Ateşkesin perde arkası! Her şey dakikalar içinde değişti... İran ne planlıyor? ‘Bu bir geri adım değil’
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan verilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
Orta Doğu’da günlerdir tırmanan gerilim, ABD Başkanı Donald Trump’ın sert ültimatomları ve İran’a yönelik açık tehditleriyle zirveye ulaşırken, perde arkasında yürütülen yoğun diplomasi trafiği bölgeyi olası bir büyük savaştan şimdilik uzaklaştırdı. ABD, İsrail ve bölgesel aktörlerin dahil olduğu karmaşık süreçte, İran’ın en üst düzey karar mekanizmasından gelen kritik bir talimat, dengeleri kökten değiştirdi.
OYUN DEĞİŞTİRİCİ KARAR
Axios’ta yer alan haberde, sürece doğrudan vakıf çok sayıda kaynağa göre İran’ın lideri Mücteba Hamaney, savaşın başlamasından bu yana ilk kez müzakere heyetine bir anlaşmaya varılması yönünde açık talimat verdi. Bu gelişme hem Washington’da hem de Tel Aviv’de ‘oyun değiştirici’ olarak değerlendirildi.
Krizin en kritik eşiği, Başkan Trump’ın kamuoyuna açık şekilde İran’ı ‘topyekûn imha’ ile tehdit ettiği gün yaşandı. Aynı saatlerde, ABD yönetimi içinde ve sahadaki askeri unsurlar arasında büyük bir belirsizlik hâkimdi.
ABD Merkez Kuvvetleri (CENTCOM) ve Pentagon’daki üst düzey yetkililer, İran altyapısına yönelik geniş çaplı bir bombardıman ihtimaline karşı son hazırlıklarını yaparken, Beyaz Saray’dan gelecek nihai talimatı bekliyordu. Yine Axios’ta yer alan ve adı açıklanmayan bir savunma yetkilisinin ifadeleri, o anki atmosferi net şekilde ortaya koydu: “Ne olacağını hiç bilmiyorduk. Çok çılgıncaydı.”
Bölgede konuşlu ABD güçleri yüksek alarm seviyesine geçirilirken, Washington’un müttefikleri de İran’dan gelebilecek ‘benzeri görülmemiş’ bir misillemeye karşı savunma planlarını devreye soktu. İran içinde ise sivil halkın bir kısmı, olası hava saldırılarından kaçınmak için büyük şehirleri terk etmeye başladı.
PERDE ARKASINDA KAOTİK DİPLOMASİ
Krizin kamuoyuna yansıyan sert yüzünün aksine, perde arkasında son derece yoğun ve zaman zaman ‘kaotik’ olarak nitelendirilen bir diplomasi trafiği yürütüldü. Trump Beyaz Saray’da düzenlenen etkinlikte kalabalığa hitap ederken, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, arka planda kritik telefon görüşmeleri gerçekleştiriyordu. Sürece yakın bir kaynağa göre Witkoff, İran’dan gelen 10 maddelik karşı teklifi son derece sert ifadelerle değerlendirdi: “Bu bir felaket, bir yıkıcılık.”
Bu değerlendirme, müzakere sürecinde ani yön değişikliklerine yol açtı. Pakistanlı arabulucular, Witkoff ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Irakçi arasında yeni taslaklar taşırken; Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları da taraflar arasındaki görüş ayrılıklarını kapatmak için yoğun çaba harcadı. Diplomatik kaynaklar, o gün yaşananları “saatler içinde sürekli değişen, kontrol edilmesi zor bir süreç” olarak tanımladı.
ATEŞKESİN TEMELİ: HAMANEY’NİN KRİTİK TALİMATI
Sonrasında iki haftalık geçici bir ateşkes planı üzerinde ABD’nin onayı alındı. Ancak anlaşmanın hayata geçmesi için nihai kararın Tahran’dan gelmesi gerekiyordu. İşte bu noktada Mücteba Hamaney’in devreye girdiği iddia ediliyor. İsrail’in olası suikast tehdidi nedeniyle son derece sıkı güvenlik önlemleri altında hareket ettiği ifade edilen Hamaney’in, iletişimini büyük ölçüde not taşıyan haberciler aracılığıyla sağladığı aktarıldı.
Bu durum, karar alma sürecini hem yavaşlattı hem de daha gizli hale getirdi. Axios’ta yer alan haberde sürece dahil iki ayrı kaynak, Hamaney’in müzakerecilerine anlaşma için onay vermesini şu sözlerle değerlendirdi: “Bu gerçekten çığır açıcıydı.”
İran’da bölgesel kaynaklara göre ise Abbas Irakçi, yalnızca müzakereleri yürütmekle kalmadı; aynı zamanda İran Devrim Muhafızları içindeki sertlik yanlısı unsurları da anlaşmaya ikna etmekte kilit rol oynadı. Ayrıca Çin’in de Tahran’a “bir çıkış yolu bulması” yönünde telkinlerde bulunduğu iddia edilenler arasında yer alıyor.
‘BU GECE BİR MEDENİYET YOK OLACAK’
Diplomatik ilerleme sağlandığına dair güçlü işaretler ortaya çıkmasına rağmen, Başkan Trump’ın söylemleri gerilimi düşürmek yerine daha da artırdı. Trump, yaptığı açıklamada: “Bu gece bütün bir medeniyet yok olacak” ifadelerini kullanarak şimdiye kadarki en sert tehditlerinden birini dile getirdi.
Bu açıklama, uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, bazı Amerikan medya kuruluşları İran’ın bu sözler üzerine müzakereleri kestiğini öne sürdü. Ancak görüşmelere doğrudan katılan kaynaklar, bu iddiaları yalanlayarak aksine “diplomatik ivmenin devam ettiğini” belirtti.
Krizin en kritik saatlerinde, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in Macaristan’dan yürüttüğü telefon diplomasisi dikkat çekti. Vance’in özellikle Pakistanlı arabulucularla yoğun temas kurduğu öğrenildi.
Aynı saatlerde İsrail Başbakanı Netanyahu da gün boyunca Trump ve ekibiyle sık sık görüşmeler gerçekleştirdi. Ancak İsrail tarafının, sürecin kontrolünü kaybettiklerine dair endişelerinin giderek arttığı ifade edildi. Daha sonra iki haftalık ateşkes konusunda genel bir uzlaşma sağlandığı yönünde güçlü bir kanaat oluştu. Yaklaşık üç saat sonra Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif, anlaşmanın maddelerini kamuoyuyla paylaştı ve taraflara çağrıda bulundu.
TRUMP SON ANDA KARAR VERDİ
İddialara göre ateşkesin ilan edilmesine saatler kala, Washington’da büyük bir belirsizlik hâkimdi. Trump’ın yakın çevresi ve danışmanları arasında bile ciddi görüş ayrılıkları bulunuyordu. Trump’a yakın şahin isimler, anlaşmanın reddedilmesi yönünde yoğun baskı yaparken, diplomasi yanlısı çevreler ateşkesin kabul edilmesi gerektiğini savundu.
Dikkat çekici olan ise, Trump ile sadece saatler önce görüşen bazı isimlerin dahi Başkan’ın teklifi reddedeceğine inanmasıydı. Ancak Trump, kararını açıklamadan kısa süre önce Netanyahu ile görüşerek ateşkesin uygulanmasına dair güvence aldı. Ardından Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asim Munir ile temasa geçti. Trump’ın ateşkesi kabul ettiğini duyurmasından yalnızca 15 dakika sonra ABD kuvvetlerine geri çekilme emri verildi.
HAMANEY’İN ATEŞKES SÜRECİNDE ETKİLİ OLDUĞU SÖYLENİYOR AMA HÂLÂ VİDEOLU GÖRÜNTÜ VERMİYOR
İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Başkanı Dr. Serhan Afacan, Müctema Hamaney hakkında son günlerde ortaya atılan iddiaları değerlendirdi. Afacan, “Dünden beri Hamaney ile alakalı iddialar garip bir hal almaya başladı. Öldüğüne dair söylentiler pek çok yerde yer aldı, ağır hasta olduğu, komada olduğu yönünde haberler de çıktı” dedi.
Afacan, bu iddialara temkinli yaklaşarak, “Bunlara çok güvenemiyorum. İran’dan bilgi aldığını söyleyen bazı kişiler kesin öldü şeklinde ifadeler kullanıyor ama ben bunu abartılı buluyorum. Zaten hiçbiri teyit edilmiş bilgi değil” ifadelerini kullandı.
Hamaney’in kamuoyuna görüntü vermemesi nedeniyle söylentilerin süreceğini belirten Afacan, “İranlı yetkililer liderlerinin iş başında olduğunu söylüyorlar ama savaş koşullarında bunu belli amaçlar için söylemiş de olabilirler. Şundan artık emin gibiyiz; Hamaney sapa sağlam durumda değil. Ateş sürecinde bile şu ana kadar bir videolu mesaj yapılmamış olması veya böyle bir şeyin gündeme gelmemiş olması düşündürücü” şeklinde konuştu.
‘ATEŞKESLE BİRLİKTE BABASININ CENAZE TÖRENİ YAPILACAKTIR, YİNE ORTAYA ÇIKMAZSA ŞÜPHELER DAHA DA ARTAR’
“Örneğin babasının 40’ı bugün. Bir açıklama yapması gerekirdi, onu da görmedik. Cenaze töreni bu ateşkes sürecinde artık konuşulacaktır, çünkü yapılmadı” diyen Dr. Serhan Afacan, “Muhtemelen orada da Müctema Hamaney’i görmeyeceğiz. Normal koşullarda cenaze namazını kendisinin kıldırması gerekir. Dolayısıyla savaş döneminde konuşması gereken birçok durum olmuştu, şu dönemde de sessiz kalması kuşkuları artırıyor” ifadelerini kullandı.
PEKİ BU KARARI KİM ALDI?
Dr. Serhan Afacan, ateşkes kararını değerlendirirken, kararı “tipik bir İslam Cumhuriyeti kararı” olarak nitelendirdi. Afacan, “İslam Cumhuriyeti diyor ki ‘ABD ve İsrail bu gerilimi tırmandırdı, ben de tırmandırdım, hiç geri durmadım. Bir noktaya geldi, artık ben de ivme aşağı doğru gidecek…’ Sonrasında bu karar alındı” dedi.
