Ankara24.com
close
up
Batı’nın boyası dökülüyor: Vampirlerin balosu nasıl sona erecek? Gündem Haberleri

Batı’nın boyası dökülüyor: Vampirlerin balosu nasıl sona erecek? Gündem Haberleri

Yenisafak sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.

Yeni Şafak İnternet Yayın Yönetmeni Ersin Çelik ve Stratejist İbrahim Ufuk Kaynak, Hafıza programının 111. bölümünde ABD Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyuna açılan milyonlarca sayfalık yeni Epstein belgelerini analiz etti. Kaynak, belgelerde küresel sistem için tehdit olarak görülen liderlere ilişkin, "Liste diyor ki; bir tanesi İmran Han, 'Derhal gitmesi lazım.' Bir diğeri Hamaney, 'Durdurulması lazım.' diyor. Üç: Recep Tayyip Erdoğan. Ona 'Siyonizm’in çok açık bir düşmanı.' diyor." ifadelerini kullandı.

Yeni Şafak’ta izleyiciyle buluşan Hafıza programının 111. bölümünde, ABD Adalet Bakanlığı’nın Jeffrey Epstein davasına ilişkin paylaştığı bugüne kadarki en kapsamlı belgeler masaya yatırıldı. Ersin Çelik’in moderatörlüğünde gerçekleşen yayında; siyaset, iş dünyası ve kraliyet çevrelerini kapsayan milyonlarca sayfalık dosyalar üzerinden küresel sistemin işleyişi ele alındı. Stratejist İbrahim Ufuk Kaynak, söz konusu ağın toplumlara "içerisi kesinlikle dinsizlik dolu bir Jakoben kültürü" dayattığını belirterek; Türkiye’nin bu yapı tarafından neden bir "tehdit" olarak kodlandığını analiz etti. Kaynak, Batı'nın yerleşik "vahşet" düzenine karşı Türkiye'nin bir "vicdan medeniyeti" olarak durduğunu vurguladı.

Ersin Çelik:

Epstein Adası’ndaki o rezalet gündemdeki yerini koruyor. Tabii anladığım kadarıyla bu belgeler peyderpey daha derinlemesine konuşulacak, açıklanacak ve deşifre edilecek. Belki de buz dağının sadece görünen kısmıyla meşgul oluyoruz. Biz de zaten görünmeyen kısmına kafa yoruyoruz biraz sizinle. Üzerinin örtülmemesi lazım. Örtersek aynı sapkınlık; aynı insanlığı tahakküm etme, yok etme, şekli şemali, inancı, ünsiyeti, cinsiyeti, aidiyeti, milliyeti değiştirme operasyonlarına devam edecekler. Artık şunun da altını çizelim; konuştuklarımız, yorumladıklarımız komplo teorisi değil. Ayan beyan herkesin gözlerinin önünde oluyor.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Yapı belli idi. Bu olayın taraftarı çok bol. Her kesimden bol. İyi de direnenleri var mı acaba? Bir de karşıtları var değil mi? Böyle bir pislik yapı birilerinin birilerini istemiyor olsa gerek. Kimi istemiyor? Hani ne dedik biz? İlk baştaki ana unsur dindir dedik. Demek ki dinle alakası olan hiçbir şeyi istemiyor. İki, düzen dedik. Düzenle alakalı olan hiçbir şeyi de istemiyor. Çünkü düzensizlik ve kaostur bunların işi. O zaman bunlara karşı gelen birileri de var yeryüzünde. Birileri de bu işe gücü oranında karşı gelmeye çalışıyor. Kimler bu adamların düzenine çomak sokuyor, hoşlarına gitmiyor, etkisi istedikleri kadar değil; o adaya kadar uzanmıyor ama bulunmuş olduğu coğrafyanın içerisinde bazı taşları hareketlendirebiliyor.

Ersin Çelik:

Artı kendisine nüfuz edilmesine müsaade etmiyor.

JAKOBENLER NE İSTERLER?

İbrahim Ufuk Kaynak:

Bu adamlar her devletin içerisinde bir Jakoben kültürü var. Yani zorlayıcı bir kültür, bir elit grubu. Herkese ne yapması gerektiğini dikte ediyor. En önemlisi ne biliyor musun? Jakobenlerin en önemli özelliği laiklik dikte ederler.

Ersin Çelik:

Bir yaşam biçimi dayatırlar. İnanç biçimine de dönüştürürler.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Kendilerine göre bir laiklik biçimi dayatırlar. İçerisi kesinlikle dinsizlik doludur.

Ersin Çelik:

Bunun adı da din.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Bizim bize söyledikleri gibi devletin dinden ayrılması öyle bir şey değildir. Doğrudan dinsizlik içeriyor.

Ersin Çelik:

Hayır, bizdeki teorideki laiklik din işleriyle devlet işlerinin ayrışması var ya; bizde dini yok sayan bir uygulamaya dönüştürüldü. Dini yok eden.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Dini yok ettiğiniz zaman ne olur biliyor musun? Bu dediğim Jakoben kısmının söylemi de değişir. Küfür etmeye başlar, hakaret etmeye başlar.

Ersin Çelik:

Sınırsızlaşır.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Bunun örneklerine şöyle bir bakın. Siyaset meydanlarına çıkın Türkiye'de; sanat, medya alanlarına çıkın.

Ersin Çelik:

Küfürün, argonun, tacizin, tecavüzün...

İbrahim Ufuk Kaynak:

Aynen öyle. Ahlaksızlığı en iyi gibi gösterirler.

Ersin Çelik:

Peki buna niye sanat diyorlar? Çünkü güzel bir kılıf, değil mi?

İbrahim Ufuk Kaynak:

Çünkü ödül almak için.

Ersin Çelik:

Pazarlanabilir, fonlanabilir bir alandan bahsetmek gerekiyor.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Çünkü başka türlü hiç kimse onlara değer vermez. Pazarlayabilmesi için, kendini pazarlayabilmesi için bir insan bunu ilk başta para için yapıyor. Daha sonra durdurulamaz bir seviyeye geliyor. En sonunda işte böyle uyuşturucu partileri; yok saçından kıl aldırıyor, yok burnundan kıl aldırıyor.

Ersin Çelik:

Yok, burnundan kıl aldırmıyorlar. Düzeltelim; saçından kıl aldırıyor ama burnundan kıl aldırmıyorlar hâlâ.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Ama bunların içerisinde her düzeyde insan da var. Her konuda, her düzeyde insan da var. Ama tahammülsüzlük en büyük özellikleri. O yüzden bol miktarda hakarete başvuruyorlar. Hem de meydanlarda konuşurken bile olayın aslına hiç değinmiyor. Örnek veriyorum sana, bu içimizde olduğundan dolayı diyorum; muhalefet lideri çıkıyor meydanda bir konuşma yapıyor. Adam ne için suçlandığından, suçlayanların kendi arkadaşları olduğundan, kendi partisinin elemanları olduğundan bahsetmiyor. Adam kendisi "Ben ifşa ediyorum, hepsini anlatacağım. Bana ceza vermeyin, öbürlerine verin." diye anlatacağım diyor. O ise meydanda bambaşka bir şeyden bahsediyor; kızarak, küfür ederek, yargıya gelene gidene. İlginç bir şey. Aynı adam İngiliz'e yalvarıyor "Beni niye yalnız bıraktınız?" diye. İçeride bu kadar rijit, küfürbaz, hakaret içerisinde ama İngiliz'in karşısına gelince "Biz kendimizi terk edilmiş hissediyoruz." diyor.

Ersin Çelik:

Evet, ne kadar acı bir duygu.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Beni şaşırtan en büyük olay ne biliyor musun? Bunu dinleyen bir tane taraftarı demiyor ki "Ya, bu ne diyor?"

Ersin Çelik:

İnsan diyor ki "Hiç mi okumadın? Hiç mi tarihe bakmadın?" Yani ikinci meşrutiyet sürecinde demek ki sen hâlâ oradasın. Sen hâlâ ikinci meşrutiyettesin.

İbrahim Ufuk Kaynak:

O kadar rezillik çıkıyor; demiyor ki "Bu uçağı kim almış?" Yok öyle bir şey. "Yalan, uçağın içerisinde böyle bir eğlence de yasak." Yok öyle bir şey.

Ersin Çelik:

Diyemiyor onu.

YOLSUZLUKTA TÜRKİYE 107. SIRADA

İbrahim Ufuk Kaynak:

Adam diyor ki bunları böyle böyle... Çok saçma. Mahkemede ise söyledikleri daha da garip. Şimdi aynı şeylerin benzerlerini bir ölçüde dünyada ne olup bitiyor biz yaşıyoruz. Ulus devletlerin hemen hemen hepsinde bir sıkıntı var; bir yolsuzluk, hırsızlık, namussuzluk... "Kötülerin devri geldi." diye herkes sonuna kadar bağıra bağıra caddelere çıktı. İlginç bir şey; Türkiye bu 208 devlet arasında 107. sırada. Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün listesine göre Türkiye 107. sırada. Şöyle göstereyim; hiç tahmin edilmeyecek ülkeler listesinde birinci sırada Danimarka, Finlandiya ve Singapur ilk üçü paylaşıyor. Daha sonra Yeni Zelanda, Lüksemburg, Norveç, İsviçre, İsveç, Hollanda, Avustralya. Bunu ben söylemiyorum, bu raporları Uluslararası Şeffaflık Örgütü ülkelerin yolsuzluk rakamlarını söylüyor. İşte burada biz de varız; 107. sırada.

Ersin Çelik:

Tamam.

İbrahim Ufuk Kaynak: Demek ki bir şey var, bir grup var. Bu adamlar bütün dünyaya yalnızca Epstein'ın pisliklerini değil; hırsızlığı, namussuzluğu, yolsuzluğu, cehaleti, katilliği, hepsini öğreten birisi var. Niye? Kısa yoldan kazanın, hak etmediğinizi kazanın. En önemli şey bu.

Ersin Çelik:

Vurgunculuk yapın.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Şeytanın en büyük özelliği.

Ersin Çelik:

Peki o ilk sırada çıkan ülkelerin kiliselerinin bahçelerine baksak, kazı yapsak sıralama değişir mi?

İbrahim Ufuk Kaynak:

Aynen öyle. Vahşet bunların hepsinde dolu. Daha Belçika'da 1950 yılında "insanat bahçesi" vardı. Bu adamlar için yeni değil. Herhalde 7. bölümdeydi, Kral Leopold'u anlattım ben. Frankofon ülkelerinden bahsederken Belçika Kralı 2. Leopold... Kongo'ya giriyor.

Ersin Çelik:

Kaç milyon kişiyi katlediyorlar Kongo'da?

“DÜNYADAKİ VİCDAN MEDENİYETİNİN TEMSİLCİSİYİZ”

İbrahim Ufuk Kaynak:

Böyle bir vahşet var mı? Bir kolunu, öbür bacağını kesiyor; kadınların eşi çalışsın diye. Bu adamların ruhunda var. Epstein olayında olanların daha başkaları da vardı. Dünyada bir vicdan medeniyeti var, temsilcisi biziz; iki, vahşet medeniyeti var, geri kalanlar. Bunlar da vahşet medeniyeti temsilcisi. Hepsini tek tek çıkartalım koyalım.

Ersin Çelik:

Bu arada çok denk geldi, siz açtınız; Belçika'daki o insanat bahçelerini söylediniz. MİT Başkanımız İbrahim Kalın'ın bir kitabı var: Barbar, Modern ve Medeni. Bir 10 yıl önce falan yazılmış bir kitap bildiğim kadarıyla. Orada bu mevzu çok iyi anlatılıyor.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Öyle mi? Çok güzel. Ben o kısmı okumadım ama İbrahim Kalın'ı çok takip ederim, çok da seviyorum.

Ersin Çelik:

Bana kalırsa felsefe konusunda çok üst düzey bir isim. Çok güzel düşünce üretiyor ve karşıyı, Avrupa'yı analiz ediyor.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Dedik, biraz sonra bu bütün vahşete karşı ne olur? İşte böyle akılların ortaya koymuş olduğu düzen, tertip ve medeniyet aklı olur.

Ersin Çelik:

Gençlere de yeri gelmişken söylemiş olalım; Barbar, Modern ve Medeni kitabına bir baksınlar kesin. Fotoğrafları da var o insanat bahçelerinin; Brüksel'de kurulanlar.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Hele o sömürgelerde yapmış oldukları. İnsanlar bunların çoğunu bilmiyor. Hani bazen dersiniz ki, Slav ülkelerine gidersiniz; "Ya insanlar burada ne kadar güzel." Avrupa'da bakarsınız ağzı, burnu, kulağı... Niye biliyor musun? İnsanı çirkin diye, kambur diye, tek gözü kör diye yok ettiler. Hepsini öldürdüler. Kadınların saçları değişik renkli diye "Bu cadıdır." deyip yok ettiler.

Ersin Çelik:

Peki ne amaçlıyorlar? Yeni bir ırk mı inşa etmek istiyorlar?

İbrahim Ufuk Kaynak:

Scofield İncili'nden bahsederken bu adamlar demiştim; doğayı, insanı, canlıların hepsini, cansızları, denizleri, okyanusları, havayı, uzayı hepsini yok etme veya düzeltme veya bozma yetkisinin kendilerinde olduğuna inanıyorlar. O yüzden yeryüzünde kaç tane çocuğun kanına girdiği, kaç tane insanın hayatını kararttığı onlar için hiç mi hiç önemli değil çünkü o son derece doğal. Bir de buna karşı çıkanlar var işte; listenin içerisinde birkaç da istemedikleri adam var.

Ersin Çelik:

O birinin adını söyleyin bilelim.

VAHŞET MEDENİYETİNİN KURUCULARI KİMLERİ İSTEMİYOR?

İbrahim Ufuk Kaynak:

Liste diyor ki; bir tanesi İmran Han, 'Derhal gitmesi lazım.' diyor. Bir diğeri Hamaney, 'Durdurulması lazım.' diyor. Üç: Recep Tayyip Erdoğan. Ona 'Siyonizm’in çok açık bir düşmanı ve eski büyük Türkiye'yi istiyor.' diyor."

