Bahçeli: Asıl rejim değişikliği İsrail de yaşanmalıdır
Ankara24.com, Haber7 kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.
GİRİŞ 24.03.2026 10:31 GÜNCELLEME 24.03.2026 11:22
Bu Habere 1 Yorum Yapılmış
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu.
Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları:
Bölgemiz savaşla kuşatıldı. Siyonist emperyalist cinayet şebekesi, Ramazan demedi, bayram demedi, mukaddes günlerimizi zindana çevirip zehirlemek için her şiddet yolunu denedi. Ramazan ayı, kalp temizliği için bir fırsat, vicdan muhasebesi için bir tedrisat, günahlardan arınma için manevi bir tahsisat olduğu halde, aynı zamanda daha iyi bir insan mertebesine erişmenin, merhamet ve müşfik münasebet ağı kurmanın, Müslüman gönüllerin hayır ve hasenatla doğrulmasının ruhsatını bahşetmesine rağmen, İslam âleminin nasiphanesine neyin düştüğünü, bundan ne kadar istifade edebildiğini hiç kuşkusuz sadece ve sadece Cenab-ı Allah bilecektir. İnsan içinden yenilenmeyince dışından eksilmiş olur. Bu kapsamda, onca sorun ve sıkıntının koyu gölgesi altında kalmış olsak da, iç medeniyet âlemimizin yenilenmesi ve yeniden yeşermesi hususunda mübarek günlerin bir dönüm noktası olmasını hasreten diliyorum.
Ramazan ayına manen fakir girip, ruhen zengin çıkmak ne büyük bahtiyarlıktır. Şu veciz sözü hatırlatmak isterim ki, insan esas itibarıyla efkârından değil, ef'alinden sorumludur. Ef'alimiz ise yani davranış ve eylemlerimizle hak yolunda, hakikat yolunda, nihayet Allah yolunda, tıpkı karıncanın ateşe su taşıyarak tarafını belli etmesine benzer şekilde, vaki tarafımızı açıkça gösterebildiğimiz ölçüde dengeli, tutarlı ve insan gibi bir hayatı iliklerimize kadar yaşamaya müstahak oluruz. Bir Müslümanın kalbi selime ulaşması ne cemaatin ne de cemiyetin işidir. Nitekim bu durum kişiye özeldir. Yani zata mahsustur.
"NİFAK TOHUMLARINI BİR BİR ÇÜRÜTMEK İÇİN FAZLA ARZULUYUZ"Türk İslam dünyası bağlamında kalbi selimin hatta aklı selimin neresinde olduğumuzu, neresinde bulunduğumuzu muhakkak sormak ve soruşturmak durumundayız. Savaşların ortasında hüzün sarmaşıklarının yüreklerimize yuvarlanması içimizi acıtsa da bayram günlerini yalnızca el ele değil, gönül gönüle geçirdik. Büyüklerin eli öpüldü, küçüklerin başı okşandı. Ramazan Bayramı ile bahar bayramı bu yıl birbirini tamamladı. Etrafımızda kanla, silahla, şiddetle çizilen dehşet tablosunu dikkatle takip ederken, milli birlik ve kardeşliğimizin güçlenen iç barış ve huzur ortamının en büyük direncimiz ve güvencemiz olduğunu bir kez daha gördük ve gösterdik. Aramıza saçılmak istenen nifak tohumlarını bir bir çürütmek için her zamankinden fazla arzuluyuz. Heyecanlıyız. Sonuna kadar da kararlılık içindeyiz. Bir olacağız. Beraber olacağız.
"DEVLETİMİZİN KÜRESEL GÜÇ OLMASI İÇİN BİR İMKAN DOĞMUŞTUR"Daha güçlü bir Türkiye amacımızdır. Daha müreffeh bir millet gayemizdir. Daha kuvvetli bir devlet gayretimizdir. Gönüllerinde vatan, millet ve bayrak sevgisi, kalplerinde aşkı bulan her insanımızla aynı parlak geleceğin taliplisi ve takipçisiyiz. Milliyetçi ülkücü hareket olarak katran dökmüş gecelerde ayazları yendik. Gözyaşlarımızı içimize akıtıp ya kader dedik. Ne olursa olsun Türk milletine hizmetten asla geri dönmedik. Başkalarının senaryolarıyla oyalanacak vaktimizin olmadığının farkındayız. Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır. Asırlar öncesinde olduğu gibi devletimizin küresel güç olması için yeni bir imkan doğmuştur. Türk ve Türkiye Yüzyılı atılımı bunun için muteber bir yol haritasıdır. Aynı şekilde Terörsüz Türkiye hedefi önümüzdeki tarihi bir fırsat kapısıdır. Türkiye'nin ve bölge ülkelerinin kalıcı ve kapsayıcı barış ve bayram ortamına kavuşması evvela dayanışmayla, yardımlaşmayla, aynı kıbleye dönmenin, aynı safta birleşmenin emsalsiz mükafat ve mücadelesiyle sağlanacaktır.
Artık Türk İslam coğrafyalarında savaşlar bitsin istiyoruz. Artık masumların, çocukların, savunmasız ve sivil halkların katledilmesine tahammül edemiyoruz. Bu zulmün son bulmasını diliyoruz. Artık semalarda füzelerin izi değil, hilalin şan ve şerefi, birliği ve dirliğin namus seslenişi hakim olsun anlayış ve özlemindeyiz. Böylesi bir uyanış ve siliniş, hürriyete, paylaşmaya, hakkaniyete hasret insanlık için Türkiye'mizi de bir kutup başı yapacaktır. Tekraren vurguluyorum ki Selçuklu Devleti'nin bayrağında iki yöne bakan çift başlı kartaldan Osmanlı'ya ve Cumhuriyet'e miras kalan stratejik vizyon hepimize rehber olmalıdır. Bu bir pençesi batıyı, diğer pençesi doğuyu kavrayan ve üç kıtada muazzam bir coğrafyayı koruyucu kanatları altına alan ahlak ve asalet simgesidir. Bu mirastan doğan al bayrağın jeopolitiğinin önü de ardına kadar açıktır. Sonsuza kadar var olacak Türkiye işte bu vizyondan doğacaktır. Bütün bunlar dünyaya yalnızca başkent Ankara'dan bakarak gerçekleşecektir. Dünyanın Türkçe okunacağı böylesi bir hakimiyet ise asla saldırgan, sömürücü, baskıcı olmayacaktır. Bu gerçeği yalın olarak görmek isteyenlerin bin yıllık tarihimize bakmaları yeterlidir. Dünyadaki gelişmeleri doğru okuyabilen bir görüş derinliği ile insanlığın yaşadığı ahlak ve değer buhranını analiz eden manevi yorgunlukla, mazlum toplumlara ait emek, değer ve kaynakların nasıl sömürüldüğünü gören sorgulayıcı bakışla, beşeriyeti rakip gibi değil, Allah'ın emaneti bir kutlu paylaşma vasıtası olarak yorumlayan adalet duygusuyla, bunları akıl, sabır, iman, irade, vizyon, bilgi, dikkat ve sevgi ile oluşacak bir terkiple çıkacağımız yol bizi mutlaka süper güç Türkiye'ye taşıyacaktır. Bölgemiz barış ve huzur sancağının altında toplanacaktır.
Türkiye'miz milletin değer, inanç ve ülküleriyle milli statüsünü kendi çizebilirse ki çok şükür bu yapılmaktadır işte o zaman insanlık barışa, huzura, adalete biraz daha yaklaşacaktır. Bu nedenle Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak öncelikle ülkemize olan sorumluluklarımız kadar İslam toplumlarına ve Türk dünyasına, ardından bütün insanlığa da ihmal edemeyeceğimiz sorumluluklarımız vardır ve olacaktır. Bu düşüncemiz asla bir hayal değildir. Tarihte Türk devletleriyle yaşanmış, denenmiş ve başarılmıştır. Bugün gerçekleşmemesi için de hiçbir neden yoktur.
"KATAR ŞEHİTLERİMİZE ALLAH'TAN RAHMETLER DİLİYORUM"Sözlerimin bu aşamasında sizlerin, aziz milletimizin, Türkistan âleminin mübarek Ramazan Bayramı'nı bir kez daha kutluyorum. Nevruz Bayramı'mızın yeni bir diriliş ruhuna kaynaklık etmesini temenni ediyorum. Ayrıca Katar Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde eğitim uçuşu yapan, Katar Silahlı Kuvvetleri envanterine kayıtlı bir helikopterin kaza kırıma uğrayarak düşmesi, bunun sonucunda bir askerimizin ve iki ASELSAN çalışanımızın yanında dört Katar askerinin de şehit düşmesi hepimizi hüzne boğmuştur. Aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmetler diliyorum. Acılı ailelerine, mesai arkadaşlarına, milletimize, dost ve kardeş ülke Katar'a başsağlığı dileklerimi iletiyorum.
"BM'NİN EN ACİZ VE PERİŞAN DÖNEMİ"Değerli arkadaşlarım, insanoğlu Hz. İbrahim ile Nemrut'u birlikte gördü. İnsanoğlu Hz. Musa ile Firavun'u birlikte gördü. İnsanoğlu Hz. Muhammed ile Ebu Cehil'i birlikte gördü. Ve sonunda yine gördü ki temiz vicdan, sağlam irade, dürüst ahlak, doğru tercih, samimi inanç daima üstün gelmiş, zaman zaman bir adım gerilese bile her zaman iki adım öne sıçramayı başarmıştır. İzan aklın terbiyesidir. İdrak, akıl erdirme, bir işin gerçeğini bütün boyutuyla kavrama hasretidir. Şayet izan yoksa idrak olamaz. İdrak yoksa mizacın iyi olması tek başına bir anlam ifade edemez. Aynı anda küresel ve bölgesel sıcak gelişmelerin akışına bakarsanız görürsünüz ki akıl, izan ve idrak kaybolmuştur. Kaybolan bir değeri olmadığı yerde arayıp bulmak ise hayal ötesi bir beklentidir. Uluslararası insancıl hukuk paçavraya dönmüştür. Çünkü ne dikkate alan, ne saygı duyan, ne de riayet ve itibar eden kalmıştır. Bilhassa uluslararası barış ve güvenliği korumak, insan haklarını geliştirmek, sürdürülebilir kalkınmayı temin etmek maksadıyla 24 Ekim 1945 yılında kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarihin en aciz ve perişan dönemine hapsolmuştur. Fiilen hukuksal işlevini ve bağlayıcılığı iradesini kaybetmiştir. Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail'in eş güdüm halinde İran'a karşı icra ettikleri orantısız, haksız ve gerekçesiz saldırıların 25. gününde komşu coğrafyalar toz duman içindedir. Trump'ın İran'ı yok edeceğiz tehdidi, İran Dışişleri Bakanı'nın Amerikalılara müzakereler sonsuza dek sona ermiştir açıklaması, İsrail Başbakanı'nın şiddet dozajının artacağını söyleyerek savaşın ne kadar gerekirse o kadar süreceğini ifade etmesi barış ümitlerini sekteye uğratmaktadır.
Siyonist emperyalist haydutluğun dünya için stratejik öneme haiz İran'ın Pars doğal gaz sahasını ve nükleer tesisini vurması, bunun ardından İran'ın Katar ve Suudi Arabistan'daki rafinelerin yanında İsrail'in nükleer sahası olan Arad ve Dimona'yı misillemede bulunması tansiyonu zirveye çıkarmıştır. Kâbus senaryolarının tedavüle sokulması, üst düzey devlet ve siyaset insanlarına doğrudan suikastların yapılması, 3. Dünya Savaşı'nın fiilen başladığına dönük iddiaların servis edilmesi, nükleer silahların kullanımıyla ilgili korku verici imaların sıradanlaşması, enerji krizinin kapıya dayanması bu çerçevede Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi, Süveyş Kanalı'nı içine alan kaygı uyandıran hesaplaşmalar ve karşılıklı gözdağları savaşın başlangıç noktasından öngörülemez ve kontrol edilemez bambaşka mecralara savrulduğunu göstermektedir. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları öncesinde yoğunlaşan tahliye vanaları kapalı duran jeopolitik sıkışmanın ve zora dayalı sertleşmenin devamlı tırmandığı siyasi, askeri ve ekonomik basıncın aynısı, belki daha fazlası bugün müşahede edilmektedir. İran'ın dini liderlerinin, devlet ve siyaset hayatında sivrilmiş üst düzey isimlerin nokta operasyonlarla hedef alınması husumeti genişletmekle kalmayıp uzun seneler boyunca sürecek itilaf ve cepheleşmeleri de derinleştirmektedir. 28 Şubat'tan bu yana İran İslam Cumhuriyeti'nin kolay lokma olmadığı anlaşılmıştır. Rejim ve devlet yönetimi etrafında kenetlenen, tek yürek halinde birleşen İran halkı saldırılara karşı adeta etten duvar örmüştür. Sınırlarımızın diğer yakasında süregelen savaş göstermiştir ki bir halkı, bir milleti içten çözmeden hiçbir muhasım gücün başarı şansı yoktur.
İşte bu yüzden terörsüz Türkiye hedefimizin hem Allah'ın bir lütfu hem de aziz Türk milletinin tarih, kültür ve egemenlik sacayağındaki muazzez ve müessir iradesinin hikmetli aklı olduğu belgelenmiş, hamdolsun teyit edilmiştir. Terörsüz Türkiye hedefimize dudak bükenler şimdi köşe bucak saklanmaktadır. Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge çağrımıza şaşı bakanlar, olmadık suçlamalarda bulunanlar, üstelik milletsiz ve milliyetsiz milliyetçilik anlayışına yaslanarak olmayan dağı delip bulunmayan suyu akıtanlar haklılığımızın berraklaşmasıyla kamyon farı görmüş tavşan gibi dona kalmışlardır. Biz yine de onların donup kalmalarını değil, Türk ve Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüze omuz vermelerini istiyor, buna davet ediyoruz. Biz yine de onların huzurlu, güvenli, istikrarlı, ekonomik refaha ulaşmış, diplomaside altın çağını yaşayan, güçlenen ve gürbüzleşen Türkiye için harekete geçmelerini bekliyoruz. Terörsüz Türkiye, ateşin göbeğine düşen coğrafyalar ve komşu devletler karşısında ülkemin her köşesinde milli yürekleri sulayan zemzem suyudur. Terörsüz Türkiye, Türk ile Kürt'ün ebedi kardeşlik baharı, ortak kader ve keder paydasında yek vücut olma halinin sudur etmesidir. Kukla ile kuklacı aynı maldır, birinin fiili ötekinin suretidir. Biz kuklaları ve kuklacıları aramızdan söküp çıkarıyoruz. Dilimiz birdir, kıyamete kadar var olacak kardeşliğin dilidir. Dinimiz birdir, itikad ve imanımızın müşterek dairesinde birliğin ilahi meşalesidir. Vatanımız birdir, acımız birdir, amacımız birdir, atimiz birdir, mazimiz birdir, Türk ile Kürt bozulamayacak kardeşliğin nişanesidir. Hep birlikte Türk milletiyiz, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti'yiz.
Coğrafyalar deprem geçirirken, çağ bozguncularını güldürmeyeceğiz. Birlikte ve beraberce bayrağımızı asla indirttirmeyeceğiz. Kimlik siyasetinin sonu yoktur. Etnik ve mezhep temelli kamplaşmanın kazananı yoktur. Ancak her şeyden önce Türkiye demenin beka düzeyinde önceliği vardır ve olacaktır. Terörsüz Türkiye hedefimiz kapsamında ihtiyaç duyulan ilgili komisyonun hazırladığı rapora binaen demokratik ve hukuki düzenlemeler adım adım yerine getirilecektir. Bu süreçte yanlış anlamalara meydan verecek, vehimleri teşvik edecek, kırılganlıkları artıracak sancılı açıklamalardan özenle kaçınmak esas olmalıdır. On yıllar boyunca milletimizin ve ülkemizin önünü kapatmış, pek çok ağır tahribata, kayba ve kabarık faturaya yol açmış terör husumetinin tamamıyla sonlandırılmasıyla Türk Milleti ortak paydasında buluşmuş her insanımız kazançlı çıkacaktır. Süreci boğmanın, aceleye getirmenin, tartışmaları alevlendirmenin alemi yoktur. Yola çıktık, inşallah varacağız. Hedef koyduk, inşallah ulaşacağız. Terörsüz Türkiye dedik, Allah'ın izniyle ve muhakkak surette başaracağız. Terörsüz Türkiye, koynunda haç taşıyanlara karşı hilalin duruşudur.
"REFORMLAR AŞAMA AŞAMA HAYATA GEÇECEKTİR"
Coğrafyamız her yandan o kadar düşmanla, rakiple sarılmıştır ki felaketler arasında durmadan bilendik. Bir toprağın coğrafyadan vatana yükselişi kaç milyon faciaya, acıya, hatıraya mal olmuştur. Çocuğun doğarken kaç kere anasını öldürüp dirilttiği gibi coğrafya da vatan olurken üstündeki milleti defalarca sınar. Muhatap olduğumuz her müşkilat, katlandığımız her müessif olay daha huzurlu ve daha güvenli bir Türkiye'nin geleceğinin kefaretidir. Türk milleti kesin hükmünü Malazgirt'te vermiş, ayak bastığı toprakların ruhuna vatan sedasını can pahasına üflemiştir. Bu emaneti Türk'üyle, Kürt'üyle, velhasıl büyük bir millet müktesebatıyla istikbale taşımak milli görevimizdir. Bunu da istikbalimizin onuruyla gerçekleştirmek yegane seçenektir. İnanıyorum ki bayramın ardından dört başı mamur reformlar aşama aşama hayata geçecektir. Ucuz hesaplara tevessül etmeden, sığ anlaşmazlıklardan çıkar devşirmeden, basit yargıların peşine takılmadan, maşeri vicdanın beklentisine mücavir yasal ve demokratik adımlar sırasıyla atılacaktır. Türkiye'mizin yeni yüzyılda kronikleşmiş ve kökleşmiş sorunlarından kurtarılması gerçek vatanseverliktir. Gerçekçi milletseverlik ve milliyetçiliktir. Türk ile Kürt ancak beraberken güçlüdür. Birliğin olduğu yerde dirlik vardır. Esenlik vardır, gelişmişlik vardır, kuvvet vardır, kudret vardır. Ölmüşlere rahmet, yaşayanlara ise selamet vardır. Tevazu ve teenniyle yol alacağız. Dayanışma ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Konuşarak, dinleyerek, iş birliği kanallarını işleterek, sağduyuyla hareket ederek, empatiyle ilerleyerek, temkinli ve iyimserliği de elden bırakmayarak devletin ve milletin tartışılmaz, tartılamaz haklarını hep birlikte koruyup kollayacağız. Türkiye'miz bölgesinde ve dünyada her alanda örnek gösterilecektir. İstikrarımız, itibarımız, milli irademiz parmak ısırtacaktır. Türk milleti kardeşliğine ve kaderine ön şartsız sahip çıkacaktır.
"ASIL İSRAİL REJİMİ YIKILMALIDIR"Terörsüz Türkiye belirli, süreli ve çekişmeli bir spor müsabakası değildir. Bu yüzden mağlup olan ve sahadan boynunu eğip çıkacak taraflar da asla olmayacaktır. Terörsüz Türkiye doğaçlama nitelikli bir tiyatro da değildir. Özünde ve ağırlık merkezinde devlet aklı vardır, millet ahlakı hakimdir. Terörsüz Türkiye nefsî bir macera değildir. Zamanlar üstü bakış ve kavrayış özelliğiyle Türk milletinin topyekûn barış ve kardeşlik sancağının altında toplanmasını esas almaktadır. Tek tabidir ki gayret bizden, tevfik Allah’tandır diyoruz. Kur’ân-ı Kerim’in ayetlerinde açık açık anlatılan ve aslında herkesin bildiği veya bilmesi gerektiği hakikat şunlardır. Her kim ilmiyle övünüyorsa iblise bakmalıdır. Her kim mevkiyle övünüyorsa Firavun’dan ibret almalıdır. Her kim servetiyle övünüyorsa Karun’dan ders çıkarmalıdır. Her kim rütbesiyle övünüyorsa Firavun’un veziri Haman’a kafa yormalıdır. Allah katında üstünlük şüphesiz takvadadır. Dahası galip olan yalnızca ve yalnızca Allah’tır. Merhum halk ozanımız Âşık Veysel’in şu sözü ne kadar da mühim ve müstesna mahiyetlidir, kötü niyetle iyi murada varılamaz. Niyetimiz halis, mücadelemiz hasbi, çabamız haysiyetli ve huzur dolu bir geleceğin mimarisidir. Siyasi ikbal için, siyasi ihbar için Türkiye’nin istiklaline gölge düşürmeye heves etmiş zevatın çürümüş ve yozlaşmış siyasi ezberlerini çiğneye çiğneye sırat-ı müstakim üzere duruşumuzu bir hakkın koruyacağız. PKK’nın kurucu önderliğiyle aramızda kırmızı bir hat olduğunu iddia eden müfterilerin bizatihi büyük Türk milleti tarafından kırmızı kalemle üzerlerinin çizileceğine de mutlaka şahitlik edeceğiz. Zaman en büyük ilaçtır. Sabır en güçlü silahtır. Çok şükür ilacımız da silahımız da tamdır. Türkiye, ABD ve İsrail ortaklığının İran’ı hedef alan saldırıları karşısında barışçıl arayışlarını samimiyetle dile getirmekte ve ifa etmektedir. Memnuniyetle söylemeliyim ki Türk dış politikasının uygulayıcıları görevlerinde dikkatli ve ciddi, temaslarında saygılı ve hazırlıklı, sözlerinde kısurdan uzak ve nazik, düşüncelerinde olgun ve yapıcı, eylemlerinde ısrarlı ve seviyelidir. Cumhurbaşkanımız diplomatik temasları aralıksız sürdürmektedir. Dışişleri Bakanımız son derece dengeli ve şuurlu bir şekilde Türkiye’nin mesajlarını, hassasiyetlerini ve takip edilen seviyeli siyaseti muhataplarına anlatırken faal şekilde barış ve uzlaşma atmosferinin tecelli etmesi için çırpınmaktadır. Fakat savaşan taraflar arasında kategorik ve kutuplaşmış bir ayrılık ve çok keskin aykırılık söz konusudur. Tehditvari konuşmaların bariyer kapakları tamamen kaldırılmıştır. Hürmüz Boğazı’nın açılması hususunda ABD Başkanı’nın 48 saat mühlet tanıması, aksi halde çok sert karşılık verileceğini duyurması, buna cevaben İran’ın eğer enerji altyapısının güvenliği ihlal edilirse bölgedeki Körfez ülkeleri de dahil Amerika Birleşik Devletleri’ne ait tüm enerji, bilgi teknolojisi ve tuz arıtma tesislerinin hedef alınacağını ilan etmesi tehlikenin geldiği seviyeyi göstermesi bakımından kayda değerdir. Körfez ülkelerini içine alacak bir savaş ve çatışma ikliminin oluşması yalnız bir bölgeyle sınırlı kalmayacak, dalga dalga yayılacak ve yaygınlaşacaktır. Uluslararası toplum sıcak savaş ortamına tribünden bakmayı terk etmelidir. En azından her ülkenin, buna bazı İslam ülkeleri de dahil, İspanya Başbakanı’nın onurlu, ilkeli ve cesur tavrından ilham almaları, bununla mündemiç hareket etmeleri insani değerlerin ve devletlerin egemenlik hukukunun savunulması adına tarihi bir mecburiyettir. Korku duvarlarını yıkmış bir milletin evladı olarak bunu beklemek en tabii hakkımızdır. Çünkü bu dünya insanın diyen herkesin ortak yaşama alanıdır. Bu alanın balistik füzelerle enkaza çevrilmesi, stratejik, siyasi, enerji, ekonomik ve sulh savaşlarıyla tahrip edilmesi uzun seneler altından kalkılamayacak bir felaketin eş zamanlı ayak sesleridir. Savaş durmalıdır, silahlar susmalıdır, diplomasi ve diyalog öne çıkmalıdır. Masum insanların ölümü cinayettir. Kim veya kimler bu cinayete ortaksa insanlık karşısında suçludur. İsrail gözü kararmış, kan içen, can alan, önüne gelen saldırgan bir ölüm aygıtına dönüşmüştür. Şimdi herkes duysun, asıl rejim değişikliği, asıl yönetim değişimi İsrail’de yaşanmalıdır. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nın ilk gündemi evvela bu olmalıdır. İsrail’in Amerika Birleşik Devletleri’nin yönetim sistemine nüfuz etmesi, karar ve denetim organlarına şu ya da bu yolla istikamet çizmesi büyük bir tehlikedir. Amerikan halkına da direkt hakarettir.
Ayşe Çolpan Tan Haber7.com - Editör
Editör Hakkında 1990 yılında İstanbul’da doğdu. Meslek hayatına Aydın Doğan Anadolu İletişim Meslek Lisesi’nde Gazetecilik bölümü okuyarak başladı. İlk stajını Hürriyet Gazetesi’nde yaptı. Üniversiteyi ise İstanbul Üniversitesi Radyo Televizyon Yayımcılığı bölümünde tamamladı. 2009 yılında Milliyet Gazetesi’nde internet haberciliğine başladı. 15 senelik kariyerinde çok sayıda gazete, haber portalı ve televizyon bulunmaktadır. Meslek hayatına Haber7.com’da “Gündem Editörü” olarak devam etmektedir. Evli ve 2 çocuk annesidir.
YORUMLAR 1
Bir Yorum YapınGÖNDER
Sami 41 dakika önce Şikayet Et
Siyonist şebekenin faaliyetlerinden çok memnun olan bölücü örgüt ve yandaşları umut bağlamış İsrail bize devlet kuracak diye hepsini tarihe gömmeli.
Beğen Cevapla Toplam 19 beğeni
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:65
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 24 Mart 2026 11:23 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















