi, yabancı medya unsurlarının hakim olduğu bir ortamda beşinci kol faaliyetlerine karşı daha savunmasız bırakacağı vurgulandı.
BEŞİNCİ KOL TEHDİDİSosyal medyadaki beşinci kol faaliyetleri, Türkiye’de Gezi Kalkışması’ndan bu yana ciddi bir güvenlik ve toplumsal sorun alanı oluşturuyor. Bu tehdit, yalnızca siyasi meselelerde değil, topluma yönelik sosyal mühendislik girişimlerinde de açık biçimde kendini gösteriyor. Ortaya çıkan tablo ise kapsamlı ve etkin bir çözüm mekanizmasının devreye alınmasını zorunlu kılıyor. Zira bu operasyonel faaliyetlerin bu kadar rahat yürütülebilmesinin ve reklam pastasının paylaşımında haksız rekabetin ortaya çıkabilmesinin temelinde, bu alanda hâlâ sağlam bir hukuki zeminin oluşturulamamış ve konunun kamuoyunda yeterince tartışılmamış olması yatıyor. Konvansiyonel medyanın önde gelenleri de uzun süre “Geleneksel medya öldü, artık sosyal medya gerçeği var” diyerek aslında ilk kurşunu kendi meşruiyetlerine sıkmışlardı. Çağın değişen şartları içinde evrilebilecekleri ve dönüşümüne katkı sunabilecekleri mecraları, onların kuralları ile olduğu gibi kabul ettiler. YouTube kanalı açmayı güvence ve yeni olana uyum zannettiler. Buranın ruhunun ve kültürünün farklı olduğu, artan nicelikle birlikte ortaya çıkan kaos ve belirsizliğin ise uyum sağlanması gereken yeni bir düzen olduğu kanıksandı. Günün sonunda bunun sürdürülebilir olmadığının anlaşılması hepimiz için ciddi bir gelişme.
DEKOR DEĞİŞTİ HİKÂYE AYNIDijital Medya ile her şeyin değiştiği, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağına inanmayanlardanım. Alev Alatlı’nın “İnsanoğlu aynı hikâyeyi yaşar; aktörler değişir, dekor değişir ama oyun değişmez” sözü bakış açımı özetleyen sözlerden biridir. Zira tarihte de yaşanılan süreçler birbirinin benzeri olmuştur. Dekor değişmiş ancak hikâye değişmemiştir. Dünyada gazeteler ilk çıktığında iftira ve itibar suikasti sıradan bir yöntemdi. Basın hukuku gelişmemişti. “Gazeteci” diye tanımlı bir meslek standardı yoktu. Kaynak doğrulama, tekzip, cevap hakkı gibi kavramlar henüz oluşmamıştı. Aşağılayıcı karikatür ve çizimler, usulsüz ve kuralsız dağıtım mekanizması söz konusuydu. Etik-hukuk tartışmaları sonradan geldi. İlk özel radyo ve televizyonlar Türkiye’de 1990’da faaliyete geçti. Özel televizyonlar alabildiğine “özgür” ve kuralsızdı. Gece 12’den sonra müstehcen içerikli programlar yayınlanıyordu. RTÜK’ün kurulması özel kanallardan 4 yıl sonra 1994’te gerçekleşti. Geçen süre zarfında RTÜK ve 6112 sayılı kanun çerçevesinde hukuki temele oturan bir ilişki kuruldu; bu süreçte görece daha makul ve sorumluluk sahibi yayınlar öne çıktı. O dönemde radyo ve TV’lerin hukuki denetim altına alınması konuşulduğunda “radyoma/televizyonuma dokunma” adı altında protestolar gerçekleştirilmişti. Bugün değişen dekor içinde bunun güncel versiyonu ise “sosyal medyama dokunma” oldu. Ancak sosyal medya mecralarının da demokratik hukuk düzeni içinde aynı akıbeti yaşaması kaçınılmaz bir gerçek.
GAYRİ HUKUKİ KAZANÇ VE SOSYAL MÜHENDİSLİKUzun süre burunlarından kıl aldırmayan Netflix gibi mecralar nasıl ki bir yayıncı kuruluş sorumluluğuyla RTÜK’ten lisans alıyorsa, nasıl ki medyayı para aklama aracı olarak kullanan dijital platformlar yargılanabiliyorsa, sosyal medyada yayın yapan haber siteleri ve benzerleri de süreç içinde ya bir basın kuruluşunun üzerine düşen hukuki sorumlulukları taşıyacakları forma evrilecek ya da gayri hukuki kazanç ve mühendislik kapılarının bedelini ödeyecekler.
