Ankara24.com
close
up
Menu

Savunma Sanayii Başkanı Görgün den Endonezya ya KAAN mesajı

Yapay Zeka Eylem Planı Resmi Gazete de

Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Resmi Gazete de

Fadik Sevin Atasoy: Gurur duyuyorum

Ajda Pekkan, zamansızlığın tanımını aşkla yazıyor

Güzellik uykusu gerçekmiş! Haberler

Manisa merkezli 5 ilde ‘Kripto’ detaylı suç örgütü operasyonu: 38 gözaltı

Matteo Guendouzi: Bu bir hayal kırıklığı değil!

Fenerbahçe Olimpik Lyon Maçı Canlı Anlatım FB Lyon maçı kaç kaç, maç skoru, kadrosu ve istatistikleri (Şampiyonlar Ligi Play off)

YKS EK TERCİHLERİ ne zaman yapılacak? ÖSYM ile 2026 üniversite ek tercih tarihleri belli oldu mu?

Fenerbahçe Lyon: 1 1

Mason Greenwood: Orada kazanmak istiyoruz!

Romelu Lukaku, ilk kez Fenerbahçe forması giydi

İstanbul Anadolu Yakası na yeni metro hattı! Bakan Uraloğlu duyurdu: Ümraniye, Kavacık ve Beykoz u birbirine bağlayacak

Dilek Gül İle HT 360 18 Ağustos 2026

ÖZEL ÜNİVERSİTE FİYATLARI 2026 2027 Bu yıl özel üniversite ücretleri ne kadar? İstanbul, Ankara ve İzmir vakıf üniversiteleri lisans/önlisans bölüm ücretleri!

Noa Lang Galatasaray a geri dönüş yolunda

Moderna nın kanser aşısı denemeleri olumlu sonuçlandı, hisseler yüzde 100 ü geçti Haberler

12 milyon kuşa yuva olan dev göl hızla kuruyor Sözcü Gazetesi

Uğurlu, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Danışma Kurulu üyeliğine seçildi Erzincan Haberleri Habertürk Yerel Haberler

Anket: Halkın büyük çoğunluğu köprü ve otoyolların özelleştirilmesinin belirli grupların çıkarına olduğunu düşünüyor

Anket: Halkın büyük çoğunluğu köprü ve otoyolların özelleştirilmesinin belirli grupların çıkarına olduğunu düşünüyor

Ankara24.com, T24 kaynağından alınan verilere dayanarak bilgi yayımlıyor.

BUPAR, kamuya ait kurum ve işletmelerin özelleştirilmesini halka sordu. Ankete göre, karşı çıkanların oranı yüzde 51,9 olurken, destekleyenlerin oranı yüzde 33,4'te kaldı. 

AKP'nin Türkiye'nin köprü ve otoyollarını özelleştirmeye hazırlandığı ortaya çıkmış, AKP Grup Başkanvekili Faruk Gökkuş, “Evet, köprüleri özelleştireceğiz. Bizim inandığımız ekonomik sistem neyse, vatanın ve milletin faydasına ne görüyorsak biz onu size rağmen uygulamaya devam edeceğiz.” demişti.

BUPAR’ın yaptığı araştırmada, köprü ve otoyolların özelleştirilmesine halkın karşı olduğu görüldü. Bin kişiyle yapılan araştırmada, katılımcılara, “Kamuya ait kurum ve işletmelerin özelleştirilmesini genel olarak destekliyor musunuz?” sorusu yöneltildi. Destekleyenlerin oranı yüzde 33,4’te kalırken karşı çıkanların oranı yüzde 51,9 oldu. Kararsızların oranı ise yüzde 14,9 olarak ölçüldü.

Araştırmada katılımcılara, “Türkiye’de yapılan özelleştirmeler kamu yararına mı yoksa belirli grupların çıkarına mı hizmet etti?” sorusu da yöneltildi. Özelleştirmelerin kamu yararına olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 22,7 olurken, belirli grupların çıkarına olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 57,3, fikrim yok diyenlerin oranı ise yüzde 20 olarak kayda geçti. 

