Ayasofya da Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı restorasyonu: Bakan Ersoy çalışmaları yerinde inceledi Kültür Sanat Haberleri
Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
İstanbul’un en önemli inanç ve kültür mirasları arasında yer alan Ayasofya-i Kebir Camii ile Sultanahmet Camii’nde yürütülen restorasyon çalışmalarını yerinde inceleyen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, çalışmaların geldiği son aşamaya ilişkin basın mensuplarına değerlendirmelerde bulundu.
Süreçlerin; kapsamlı tetkik, belgeleme ve planlama aşamalarının yanı sıra bilim insanlarıyla yapılan istişareler ve bilim kurullarının karar ve denetimleri doğrultusunda yürütüldüğünü kaydeden Ersoy, Sultanahmet’te çalışmaların tamamlandığını, Ayasofya’daki uygulamaların ise hızla sürdüğünü bildirdi.

Bakan Ersoy, Bakanlık olarak kültür ve turizm alanında tarihi emanetlerin vazgeçilmezliğini her fırsatta vurguladıklarını belirterek, bu yaklaşımın yalnızca söylemde kalmadığını ifade etti.
Göreve geldikleri günden itibaren restorasyon, inşa ve ihya çalışmalarını ana hizmet başlıklarından biri haline getirdiklerini kaydeden Ersoy, kültür varlıklarının ve kadim medeniyet mirasının korunmasına yönelik projelerin sahada somut karşılık bulduğunu dile getirdi.
Bodrum Kalesi’nden Sümela Manastırı’na, Selimiye’den Kariye Camii’ne, Galata ve Kız Kulesi’nden Sirkeci ve Haydarpaşa garlarına, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nden Rami Kütüphanesi ve Atlas Pasajı’na kadar çok sayıda eserin titizlikle restore edildiğini aktaran Ersoy, yalnızca İstanbul’daki çalışmaların dahi kapsamlı bir envanter oluşturduğunu belirtti.
“Geleceğe Miras” projesi kapsamında yürütülen restorasyonların geniş bir coğrafyaya yayıldığını ifade eden Ersoy, projelerin ayrıntılarına değinmenin günler sürecek bir tablo ortaya koyacağını söyledi. Asrın felaketinden etkilenen 11 ilde tamamen yıkılan eserleri yeniden ayağa kaldırdıklarını vurgulayan Ersoy, yurt dışında da ata yadigârı eserlerin ihyası için önemli adımlar atıldığını bildirdi.
Tiran’daki Ethem Bey Camii’nden Macaristan’daki Gül Baba Türbesi’ne kadar gönül coğrafyasında hayata geçirilen projelerin kapsamlı bir liste oluşturduğuna işaret eden Ersoy, kültürel mirasın korunmasını stratejik bir sorumluluk olarak gördüklerini sözlerine ekledi.
Ersoy konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bunların her biri çok değerli bilim insanlarımızın oluşturduğu kurulların denetiminde, yine çok değerli uzmanlarımızın ve işçilerimizin sahadaki özverili, son derece hassas ve titiz uygulamalarıyla hayata geçiriliyor. Eserlerimizi, mümkün olan en özgün formuyla yeniden ayağa kaldırıyor ve bunu yıllarca korumasını sağlayacak şekilde, zemin etüt çalışmaları ve statik güçlendirmelerden tutunuz da çevre düzenlemelerine kadar çok farklı başlıklarda çalışmalar yürütüyoruz. İşte Ayasofya Kebir Camii için de bu vizyon tam olarak hayata geçirilmiştir. Roma’nın kadim mirası ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürürken aynı zamanda Fatih Sultan Mehmet Han’ın emanetine sahip çıkılmış, İslam’ın bu kutlu mabedi cemaatine kavuşturulmuştur. Ve daha nice asırlar boyu tüm insanlığı kubbesi altında buluşturabilmesi için yapının korunması, özgün malzemenin yaşatılması ve uzun vadeli yapısal güvenliğin sağlanması hedefleri doğrultusunda tarihinin en kapsamlı restorasyon projesi uygulamaya alınmıştır. Bugün burada, ibadeti ve ziyareti engellemeden yürüttüğümüz bu çalışmaların detaylarını paylaşacağız.”

AYASOFYA’DA ÇOK KATMANLI RESTORASYON
Ersoy, Ayasofya Kebir Camii’nde yürütülen çalışmalar kapsamında kuzey, doğu ve güney cepheler ile minarelerde yaklaşık 11 bin metrekarelik iskele kurulumu gerçekleştirildiğini belirtti.
Yapılan analizler sonucunda kuzey ve doğu cephelerinde çimento esaslı sıvaların tespit edildiğini ifade eden Ersoy, “Yaklaşık 2.800 metrekare alanda titiz bir süreçle bu sıvaları temizledik. Raspası tamamlanan yüzeylerde ayrıca biyolojik oluşum temizliği ve tuzdan arındırma işlemlerini de yaptık. Hâlihazırda mermer yüzeylerde mekanik temizlik çalışmalarına devam ediyoruz. Merkez Laboratuvarımızın analizleri ile derz ve örgü harçlarında Erken Bizans, Geç-Orta Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait bulgular tespit ettik. Biz de Bilim Heyetimizin onayıyla Bizans ve Osmanlı dönemlerine uygun el yapımı tuğla üretimini yaptırdık ve onarım çalışmalarında bunları kullanmaya başladık. Elbette yapının güçlendirme ihtiyacını belirlemek için georadar taramaları ve sayısal modelleme çalışmaları da gerçekleştirdik. 5.200 metrekare alanda yapılan bu çalışmanın ortaya koyduğu veriler ışığında da güçlendirme projeleri hazırlandı ve onaylandı.” dedi.

Ersoy, minareler ve kubbe üzerindeki çalışmaların planlanan takvim doğrultusunda sürdüğünü açıkladı.
Statik analizler çerçevesinde kuzeydoğu minaresinde şerefe altına kadar kontrollü söküm gerçekleştirildiğini belirten Ersoy, sökülen taşların tek tek belgelendiğini, kullanılabilir durumdaki taşların özgün yöntemlerle onarılarak yerlerine yeniden yerleştirildiğini aktardı.
Minarenin gövde, mukarnas, petek ve basamak bölümlerindeki yeniden örüm işlemlerinin tamamlandığını bildiren Ersoy, şerefe döşemeleri, korkuluklar ve püskül imalatlarının yapıldığını; bakır alem onarımı ile altın varak kaplama çalışmalarının da sonuçlandırıldığını kaydetti. Yüzey temizliğinin tamamlandığını ifade eden Ersoy, külah kaplama ve kurşun işlerinin ise devam ettiğini dile getirdi. Statik projeye uygun olarak paslanmaz plaka ve rotlarla güçlendirme çalışmalarının eş zamanlı yürütüldüğünü vurgulayan Ersoy, çimento esaslı uygunsuz müdahalelerin temizlendiğini, taş onarımlarının gerçekleştirildiğini ve derz ile kozmetik onarım çalışmalarının sürdüğünü sözlerine ekledi.

KUBBEDE GEÇİCİ ÇELİK ÇATI VE 43,5 METRELİK PLATFORM
Ayasofya Kebir Camii’nin kubbesi, tarihin en muazzam mimari ve mühendislik örneklerinden biridir diyen Ersoy konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Buradaki çalışmalarda da her adımı bu bilinçle atıyoruz. Kurşun örtüsünü kaldırırken, iç mekândaki mozaiklerin ve yapının hava koşullarından etkilenmemesi amacıyla geçici çelik çatı ve platform projelerini hazırlattık ve onayını aldık. İç mekanda da çelik platform kurulumunu tamamladık. Tabii bir kez daha altını özellikle çiziyorum; 43,5 metre yüksekliğindeki bu sistemin kurulumu öncesinde zemin testleri, yükleme analizleri, georadar taramaları ve titreşim testleri gerçekleştirdik. Bunların neticesinde verilen olumlu raporların ardından uygulamaya geçtik. Hiçbir işi bilimsel tetkikleri gerçekleştirmeden ve çağdaş restorasyon gereklerini karşılamadan yapmıyoruz değerli arkadaşlar. Harim bölümüne geçtiğimizde, buradaki mevcut mermer döşemeleri belgeleyerek dikkatle sökümlerini yaptık. Ardından hem yük dağılımını hem de zemin korumasını sağlayan çok katmanlı geçici bir döşeme sistemi uyguladık. Çelik platform imalatları da tamamlandı ve platforma erişim için asansör ve merdiven sistemi kuruldu. Geldiğimiz noktada geçici konvansiyonel çelik çatı kapsamında, kubbe eteğinde temel ve baza imalatları devam ediyor ve kubbe çelik elemanlarının üretimi atölyede sürdürülüyor."
Ersoy, Ayasofya Cami’nin yer altı tünelleri ve hipoje olarak bilinen yer altı mezar yapısına ilişkin yürütülen etüt ve temizlik çalışmalarına değinerek, spekülasyonlara meydan vermemek adına kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini önemsediklerini ifade etti.
Ersoy, çalışmaların Batı Bahçe ve Kuzey Cephe Vezir Bahçe bölgelerinde bilimsel yöntemler ve uzman ekipler eşliğinde sürdürüldüğünü kaydetti.

2 BİN TONA YAKIN DOLGU TAHLİYESİ
Batı Bahçe’de Mekân 1, Mekan 2 ve Mekan 3 ile bu alanlara bağlı tünellerde temizlik ve belgeleme çalışmalarını gerçekleştirdiklerini söyleyen Bakan Ersoy şu detayları paylaştı:
"Mekan 1’de, 31 Ocak–10 Mart 2025 tarihleri arasında yürüttüğümüz temizlik çalışmalarımızla nerdeyse 112 ton dolgu toprak çıkardık. Mekan 2’de ise 12 Mart 2025’te kazılara başladık ve yaklaşık 522 ton dolgu toprağı tahliye ettik. Bu ay itibarıyla Mekan 3’te başlattığımız çalışmalarda da kısa sürede 32 ton dolgu toprağı temizlemiş bulunuyoruz. Üç farklı mekandaki ilerlemeler bu şekilde. İfade ettiğim gibi Batı Bahçe’de sürdürülen çalışmalarla bu mekanlara bağlı yüzlerce metre uzunluğundaki 7 tünel hattını da belgeledik. Bu tünellerden şu ana kadar 1068 ton toprak dolguyu tahliye ederek temizledik. Vezir Bahçe’de yer alan ve yer altı mezar yapısı olarak değerlendirilen alanda 2 Haziran–13 Ağustos 2025 tarihleri arasında temizlik çalışmaları yürüttük. Bu süreçte 102 ton dolgu toprağı bu özel bölgeden tahliye ettik. Burada ana koridor ve her iki yanında yer alan simetrik mezar odaları bulunmaktadır. Bütün bu çalışmaların temel amacı yapının tarihsel katmanlarını ortaya çıkarmak, mevcut riskleri tespit etmek ve kültürel mirası güvenli biçimde koruma altına almaktır. Bu doğrultuda gerek yer altı tünellerinde gerekse hipoje bölgesinde hem projelendirme hem müdahale uygulamaları olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bilim Heyeti onayı ile yürüttüğümüz bu çalışmalar; temizlik, belgeleme ve statik açıdan alınan önlemler eşliğinde yapılıyor. Genel olarak Ayasofya’da yürüttüğümüz bütün çalışmalar; planlanan takvim doğrultusunda, tarihi ve kültürel mirasın korunması ilkesine bağlı kalınarak, bilimsel yöntemler, uzman denetimi ve şeffaf uygulama anlayışıyla yürütülmektedir. Fatih’in emanetini, özgün kimliğini koruyarak gelecek nesillerimize ulaştıracağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın."

SULTANAHMET’TE TARİHİN EN KAPSAMLI RESTORASYONU
Ersoy, Sultanahmet Camii’nde dört yüz yılı aşan, tarihindeki en kapsamlı restorasyon çalışmalarının gerçekleştirildiğini belirtti. Restorasyon ve konservasyon çalışmalarının fiilen 2018 yılında başlatıldığını kaydeden Ersoy, geçmiş dönemlerde daha çok deprem sonrası acil müdahaleler ya da bütçe imkânlarına bağlı kısmi uygulamaların yapıldığını, bu süreçte ise caminin ibadete ve ziyarete kapatılmadan kapsamlı bir restorasyon yürütüldüğünü ifade etti.
Caminin harim bölümünde yaklaşık 1200 metrekarelik alana 8 metre yüksekliğinde çelik platform ve 35 metre yüksekliğinde iskele kurularak ana kubbe kotuna ulaşıldığını aktaran Ersoy, altı minarenin yapısal onarımlarının tamamlandığını, külah ve korkuluklarda detaylı müdahalelerin gerçekleştirildiğini bildirdi.
22 BİN ÇİNİ BELGELENDİ, 400 TON KURŞUN YENİLENDİ
Caminin üstünü örten yaklaşık 400 tonluk kurşun kaplamanın yenilendiğini belirten Ersoy, kubbe, ağırlık kulesi, revaklar ve minarelerde yer alan tüm alemlerin altın kaplamalarının yenilendiğini; iç ve dış cephelerdeki taş ve mermer yüzeylerde temizlik ile sağlamlaştırma çalışmaları yapıldığını kaydetti.
Revaklı avludaki devşirme mermer döşeme taşlarının sökülerek zemin altyapısının güçlendirildiğini ve teraziye getirildiğini ifade eden Ersoy, böylece yağmur suyunun sağlıklı şekilde tahliyesinin sağlandığını dile getirdi.
Camide bulunan 16. ve 17. yüzyıla ait 22 bini aşkın çini karonun tek tek belgelendiğini ve gerekli müdahalelerin yapıldığını aktaran Ersoy, önceki onarımlarda eklenen çimento esaslı müdahalelerin titizlikle uzaklaştırıldığını ve özgün katmanlara ulaşıldığını vurguladı. Kalem işi ve malakâri bezemeli yüzeylerde konservasyon çalışmaları gerçekleştirildiğini, eksik kısımların özgün yapım teknikleriyle bütünlendiğini söyledi.
Kündekari sedefli ahşap kapı ve kepenkler ile bronz ve demir kapı ve şebekelerde konservasyon ve restorasyon uygulamalarının tamamlandığını belirten Ersoy, caminin aydınlatma ve ses sistemlerinin yenilendiğini, akustik performansın iyileştirildiğini ve halının tarihî kimlikle uyumlu şekilde değiştirildiğini kaydetti.
Ersoy, gelinen aşamada revaklı avlu giriş kapılarından, Evliya Çelebi’nin babası Kuyumcubaşı Mehmet Zillî tarafından yapılan altın tombak işçiliğine sahip kapıda konservasyon çalışmalarının sürdüğünü, ayrıca Atmeydanı cephesi kapıları, Hünkar Kasrı restorasyonu ve peyzaj düzenlemesine yönelik uygulamaların devam ettiğini sözlerine ekledi.
Yürütülen çalışmaların “yaptım oldu” ya da günü kurtarma anlayışıyla değil, eserlerin yeni asırlara ve kuşaklara aktarılması kararlılığıyla gerçekleştirildiğini vurgulayan Ersoy, her adımın uzun vadeli koruma ve yaşatma perspektifiyle atıldığını ifade etti. Ersoy, Bakanlık olarak bilim insanları, uzmanlar ve paydaşlarla birlikte medeniyet mirasını ihya etmeyi sürdüreceklerini söyledi.
"CEVABIMIZI ESERLERİMİZLE VERİYORUZ"
Sürece yönelik eleştiriler ve çarpıtmaların farkında olduklarını belirten Ersoy, daha önce Kız Kulesi’nin çatısına ilişkin ortaya atılan iddiaları hatırlatarak, bu tür söylemlere en güçlü cevabın yapılan işler ve ortaya konan eserlerle verildiğini ifade etti.
Ersoy, Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı restorasyon çalışmalarını yürüttüklerini belirterek, Ayasofya ve Sultanahmet başta olmak üzere tüm projelere ilişkin gelişmelerin şeffaflıkla kamuoyuyla paylaşılmaya devam edileceğini ifade etti.
Ersoy, Ayasofya Bilim Kurulu üyeleri Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, Prof. Dr. Asnû Bilban Yalçın ve Doç. Dr. Mehmet Selim Ökten’e teşekkür etti.
Sultanahmet Bilim Kurulu üyeleri Prof. Dr. Zekai Celep, Doç. Dr. Sultan Karaoğlu, Dr. Ali Rıza Özcan, Dr. Ahmet Vefa Çobanoğlu, Dr. Feyhan İnkaya Takoğlu ve Yüksek Mimar İbrahim Hakkı Yiğit’e de şükranlarını sunan Ersoy, her iki kurulda görev alan Prof. Dr. Can Şakir Binan ve Prof. Dr. Ahmet Güleç’i de ayrıca andı.
Restorasyon çalışmalarında görev yapan tüm bilim insanlarına, sahada çalışan uzmanlara, sanatçılara ve işçilere teşekkür eden Ersoy, kapsamlı bilgilendirmenin ardından yeni başarı hikayelerinde yeniden bir araya gelme temennisinde bulundu.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:103
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 27 Şubat 2026 11:39 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