Somutlaştıralım; bugün bir TV, yayın yapmak için yayının türüne göre (uydu, kablolu, internet vs.) bir lisans ücreti ödüyor. 6112 sayılı kanuna bağlı olarak yayıncı olmanın sorumluluğunu alıyor. Habere kaynak teşkil edecek nitelikli bir kadro istihdam ediyor; künyesini şeffaf biçimde referans olarak ortaya koyuyor. Yönetici kadrolarından haber kaynaklarına kadar tüm ekibi açıkça yayımlıyor. Hem içerik hem de mali açıdan künyesiyle açık bir sorumluluk taşıyor. Yanlış veya yanıltıcı yayın yapmaları durumunda tekzip, ekran karartma gibi hukuki yaptırımlara tabi tutuluyorlar. Elde ettikleri gelirler, düzenledikleri reklam faturaları, sundukları hizmetler ve ödedikleri vergiler ise şeffaf ve denetlenebilir nitelikte. Muhataplıkları şeffaf ve yaptırımları hukuki olduğu için beşinci kol faaliyetleri sosyal medyadaki haber siteleri gibi kolay kalkışabilecekleri bir iş değil. Resmi haber siteleri ve gazetelerin süreçleri de keza bu şekilde. Peki sosyal medyada pıtrak gibi çoğalan, künyeleri belli olmayan, sahiplerini ancak Altay Cem Meriç’in “gel gel” yapmasıyla tanıdığımız haber sayfaları (Muhbir, BPT, Darkweb, Daily Türkist vb.) demokraside olması gereken şeffaflığın ve hesap verme sorumluluğunun hangisini taşıyorlar?
Gelirlerinin şeffaf olduğu iddiası gerçeği yansıtmıyor. Twitter ve YouTube üzerinden gelir elde etmek amacıyla kurdukları şirketler ve bu faaliyetler için ödedikleri vergiler, şeffaflığın kanıtı olarak sunulamaz. Zira söz konusu şirketler birer basın kuruluşu hüviyetine sahip değil. Reklam anlaşmalarının önemli bir kısmı gayri resmi yürütülüyor; fatura karşılığı yapılanlar ise (eğer varsa) basın kuruluşu olmadıkları için muhtemelen başka hizmet kalemleri üzerinden düzenleniyor. Bu nedenle, verilen hizmetin reklam iş birliği kapsamında hukuka uygun olup olmadığı da denetlenebilir biçimde ortaya konulamıyor. Bir gazetede tam sayfa ilan veren bir şirket, ilanının altına “reklamdır” ibaresi koymak zorunda. Aynı şirket bir sosyal medya haber sayfasına para ödediğinde ise bu içerik çoğu zaman reklam değil “özel haber”, kulislere yansıyan bilgi, “son dakika” etiketiyle sunuluyor. Künyeleri ve açık adres bilgileri bulunmuyor. Bir yayıncı kuruluşta olması gerektiği gibi, haberi kimin yaptığı ve sorumlu yöneticinin kim olduğu da belirsiz.
DEZENFORMASYON VE MANİPÜLASYONUN BİNİ BİR PARABasın kuruluşu statüsünde olmadıkları için olağan ya da olağanüstü durumlarda herhangi bir yayıncı kuruluş sorumluluğu da taşımıyorlar. Deprem dönemlerinde yayın yasağı getirildiğinde televizyon kanalları ve gazeteler buna uymak zorundayken, anonim sosyal medya hesapları enkaz altındaki insanların görüntülerini, yanlış ihbarları ve panik yaratacak söylentileri hiçbir sorumluluk taşımadan yayabildi. Orman yangınları sırasında “baraj patladı, şehir boşaltılıyor” gibi tamamen asılsız haberleri yayan hesaplara karşı hukuki muhatap bulunamadı. Seçim dönemlerinde manipülatif anketler, sahte ses kayıtları, montaj videolar yine çoğunlukla bu denetimsiz hesaplar üzerinden servis edildi. Buna karşılık, beşinci kol faaliyetleri nedeniyle hukuki yaptırımlarla karşılaştıklarında “özgür basın” söylemine sığınıyorlar.
GERİLLA MİSALİ HABERCİLİKHaber içeriklerini, çoğu zaman cüzi bedellerle sahip oldukları ajans aboneliklerinden ya da ciddi yatırımlarla kurulmuş medya kuruluşlarından alıyor; üstelik bunu büyük ölçüde kaynak göstermeden yapıyorlar. Sosyal medyanın trend diline hakim, nöbetleşe çalışan beş kişilik bir ekip, emek hırsızlığı yoluyla yüksek etkileşim ve ciddi gelir elde edebiliyor. Sistemdeki boşluklardan ve hukuksuzluktan beslenen bu fırsatçılık ise ne yazık ki bir medya başarısı gibi sunuluyor. Bu yüzden bir yasayla haber telifinin kayda değer ücretler üzerinden sadece hukuki statü sahibi hesaplarda yayınlanabilmesi kesinlikle teminat altına alınmalı. Şüphesiz bu gerilla misali haber sayfalarının en büyük güvencesi de faaliyet gösterdikleri sosyal medya mecralarının hukuk tanımazlığı. Etkili Haber’i erişime kapattığında hemen ardından Etkili Yeni Haber’in hesap açabilmesi de bu nedenden ileri geliyor.
