Aziz İhsan Aktaş davasında 9. gün! Ahmet Özer savunma yaptı: Bir yıl boyunca dosyama tek delil sunulmadı
Ankara24.com, Halktv kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.
Kamuoyunda “Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası” olarak bilinen davada, aralarında 5’i tutuklu 7 CHP’li belediye başkanının da bulunduğu 200 sanığın yargılanmasına, ilk duruşmanın 9’uncu gününde devam edildi. Duruşmada tutuksuz sanıkların savunmaları alındı.
Sanıklardan Ali Haydar Topçu, savunmasında iddianamede kendisine yöneltilen eylemlerde hukuka aykırı bir durum bulunmadığını savundu. İhalelerin mevzuata ve yasalara uygun şekilde gerçekleştirildiğini belirten Topçu, hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını ve beraatıne karar verilmesini talep etti.
Aziz İhsan Aktaş davasının 8'inci gününde neler yaşandı?
Duruşmada Kazım Taylan Sever de savunma yapan isimler arasında yer aldı.
Öte yandan İETT Mali Hizmetler Daire Başkanı Şeyhmus Oral ile İETT Planlama Şefi Ülkü Şenel Kaya da kürsüye çıkarak beyanda bulundu. Avcılar Belediyesi'ne yönelik soruşturma kapsamında dinlenen sanıklardan Alper Çelik, Aydın Deniz Çelik, Ersu Aşkın, Gökhan Kaymak, İsmail Kurtuluş ve İzzet Yamaç savunmalarını yaptı.
İETT Genel Müdürü İrfan Demet’in savunmasına geçildi. Emekli subay ve 30 yıllık kamu çalışanı olduğunu belirten Demet, şunları dile getirdi:
“YOLCU TAŞIMAYAN ARAÇLARA ÖDEME YAPILMAMASI USULÜ BENİMSENMİŞTİR”“Tarafıma isnat edilen husus ise 27 Nisan 2020 tarihinde göreve başladığım İETT Araç Bakım Onarım Daire Başkanlığı görev dönemime aittir. Hakkımdaki suçlamalara konu olan ihalelerle ilgili bazı teknik bilgileri izah etmek istiyorum. Bugün burada olmamın gerekçesi hem 9 Mart 2021 tarihli 58 bin 944 sayılı ihale hem de 9 Haziran 2022 tarihli 455 bin 229 sayılı ihaledir. Gerekli yeterliliğe sahip, tüm isteklilerin katılabileceği şekilde açık ihale yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Her iki ihalede de amaç ülkemizin en büyük ve en köklü toplu ulaşım kurumu olan İETT’nin İstanbul halkına sunduğu toplu ulaşım hizmetlerindeki otobüslerin bakım ve onarımlarının gerektiği şekilde ve zamanında yapılarak toplu ulaşım hizmetinin aksamadan sürdürülebilmesidir. Zira İstanbul gibi en büyük kentlerden birinde İETT, 6 bin 800 araçla bir günde 64 bin sefer gerçekleştirmekte. Bir günde 1 milyon 400 bin kilometre yatmaktadır. 5 milyonluk yolculuğu bir günde gerçekleştirmektedir. Açık ihale yöntemiyle gerçekleştirilen her iki ihale de belirli garajlarda belirli sayıda araçlara yöneliktir. Yani tüm İETT araçlarına ve garajlarına yönelik ihaleler değildir.
“USUL ESKİDEN NASILSA AYNI ŞEKİLDE DEVAM ETTİK”9 Mart 2021 tarihli ihale, 25 milyon 401 bin 200 kilometre otobüs, bakım ve onarım hizmet alımı 295 aracı; 9 Haziran 2022 tarihli ihale ise 11 milyon 53 bin kilometre otobüs bakım onarım hizmet alımı ihalesi 298 aracı kapsayan ihalelerdir. Gerçekleştirilen bu ihaleler kilometre ödemeli usulde gerçekleştirilmiş. Servise verilmeyen, yolcu taşımayan ve kilometre yapmayan İETT araçlarıyla ilgili olarak herhangi bir ödeme yapılmaması usulü benimsenmiştir. Bu ihalelerde serviste kilometre yapmayan araçlar için yüklenici şirketlere herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi arıza veya seferin aksatılması durumlarında da ayrıca yüklenicilere cezalar uygulanmaktadır. Bu yöntem kurumumuzda 2015 yılından beri uygulanan, yani son 11 yıldır uygulanmakta olan bir yöntemdir. İETT’deki araç bakım ihaleleri, göreve başladığım 27 Nisan 2020 tarihinden önce de her yıl aynı şartnamelerle, aynı şekilde aynı ihale komisyonları tarafından gerçekleştirilmiştir. Hâlen aynı şekilde de gerçekleştirilmeye devam etmektedir.