Ersin Çelik:

Yani Osmanlı.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Ben çok gururluyum biliyor musun? Şu kadar pisliğin arasında, yeryüzündeki şu kadar pisliğin arasında bu adamların benim düşman diye gösterdikleri benim Cumhurbaşkanım. Al sana bir gururların en büyüğü.

Ersin Çelik:

Tabii canım, düşmanın okunu takip et işte.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Geri kalanlara artık kimsenin söyleyecek bir şeyi yok. Adam utanır vallahi.

Ersin Çelik:

Yok, bulurlar o konuda rahat ol ya. Bulurlar bulurlar, hiç öyle şey yapma.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Bir diğeri Xi Jinping yani Çin'in devlet başkanı; diyorlar ki o da istemediğimiz yola götürüyor Çin'i. İşte diyorum ki orada şu anda generaller içeri alınıyor bol miktarda, seri hâlde.

Ersin Çelik:

Orada da o zaman bir 15 Temmuz yaşanıyor.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Bir diğeri de Putin. Putin niye istenmiyor? Oligark yağmasını engellediği için. Çünkü Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Rusya Federasyonu kuruldu fakat ülkede inanılmaz bir yağma var. Sovyetler Birliği döneminden kalan bütün fabrikalar sadece Yahudi kökenli, aileleriyle ve bu Siyonist yapı ile bağlantılı bir grubun eline geçti. 30'a yakın oligark ortaya çıktı. Bunlar Rusya'nın bütün malını har vurup harman savuruyorlardı. Putin bu işe bir dur dedi. Zaten Putin'in bir iki sene evvel yaptığı bir konuşma var; hani biz bu Anglosakson olaylarından bahsettiğimiz zaman kendisi de demişti: "Bu Anglosaksonlara bu konuda pabuç bırakmayacağız. Bu adamlar insan kanından, insan etinden besleniyor."

Ersin Çelik:

Çünkü orada bir ritüel de var, biri ifşa ediyor. Putin diyor ki: "Batılı elitler asırlar boyunca karınlarını insan etiyle, ceplerini ise parayla dolduruyorlar. Pedofili sapkınlığını yeni normal yapma peşindeler. Rahiplerimiz eşcinsel evlilikleri onaylamaya zorlanıyor. Kimse bu şekilde yaşamak istemiyor ve şunu iyi bilin ki vampirlerin balosu yakında sona erecek."

Ersin Çelik:

Vampirlerin balosu. O zaman başlığı atalım mı? Vampirlerin balosu nasıl sona erecek?

İbrahim Ufuk Kaynak:

Böyle bir şey zaten sürdürülebilir değil.

Ersin Çelik:

Bir tane de görgü tanığı ifadesi var, yeri gelmişken onu okuyayım çünkü bağlamak açısından önemli. Epstein dosyalarında bu şeytani ritüellere tanıklık eden birinin ifadeleri şu şekilde: "Her iki ayağı da kesilmiş erkek bir çocuk gördüm. Çocuklar ritüel adı altında öldürülüyorlardı. Katılımcılar çocuğun dışarı uzanmış bağırsaklarını yiyordu. George Bush bu çocuğa tecavüz etmişti." Dünyada maalesef böyle vahşete dair belgeler var, ortaya çıkıyor. Almanya'da 30 bin göçmen çocuk kayıp. Bunlar istatistik olarak haber olur, biz de haber yaparız; Deutsche Welle bile bunu yapar arada, sorar ama o kadar.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Aslında bu yüzyıllardır devam eden bir sistemdi. İnsanlık şöyle düşündü; herkes şok içinde. Avrupa dedi ki "Kendimize göre insan hakları, demokrasi, değerler, liberal durum..." Herkes bu hayale kapıldı ve vahşet medeniyetinin —yani Margaret Thatcher'ın eski İngiltere Başbakanının— söylediğini unuttu. O dedi ki: "Batı medeniyetinin üzerinde çok parlak bir cila vardır. Kaldırırsanız çok korkarsınız." Hiç oraya da uğraşmayın.

“BATI MEDENİYETİNİN BOYALARI DÖKÜLÜYOR”

Ersin Çelik:

Boyaları dökülüyor yani. Kanada Başbakanı’nın Davos'ta yaptığı konuşmanın bununla bir bağlamı olabilir mi? Yani kapitalizmin, emperyalizmin, Batı'nın. Aslında bunu Trump söylemiyor mu?

