Bahçeli den hükümete acil çağrı: Yasal düzenlemeler için uygun iklim oluşmuştur
Sondakika sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.
Devlet Bahçeli, terörsüz Türkiye süreciyle ilgili ise “Terörsüz Türkiye milli birlik ve kardeşlik projesidir. Gerekli yasal düzenlemeler için uygun iklim oluşmuştur. Bundan sonraki hedef, amaca hizmet edecek yasaların hızlıca çıkarılmasıdır. Terörsüz Türkiye doğru zamanda atılmış doğru bir adımdır. Gelinen kritik aşamada tüm siyasi aktörler titizlikle hareket etmeli, süreci provoke edecek eylemlerden kaçınmalıdır. Kimse yanlış hesap yapmasın, tahriklere meyil etmesin, terörsüz Türkiye'yi sabote etmeye kalkmasın. Kardeşlik yeşerirken bölücü emellere heves edilmesin.” dedi.
BAHÇELİ'DEN CHP'YE SERT ELEŞTİRİLERBahçeli'nin hedefinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) de vardı. Bahçeli, CHP'li belediyeleri yolsuzluk ve rüşvet operasyonları üzerinden eleştirdi.
MHP lideri şunları söyledi:
"Bazıları Cumhur İttifakı'nın dirayetinden rahatsız olsa da ülkemiz bu çalkantılı dönemden büyüyerek çıkacaktır. Türkiye'nin iç cephesini zayıflatmaya yönelik her söylem ve kışkırtma doğrudan dünyaya milli güvenliğimizi hedef almaktadır. İltimas ve çarpık ilişkiler derinleşmiştir. Atatürk'ün partisi CHP'nin siyasal ve toplumsal ahlak anlayışı değişmiş erozyona uğramıştır. Hiç kimse dokunulmaz değildir, hukukun üstünlüğü esastır."
ABD VE İSRAİL'İN SALDIRILARIBahçeli'nin açıklamalarının satır başları şöyle:
"Milliyetçi Hareket Partisi daha güçlü bir devlet ve daha müreffeh bir toplum için milli birlik ve bütünlüğün tahkim edildiği barış ve huzurun egemen olduğu bir Türkiye'yi Cumhur İttifakı birlikteliğinde hayata geçirme gayretindedir. Önümüzdeki günlerde yeni çalışma programlarıyla milletimize gidip daha çok gönle girmek için çaba göstereceğiz.
Emperyalist güçler insani duyarlılıkları yok saymaya ya da ortadan kaldırmaya çalışarak ağını genişletme çabasındadır. Maalesef bu gelişmeler Müslüman coğrafyaların adeta kaderi haline gelmiştir. Aktörler ve araçlar değişse de taraflar değişmiyor. Bir yanda sömürgeciler bir yanda mazlumlar. İdeolojik saplantıların ve Teolojik saplantıların hüküm sürdüğü İsrail'de istikrarsız, güvensiz ve marjinalize edilmiş gruplarla çatışmaların söz konusu olduğu bir durum vardır.
İsrail Gazze başta olmak üzere İran ve Lübnan başta olmak üzere saldırgan politikalarla bölgeyi çevrelemiştir. ABD'nin Orta Doğu politikasının İsrail tarafından esir alındığı algısı büyük bir öfkeye neden olmaktadır.
"TRUMP, TAMİRİ ZOR BİR YIKIM MEYDANA GETİRMİŞTİR"Daha önce de ifade edildiği gibi dünya Yahudilerinin İsrail'in bu halinin sürdürülemez olduğunu ve Yahudiliğe zarar verdiğini görmesi ve bunu insanlığa ilan etmesi gerekmektedir. Bize göre İsrail antisemitizmi üreten yeni bir araç haline gelmiştir ve bu sapkınlıktan arındırılması dünya Yahudiliği için de oldukça önemli ve kaçınılmazdır. Artık İsrail'in Netanyahu'ya mahkum ve mecbur olmadığının, Netanyahu'nun politika ve yaklaşımlarının Yahudiliği temsil etmediğinin yüksek sesle haykırılması zamanı gelmiştir.
Orta Doğu'da bir rejim değişecekse bu İsrail olmalıdır. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump'ın kendi ülkesi dahil birçok ülkedeki savaş karşıtı protestoları dikkate alarak Netanyahu'yu ve İsrail'i sınırlandırması zorunluluk halini almıştır. Savaşları bitireceğim diyerek iktidara gelen Trump, bu savaşla kapanmayacak bir yara ve tamiri zor bir yıkım meydana getirmiştir.
"TRUMP SAVAŞI SAHTE BİR ZAFER İLANIYLA BİTİRMENİN ARAYIŞI İÇİNDEDİR"Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump'ın kendi ülkesi dahil birçok ülkedeki savaş karşıtı protestoları dikkate alarak Netanyahu'yu ve İsrail'i sınırlandırması zorunluluk halini almıştır. Savaşları bitireceğim diyerek iktidara gelen Trump, bu savaşla kapanmayacak bir yara ve tamiri zor bir yıkım meydana getirmiştir. Trump, 340 milyonluk Amerika Birleşik Devletleri'ni 10 milyonluk İsrail'in kan emici Başbakanı Netanyahu'nun kuyruğuna takmış ve tüm bölgeyi felakete sürüklemiştir. Şimdi de savaşı sahte bir zafer ilanıyla bitirmenin arayışı içindedir. Böyle bir Amerika'nın büyük Amerika olamayacağı açıktır. Böyle bir Amerika'nın dünya barışı, düzeni, istikrarı ve refahı vadetmediği ortadadır. Ortaya çıkan bu çarpık düzenin sahiplerinin yaşattıklarını bir gün mutlaka kendilerinin de yaşayacakları beklenen bir durumdur.
Tüm bu cüretkar ve hesapsız saldırılar sürerken Türkiye olarak ayağımızı sağlam Anadolu'ya bastığımızı, gözümüzün ve kulağımızın ise Tebriz'de, Urumiye'de, Hemedan'da, Kerkük'te, Musul'da ve Erbil'de olduğunu dost da düşman da bilmelidir. Bizim için sadece bir komşu değil, din ve dil kardeşlerimizin ülkesidir. Tuğrul Bey'in Selçuklusu, Uzun Hasan'ın Akkoyunlusu, Nadir Şah'ın Afşarlısı, Şah İsmail'in Safevisi, İran bizim için Halaç'tır, Türkmen'dir, Kaşkay'dır. Türk'üyle, Fars'ıyla, Kürt'üyle ve Arap'ıyla kardeştir. Zaman, geçmişte yapılan yanlışlıkları, komşuluk ve kardeşlik hukukuna uymayan davranışları ve kendi içindeki hak mahrumiyetlerini bir kenara bırakıp bu ahlaksız saldırı karşısında haktan ve hukuktan yana olmak ve Siyonist zalimliğe karşı İran halkının yanında durma zamanıdır.
"TÜRK MİLLETİ HER ZAMAN ZALİME KARŞI MAZLUMUN YANINDA OLMUŞTUR"Çocukları öldüren, Gazze'yi on binlerce bombayla ve füzeyle yok eden, Kudüs'te mukaddeslere el süren, Lübnan'ı tarumar eden ve İslam ülkelerini birbirine düşüren bu şer ve fesat ittifakının karşısında durmak için insan olmak yeterlidir. Kaldı ki Türk milleti her zaman zalime karşı mazlumun yanında olmuştur. Savaşın uzamaması ve bir an önce ateşkesin sağlanması şüphesiz ki dünyanın geleceği için acil bir ihtiyaçtır. Ancak üzülerek ifade etmek gerekir ki savaşın yaygınlaşması petrol, doğal gaz ve bunların türev ürünleriyle gıda fiyatlarında artışa, Körfez'deki Arap coğrafyasından göçe, Lübnan'da geri döndürülemez bir yıkıma ve mahvolmaya, Kızıldeniz'de çatışmaya ve Babülmendep Boğazı'nın kapanmasına, Irak'ın yeni bir belirsizlik ve çatışma sürecine girmesine, İsrail'in tüm dünyadaki Yahudilerin hayatını riske atmasına ve Yahudi karşıtlığının yükselmesine ve radikalizmin köklerinin güçlenmesine sebep olacaktır. Bunun için diyorum ki dünya haksız ve hukuksuz saldırganlığın bedelinin ödenmediği bir yer olarak kalmamalıdır. Bebek, çocuk, kadın ve yaşlı demeden yapılan katliamların cezasız kaldığı bir dünya olmamalıdır. Dünya, rafinerilerin, gaz yataklarının, petrol üretim sahalarının ve elektrik santrallerinin vurulup çevre felaketlerine yol açanların serbestçe dolaşabildiği bir yere dönüşmemelidir. İnsan hak ve hürriyetlerine, emeğe, alın terine, gözyaşına, adalet ve eşitlik arayışına sırt çevirenlerin insafına asla terk edilmemelidir.
"DÜNYA, TÜRKİYE'NİN SAMİMİYETLE YÜRÜTTÜĞÜ DİPLOMATİK ÇABALARA SES VERMELİ"O sebeple dünya, Türkiye'nin samimiyetle yürüttüğü diplomatik çabalara ses vermeli ve savaşa karşı ortak bir tavır geliştirme basiretini göstermelidir.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:67
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 31 Mart 2026 12:49 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