Afacan, kararın arkasındaki stratejiyi de açıkladı: “ABD altyapıyı vurmaya başlayacak, İran Körfez ülkelerini daha şiddetli vuracak ve iş bambaşka bir yere gidecek. Dolayısıyla İran, ‘elim güçlüyken, arada da Pakistan gibi hatırı geçen bir arabulucu varken, ben bu ateşkesi kabul edeyim’ diye düşündü.”
İran’ın savaş refleksini de değerlendiren Afacan, “Neden tipik karar diyoruz? Hatırlayın, geçen yıl haziran ayında İran İsrail’i çok şiddetli vuruyordu. Hatta İran’a kalırsa savaşın ilk üç-dört gününde üstünlük İran’a geçmişti. 24 Haziran’da İran iyi pozisyondaydı ama orada da Ali Hamaney kabul etmişti ateşkes kararını. Dolayısıyla İran’ın şuursuzca, hiç durmadan savaş yapacak bir refleksi yok. Zaten açıklama İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi’nden geldi. Dolayısıyla bu kararı konsey almış oldu” ifadelerini kullandı.
ATEŞKES SÜRECİ İRAN İÇİN BİR GERİ ADIM MI?
Bu soruma Dr. Serhan Afacan, “Bunu hiçbir şekilden geri adım olarak da yorumlamıyorum” dedi ve ekledi:
“Geri adım olarak yorumlamak için 15 gün vadede, İran’ın koşullarının tamamen yok sayılmış olması lazım. O zaman bu İran açısından geri adım sayılabilir. O koşuldan kasıt nedir? İran diyor ki savaş tamamen bitecek. İki haftanın sonunda savaşın tamamen bitirilme koşulu oluşmazsa ya da sonraki saldırıları önlemeye yönelik bir madde olmazsa İran burada geri atmış olacak. Eğer bunlar sağlanmış olursa İran açısından olumlu bir durum ortaya çıkacak.”
DEVRİM MUHAFIZLARI ORDUSU NASIL İKNA OLDU?
Dr. Serhan Afacan, “Aslında Devrim Muhafızları Ordusu’nu sürekli sertlikle özdeşleştiriyoruz. Bu biraz da Batı’nın empoze ettiği bir durum. Halbuki Devrim Muhafızları Ordusu’nu sertlikle özdeşleştirmek her zaman doğru değil. Her askerî birim gibi birçok politikayı güvenlikleştirebiliyorlar” dedi.
“Devrim Muhafızları açısından baktığımızda hemen hemen bütün aşamalarda haklı çıktılar” diyen uzman isim, “Bu da çok enteresandır. Örneğin 2015 anlaşmasında diyorlardı ki, ‘Bunlara güven olmaz, yarın bunlar tepemizde çöker.’ Ve oldu. Geçen yıl haziran savaşlarından sonra da ‘Bunlar bize yine saldırır’ diyorlardı ve şu an bir ayı geçen bir savaş ortamındayız. Mart ayı içinde ateşkes ihtimalleri konuşulurken bile ‘Bu iş nereye gidecek, biliyoruz’ diyorlardı ve gördük, ateşkes süreci başladı” ifadelerini kullandı.
Afacan, yapının yanlış politikaları da olduğunu vurgulayarak, “Elbette bu yapının yanlış politikaları da var ama genelde haklı çıktılar. Şimdi de süreci gördükleri için, bu savaş yıllarca sürdürülebilir değil; o nedenle ateşkesi desteklemiş olmaları çok normal” dedi.
‘BENCE SAVAŞ BİTTİ’
Her ne kadar şu an için ateşkes kısa vadede büyük bir çatışmayı önlemiş olsa da sürecin geleceği belirsizliğini koruyor. Dr. Serhan Afacan ise savaşın bittiğini düşünüyor. Afacan, “Ben savaşın bittiğini düşünüyorum. Elbette süreç savrulabilir, zaman zaman öngörülerimizin tutmadığı da oldu, çünkü çok dinamik bir süreç. Ancak bittiğini düşünmemde birkaç detay var” dedi ve ekledi:
“Bir kere ABD, İran’ın altyapısını vuracağım dediğinde, hatta kara hareketi gündeme geldiğinde bile hiç kimse bunu yapamayacağını sorgulamadı. Çünkü biliyoruz ki ABD’nin bunu yapacak askeri gücü var. Ama herkes maliyeti sorguladı. ABD bunun maliyetlerine katlanmak ister mi? Şimdi görüyoruz ki ABD maliyet sürecini çok düşünüyor ve riske atmıyor.”
İran tarafını da değerlendiren Afacan, “İran direniyor diyorlar ama oradaki sorun da kapasite. İran nereye kadar direnebilecek? Dolayısıyla iki tarafın da bu savaşı sürdürmemek için çok haklı nedenleri var” ifadelerini kullandı.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:80
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 08 Nisan 2026 12:03 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