“BEN TERÖRLE MÜCADELE EDİYORDUM”İhale komisyonu yıllardır aynı şekilde oluşturulur. Yani araç bakım daire başkanı, ihale yetkilisidir orada. Satın alma daire başkanı, yıllardır ihale komisyonu doğal başkandır. Yani farklı ihaleye göre farklı bir ihale komisyon başkanı oluşturulmaz. Başkan hariç dört üye vardır. Bunların da üçü hep aynıdır zaten. Bir tanesi satın alma daire başkanlığındaki ihale işleri müdürü, diğeri araç bakım daire başkanlığındaki planlama müdürü, diğeri mali hizmetler daire başkanlığındaki muhasebe müdürü. Burada benimle birlikte yargılanan arkadaşlar ihale komisyonu üyeleri. Sadece hangi garajın ihalesi yapılıyorsa o garajın müdürü dördüncü üye olarak verilir. Sadece dördüncü üye değişir. Diğerleri yıllardır aynıdır. Benimle birlikte yargılanan tüm arkadaşlarım işlerini kanunlara, nizamlara göre yapan; aslında hepsi de 15 yılın üstünde bu görevleri yapan, İETT’de olan, hep bu işleri yapan arkadaşlar. Ben de göreve başladıktan sonra ne ihale komisyonundan bir üyeyi ne araç bakım daire başkanlığındaki ihale şefliğinden herhangi bir kimseyi değiştirmedim. Oraya yeni bir kimseyi asla atamadım. Eskiden kanunlara ve nizamlara uygun olarak nasıl usul devam etmişse biz de aynı şekilde göreve başladıktan sonra bu kanunlara ve nizamlara uygun olarak ihaleleri yapmaya aynı şekilde, aynı şartnamelerle devam ettik.
"BİR YIL BOYUNCA DOSYAMA TEK BİR TANE DELİL SUNULAMADI"Yine suçlanmama konu ihalelerin yüklenicisi olan söz konusu şirket de 2018 yılından itibaren bu ihalelere katılmış ve o tarihlerde de bazı ihaleler yine bu firmanın uhdesine bırakılmıştır. 2018 yılında ben Şırnak Çakırsöğüt Jandarma Komando Tugay Komutanlığı’nda birlik komutanı olarak terörle mücadele ediyordum. Kurumumuzda 11 yıldır süren mevcut bu yöntem ile yapılan otobüs bakım, onarım hizmet ihaleleri, garaj işletim modeli olarak tanımlanan tüm işlemlerin birbiriyle doğal, bağlantılı, ayrılamaz, birbirinin tamamlayıcısı olduğu kompleks ihale süreçleridir. Anlaşılacağı üzere söz konusu ihaleler, araçlara ilişkin belirttiğim tüm aşamalara yönelik hizmetlere sunulduğu ve buna karşın İETT tarafından yalnız kamu menfaatleri gereği çalışan, kilometre yapan araçlara ödeme yapılan kompleks ihale süreçleridir. İddianamede doğrudan şahsım tarafından gerçekleştirilen somut herhangi bir eylem ve davranıştan bahsedilmemiştir. Ayrıca hiçbir tanık ya da şikayetçi tarafından da ismim zikredilmemiştir.”
Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer de söz konusu dava kapsamında savunma yaptı.
Özer'in savunmasında şu ifadelere yer verildi:
CHP’ye yapılan operasyonlar sonucunda benim de çuvalın içine atılarak 1 yıldır tutuklu kalmamla, Esenyurtlulardan uzak kalmamla, ailemin bu hukuksuzluklarla karşı karşıya bırakılarak işkence edilen bir süreçten geçiyoruz. Bütün Esenyurt benim ihaleye fesat karıştırmayacağımı biliyor. Dosyama tek bir tane delil sunulamadı. Hiçbir iddiaya dayanmayan, altı boş bir isnatla bugüne kadar geldik. Bugüne kadar mahkeme yüzü görmemiş biri olarak belediye başkanı seçilince her şey oldu.
Sayın mahkeme heyeti, savunmamı üç ana başlık altında ele alacağım. Öncelikle yapılan bu hukuksuzluğun, içinden geçilen süreçle ilgili kısa bir değerlendirmesini yapacağım. Ardından tek tek cevaplayıp çürütmeye çalışacağım. Nihayetinde de bir değerlendirme yapıp savunmamı bitireceğim.
Sayın Başkan, bildiğiniz gibi herkesin bir sivil hikâyesi vardır. Benim hikâyem eğitime ilişkindir, bilime ilişkindir ve nihayetinde hayat boyunca iyi insan yetiştirmeyedir. Her daim insanların özgürlüğü, mutluluğu ve refahı için çaba sarf eden bir vatandaş olarak yaptığım işlerde, üstlendiğim görevlerde şeffaf ve adil davranmayı hayatım boyunca düstur edindim. Böyle bir insan olarak hayatımda tek bir kara leke bulamazsınız. Buna herkes basit bir bakışla tanıklık edebilir.
Üniversitede bölüm başkanlığından rektörlüğe kadar birçok görev yaptım. On binlerce öğrenci yetiştirdim. Yetiştirdiğim öğrenciler arasında hâkimler, savcılar, bakanlar ve milletvekilleri var. Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında çalışmalarda bulundum. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Çevre Şehircilik Şurası üyesiyim. Kırk dört kitap yazdım, iki yüz makale ve üç yüz elli bildiriye imza attım. Gerek akademik çalışmalarım gerekse demokratik çalışmalarım nedeniyle altı ödül aldım. Bunların arasında 'Yılın Başarılı Belediye Başkanı' ödülü de bulunmaktadır.
Şu kaderin cilvesine bakın ki, bütün bunların ötesinde akademik hayatım boyunca yolsuzluklarla ilgili kitaplar ve makaleler yazmış biri olarak, bugün siyaset oyununun bir kurbanı olarak ihaleye fesat karıştırmak gibi beni irite eden ve söz konusu dahi etmeyeceğim bir iddiayla karşı karşıyayım. Bunun en bariz sebebi şudur Sayın Başkanım: Ben bütün hayatımı ülkeme, barışa ve demokrasiye adamış bir insanım. Türkiye’de beni tanıyan herkes bunu bilir.
Ama maalesef Esenyurt Belediyesi’ne el koymak için bir şafak operasyonuyla, düzmece bir dosyayla tutuklandım. Daha sonra kısa süre içerisinde dosyanın boş olduğu, beraat edeceğim ve tahliye olacağım görülünce, adeta denetleme yaparcasına ikinci bir operasyonla yeniden tutuklandım ve on ay boyunca bu dosyadan tutuklu kaldım. Bütün mesele, içinden geçtiğimiz süreçte konjonktürün dayatmasıyla, birtakım siyasi hesaplarla Cumhuriyet Halk Partisi’ne yapılan operasyonlar sonucunda benim de bu çuvalın içine atılmamdır.
Bir yıldan fazla süredir hapiste kalmam, Esenyurt Belediyesi’ne hizmet etmekten uzak kalmam, ailemin ve sevenlerimin bu süreçte adeta işkenceye maruz bırakılmasıyla ağır bir dönemden geçiyoruz. Bu nedenle buradan hakka, hukuka ve adalete sesleniyorum ve adaletin gerçek anlamda mülkün temeli olmasını diliyorum.
Bütün Esenyurt beni biliyor. Benim ihaleye fesat karıştıracak bir adam olmadığımı biliyor. Buna rağmen birtakım iddia ve isnatlarla buradayım. Peki bu iddialara dair bir delil var mı, bir isnat var mı? Hayır. Bir yıl boyunca dosyama tek bir tane delil sunulamadı. Hiçbir iddiaya dayanmayan, altı boş bir biçimde bugüne kadar geldik.
Bugüne kadar mahkeme yüzü görmemiş, hakkında tek bir soruşturma dahi açılmamış bir insan olarak, Esenyurt’ta iki kişiden birinin oyunu alıp belediye başkanı seçilince her şey birdenbire altüst oldu. Bundan dolayı son derece üzgünüm. Üzgünlüğümün bir nedeni şahsım ise, bir nedeni de ülkemizin içinden geçtiği süreçte hepimizin dayanağı olan hukuk sisteminin siyasal amaçlarla kullanıldığını görmekten kaynaklanmaktadır.
Oysa bizi bir arada tutacak, bizi geleceğe taşıyacak, bizi ortak vatanda güçlü bir ülke yapacak tek dayanağımız hukuktur. Hukuk çürürse her şey çürür. Ülkede adalet olmazsa devlet zaafa uğrar. Zaafa uğrayan bir devletin de kimseye bir faydası, bir yararı olmaz.
Sayın Başkanım, göreve geldiğim andan itibaren devletin ve belediyenin malına, mülküne tek bir kuruş zarar vermemek ilkesini benimsedim. Hayatım boyunca şiar edindiğim ilkelerle böyle bir suçlamanın örtüşmesi mümkün değildir.
Ben bu dünyaya iz bırakabilmek, bir hizmette bulunabilmek için geldim. Ancak bugün bu durumlarla karşı karşıya kaldım.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:24
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 10 Şubat 2026 14:53 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