Araştırmada “Osmangazi Köprüsü, Üçüncü Köprü gibi KÖİ projelerinde geçiş garantisi tutturulmadığında aradaki farkın Hazine tarafından şirketlere ödendiğini biliyor muydunuz?” sorusu da yöneltildi. Evet diyenlerin oranı yüzde 33,2; duydum ama detayını bilmiyorum diyenlerin oranı yüzde 21,5; hayır bilmiyordum diyenlerin oranı ise yüzde 45,3 olarak gerçekleşti. Son olarak katılımcılara “Bu bilgiyi öğrendikten sonra KÖİ’ler hakkındaki görüşünüz nasıl değişti?” diye soruldu. Daha olumsuz diyenlerin oranı yüzde 60,3’e çıkarken yüzde 30 ise fikrinin değişmediğini ifade etti.

BUPAR’ın Araştırma Direktörü Doç. Dr. Onur Alp Yılmaz son ankete ilişkin BirGün’den Mehmet Emin Kurnaz'a bulundu.

“Türkiye’de özelleştirme, kamu-özel işbirliği (KÖİ) projeleri ve benzeri ekonomi politikalarının geniş toplumsal etkilerine rağmen güçlü bir siyasal çatışma alanına dönüşmemesi üzerine düşünmemiz gereken bir meseledir” diyen Yılmaz’ın değerlendirmesinde şu ifadeler yer aldı:

“1980 sonrası dönemde Türkiye ekonomisi, sermaye hareketlerinin serbestleşmesi, finansallaşma ve dış kaynak bağımlılığı temelinde küresel kapitalist sisteme eklemlenmiştir. Bu entegrasyon modeli, özelleştirme ve kamu-özel işbirliği gibi uygulamaları ideolojik tercihlerden çok teknik zorunluluklar olarak sunan bir politika çerçevesi üretti ve dayattı. Uluslararası finansal piyasalara erişim, yatırımcı güveni, mali disiplin ve bütçe sürdürülebilirliği gibi kavramlar, ekonomi politikalarının siyasal tartışma konusu olmaktan çıkarılıp adeta tanrı kelamı olarak kodlandı. Böylece alternatif politika seçenekleri yapısal olarak daraltıldı, ekonomik tercihlerin siyasal karakteri görünmez hale getirildi. Bu durum klasik neoliberal depolitizasyon mekanizmasının Türkiye bağlamındaki tezahürü olarak okunabilir.

Bu depolitizasyonun ikinci boyutu, sistem karşıtı bir ekonomik alternatifin siyasal alanda kurumsallaşamamış olmasıdır. Türkiye’de uluslararası finans kapitalle entegrasyona dayalı büyüme modeline karşı kapsamlı bir kalkınma programı, yeniden kamulaştırma perspektifi ya da alternatif bir kamu finansmanı rejimi siyasal rekabetin merkezine yerleşmiş değildir. Muhalefet partileri de çoğunlukla yatırımcı güveni, piyasa istikrarı ve mali disiplin çerçevesinin dışına çıkmayan eleştiriler ve politikalar üretmektedir. Bu nedenle özelleştirme ya da KÖİ politikalarına yönelik eleştiriler sistemsel bir karşıtlık üretmek yerine yönetim pratiğine yönelik teknik eleştiriler düzeyinde kalmaktadır. Alternatifin kurumsallaşmadığı bir ortamda ekonomik hoşnutsuzluk siyasal mobilizasyona dönüşmemektedir.

Üçüncü olarak, Türkiye’de siyasal rekabetin temel ekseninin dağıtım ve sınıf ilişkilerinden ziyade kimlik, güvenlik ve kültürel kutuplaşma üzerinden kurulması bu meselelerin politikleşmesini sınırlandırmaktadır. Siyasetin ana çatışma hatları etnik, kültürel ya da kimlik etrafında şekillendiğinde kamu varlıklarının el değiştirmesi, bütçe dağılımı ya da mali-millî egemenlik gibi konular ikincil hale gelir. Dağıtımla ilgili çatışmalar kimlik temelli çatışmalar tarafından bastırılır. Dolayısıyla ekonomik tercihler gündelik hayatı etkileyen sonuçlar doğursa bile seçim davranışını belirleyen temel faktör haline gelemez.