Peki X, Instagram, YouTube vb. mecralar hâlâ Türk mahkemelerini tam anlamıyla tanımazken, hukuki muhataplık nasıl sağlanacak? Niceliğin bu kadar çok ve çeşitli, kurulumun bu kadar kolay, işletmenin gerilla yordamıyla yapılabildiği bir mecrada denetim nasıl sağlanacak?
SOSYAL MEDYANIN HUHUKİ DENETİME İHTİYACI VARHer demokraside olduğu gibi kamuoyu algısının oluşması adına yoğun enformasyon bu işin çıkış noktası. Somut olarak örneklendirilebilecek maddi unsurun bu kadar çok olduğu bir mecrada, ciddi bir enformasyon ve çağrının ardından bu mecralara kapatma cezasının uygulanması önemli bir kozdur. Tekraren belirtmek gerekirse bu hukuki ve haklı kozun belirleyici olması yoğun enformasyondan geçer. Devletin bu anlamda veri tabanı ve tespit noktasında denetim mekanizması oldukça gelişmiş vaziyette. Sıcak gündemde terör propagandası yapan on binlerce hesap hızlıca tespit edilebiliyor. Bunu geçmişte medyaya yansıyan birçok haberde müşahede ettik.
Unutmamak gerekir ki toplumların, sosyal ve dijital mecralara yönelik toleransı, dünyada da Türkiye’de de artık eskisi gibi değil. ABD’de 2016 seçimlerinde Facebook ve Twitter üzerinden yürütülen Rusya bağlantılı dezenformasyon kampanyası iddiaları, İngiltere’de Brexit referandumu sırasında Cambridge Analytica skandalı, Almanya’nın 2017’de çıkardığı NetzDG yasasıyla sosyal medya platformlarına içerik kaldırma sorumluluğu getirmesi, Fransa’da seçim dönemlerinde anonim dijital propaganda faaliyetlerine getirilen kısıtlamalar ve son dönemde sosyal medyada ahlaksızlığın artık özgürlük kisvesi altında mide kaldırmaz ölçüde artmış olmasının beraberinde getirdiği şikayetler… Tüm bunlar sosyal medyanın bir düzen ve nizama tabi tutulması gerektiği algısını güçlendiren bazı vakalar.
Sosyal medya mecraları bugün buna dirense de geleceği görüyor, devlet mekanizmalarıyla uzlaşmanın yolunu arıyorlar. Nasıl ki Netflix savunusu, başlangıçtaki “İzlemek istemeyen abone olmaz” yüzeyselliğinden çıkıp RTÜK’ten isteğe bağlı abonelik kategorisinde lisans alma noktasına; hatta 12 yaşında bir kız çocuğunun bedeni üzerinden pedofili propagandası yapılan bir içeriğin Türkiye’de kaldırılması sürecine evrildiyse, tüm mecralar da benzer hukuki denetim mekanizmalarına tabi hale gelecektir. (Şüphesiz burada da daha yolun başındayız.)
Öyle görünüyor ki, ilerleyen süreçte sosyal medya kullanımının gerçek kimlik ve vatandaşlık numarasıyla ilişkilendirilmesi temel bir zorunluluk haline gelecektir.
Devam edeceğiz.
Ayşe Çolpan Tan Haber7.com - Editör
Editör Hakkında 1990 yılında İstanbul’da doğdu. Meslek hayatına Aydın Doğan Anadolu İletişim Meslek Lisesi’nde Gazetecilik bölümü okuyarak başladı. İlk stajını Hürriyet Gazetesi’nde yaptı. Üniversiteyi ise İstanbul Üniversitesi Radyo Televizyon Yayımcılığı bölümünde tamamladı. 2009 yılında Milliyet Gazetesi’nde internet haberciliğine başladı. 15 senelik kariyerinde çok sayıda gazete, haber portalı ve televizyon bulunmaktadır. Meslek hayatına Haber7.com’da “Gündem Editörü” olarak devam etmektedir. Evli ve 2 çocuk annesidir.
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
GÖNDER
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:56
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 20 Ocak 2026 14:30 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