İbrahim Ufuk Kaynak:

Trump bir şey indirdi ki hep intikamını alıyor diye. İnşallah o da ileride gelecek, bu konuyu irdeleyenler de olacak. Kuzey-Güney Savaşı'nın sonucunda nelerin olduğuna bir bakacaklar. Onun sonucunda Trump kimin temsilcisi, kimden intikam almaya çalışıyor? Yapmış oldukları bütün iş esasında şu ana kadar var olan bütün yapıya karşı. Bu, kendisinin pür olduğu anlamına falan gelmiyor. İki yapı birbiriyle mücadelede; hangisi daha kötü olduğunu zaman gösterecek. Ama ikisi de birbirinden kötü olduğunu biz şimdiden öyle düşünelim ve kendimiz ona göre önlemimizi alalım. Çünkü adam bizim Cumhurbaşkanımız için diyor ki: "Siyonizm’in açık bir düşmanı." Ya çok ilginç, normalde Siyonizm’in aslında dünyanın her tarafında yasayla yasaklanması lazım. Öyle bir vahşetin sonucunda bütün Siyonistler sapkın çıktı; daha neyi düşünüyorlar? Normalde dünya ülkelerinin hepsinin parlamentolarından yasa geçirmeleri lazım.

Ersin Çelik:

Olur mu? TikTok'un yeni CEO'su Amerika'nın eline geçti; dedi ki "Siyonizm aleyhinde kelime olarak bile yazamazsınız.”

İbrahim Ufuk Kaynak:

Öyle bir devirdeyiz ki şimdi karşı çıkanlar çok değerli. Sayın Cumhurbaşkanımız demek ki ne büyük dertler ile uğraştı bu son 20-22 yıl içerisinde? Karşıda inanılmaz bir yapı var.

Ersin Çelik:

Bir de içeridekilerle uğraştı. Bizde içeridekiler ona çelme takmaya durup durdular. Mevzular biraz izleyicilerimizin, gençlerin kafasına otursun diye söylüyorum; 2021 yapımı bir film var, Leonardo DiCaprio'nun oynadığı Don't Look Up (Yukarı Bakma) filmi. Bu yapay zeka çağında ne olacağını, nereye gideceğini anlatıyor. Bu seküler Jakoben insanın en üst seviyesini anlatıyor. İzlemek lazım çünkü bunlar bu tezgahı filmler üzerinden kurdular.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Çok ilginç. Filmlerde, tiyatrolarda, sanatın hemen her kolunda; resimlerde, müzikte, sinemada bu sapkın fikirleri normalleştirmek için çalışıyorlar.

Ersin Çelik:

Netflix çocukların fuhşiyatını meşrulaştıran yapımı Türkiye'de yayına sokmaya çalıştı birkaç yıl önce.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Şimdi ona karşı en büyük mücadeleyi veren kimmiş? Bizim ülkemizin Sayın Cumhurbaşkanıymış. Ben anlıyorum ki Cumhurbaşkanına kim saldırıyorsa arkasında başka bir şey var.

Ersin Çelik:

Panzehirler üretmemiz lazım. Büyük bir zehirle karşı karşıyayız. Bu konuda çok net ve kararlı olmamız gerekiyor. Haber, içerik, dosya, belgesel, dizi, film... Bunların insanlığa kurduğu tuzakları bizim alıp yapımların içine koymamamız lazım. Dizi mi yapıyorsun? Şiddetten ayıklaman gerekiyor. Saçma sapan senaryolarla insanları oyalamasınlar. Türkiye'de ensest var neredeyse dizilerde. Uyuşturucu kullanan birinin bu memlekette ekrana çıkmaması gerekiyor; bedel ödeyene, sosyal kefaretini sağlayana, toplumda aklana kadar. Uyuşturucu kullandığı için diziden çıkarılan o oyuncuyu pasta keserek, ağlayarak, alkışlarla sanki çok iyi bir iş yapmış gibi uğurladılar. Magazin mevzusuna girmek istemiyorum ama bu işin temelinde zaten magazin var.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Siyasetin içinde birebir aynısı yaşanıyor. Adam meydanda "Şu şu suçla yargılanıyor." demiyor, "Serbest bırakın." diyor.

Ersin Çelik:

"CHP'ye destek veriyordu onlar, o yüzden tutuklandılar." diyor.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Bu toplumun parası; İstanbul'un parası alınıyor, Ankara'nın parası alınıyor.

Ersin Çelik:

O zaman çoluğu çocuğu sinema sektörüne yönlendireceğiz; oyuncu yapacağız, yönetmen yapacağız, senarist yapacağız, korkmayacağız. Düşmanın silahını kuşanmaktan korkmayacağız.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Ve en önemlisi bizim gibi düşünen para sahiplerinin bunlara destek olması lazım. Parasını hayra harcayabilmesi lazım. Bu adamlar şeytanlık için her şeylerini harcıyorlar.

Ersin Çelik:

Netflix'i ideolojik olarak fonluyorlar. Sırf bu sapkın emelleri bütün dünyaya yayılsın diye para veriyorlar. Bizim de en nihayetinde uzun uğraşlar sonucu birkaç yıldır karşılarına koyduğumuz Tabii var. Çok önemsiyorum, memleketin en önemli cephesi olarak görüyorum. Hatta içinden bir yapım; Aile Olmak diye bir belgesel serisi var. Keşke otursa ana babalar, çoluk çocuk... Dünyanın birçok ülkesinde ailelerin nasıl ayakta kaldığını, nasıl birbirlerine sıkı tutunduğunu ve nasıl bir merhametle kucaklaşıldığını çok güzel anlatıyor.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Karşımızda da onları birey yapıp ayıran, toplumundan bütünüyle uzaklaştıran, aile kavramını bitiren bir yapı var. Anne, baba, hala, teyze, dayı, amca yerine isimleriyle çağırdığın yabancılaşmış bir yapı. Zaten bütün davranış biçimleri de öyle. İnsan bazen üzülüyor; yola çıkıyoruz, bakıyoruz genç çocuklara, davranış stilleri, konuşma tarzları üzülüyor insan. Aile çok önemli bu konularda.

Ersin Çelik:

Panzehir, panzehir. İddia ediyorum; hani "Dizi izleyerek mi değişeceğiz?" diyorlar ya, hayır; dizi ve film izleyerek bu hâle gelindi.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Çocukları internette dolaştırıyor. Şimdi kanun çıkartıyoruz, 15 yaş diyor; bana göre 16 hatta 18 olması lazım.

Ersin Çelik:

Fıtraten 18 olması lazım. İddia ediyorum; insanlar o bahsettiğim belgeseli —Aile Olmak— çoluk çocukla izlesinler, üçüncü dördüncü bölümden sonra çocuklarının davranışlarında değişiklik görecekler.

“GENÇLER HİÇBİR ÇAĞDA BU KADAR SALDIRI ALTINDA DEĞİLDİ”

İbrahim Ufuk Kaynak:

Eşim de bunları buluyor, torunları oturtup izletiyor. Çocuk ilk başta anlamak istemiyor diğerlerine alıştığı için ama bir müddet sonra çok seviyor.

Ersin Çelik:

İşte panzehir dediğim mevzu bu. Zehir geliyor her yerden. Hiçbir çağda gençler bu kadar saldırı altında değildi. Kim zehirliyor? İşte Epstein adasındakiler zehirliyor.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Ve bunun içerisinde bizim Jakobenler de bunları savunuyor.

Ersin Çelik:

Ama bizim Jakobenler onlar kadar zeki, kreatif falan değiller; bunlar ısmarlama. Bizim ünlüler —kimse kusura bakmasın— tweet bile atamazlar kendi başlarına. Dizi oyuncularının birçoğu... Ama Hollywood'dakiler öyle değil; düşünce üretiyorlar, teori üretiyorlar, kavgalarını veriyorlar. Bizimkiler onların cümlelerini ancak paylaşabilirler.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Para aldıkları kaynağın asla dışına çıkmamaya çalışıyorlar. "Çıkın, Gezi olayları yapın." diyorlar, çıkıyorlar. "Tweet atın." diyorlar, atıyorlar. “Saç bağlayın” diyolar, bağlıyorlar.

Ersin Çelik:

Bir tuşa basıyorlar, hepsi harekete geçiyor. Bir ideolojileri, fikirleri yok çünkü robotsu insan olarak buraya getirildiler.

2013 YILINDA TÜRKİYE’DE VE BÖLGEDE NELER OLDU?

İbrahim Ufuk Kaynak:

2013 yılında ne oldu diye bir inceleme yaptım. Bizim IMF'nin son taksiti mayıs ayında ödendi. Aynı zamanlarda PKK Suriye'ye yerleştiriliyor ve Amerikan yardımı gelmeye başlıyor

Ersin Çelik:

Çünkü DEAŞ prodüksiyon olarak sahaya sürüldü. Karşısında da onu durduracak bir PKK inşa edildi.

İbrahim Ufuk Kaynak:

PKK’yı yerleştirdiler, Amerikan yardımı başladı ve DEAŞ organize edildi ve aynı anda.

Ersin Çelik:

Burada da Gezi olayları başladı.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Ama aynı zamanda İran bütün o olaylardan dolayı Suriye'ye yerleşmeye başladı. Rusya da yerleşti, Esed'in düşmesinin önüne geçtiler. Aynı anda Türkiye'nin içerisinde de FETÖ hareketlenmeye başladı. MİT tırlarının durdurulması, yargı darbeleri... Hepsi inanılmaz bir tezgah. Muhalefet onların kapısına gidiyor koruyacağız diye.

