Beklentileri aşan enflasyon küresel enerji kıskacında: Mayıs raporu öncesi kritik uyarı!
Haber7 sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com haber yayımlıyor.
Beklentileri aşan enflasyon küresel enerji kıskacında: Mayıs raporu öncesi kritik uyarı!
GİRİŞ 04.05.2026 13:10 GÜNCELLEME 04.05.2026 13:16
Bu Habere 1 Yorum Yapılmış
Facebook'ta Paylaş X'te PaylaşHABER7-ÖZEL
Dünya, ABD-İran gerilimi ve tırmanan jeopolitik risklerin kıskacındayken; küresel piyasalardaki bu hareketlilik Türkiye’nin enflasyon verilerine de yansıdı.
Nisan ayı enflasyonu aylık bazda yüzde 4,18, yıllık bazda yüzde 32,37 oldu.
Nisan ayı enflasyon verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesinde, küresel piyasalarda artan enerji maliyetleri ve jeopolitik gerilimlerin oluşturduğu belirsizlik etkili oldu.
Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki dalgalanma ile enerji arzına yönelik risklerin yükselmesi, maliyetler üzerinde yukarı yönlü baskı oluştururken, bu durum fiyatlama davranışlarına da yansıdı.
Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yüksel Okşak, Nisan ayı enflasyon verilerini ve çıktılarını Haber7’ye değerlendirdi.
“TABLONUN ÖNEMLİ AKTÖRLERİNDEN BİRİ DE DIŞ ŞOKLAR"Okşak, açıklanan yüksek enflasyon verisine yalnızca içerideki fiyatlama davranışları ya da kur geçişkenliği üzerinden bakmanın eksik kalacağına dikkat çekerek, enflasyondaki yükselişte yalnızca iç dinamiklerin değil, küresel enerji fiyatları ve dış şokların da belirleyici olduğuna işaret etti.
Oksak, “Bu tablonun önemli aktörlerinden biri de küresel jeopolitik risklerin enerji fiyatları üzerinden ekonomiye taşıdığı ağır maliyet baskısıdır” dedi.
“KÜRESEL RİSKLERİN ENERJİ ÜZERİNDEN OLUŞTURDUĞU BASKI ANA BELİRLEYİCİ”
Okşak, dünyanın herhangi bir noktasında artan gerilimin, petrol ve doğal gaz fiyatlarına anında yansıdığının altını çizerek, şöyle devam etti: “Bu artış da üretimden lojistiğe, sanayiden hane halkının faturalarına kadar zincirleme şekilde tüm maliyet yapısını yukarı çekiyor.
Enerji dediğimiz kalem artık sadece akaryakıt ya da elektrik faturası değil; ekmeğin, nakliyenin, fabrikanın, ihracatçının ve nihayetinde vatandaşın sofrasının da görünmeyen maliyeti haline gelmiş durumda.
Dolayısıyla bu ayki enflasyon rakamını okurken, küresel risklerin enerji üzerinden oluşturduğu astronomik baskıyı ana belirleyicilerden biri olarak görmek gerekiyor” dedi.
“KARŞIMIZDA TEK YÖNLÜ BİR TALEP MESELESİ YOK”Okşak, TÜFE’nin aylık bazda yüzde 4,18, Yİ-ÜFE’nin ise yüzde 3,17 artması, meselenin sadece talep kaynaklı olmadığını; maliyet, gelir dağılımı ve fiyatlama davranışları açısından daha yapısal bir hal aldığını ortaya koyduğuna işaret etti.
Okşak, burada dikkat çeken temel noktayı ise şöyle açıkladı: “Uzun süre çok yüksek seviyede tutulan politika faizi, teoride talebi baskılamak için kullanılıyor. Fakat Türkiye’de bu mekanizma toplumun her kesiminde aynı sonucu üretmiyor. Alt gelir gruplarında satın alma gücü daha da daralırken, yüksek mevduat geliri elde eden, finansal varlığı bulunan ve varlık fiyatlarından kazanç sağlayan üst gelir gruplarında talep canlı kalabiliyor.
Dolayısıyla karşımızda tek yönlü bir talep meselesi yok. Aksine gelir grupları arasında ciddi bir ayrışma var. Alt gelir grubu zorunlu harcamalara sıkışırken, üst gelir grubunun tüketim kapasitesi artıyor.
Bu da enflasyonun özellikle hizmetler, konut, dayanıklı tüketim, otomotiv, turizm ve bazı ithal ürün gruplarında daha dirençli kalmasına yol açıyor.”
Yüksel Okşak, nisan ayı enflasyon verilerinin enflasyonla mücadelenin yalnızca faiz artırımı ya da faizin uzun süre yüksek tutulmasıyla çözülebilecek bir mesele olmaktan çıktığını gösterdiğini söyledi.
Yüksek faizin bir yandan kredili talebi baskıladığını belirten Okşak, diğer yandan servet ve gelir dağılımı üzerinden yeni bir talep kompozisyonu oluşturduğuna dikkat çekti.
BEKLENTİLERİN ÜZERİNDE GELMESİNİN 3 TEMEL NEDENİ
Okşak, nisan ayı enflasyonunun beklentilerin üzerinde gelmesinde öne çıkan üç temel unsuru şöyle sıraladı:
Birincisi, içeride fiyatlama davranışı hala bozuk. İşletmeler maliyet artışlarını önden fiyatlıyor, kur riski ve belirsizlik fiyatlara ekleniyor, hizmet sektöründe ise aşağı yönlü katılık devam ediyor. Bu da enflasyonun aylık bazda hızlı düşmesini engelliyor.
İkincisi, yüksek faiz politikasının gelir dağılımı üzerindeki etkisi enflasyonun kompozisyonunu değiştiriyor. Faiz geliri elde eden kesimlerde harcama eğilimi korunurken, dar gelirli kesimde zorunlu tüketim dışında ciddi bir sıkışma yaşanıyor. Bu tablo hem sosyal açıdan sorunlu hem de enflasyonla mücadele açısından eksik bir çerçeve sunuyor.
Üçüncüsü ise küresel maliyet baskıları. Savaş, jeopolitik gerilimler ve petrol fiyatlarındaki yükseliş Türkiye gibi enerji ithalatına bağımlı ülkelerde doğrudan maliyet enflasyonu yaratıyor. Enerji fiyatı yalnızca akaryakıt faturası değildir; nakliyeden üretime, gıdadan sanayiye kadar zincirin tamamına yayılan bir maliyet unsurudur. Petrol ve enerji maliyetleri yükseldiğinde bunun etkisi gecikmeli olarak birçok mal ve hizmet grubuna yansıyor.
Bu nedenle nisan verisindeki bozulmayı yalnızca iç talep ya da yalnızca kur üzerinden açıklamak eksik olur. İçeride gelir dağılımı bozuluyor, dışarıdan enerji ve savaş kaynaklı maliyet baskısı geliyor, hizmet enflasyonu katı kalıyor. Bu üçlü yapı enflasyonu daha rijit, yani aşağı gelmesi daha zor bir hale getiriyor.
“EN KRİTİK BAŞLIK TCMB’NİN MAYIS ORTASINDA AÇIKLAYACAĞI ENFLASYON RAPORU OLACAK”Okşak, bundan sonraki sürece ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “En kritik başlık TCMB’nin mayıs ortasında açıklayacağı Enflasyon Raporu olacak. Piyasalar burada sadece rakamsal tahminlere bakmayacak. Asıl olarak Merkez Bankası’nın nisan verisini nasıl okuduğuna, yıl sonu enflasyon patikasını nasıl güncellediğine ve politika duruşunda ne kadar kararlı olduğuna bakacak.
TCMB yalnızca sıkı duruş mesajı verirse, bu piyasa için kısa vadede güven verici olabilir; fakat enflasyonun yapısal tarafına ilişkin daha güçlü bir çerçeve ortaya konmazsa kalıcı çözüm üretmek zorlaşır. Çünkü mesele sadece para politikası değil. Enerji bağımlılığı, üretim maliyetleri, gıda arzı, vergi yapısı, gelir dağılımı ve beklenti yönetimi birlikte ele alınmalı.
Önümüzdeki aylarda aylık enflasyonun seyri çok belirleyici olacak. Eğer aylık enflasyon yüzde 2’ler bandına kalıcı biçimde inmezse, yıl sonu beklentilerinde yukarı yönlü revizyonlar hızlanabilir. Bu da hem piyasa faizlerini hem yatırım kararlarını hem de reel sektörün fiyatlama davranışını etkiler.
Kısacası, enflasyonda düşüş olabilir ama bu düşüşün kalıcı ve sağlıklı olup olmayacağı tartışmalıdır. Mevcut politika çerçevesi gelir dağılımını daha da bozarak ilerlerse, enflasyon düşse bile toplumun geniş kesimleri açısından refah kaybı devam eder.
“ENFLASYONDA KALICI DÜŞÜŞ İÇİN BÜTÜNCÜL PROGRAMA İHTİYAÇ VAR!”Yüksel Okşak, enflasyonla mücadelenin sadece teknik bir faiz meselesi olmadığının altını çizerek, enflasyonun aynı zamanda gelir dağılımı, üretim yapısı, maliyet baskısı ve toplumsal refah meselesi olduğunu vurguladı.
Yüksek faiz politikasının bir kesimi tasarrufa ve finansal getiriye yönlendirirken, diğer kesimi daha fazla borçlanma, daha düşük tüketim ve daha ağır geçim şartlarıyla karşı karşıya bıraktığını söyleyen Okşak, “Bu denge sürdürülebilir değil. Enflasyonu kalıcı olarak çözmek için yalnızca talebi bastıran değil, maliyetleri düşüren, üretimi destekleyen, enerji bağımlılığını azaltan ve gelir dağılımını gözeten bütüncül bir programa ihtiyaç var” diye konuştu.
“ÜRETİCİNİN MALİYET BASKISI HAFİFLETİLMELİ”Doç. Dr. Yüksel Okşak, nisan ayı verilerine ilişkin değerlendirmesinde, enflasyonla mücadelede başarının yalnızca faiz oranının seviyesiyle ölçülemeyeceğini söyledi.
Okşak, fiyat istikrarı sağlanırken toplumun geniş kesimlerinin alım gücünün korunması, üreticinin maliyet baskısının hafifletilmesi ve piyasalarda güven ortamının tesis edilmesi gerektiğini vurguladı.
Aksi halde enflasyonun rakamsal olarak gerilese bile ekonomik ve sosyal maliyetlerin yüksek kalmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.
KAYNAK: HABER7
Mesude Demirhan Haber7.com - Editör
Editör Hakkında Çankırı’da doğdu. 2015 yılında lisans eğitiminin hemen ardından aynı yıl kariyer hayatına ekonomi muhabiri olarak başladı. Çeşitli ulusal medya kuruluşlarında ekonomi alanında sayısız özel haber ve röportajlar yaptı. 2026'dan beri ekonominin nabzını tutan ve ses getiren çalışmalarını Haber7’de sürdürüyor.
YORUMLAR 1
Bir Yorum YapınGÖNDER
malatya balabanlı 22 dakika önce Şikayet Et
Aynı enerjiyi avrupa kullanıyor orada yıllık enflasyon yüzde ikilerde bizde aylık yüzde dört yıllık yüzde elli .
Beğen Cevapla
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:106
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 04 Mayıs 2026 13:54 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















