Banyodaki kanlı taşın sırrı! Kimyager genç kadın ölmeden önce polisi aradı! Son dakika haberleri
Haberturk sayfasından alınan bilgilere göre, Ankara24.com açıklama yapıyor.
Yıl 1989. Tarih 12 Nisan. İstanbul baharı yaşıyordu. Türk Emniyet Teşkilatı’nın 144’üncü kuruluş yılı nedeniyle kentte Polis Haftası kutlanıyordu. Ancak o gün, bir evin içinde yaşananlar, kan donduran bir gizemin başlangıcı oldu.
Genç kadın dizlerinin üzerine kalkmaya çalıştı. Başaramadı. Tüm gücünü toparlayıp telefona ulaşmak istedi. Emekleyerek ilerledi. Ağzından akan kanlar fayans ve halı üzerinde izler bırakıyordu. Etejerin üzerindeki telefonu kordonundan çekerek yere düşürdü. Ezbere bildiği polis numarasını tuşlamaya çalıştı. Yalnız yaşadığı için bu numarayı aklında tutuyordu. Telefon açıldığında karşısına çıkan görevliye tek bir cümle kurabildi: “Ölüyorum.” dedi.
Hattın diğer ucundaki polis memuru, titreyen sesin verdiği adresi not almaya çalıştı. Ancak kadın konuşmakta zorlanıyordu. Polis adresi teyit etmek üzereyken ses kesildi. Ardından ahizenin yere çarpma sesi duyuldu. Genç polis, kadının hayatını kaybetmiş olabileceğini düşünerek aldığı notla birlikte amirine koştu.
Kadın o sırada henüz hayattaydı. Ancak bilincini kaybetmişti. Banyodan sürünerek telefona ulaştığı, yerdeki kan izlerinden açıkça anlaşılıyordu. İhbar üzerine adrese giden ekipler kapıyı kırarak içeri girdi. Genç kadın kanlar içinde bulundu. Üzerindeki gecelik tamamen kana bulanmıştı. Sürünürken açıkta kalan bacakları da kan içindeydi. Hemen hastaneye kaldırıldı. Ancak doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Genç kadın hayatını kaybetti. Üstelik polise başına gelenleri anlatamadan...
ALEV’İN ÖLÜMÜNDE KARANLIK BAŞLANGIÇHastanede hayatını kaybeden 30 yaşındaki genç kadının kimliği belirlendi. Kimya fakültesi mezunu olan Alev, bir kuruluşta kimyager olarak çalışıyordu. Hastanede yapılan ilk müdahalenin ardından doktorlar, polis ekiplerine ölüm nedenini “iç kanama” olarak bildirdi. Alev’in başında da bir yara tespit edildi. İlk değerlendirmede bu yaranın, evde düşerek başını banyodaki sert zemine çarpması sonucu oluşmuş olabileceği üzerinde duruldu. Olay yerine giden ekiplerin yaptığı incelemede, evin kapısının zorlanmadığı ve içeride yabancı birinin bulunduğuna dair herhangi bir bulguya rastlanmadı. Bu ilk bulgular, olayın başlangıçta bir kaza olabileceği ihtimalini güçlendirdi.
CİNAYET ŞÜPHESİ NASIL DOĞDU?Olay yerine ilk olarak Beşiktaş İlçe Emniyet ekipleri sevk edildi. Elde edilen tüm bilgiler, soruşturmayı yürüten savcılığa iletildi. İlk değerlendirmelerde, yalnız yaşadığı belirlenen genç kadının ölümü talihsiz bir olay olarak değerlendirildi. Ancak soruşturmayı yürüten savcı bu kanaati paylaşmadı. Dosyayı inceleyen savcı, ölümün basit bir kaza olmayabileceği şüphesi üzerinde durdu. Bu şüphe üzerine İstanbul Emniyeti’nin en kritik birimlerinden biri olan Cinayet Büro Amirliği devreye alındı. Deneyimli cinayet dedektifleri dosyaya dahil edildi.
Cinayet uzmanı emekli polis memuru Adnan İlhan Savcılığın talimatıyla başlatılan soruşturma kısa sürede genişletildi. Olay, kamuoyunda da dikkat çekmeye başladı. Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı yaptığı açıklamada, “Genç kadının hastane raporunda iç kanama geçirdiği belirtiliyor. Ancak başında ve yüzünde darp izleri var. Olay şüpheli ölüm olarak araştırılıyor” ifadelerini kullandı.