Ersin Çelik:

Taksim Meydanı'na yayın üslerini kurdular. Bir şey daha oldu 2013’te aynı anda. İran geldi yerleşti, Hasan Nasrallah Hizbullah'ı soktu Suriye'ye; Sünnileri katletti. Mısır'da da Mursi'yi devirdiler. Yani ne oldu? Burada Erdoğan'ı devirmeye kalktılar, orada Esed'i tuttular, Mısır'da da Mursi'yi devirdiler. Esed devrilseydi Ahmed Şara gibi bir anlayış gelecekti. Sünni Müslüman; Türkiye, Suriye, Mısır hattı oluşacaktı. O hattı kırdılar 2013'te ama bir şeyi başaramadılar: Recep Tayyip Erdoğan'ı deviremediler. Gezi'yi başaramadılar. Arap Baharı'nın son düğümünü burada atacaklardı ama Tayyip Erdoğan o düğümü onlara attırmadı. Suriye’de devrim olarak önlerinde durdu.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Devlet aklı ne kadar güzel; hiç acele etmeden sonunda İran da Rusya da Amerika da kaldı tek başına.

Ersin Çelik:

Şimdi Tayyip Erdoğan ellerine yumağı verdi, çözmeye çalışıyorlar. Coğrafyayı yeniden dizayn ediyorlar. Bu iş böyle olur.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Bizim bir muhalefetimiz var; ben hayatta bu kadar öngörüsüz olabileceklerini hiç düşünmemiştim. Ciddi konulardan konuşan bir tek kelimeleri yok.

Ersin Çelik:

Bir teorisyenleri yok, akılları yok, kitap okumuyorlar.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Var olan da bize karşı, Türkiye'ye karşı.

Ersin Çelik:

Bakıyorsunuz ya para almışlar ya şunu vermişler ya şunu bunu yapmışlar. Başka hiçbir şey çıkmıyor.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Zaten "yapmadı" demiyor adam. "Sen niye tutukluyorsun?" diyor, "Sen niye müdahale ediyorsun?" diyor. Yargıyı bu içeriye taşıyorsun diyor. "Bırakın yapsınlar" gibi bir şey oluyor. Ya Allah aşkına, hakikaten benim çok şaşırdığım bir olay bu. Adamı hâlâ mahkemede soruyor; sorduğu sorulara "Ben bunun muhatabı değilim" diyor, havaya bakıyor. Ya adam kendini savunmaz mı? "Yapmadım ben böyle bir şey, hayır yalan, işte belgelerim, çıkartın koyun şu ortaya" demez mi? Hayatında bir kere mert ol ya, bir kere. Burada bile polemik yapıyor.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Benim tam bir mucize oldu ama ben hiçbir şeyi tesadüfe bağlamam. Sene 1987; İngiltere'de Londra'da Avustralya Büyükelçiliğine gittim. Herkes vize almak için bekliyor ama o zamanlar AIDS hastalığı çıkmış, rapor almak bir buçuk ay sürüyor. Benim elimde çıplak pasaport var, hiçbir hazırlığım yok. Gittim oraya, çok genç bir kız var. "Master için başvuruyorum ama İngiltere'de çok para istediler, Avustralya'da üniversiteler daha ucuz mudur?" dedim. "Hemen hemen yarı fiyatı." dedi. Durumumu anlattım, "Pasaportunuzu verir misiniz?" dedi. 4 dakika sonra geri geldi, "Size vize verdim." dedi. Pasaportun arasına bir kâğıt koymuş; bir üniversite, bir profesör ismi... "Onunla bağlantı kur, sana kabul belgesi hazırlayacak." dedi. Şaşırdım, "Niye yaptınız bunu bana?" dedim. "Benim babam Türkiye'den gelme bir Yahudi." dedi. "Bana her gün Türkiye'yi anlatıyor, bir Türk nasıl bir insandır hep merak ederdim, ilk defa sizi gördüm ve sevdim." dedi. Avustralya'ya gittim, hocayı buldum. 3,5 saatlik bir mülakat sonucunda "Yeterli bilgin var." dedi. Bana sorduğu sorular o zaman için çok müthişti. Sene 1987, Çin fakir durumda. Dedi ki: "Çin şayet zenginleşirse Avustralya için tehdit olur mu? İngiltere'nin gücü bizi korumaya yeter mi yoksa Amerika ile anlaşmak daha mı iyidir?" Diğer soru: "Türkiye Cumhuriyeti önümüzdeki 100 yıl nasıl bir yöne gider? Eski Türk tarihini ve 1923'ü göz önünde bulundurarak cevapla." Sohbet ettik, beni bölüme alacağını söyledi. Ama ertesi gün beni Arkeoloji Bölüm Başkanı ile tanıştırdı. Bana dedi ki: "İstersen gel bizimle ol, bir projemiz var." İçeriden bir kız geldi, adı Annemarie. "İkiniz beraber bir ekip olacaksınız, size 23.500 dolar burs vereceğiz, okul parası almayacağız." dediler. "6 ay bizim üniversitemizde, 6 ay Amerika'da eğitim alacaksınız; ikinci yıl İsrail'de kazıya katılacaksınız." dediler. Teklif çok güzel; arkeolog olacağım, dünyayı anlamayacağım, İsrail'e çalışacağım. "Kitap basacağız, sizi televizyonlara çıkaracağız." dediler.

Ersin Çelik:

Yani propaganda yapacaksınız.

İbrahim Ufuk Kaynak:

O dönemde İsrail'de kazı yaparsak ne buluruz? Mısırlılar, eski İsrail krallığı, Emeviler, Osmanlı, Roma... Birçok dönemden eser çıkabilir ama onlar için bir tanesi önemli; tek bir eser bulsunlar "Orası bizim" diyecekler.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Yolda gelirken bir galeride Mazda araba görmüştüm, 17.000 dolardı. Burs parasıyla o arabayı alsam bile bana para kalıyordu. Ertesi gün gittiğimde olumsuz olduğumu anladı. Dedi ki: "Seni Türkiye'nin en önemli üniversitelerinden birinde akademik kadroya yerleştirebiliriz."

Ersin Çelik:

Elleri kolları o kadar uzun.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Bahsettiği üniversite yine Anglo-Sakson bağlantılı. Lavaboya gittim, aynaya baktım; "Sen kimsin? Sana niye böyle bir teklif yapıyorlar? Senin yerine başkasını bulamazlar mı?" dedim. Reddettim. İyi ki de öyle olmuş. Karşımızdaki yapı çok güçlü.

Ersin Çelik:

Bir arkeoloğu bile önemseyen akıl var orada.

İbrahim Ufuk Kaynak:

O kızcağız da büyük ihtimalle eşim olacaktı çünkü "Her adımda birlikte olacaksınız." demişlerdi. Eşini hazırlamış, paranı hazırlamış, geleceğini kurgulamış.

Daha fazla bilgi ve son haberler için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:109
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 13 Şubat 2026 13:05 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Jordan Stolz ran rekorla altın madalya Sözcü Gazetesi

12 Şubat 2026 00:13see186

Uşak ta zincirleme kaza! 4 araç birbirine girdi 6 kişi yaralandı

12 Şubat 2026 00:45see186

Temu dan Türkiye için dikkat çeken 30 euro adımı Sözcü Gazetesi

12 Şubat 2026 01:01see179

ANTALYA VAKIFLAR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ

12 Şubat 2026 00:03see169

Fikret Orman dan adaylık açıklaması

12 Şubat 2026 00:24see167

Ağaç gibi çiçek açan orkidelerin mutfak sırrı

11 Şubat 2026 15:14see157

Bakan Işıkhan, Çocuk İşçiliğinin Ortadan Kaldırılması 6’ncı Küresel Konferansı’na katıldı

11 Şubat 2026 18:15see157

İzmir’de suç örgütü çökertildi: 7 gözaltı

12 Şubat 2026 00:14see156

Osmaniye de şiddetli yağış ve fırtına hayatı olumsuz etkiledi Osmaniye Haberleri

13 Şubat 2026 02:17see145

Cuma namazı saat kaçta? Diyanet ile il il Cuma namazı saatleri belli oldu! 13 Şubat 2026 İzmir, Ankara, İstanbul Cuma vakitleri

13 Şubat 2026 00:23see144

Türkiye nin rakipleri kim oldu, Uluslar Ligi maçları ne zaman oynanacak? A Milli Takım ın UEFA Uluslar Ligi nde rakipleri belli oldu!

13 Şubat 2026 00:40see144

Brentford ile Arsenal puanları paylaştı!

13 Şubat 2026 01:30see141

Fotoğraftakine benzetip yanlış kişiyi öldürdüler Sözcü Gazetesi

12 Şubat 2026 02:17see140

Küçükbaş hayvan 57 milyonu geçti Ekonomi Haberleri

12 Şubat 2026 04:06see139

Filistin Esirler Cemiyeti: İsrail hapishanelerindeki Filistinli kadın tutuklu sayısı 66 ya çıktı

13 Şubat 2026 00:26see139

Miniklere sağlıklı gelecek dersi Samsun Haberleri

11 Şubat 2026 17:59see137

En güzel cuma mesajları 2026: En güzel, ayetli, anlamlı, kısa, uzun, yeni, resimli cuma mesajları

13 Şubat 2026 01:44see136

CHP li Yavuzyılmaz açıkladı: AKP kamuya ait 7 otoyolu özelleştirmek istiyor

13 Şubat 2026 03:03see135

Bir başkan daha AKP yolunda Sözcü Gazetesi

13 Şubat 2026 03:13see135

Futbolda devrim gibi karar! Bu ligde beraberlik kaldırıldı Sözcü Gazetesi

12 Şubat 2026 01:33see132
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları