Bakan Kurum Türkiye nin COP31 vizyonunu açıkladı: Diyalog, uzlaşı, eylem...
Sabah sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda NextGenCOP30.5: İklim Zirvesi ve Gençlik Diplomasi Simülasyonu Programı'nın açılışında konuştu. Bakan Kurum'un açıklamasından öne çıkanlar şöyle:
"Sözlerime üzerinde bulunduğumuz bu özel mekanı anlatarak başlamak isterim. Bizleri bir araya getiren bu ada; geçmişte Yassıada olarak biliniyordu.
27 Mayıs 1960 darbesinin ardından; Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu hakkında verilen idam kararları milletimizin hafızasında derin bir yara bıraktı. Bugün bu ada Demokrasi ve Özgürlükler Adası adını taşıyor.
Bu isim; yaşanan acıları unutmadan millî iradeyi, demokrasiyi ve özgürlükleri gelecek nesillere aktarma iradesinin bir ifadesidir.
Bir zamanlar demokrasimizin ağır bir sınav verdiği bu mekânda, bugün gençlerimizin; diyaloğu, müzakereyi, uzlaşıyı ve ortak çözüm üretmeyi öğreniyor olması son derece anlamlıdır.
Çünkü demokrasi de, diplomasi de; her şeyden önce konuşabilmek, birbirini dinleyebilmek ve ortak bir geleceği birlikte kurabilmektir.
Bugün burada 200 genç delege, 6 farklı müzakere bloğu altında; geleceğimiz için ortak çözüm üretmek adına bir araya geldiler. Önümüzdeki günlerde farklı ülkelerin ve müzakere gruplarının önceliklerini temsil edeceksiniz.
Öneriler hazırlayacak, genel kurulda bunları savunacak ve ortak bir metin üzerinde uzlaşı arayacaksınız.
Kısacası, iklim diplomasisini yalnızca konuşmayacak; yaşayacaksınız. Ben şimdiden sizleri, yapacağınız çalışmalardan dolayı tebrik ediyorum.
Kıymetli Gençler,
Bildiğiniz gibi, Nepal'de çok ağır bir sel felaketi yaşandı. Yüzlerce kayıp var; evler yıkıldı, ocaklar söndü. Ben tüm insanlığa baş sağlığı diliyor, geride kalan acılı ailelerin yanında olduğumuzu ifade ediyorum.
Buradan çıkarılacak bir ders var. Bu sel felaketinin tek nedeni buzulların erimesi, kopan parçaların sıvılaşması ve taşkının kentlere doğru akması… İşte bizi bir araya getiren neden de bu…
Çünkü o buzulları koparan ve felaketlere yol açan İklim değişikliği, hepimizin, tüm insanlığın ortak meselesidir. İlk önce anlamamız gereken şey ise şudur: "ülkelerin koşulları aynı değildir." Kalkınma düzeyleri, enerji sistemleri, iklim riskleri, finansmana ve teknolojiye erişim imkânları birbirinden farklıdır.
Bu nedenle iklim diplomasisi yalnızca kendi görüşümüzü anlatmak değildir.
Karşımızdaki tarafın neden farklı düşündüğünü anlamak, ulusal koşulları doğru okumak ve farklı öncelikler arasında ortak hareket alanı oluşturabilmektir.
Bugün bazılarınız belki kişisel olarak katılmadığınız bir düşünceyi savunacaksınız. Bence programın en kıymetli taraflarından biri de budur.
Çünkü iyi bir müzakereci yalnızca kendi fikrini savunan kişi değildir. Temsil ettiği tarafın önceliklerini doğru aktaran, karşısındakini dinleyen ve mümkün olan en geniş uzlaşıyı oluşturabilen kişidir.
Gerçek COP müzakerelerinde bazen tek bir kelime üzerinde saatlerce çalışılmasının sebebi de budur.
Bir uluslararası anlaşmanın en kolay tarafı metni yazmaktır. Aslolan adalettir, herkesin kendisini o metnin içinde görebileceği ortak zemini kurabilmektir.
İklim finansmanı da bu gerçeğin en açık örneklerinden biri… Bir ülkeye "hadi dönüştür kendini!" demek kolaydır.
Asıl mesele; o dönüşümün finansmanını, teknolojisini ve kapasitesini erişilebilir hale getirmektir.
DİYALOG, UZLAŞI, EYLEM VURGUSU
Başkaları ne der bilemem; ben "Adil iklim diplomasisi" diyorum. Adil iklim diplomasisi, farklı imkânlara sahip ülkelerin aynı hedefe, kendi koşulları içinde ilerleyebilmesini sağlayacak yolları sonuna kadar açmaktır.
Ve inşallah biz, bu kapıları, o ülkeler için, cop31 sürecinde sonuna kadar açacağız!
Kıymetli Katılımcılar, Antalya'da COP31'e ev sahipliği yapacağız. İlk andan itibaren; Başkanlığımızın yaklaşımını üç temel ilke üzerine kurduk: Diyalog. Uzlaşı. Eylem.
Paris Anlaşması'nın ikinci on yılında temel sınavımızın artık uygulama olduğuna inanıyoruz.
Alınan kararları sahaya taşımamız, hedefleri yatırımlarla buluşturmamız ve insanların günlük hayatında karşılığı olan sonuçlar üretmemiz gerekiyor.
COP31'de Türkiye, Başkanlığı ve Eylem Gündemini yürütecek; Avustralya ise müzakere sürecinde özel bir sorumluluk üstlenecek.
Pasifik ülkeleri de bu sürecin önemli bir parçası olacak.
Böylece Akdeniz'den Pasifik'e uzanan, farklı coğrafyaları ortak bir iklim iradesinde buluşturan özgün bir iş birliği modeli ortaya koyuyoruz.
Türk diplomasisinin tarih boyunca güç aldığı nokta da budur:
Doğu ile Batı, Kuzey ile Güney, gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasında; farklı sesleri dinlemek ve ortak bir yol açabilmek.
Sizlerin buradan almasını istediğim diplomasi dersi şudur:
Masada bir tarafı yenmek için uğraşmayın, masadaki herkesin kazanmasını sağlayın ve kardeşler olarak kalkın.
Başarılı müzakere de zaten masaya oturulduğu gün başlamaz. İyi hazırlıkla, doğru bilgiyle, karşılıklı güvenle ve sürekli diyalogla başlar.
COP31 Başkanı olarak, Bonn'dan Londra'ya, İstanbul'dan Çin'e, her yer yerde aynı cümleyi tekrar ettim.
Ben, gençleri yalnızca gelecekte iklim değişikliğinin sonuçlarıyla karşılaşacak bir kesim olarak görmüyorum, görmeyeceğim!
Ben gençleri, bugünün çözüm ortakları olarak görüyorum ve öyle de görmeye devam edeceğim!
Bu nedenle gençlerin katılımı ve eğitimi başlığını; COP31 Eylem Gündemimizin öncelikli alanlarından biri olarak belirledik.
COP31'i "Geleceğin COP'u" olarak şekillendirirken, geleceğin karar vericilerini sürecin dışında bırakmamız zaten düşünülemezdi.
2030 yılına kadar; iklim değişikliğinin eğitim müfredatlarına entegre edilmesini istiyoruz! Yine 2035 yılına kadar toplum genelinde güçlü bir iklim farkındalığının oluşturulmasını hedefliyoruz!
COP30 buçuğu da bu yaklaşımın somut bir karşılığı olarak görüyorum. Sizler COP31'in misafiri değilsiniz; aktörlerisiniz.
Buradan yalnızca yeni bilgilerle değil, yeni önerilerle çıkmanızı istiyorum. Antalya'ya taşıyabileceğimiz fikirler üretin. Çünkü geleceğin iklim politikaları, gençlerin masaya getireceği yeni sorularla ve yeni çözümlerle daha güçlü olacaktır.
Değerli Gençler,
Biz COP31'e yalnızca dünyaya ne yapılması gerektiğini anlatmak için hazırlanmıyoruz.
Kendi ev ödevini yapan, hedeflerini mevzuatla ve sahadaki uygulamayla destekleyen bir Türkiye olarak hazırlanıyoruz.
2025 yılında ülkemizin ilk İklim Kanunu'nu yürürlüğe koyduk. 2053 Net Sıfır Emisyon ve Yeşil Kalkınma hedefimize giden yolun ara duraklarını da belirledik.
İkinci Ulusal Katkı Beyanımızla 2035 yılında sera gazı emisyonlarımızı 643 milyon ton karbondioksit eşdeğeriyle sınırlamayı; referans senaryoya göre 466 milyon ton azaltım gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.
Yine, yeşil kalkınma hedefi doğrultusunda önemli bir kilometre taşı olan, karbon piyasasının hukuki çerçevesini çizecek emisyon ticaret sistemiyle ilgili yönetmeliğimizi de yayımladık.
Yani biz; iklim diplomasisinde; sözün arkasına hedef, takvim, mevzuat ve uygulama koyuyoruz!
Şehirler konusunda da yalnızca teori konuşmuyoruz.
"ÖLÇÜLEBİLİR HEDEFLER ORTAYA KOYUYORUZ"
6 Şubat depremlerinin ardından, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yürüttüğümüz yeniden inşa sürecini, iki yılda tamamladığımız 500 bin konutu; daha dirençli ve daha çevreci şehirler kurmak için bir yol haritasına dönüştürdük.
Yeni yapılarda enerji tüketimini yaklaşık yüzde 39 azaltan, Sıfır Atık uyumlu ve enerji verimliliğini önceleyen bir anlayışla hareket ettik.
COP31 Eylem Gündeminde de ölçülebilir hedefler ortaya koyuyoruz.
2035'e kadar küresel elektrifikasyon oranının yüzde 35'e çıkarılmasını; binalardaki enerji yoğunluğunun yüzde 25 azaltılmasını; döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15'e yükseltilmesini hedefleyen bir uygulama çerçevesi teklif ediyoruz.
Yani artık soyut temennileri bir yana atıyor; ölçülebilir, takip edilebilir ve başta da altını çizdiğim gibi insanların hayatına dokunan sonuçları üretiyoruz.
Bu anlayışımızın en güçlü örneklerinden biri, Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde Türkiye'den dünyaya yayılan Sıfır Atık hareketidir.
2017 yılında yüzde 13 olan geri kazanım oranımızı 2025 yılı itibarıyla 90 milyon ton geri kazanılabilir atığı ekonomiye kazandırdık.
Geri kazanım oranını 2035'te yüzde 60'a çıkaracağız. Şimdi bu dönüşümü Depozitosu Olan Ambalajlara dair sistemimizle, günlük hayatın daha da içine taşıyoruz.
1 Temmuz'da ulusal entegrasyon dönemini başlattığımız DOA sistemiyle yalnızca Ağustos sonuna kadar 130 milyon içecek ambalajını geri dönüşüme kazandırdık.
Ülke genelinde en az 50 bin iade noktasına ve yaklaşık 150 sayma-doğrulama merkezine ulaşmayı hedefliyoruz.
Sistemin ekonomimize yıllık yaklaşık 30 milyar liralık katkı sağlamasını da öngörüyoruz. Yani DOA'yı daha da büyütecek, yaygınlaştıracak ve etki alanını artıracağız.
Hedefi sisteme, sistemi alışkanlığa, alışkanlığı kalıcı bir dönüşüme çevireceğiz ve dünyamıza katkı sunacak en büyük adımları inançla, azimle, korkusuzca atacağız!
MASADA KONUŞACAĞIZ; AMA MASADA KALMAYACAĞIZ!
Kıymetli Arkadaşlar,
Burada adeta COP31'in fragmanını görüyoruz. Bu programda savunduğumuz değerler çok kıymetli…
Çünkü büyük dönüşümler, şu anda burada, aynı masa etrafında yaptığınız doğru tercihlerle başlayacak.
Bu aslında bizim COP31 için ortaya koyduğumuz yaklaşımı çok güzel özetliyor:
Masada konuşacağız; ama masada kalmayacağız!
Hafta boyunca 6 müzakere bloğunun hazırladığı önerileri genel kurulda ele alacak, metinler üzerinde müzakere edecek, değişiklik önerileri sunacak ve nihai anlaşmayı oylayacaksınız.
Böylece bir uluslararası iklim anlaşmasının fikir aşamasından müzakereye, uzlaşı arayışından nihai karar sürecine kadar nasıl şekillendiğini uygulamalı olarak deneyimleyeceksiniz.
Ve bu sürecin sonunda ortaya çıkacak metnin adı da son derece anlamlı: Antalya Anlaşması. Siz burada kendi Antalya Anlaşmanızı oluşturacaksınız.
Bugün Marmara'nın ortasında, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda başlayan bu gençlik ve iklim yolculuğu; birkaç ay sonra Akdeniz kıyısında, Antalya'da dünyanın iklim gündemiyle buluşacak.
Sizlerden beklentim açık: Temsil ettiğiniz pozisyonu iyi öğrenin. Karşınızdaki tarafı gerçekten dinleyin. Bilime ve veriye dayanın. Farklılıkları; ortak çözümü güçlendiren bir imkân olarak görün. Ve her zaman çözüm arayın. Programın sonunda "1,5°C Hedefini Yakın Tut" diyerek birlikte yürüyelim.
Ve unutmayın: Gelecek, gençlere bırakılan bir miras olamaz! Çünkü Gelecek, Gençlerle birlikte inşa edilen en kıymetli eserimiz olacak!
COP30 buçuğun hepiniz için verimli ve güçlü bir deneyim olmasını diliyorum. Bu programın hazırlanmasında büyük emek veren Cemre Vakfı'na, İstanbul Teknik Üniversitemize, Bakanlığımızın tüm birimlerine, akademisyenlerimize, uzmanlarımıza, girişimcilerimize, saha ekiplerimize ve bütün paydaşlarımıza bir kez daha teşekkür ediyorum. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum."
Haber Girişi Deniz Dalgıç - Editör
#MURAT KURUM #İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ #COP31
Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin
Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:25
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 28 Ağustos 2026 16:11 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