OLAY YERİ İNCELEMESİNDE ŞÜPHELİ DETAYO dönem Cinayet Büro Amirliği’nin en kritik birimlerinden biri olan tahkikat bürosunda görev yapan, bugün emekli olan cinayet tahkikatçısı Adnan İlhan, o günü şöyle anlattı:
“Bu olay, o dönem karşılaştığımız en ilginç vakalardan biriydi. Savcı beyin talimatıyla ekip görevlendirildi. Arkadaşlarımız önce olay yerine, yani eve gitti. İlk gelen bilgiler, genç kadının dengesini kaybedip banyoda başını çarptığı yönündeydi. Ancak olay yerine girildiğinde tablo farklıydı. Banyoya doğru uzanan kan izleri vardı. Ekip arkadaşlarımız özellikle banyo zeminine odaklandı. Taşların birinde yoğun kan izi dikkat çekiyordu. Görüntü, ilk bakışta olayın banyoda gerçekleşmiş olabileceği izlenimini veriyordu.”
TANIK İFADELERİ VE KRİTİK BEKLEYİŞEmekli cinayet tahkikatçısı Adnan İlhan, soruşturmanın bu aşamasında tanık ifadelerinin büyük önem taşıdığını belirterek şöyle devam etti: “Genç kadının vücudunda darp izleri olduğu bilgisi gelmişti. Bu nedenle otopsi raporunu bekliyorduk. Ancak o dönem otopsi raporları yaklaşık 3 ayda çıkıyordu. Bu süreçte ekip arkadaşlarımız boş durmadı. Maktulü tanıyan kişilerle, komşularla ve yakın çevresiyle tek tek görüşüldü. Herkesin ifadesi alındı. Yapılan görüşmelerde önemli bir detay ortaya çıktı. Maktulün evine zaman zaman bir iki kadının misafir olarak gelip gittiği öğrenildi.”
OTOPSİ GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARDIEmekli cinayet tahkikat dedektifi Adnan İlhan, yaklaşık 3 ay sonra gelen otopsi raporunun dosyanın seyrini tamamen değiştirdiğini belirterek şu bilgileri paylaştı: “Otopsi raporunda, maktulün düşme sonucu değil, başına sert bir cisimle vurularak hayatını kaybettiği açıkça belirtiliyordu. Bu bulgu, olayın bir kaza değil, cinayet olduğunu ortaya koydu. Maktulün kafasına güçlü bir darbe indirilmişti. Biz de olay yerindeki bulgulara bakarak bu cismin ne olabileceğini değerlendirdik. Banyoda bulunan sert zemin taşı, en güçlü ihtimal olarak öne çıktı. Elde ettiğimiz veriler, darbenin bu taşla vurulmuş olabileceğini gösteriyordu.”
Cinayet uzmanı emekli polis memuru Adnan İlhan TEKNOLOJİ YOKTU, İZ SÜRME VARDI Bu kritik gelişmenin ardından cinayet dedektifleri soruşturmayı derinleştirdi. Ancak o yıllarda ne güvenlik kamera sistemleri ne de cep telefonları vardı. Soruşturma tamamen saha çalışmasına, tanık ifadelerine ve dedektiflerin tecrübesine dayanıyordu. Ekipler, maktulün evine kimlerin gelip gittiğini tespit edebilmek için kapsamlı bir çalışma başlattı. Mahallede kapı kapı dolaşıldı, komşular ve çevredeki esnaf tek tek dinlendi.
Yapılan bu titiz çalışma sonucunda önemli bir bilgiye ulaşıldı. Dedektifler, genç kadının evine zaman zaman gelen bir kadının kimliğini tespit etti. Bu isim, soruşturmanın seyrini değiştirecek ilk somut adım olacaktı.
ANNE VE KIZIN İFADELERİDedektiflerin ulaştığı kadın, eşinden ayrılmış ve yalnız yaşıyordu. Zaman zaman maktulün evine geldiği, hatta bazı geceler orada kaldığı belirlendi. Kadının yanında bulunan genç kızının da annesiyle birlikte eve geldiği tespit edildi. Bu gelişme üzerine anne ve kızı ifadeleri alınmak üzere Cinayet Büro Amirliği’ne götürüldü. Yaklaşık 40 yaşlarında olan kadın, polise verdiği ilk ifadede olay günü Antalya’da olduğunu söyledi. Alev’i merak ettiği için hastaneyi aradığını da ekledi. 20 yaşındaki genç kız ise o gün babasının evinde kaldığını belirterek olayla ilgisinin olmadığını ifade etti. Ancak bu ifadeler, dosyadaki şüpheleri ortadan kaldırmaya yetmedi.
ÇAPRAZ SORGUDA CİNAYET ÇÖZÜLDÜAnne ve kızın ifadelerinde çelişkiler dikkat çekince dedektifler çapraz sorguya geçti. İki şüpheli ayrı ayrı odalara alındı. Soruşturmanın en kritik aşaması böyle başladı. O anları emekli cinayet tahkikatçısı Adnan İlhan şöyle anlattı: “Anne ile kızını birbirinden ayırdık. Çapraz sorguda önce genç kız konuştu. ‘Tamam’ dedi, ‘o gün annemle birlikte o evdeydik. Alkol aldılar. Sonra kavga ettiler. Saç saça baş başa birbirlerine girdiler. Annem banyodaki taşı alıp Alev’in kafasına vurdu. Alev yere düştü’ dedi.
“Bu ifade üzerine anneyi yeniden sorguya aldık. Otopsi raporunun geldiğini, maktulün başına sert bir cisimle vurularak öldüğünün tespit edildiğini söyledik. Bir süre direndi. Ardından olay gecesi evde olduğunu kabul etti. Ancak olayı farklı anlatmaya çalıştı. Tartışma sırasında Alev’in ayağının kayarak başını taşa vurduğunu öne sürdü. Ama olay bu şekilde gerçekleşmemişti. Deliller, darbenin kasıtlı olarak indirildiğini gösteriyordu. Banyoda bulunan kanlı taşın sırrı da böylece ortaya çıktı. Maktulün başına o taşla vurulmuştu.”
MAHKEMEDE İFADELER DEĞİŞTİSoruşturmanın tamamlanmasının ardından anne ve kızı, İstanbul 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaya başlandı. Ancak dava sürecinde dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Sanık olarak yargılanan anne ile olayın tek tanığı olan kızı Ayça, mahkemede önceki ifadelerinin polis baskısıyla alındığını öne sürdü.
Cinayet suçundan yargılanan anne savunmasında, “Alev’le borç yüzünden tartıştık. Ayağı kaydı, düşüp başını lavaboya vurdu” şeklindeki ilk ifadesinin baskı altında alındığını iddia etti. Ayrıca olay sırasında Antalya’da olduğunu öne sürerek, “Buna kızım da tanıktır” dedi.
Mahkemede dinlenen kızı Ayça ise önceki beyanını tamamen değiştirdi. Ayça ifadesinde, “Annem olaydan iki gün önce Antalya’ya gitmişti. Alev, gece saat 12’ye kadar içti, sonra evden ayrıldı. Ben yatmıştım. Gece bir gürültüyle uyandım. Alev’i lavabonun altında yatarken gördüm. Korktuğum için daha önce yanlış ifade verdim” dedi. Anne ve kızın mahkemedeki bu çelişkili ifadeleri, davayı daha da karmaşık hale getirdi.
KARAR ÇIKTI CEZA KESİLDİDuruşmalar peş peşe devam etti. Son duruşmada savunma yapan sanık anne, kimyager arkadaşını öldürmediğini öne sürdü. Mahkemede, “Alev’in hastanede olduğunu öğrenince telefon açtım. Karşıma çıkan kişi ‘O evi terk et, yoksa sonun kötü olur’ diyerek beni tehdit etti. Alev’i o kişi öldürmüş olabilir” dedi.
Ancak bu savunma mahkeme heyetini ikna etmedi. Dosyadaki delilleri değerlendiren mahkeme, Alev’in Beşiktaş’taki evde, sanığın kız kardeşinin aldığı borcu ödememesi nedeniyle çıkan tartışma sırasında öldürüldüğüne hükmetti. Sanık anne hakkında önce 24 yıl hapis cezası verildi. Mahkeme, cinayetin tahrik altında işlendiğini kabul ederek cezayı 18 yıla indirdi. İyi hal indirimi de uygulanarak ceza 15 yıl hapis olarak kesinleşti.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:27
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 05 Nisan 2026 09:15 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















