Arda Turan dan Crystal Palace açıklaması: Hala bu konuda çok üzgünüm!
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan verilere dayanarak duyuru yapıyor.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Shakhtar Donetsk Teknik Direktörü Arda Turan, kulüp televizyonuna konuştu.
Arda Turan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle;
"FUTBOLU DOĞRU VE GÜZEL OYNADIK BU DA BİZE GELECEK İÇİN UMUT VERDİ"
2025/26 sezonu Shakhtar'ın başındaki ilk yılınızdı ve unutulmaz anlar ile önemli başarılarla doluydu. Sizce takımın başarısının en büyük sırrı neydi?
"Bence en önemli nokta, söylediklerimizle yaptıklarımızın örtüşmesiydi. "Tek takım, tek aile" sloganımız vardı ve bunu gerçekten geçen sezon boyunca yaşadık. Oynayan ya da oynamayan herkes gerçek bir takım görüntüsü sergiledi. Taktiklerimize ve sistemimize sadık kaldık. Sezon boyunca çok iyi çalıştık. Oyuncularımın ellerinden gelenin en iyisini yaptığını söyleyebilirim ve bunun için onlara teşekkür ediyorum. Harika bir sezon geçirdik. En önemlisi de futbolu doğru ve güzel oynadık. Bu da bize gelecek için umut verdi. Şimdi bizi çok daha zor bir süreç bekliyor. Ancak geçen sezon için söyleyebileceğim tek şey teşekkür etmek ve oyuncularıma minnettar olduğumu ifade etmek."
"TAKIM RUHUNA VE SİSTEME ZARAR VEREN HATALARI ASLA AFFETMEM"
Bir yıl önce takımla ilk kez yine burada, Slovenya'da bir araya gelmiştiniz. Bir teknik direktör ve bir insan olarak kendinizde nasıl bir değişim gördünüz? Takımın sizin yönetiminizdeki gelişimi hakkında neler söyleyebilirsiniz?
"Teknik direktör olarak artık oyunculardan ne istemem gerektiğini ve bunu nasıl istemem gerektiğini daha iyi biliyorum. Oyuncularla birbirimizi artık çok daha iyi anladığımızı düşünüyorum. Bazen uzun konuşmalara gerek kalmıyor; birbirimize attığımız bakışlar bile ne istediğimizi anlatmaya yetiyor. Aramızda duygusal bir bağ var. Onlar benim için oyuncudan önce kardeş. Çok güçlü bir dostluğumuz ve bağımız var. Ama elbette önce her zaman takıma ve sisteme sadık olmaları gerekiyor. Açık konuşmam gerekirse, takım ruhuna ve sisteme zarar veren hataları asla affetmem. Hayatta ya da insanlarla ilişkilerinde hata yaptıklarında ise onların kendilerini geliştirmelerine her zaman yardımcı olmaya hazırım. Teknik direktör olarak en çok bu yönümün değiştiğini düşünüyorum. Ayrıca sistemimizde geliştirebileceğimiz ve daha iyi yapabileceğimiz noktalar olduğunu da fark ettim.
İnsan olarak ise çok değiştiğimi düşünmüyorum. Hâlâ duygularıyla hareket eden biriyim. Ancak takımın ötesine baktığımda, Ukrayna bana hayatta gerçekten önemli olan şeyleri yeniden hatırlattı. Geçtiğimiz bir yıl içinde sizlerden, ailelerinizden ve Ukrayna'nın çocuklarından çok şey öğrendim. Artık eskisi kadar radikal biri değilim; daha sakin bir insan olduğumu söyleyebilirim."
"CRYSTAL PALACE EŞLEŞMESİNİ GEÇEBİLECEĞİMİZE DAHA FAZLA İNANABİLİRDİK VE BENCE O TURU GEÇEBİLİRDİK"
Ne yazık ki takım savaş koşullarında çalışmalarını sürdürüyor. Geçen sezon Avrupa kupalarında da oldukça yoğun bir süreç yaşandı. Avrupa Ligi'nden elenip Konferans Ligi'ne düştünüz ve ardından kulüp tarihinin en iyi derecelerinden biri olan yarı finale ulaştınız. Bu yolculuk sizin için ne ifade ediyor?
"Elbette müthiş bir deneyimdi. Bence bunu kelimelerle anlatmak mümkün değil. Hatta sezon boyunca oynadığımız 20 Avrupa maçı nedeniyle bu deneyimin kolay kolay tekrarlanabileceğini de sanmıyorum. Çok önemli anlar yaşadık. Birbirimize güvenmeyi öğrendik. Yaptığımız şey aslında rotasyon değildi çünkü neredeyse her maçın seviyesi farklıydı. Bunu başarabilmemizin tek nedeni birbirimize güvenmemiz, aile olabilmemiz ve sorumluluk duygusunu paylaşmamızdı.
Eğer birlikte hareket etmeseydik ve bu aile duygusuna sahip olmasaydık, bu yolculuğun mümkün olacağını sanmıyorum. Bu yüzden bizim için çok önemli bir tecrübeydi. Elbette büyük bir başarıydı ama bazen geceleri düşündüğümde kupayı kazanabileceğimizi hayal ediyorum. Crystal Palace eşleşmesini geçebileceğimize daha fazla inanabilirdik ve bence o turu geçebilirdik. Bugün aynı maçı oynasak farklı şeyler olurdu diye düşünüyorum. Çünkü bazen hayat tecrübe gerektiriyor ve o eşleşme bize önemli dersler verdi. Oyuncularımızın bu yüzden çok üzgün olduğunu biliyorum ama geleceğe dair büyük umut taşıyoruz. Avrupa'da geçirdiğimiz geçen sezon, geleceğe dair daha büyük hayaller kurmamızı sağladı ve bu inançla yolumuza devam edeceğiz. Bu süreç bize nelerin mümkün olabileceğini gösterdi. Bunun yalnızca birbirimize güvenerek başarılabileceğini de gördük.
Ayrıca bunun sadece sahadaki 11 oyuncu ya da tek bir teknik direktör sayesinde olmadığını; teknik ekipten 25 futbolcuya, kulüp menajerinden CEO'ya, sportif direktörden başkana kadar herkesin katkısıyla mümkün olduğunu gördük. Avrupa serüvenimiz bize şunu da gösterdi: Bu bütünün tek bir parçası bile eksik olsa başarısız olabilirdik. Bu yolculuk bunun en büyük kanıtı oldu."
"O KARŞILAŞMA BENİ HALA ÇOK ÜZÜYOR"
Avrupa serüveninde elbette birçok harika maç oynadınız. Ancak sizce takımınızın gerçek potansiyelini en iyi hangi karşılaşma ortaya koydu?
"Elbette birçok maç sayabilirim. Panathinaikos deplasmanı, Servette ile oynadığımız ikinci maç… Orada çok etkileyici bir geri dönüşe imza attık. Lech Poznań deplasmanı ve AZ Alkmaar ile iç sahada oynadığımız maç da aklıma geliyor. Çocuklar birçok karşılaşmada gerçekten çok iyi oynadı. Hatta bazen maçlardan sonra onlara gösterecek olumsuz görüntü bulmakta zorlanıyorduk. Çok iyi mücadele ettiler ve işlerini en iyi şekilde yaptılar.
Ama yine de bana göre en büyük potansiyelimizi Crystal Palace maçının ilk yarısında gösterdik. Belki de hâlâ o maçın travmasını yaşadığım için böyle düşünüyorum. Oyun seviyesi açısından büyük bir potansiyel gösterdik, ancak sonucu alamadık. Bu yüzden hala bu konuda çok üzgünüm.
"BAZEN FUTBOL SADECE SKOR YA DA SONUÇ DEĞİLDİR; ORTAYA KOYDUĞUNUZ TAVIRDIR VE O TAVIR SİZE UMUT VEREBİLİR"
Konferans Ligi yarı finalinde elenmek sizin ve takım için en acı anlardan biriydi. Takımı o mağlubiyetin ardından zihinsel olarak nasıl ayağa kaldırdınız?
"Motivasyonumuzu yeniden kazanabildik çünkü aslında kaybeden taraf biz değildik. Savaş koşullarına rağmen Avrupa'da yarı finale yükselen ve insanlara, çocuklara umut veren takım bizdik. Ayrıca futbolu doğru ve güzel oynadığınızda, hangi şart altında olursa olsun her takımla mücadele edebileceğimizi de gördük.
Bu yüzden bakış açımızı değiştirdik. Kendimizi mağlup olmuş bir takım olarak görmek yerine, bunu geleceğe dair umut veren bir deneyim olarak değerlendirdik. Bazen futbol sadece skor ya da sonuç değildir; ortaya koyduğunuz tavırdır ve o tavır size umut verebilir. Sahada elimizden gelen her şeyi yaptığımızı da biliyorduk. Bu bir spor ve her zaman kazanamazsınız. Bazen kaybedersiniz ama kazanmak için her şeyi yaptığımızdan emindik. Bu yüzden oyuncularımla gurur duyuyorum ve bu sayede yeniden ayağa kalkıp yolumuza devam edebildik. Kalbimizde ve vicdanımızda, kazanmak adına elimizden gelen her şeyi yaptığımız konusunda en ufak bir şüphe yoktu."
"AVRUPA'DA BİR LİG ŞAMPİYONLUĞU YAŞAYAN İLK TÜRK TEKNİK DİREKTÖR OLDUM. BU TARİF EDİLMESİ ZOR, MÜTHİŞ BİR DUYGUYDU"
Ama hayat gerçekten ilginç. Takım, sadece birkaç gün sonra Ukrayna Premier Ligi şampiyonluğunu kazandı. O an neler hissettiniz?
"Londra'da Darijo ve Sayın Palkin ile ilk görüştüğümüzde onlara en büyük hayallerinin ne olduğunu sormuştum. Bana yeniden Ukrayna Premier Ligi şampiyonu olmak istediklerini söylediler. Elbette bu benim de hayalimdi. Bu başarının benim için başka bir anlamı daha vardı. Avrupa'da bir lig şampiyonluğu yaşayan ilk Türk teknik direktör oldum. Bu tarif edilmesi zor, müthiş bir duyguydu.
Üstelik 20-30 bin taraftarın önünde oynayabileceğimiz bir iç saha stadımız bile yok. Bazen maçlarda 600-700 pas yapıyor, rakip ceza sahasında 40 kez topla buluşuyoruz ama bunu hissedemiyoruz. Çünkü taraftarsız futbol oynamak çok zor. Gücünüz tükendiğinde taraftar size bazen gücünüzün yüzde 80-90'ını geri verebilir. Bu yüzden daha önce Avrupa'daki deplasman maçlarından bahsettim. İnsanların bizi görmek ve desteklemek istediğini biliyorum. Ama 40-50 bin kişinin önünde oynamak bambaşka bir şey. Çünkü futbol aynı zamanda bir eğlence. Açıkçası biz bugüne kadar böyle bir fırsata hiç sahip olamadık.
Bu şampiyonluğun herkes için bir hayal olduğunu biliyorum ve oyuncularımı çok iyi anlıyorum. Bu kupayı kazanmak için neler yaşadığımızı, soyunma odasında hangi duyguların içinden geçtiğimizi biliyorum. Onların psikolojisini anlayabiliyorum. Örneğin benim bir ofisim bile yok. Çocuklarımın fotoğraflarını koyabileceğim bir masam dahi bulunmuyor. Bunun oyuncuların sorumluluk duygusunu nasıl etkileyebileceğini düşünün. Bütün bu şartlara rağmen Shakhtar'a büyük bir bağlılık gösteriyorlar ve sahaya çıktıklarında her şeylerini veriyorlar. Bu şampiyonluğun bana yaşattığı duyguları hayatım boyunca unutmayacağım. Genç bir teknik direktör olarak bunun benim için öncü niteliğinde bir yolculuk olduğunu düşünüyorum."
"GENÇ OYUNCULARI KADROMUZA KATIYORUZ VE ONLARA GÜVENMEK ZORUNDAYIZ"
2025/26 sezonunda hemen hemen tüm oyunculara forma şansı verdiniz. Bu sizin için neden bu kadar önemliydi? Herkese fırsat verme kararını neden aldınız?
"Açıkçası yoğun maç takvimi ve sürekli seyahat etmemiz bizi buna mecbur bıraktı. Ama bunun yanında bu, kulübümüzün kültürünün de bir parçası. Genç oyuncuları kadromuza katıyoruz ve onlara güvenmek zorundayız. Eğer onlara güvendiğimizi söylüyorsak, bunu sahada da göstermemiz gerekiyor. Artık bu futbolcuları daha iyi tanıyor, nerede ve ne zaman kullanmamız gerektiğini daha iyi biliyoruz. Ancak dürüst olmak gerekirse bu sezon, UEFA Şampiyonlar Ligi fikstürü nedeniyle biraz farklı olabilir. Bazı oyuncular daha fazla yük taşıyacak ve performans odaklı seçimler yapmak zorunda kalacağız.
Oyuncuların da bunun futbolun bir gerçeği olduğunu kabul etmesi gerekiyor. Bazıları daha fazla kulübede oturabilir, daha az süre alabilir. Buna zihinsel olarak hazır olmalılar. Bir oyuncumun kulübede ya da tribünde olması, diğerlerinden daha kötü olduğu anlamına gelmez. Bu tamamen taktiksel nedenlerden ya da başka bir oyuncunun o an daha formda olmasından kaynaklanabilir. Her zaman söylediğim bir şey var: Bir teknik direktörün adaleti yalnızca oyuncunun performansına göre şekillenmez. Rakibin özellikleri, maçın zamanı, zeminin kuru ya da ıslak olması, bir sonraki karşılaşma, seyahat programı, önceki maçtan elde edilen veriler ve takım analizleri de kararları etkiler. Teknik direktörün tercihleri bütün bu etkenlere bağlıdır.
Oyuncuların görevi ise çalışmak ve ellerinden gelenin en iyisini yapmaktır. Örneğin bu sezon hem sağ kanatta hem de sol kanatta dört ya da beş alternatifimiz var. Hepsini aynı anda oynatmamız mümkün değil. Bu, birinin diğerinden daha iyi olduğu anlamına gelmiyor. Hepsi çalışmaya devam etmeli.
Bu sezon psikolojik açıdan daha zor geçecek. Bu yüzden artık ekibimizde iki psikolog bulunuyor."
"TIRNAKLARIMIZLA KAZIYARAK BURAYA GELDİK"
Bir yıl önce, Shakhtar gibi bir takımın resmi maçlara bu kadar erken başlamasının normal olmadığını söylemiştiniz. Bu sezon ise Şampiyonlar Ligi macerasına eylülde başlayacaksınız. Bu durum hedeflerinizi nasıl etkiliyor?
"Futbolda bir gerçek vardır; bir şampiyonluğu korumak, onu kazanmaktan daha zordur. Sezona her yıl bu noktada başlamamız gerekiyor. Bunun için de her sezon elimizden gelen her şeyi vermeye hazır olmalıyız. Gelecek sezon Ukrayna Premier Ligi şampiyonluğunu korumak ve her yıl Şampiyonlar Ligi'nde yer almak istiyoruz. Buraya nasıl geldiğimizi biliyoruz. Çok çalıştık. Türkçede söylediğimiz gibi, tırnaklarımızla kazıyarak buraya geldik. Bu yüzden oyuncularımla gurur duyuyorum. Bizi buraya getiren her an için mücadele ettik. Aynı şekilde devam etmeliyiz.
Bir kez daha altını çizmek isterim; şampiyonluğu korumak, onu kazanmaktan daha zordur."
"ESKİ TAKIMLARIMA KARŞI OYNAMAYI ÇOK İSTERİM"
Şampiyonlar Ligi'nde en çok hangi rakiple karşılaşmak istersiniz?
"Elbette, daha önce forma giydiğim takımlarla karşılaşmayı çok isterim çünkü futbolda bu tür duygusal hikayeleri seviyorum. Galatasaray, Barcelona ve Atlético Madrid’de forma giydim; onlarla karşılaşırsak, az önce bahsettiğim türden duygusal hikayeler yaşanır. Bu tür anları yaşamayı seviyorum. Tabii ki çok zor maçlar olur. Çünkü aynı şartlarda değiliz ve farklı hayallerimiz var. Ama yine de keyifli karşılaşmalar olacağına eminim.
Ayrıca PSG ile de karşılaşmayı isterim. Çünkü Luis Enrique benim eski hocam. Elbette bizim için çok zor bir maç olur ama bu deneyimi yaşamayı gerçekten isterim."
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:116
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 31 Temmuz 2026 18:05 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