Sonuçta bu sürecin çıktısı, iktidarın kurduğu hegemonik anlatı belirleyici bir rol oynamasıdır. Ekonomi politikaları; kalkınma, mega projeler, ulusal onur, küresel rekabet, dünya liderliği ve güçlü devlet söylemi içinde yeniden çerçevelenir. Bu çerçevede özelleştirme ya da KÖİ projeleri belirli şirketlere, küresel sermayeye kaynak aktarımı ya da bütçe politikası olarak değil, ülkenin büyüme hamlesinin araçları olarak sunulur. Böylece ekonomik tercihler “ulusal onur” anlatısına eklemlenir ve teknik birer detaylara indirgenir. Siyasal tartışma ekonomik modelin kendisinin Türkiye’nin egemenlik haklarıyla, kendi toprakları üzerinde inşa edilen yapılar üzerinde söz söyleme hakkıyla, bütçesini nereye harcayacağına dair karar alma özgürlüğüyle arasındaki çatışma üzerine değil, bu modelin yönetim “başarısı” veya “başarısızlığı” gibi istatistik manipülasyonuyla kolaylıkla iktidarın lehine çevrilebilecek alanlar üzerine yoğunlaşır.

Sonuç olarak ortaya çıkan yapı, yüksek düzeyde toplumsal hoşnutsuzluk ile düşük düzeyde siyasal mobilizasyonun birlikte var olduğu bir durumdur. Toplumun önemli kesimleri özelleştirmelere veya garanti ödemelerine mesafeli olsa bile, bu hoşnutsuzluk sistem karşıtı bir politik hatta dönüşmez. Çünkü ekonomi politikaları siyasal tercih alanının dışına itilmiş, alternatif üretme kapasitesi zayıflamış ve kimlik temelli rekabet ekonomik çatışmaları gölgede bırakmıştır.

Sonuç olarak Türkiye’de özelleştirme ve kamu-özel işbirliği uygulamalarının siyasal rekabetin merkezine yerleşmemesi, basit bir iletişim eksikliğinden ziyade uluslararası finans kapitalle entegrasyonun yarattığı yapısal bağımlılık, alternatif ekonomik vizyon eksikliği ve hegemonik siyaset biçiminin birleşik etkisiyle açıklanabilir. Bu nedenle söz konusu politikalar, geniş toplumsal etkilerine rağmen, iktidarın kurduğu “büyük resim” içinde sistemin yönünü belirleyen temel tercihler olarak değil, yönetim tekniklerine ilişkin ayrıntılar olarak algılanır.

Sanırım bunu askerde ilk adımın sivil hayattaki sağ adımın sol adımla ikame edilmesiyle örneklemek gerekir. Çünkü insanın adeta ilk adımından itibaren yeniden inşa edilmesinin bir anlamı vardır: Bireyin sivil hayattaki alışkanlıklarından koparılması, gündelik ritminin kırılması ve yeni bir düzen içinde yeniden şekillendirilmesi ve onun kurucu bir müdahaleyle adeta sıfırdan inşa edilmesi…

Türkiye’de de muhalefetin benzer bir yaklaşım sergilemesi gerekir. Uzun süredir siyasal rekabetin önemli bir bölümü, aynı küresel iktisadi çerçeve içinde kalınarak yürütülmektedir. İktidarın uyguladığı ekonomi politikaları eleştirilmekte, ancak bu politikaların dayandığı uluslararası finansal entegrasyon modeli, büyüme rejimi ya da kalkınma paradigması kökten sorgulanmamakta ve dolayısıyla halka da sorgulatılmamaktadır.

Bu nedenle siyasal rekabet çoğu zaman farklı bir ekonomik yönelim önermekten çok mevcut sistemin daha iyi yönetilmesi iddiasına indirgenmektedir. Bu da açık bir biçimde siyasal değil, teknik bir tartışmadır.

Bu durum muhalefetin yapısal bir alternatif üretme kapasitesini sınırlandırmaktadır. Çünkü küresel finansal sisteme aynı ölçüde entegre olmayı hedefleyen ya da aynı makroekonomik çerçeveyi veri kabul eden bir siyasal hat, topluma yeni bir yön duygusu sunmakta zorlanır. Seçmen açısından farklı yönetim vaatleri ile farklı sistem önerileri arasındaki fark ortadan kalktığında artık siyasal rekabet teknik bir yönetim tartışmasından başka bir şey değildir. Bu da insanların alternatifler arasında kendileri için en iyisini seçtikleri değil; aynılar arasında kendilerine en yakın olanı, duygularına en çok sesleneni seçtikleri iktidarın 25 yıldır kazanan olduğu zemini sürekli olarak yeniden üretir.

Bu bağlamda, muhalefetin “sol adım” metaforuyla ifade edilebilecek bir kurucu kopuşa ihtiyaç duyduğu ileri sürülebilir. Buradaki kopuş, yalnızca mevcut politikaların eleştirisi değil, ekonomik egemenlik, kalkınma modeli, devlet kapasitesi ve kamu yararı gibi alanlarda yeni bir başlangıç noktası belirlemeyi ifade eder. Böyle bir yaklaşım, küresel iktisadi sisteme entegrasyonun sınırlarını, koşullarını ve toplumsal maliyetlerini tartışmaya açmayı; ekonomik tercihleri teknik zorunluluklar olarak değil siyasal tercihler olarak yeniden tanımlamayı gerektirir. Bu, iktidarı da bir seçim yapmaya zorlayacak ve yaptığı seçim ona ya ulusal ya da uluslararası alanda (belki de ikisinde birden) maliyet üretecektir.”


En son güncellemeleri ve haberleri takip etmek için Ankara24.com'ı izlemeye devam edin, biz durumu takip ediyor ve en güncel bilgileri sunuyoruz.
seeGörüntülenme:66
embedKaynak:https://t24.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 16 Şubat 2026 09:35 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Savunma Sanayii Başkanı Görgün den Endonezya ya KAAN mesajı

18 Ağustos 2026 03:31see180

Yapay Zeka Eylem Planı Resmi Gazete de

18 Ağustos 2026 02:55see177

Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Resmi Gazete de

18 Ağustos 2026 07:51see176

Fadik Sevin Atasoy: Gurur duyuyorum

18 Ağustos 2026 07:23see175

Ajda Pekkan, zamansızlığın tanımını aşkla yazıyor

18 Ağustos 2026 08:32see172

Güzellik uykusu gerçekmiş! Haberler

18 Ağustos 2026 09:42see170

Manisa merkezli 5 ilde ‘Kripto’ detaylı suç örgütü operasyonu: 38 gözaltı

19 Ağustos 2026 01:48see148

Matteo Guendouzi: Bu bir hayal kırıklığı değil!

19 Ağustos 2026 01:11see147

Fenerbahçe Olimpik Lyon Maçı Canlı Anlatım FB Lyon maçı kaç kaç, maç skoru, kadrosu ve istatistikleri (Şampiyonlar Ligi Play off)

19 Ağustos 2026 00:40see146

YKS EK TERCİHLERİ ne zaman yapılacak? ÖSYM ile 2026 üniversite ek tercih tarihleri belli oldu mu?

18 Ağustos 2026 07:07see142

Fenerbahçe Lyon: 1 1

19 Ağustos 2026 00:13see140

Mason Greenwood: Orada kazanmak istiyoruz!

19 Ağustos 2026 00:23see137

Romelu Lukaku, ilk kez Fenerbahçe forması giydi

19 Ağustos 2026 00:08see137

İstanbul Anadolu Yakası na yeni metro hattı! Bakan Uraloğlu duyurdu: Ümraniye, Kavacık ve Beykoz u birbirine bağlayacak

18 Ağustos 2026 18:06see136

Dilek Gül İle HT 360 18 Ağustos 2026

19 Ağustos 2026 00:06see136

ÖZEL ÜNİVERSİTE FİYATLARI 2026 2027 Bu yıl özel üniversite ücretleri ne kadar? İstanbul, Ankara ve İzmir vakıf üniversiteleri lisans/önlisans bölüm ücretleri!

18 Ağustos 2026 13:50see135

Noa Lang Galatasaray a geri dönüş yolunda

18 Ağustos 2026 20:06see133

Moderna nın kanser aşısı denemeleri olumlu sonuçlandı, hisseler yüzde 100 ü geçti Haberler

19 Ağustos 2026 17:49see133

12 milyon kuşa yuva olan dev göl hızla kuruyor Sözcü Gazetesi

18 Ağustos 2026 19:24see133

Uğurlu, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Danışma Kurulu üyeliğine seçildi Erzincan Haberleri Habertürk Yerel Haberler

18 Ağustos 2026 07:54see133
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları