Avrupa’nın Barış Projesi nden füze pazarına: Berlin’in yeni güvenlik arayışı Dış Haberler
Ankara24.com, Haberturk kaynağından alınan verilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
Alman basınında çıkan yorumlarda, Washington’un Ukrayna savaşı sonrası mühimmat stoklarında ciddi aşınma yaşadığı, Pentagon’un önceliğini Pasifik hattına ve Çin’e kaydırdığı, bu nedenle Avrupa’nın savunma yükünü daha fazla üstlenmek zorunda kalacağı vurgulanıyor.
Berlin merkezli güvenlik çevreleri, Tomahawk kararının yalnızca teknik değil, aynı zamanda “Amerika’nın Avrupa’ya stratejik mesafe koymaya başladığının işareti” olarak okunabileceğini değerlendiriyor.
Alman Federal hükûmetinin bu gelişme üzerine NATO ortaklarıyla birlikte yeni çözüm arayışlarına yönelmesi, Almanya’nın uzun yıllardır sürdürdüğü “savunmada kontrollü bağımlılık” politikasının kırılmaya başladığını ortaya koyuyor.
Habertürk’e bilgi veren Alman diplomatik kaynaklarına göre Berlin, artık yalnızca ABD’den silah satın alan bir ülke değil; Avrupa’da üretim yapan, mühimmat stoklayan ve NATO’nun lojistik merkezlerinden biri haline gelen yeni bir güvenlik mimarisi kurmak istiyor.
Bu kapsamda Alman ve ABD’li şirketler arasında kurulması planlanan ortak girişim modeli dikkat çekiliyor. Tartışılan plana göre Tomahawk füzelerinin 2028 yılından itibaren Almanya’da üretilebilmesi için teknik fizibilite çalışmaları yürütülüyor.
Diplomatik kaynakların değerlendirmelerine göre, bunun yalnızca bir üretim projesi olmadığı; aynı zamanda Avrupa’nın ABD’ye rağmen kendi caydırıcılığını artırma hamlesi olduğu ifade ediliyor.
Berlin’de özellikle savunma çevrelerinde örnek model olarak gösterilen yapı ise Bavyera merkezli MBDA ile ABD merkezli RTX arasındaki mevcut ortak girişim. Alman güvenlik raporlarında bu ortaklığın, NATO’nun son yıllardaki en büyük açığını oluşturan Patriot hava savunma sistemi mühimmat ihtiyacını karşılaması bakımından kritik rol oynadığı belirtiliyor.
Ukrayna savaşı sonrası Avrupa’daki Patriot stoklarının ciddi şekilde azaldığı, Almanya’nın ise hem kendi savunması hem de NATO’nun doğu kanadı için yeni üretim hatları kurmaya çalıştığı ifade ediliyor. Alman ekonomi çevreleri de savunma sanayisinin artık yalnızca askeri değil, ekonomik büyüme ve sanayi dönüşümü açısından stratejik sektör olarak görüldüğünü belirtiyor.
Türkiye faktörü Berlin’de sessizce tartışılıyorAlmanya’daki en dikkat çekici başlıklardan biri ise Türkiye’nin geliştirdiği uzun menzilli füze sistemlerinin NATO güvenliği bağlamında gündeme gelmeye başlaması oldu.
Berlin kulislerinde, Avrupa’daki NATO ülkelerinin korunması amacıyla Türkiye’den belirli füze sistemlerinin tedarik edilmesi seçeneğinin masada olduğu konuşuluyor. Özellikle yaklaşık 6 bin kilometre menzile ulaşabileceği belirtilen Yıldırımhan ile hipersonik özellikleri öne çıkan Tayfun Blok-4 füzesinin Alman savunma çevrelerinde dikkatle takip edildiği ifade ediliyor.
Alman medyasındaki analizlerde, “Avrupa savunmasının geleceğinde Türkiye’nin rolü” başlıklı değerlendirmeler giderek artarken, NATO içinde Türkiye’nin yalnızca jeopolitik değil teknolojik bir askeri aktör haline geldiği vurgulanıyor. Ancak Berlin’de henüz bu konuda siyasi bir karar alınmış değil. Özellikle Yeşiller Partisi çevreleri ve bazı liberal çevreler Türkiye ile savunma iş birliğine mesafeli yaklaşırken, CDU ve güvenlik bürokrasisi daha pragmatik bir çizgi izlenmesini savunuyor.
Şansölye Friedrich Merz’in yaptığı son açıklamalar ise Berlin’in Washington’a yönelik artan stratejik kaygılarını açık biçimde ortaya koydu.
Merz, ABD Başkanı Donald Trump döneminde askıya alınan Tomahawk konuşlandırma planının şimdilik uygulanmayacağını teyit ederken, “Amerikalıların kendileri için bile yeterli sayıda füzesinin olmadığı” gerçeğine dikkat çekti. Alman basınında bu açıklama, “ABD’nin küresel aşırı yüklenme sorunu” şeklinde yorumlandı.
Özellikle Pentagon’un Almanya’dan yaklaşık 5 bin asker çekme planı, Soğuk Savaş sonrası kurulan güvenlik düzeninin çözülmeye başladığı yönündeki tartışmaları yeniden güçlendirdi. Alman düşünce kuruluşları, Washington’un Avrupa yerine Hint-Pasifik eksenine ağırlık vermesinin Almanya’yı tarihsel olarak ilk kez kendi askeri kapasitesini büyütmeye zorladığını belirtiyor.
Tüm bu gelişmeler Avrupa’da yeni ve ironik bir tabloyu da ortaya çıkarıyor. Uzun yıllar boyunca “barış projesi” söylemiyle öne çıkan Avrupa Birliği, bugün yeniden uzun menzilli füze üretimi, hipersonik silahlar ve kıtalararası caydırıcılık tartışmalarının merkezine yerleşmiş durumda.
Berlin’de yayımlanan bazı analizlerde, Avrupa’nın artık “ticaret gücü” olmaktan çıkıp “jeopolitik sert güç” olmaya zorlandığı ifade edilirken, NATO içindeki yeni dengelerin Türkiye gibi askeri üretim kapasitesi hızla artan ülkeleri daha da kritik hale getirebileceği vurgulanıyor.
Alman güvenlik uzmanlarına göre önümüzdeki birkaç yıl, Avrupa’nın yalnızca savunma stratejisinin değil, siyasi kimliğinin de yeniden şekilleneceği bir dönem olabilir.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:107
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 11 Mayıs 2026 13:25 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















