Almanya tartışıyor: AfD daha ne kadar radikalleşebilir?
T24 sayfasından alınan bilgilere göre, Ankara24.com açıklama yapıyor.
Almanya'daki aşırı sağcı AfD partisinin yöneticilerinin ülkede tepki çeken bir isim olan Avusturyalı aşırı sağcı Martin Sellner ile buluşması tartışma yaratıyor: AfD daha ne kadar ileri gidebilir?
Buluşmalar iyi hazırlanmış: Yapay zeka videoları, özenle filme alınmış panel tartışmaları, parlak dergi kalitesinde fotoğraflar.
Aşırı sağçı AfD (Almanya için Alternatif) partisinin Brandenburg ve Thüringen eyaletleri bazındaki milletvekilleri ile aynı partinin Federal Meclis vekillerinin Avusturyalı aşırı sağcı Martin Sellner ile yaptığı görüşmeler özenle kamuoyuna yansıtıldı.
Bunlardan biri Brandenburg'da bir panel tartışması, diğeri de Thüringen'de eyalet parlamentosunda yapılan bir görüşmeydi.
AfD'nin Almanya'nın doğusunda bulunan iki eyaletteki teşkilatı güvenlik makamlarınca "kesinleşmiş aşırı sağcı" olarak sınıflandırılıyor.
Görüşmelerin en önemli ortak konusunu, toplu sınır dışı etmeler oluşturdu. Avusturyalı Sellner, Alman vatandaşlığının bazı göçmen kökenlilerden geri alınması gerektiğini yüksek sesle dillendiriyor.
Brandenburg'daki AfD'li muhatabı, eyalet parlamentosu milletvekili Lena Kotré de Ocak 2026 ortasında yaptığı bir konuşmada bundan daha az radikal bir tonda değildi. Dinleyicilerine, AfD'nin eyalette iktidara gelmesi halinde şunu vadetti:
"O zaman pist, (aşırı hızlı trafikten) kızarana kadar, sınır dışılar devam edecek."
Buluşmalar, AfD için kritik bir zamanda gerçekleşiyor. Çünkü parti 2026'da iki doğu eyaletindeki seçimlerde iktidara gelmek istiyor: Saksonya-Anhalt ve Brandenburg. Bu amaçla seçim kampanyası başlatılıyor. AfD'nin radikal göç politikası özellikle güçlü olduğu doğu bölgelerindeki seçmen nezdinde karşılık buluyor.
"Parti içi bir hamle"Siyaset ve iletişim danışmanı Johannes Hillje, bu görüşmelerde daha önemli bir mesaj görüyor. Hillje, DW'ye verdiği röportajda, hem dışa hem içe mesaj verildiğini söylüyor:
"Bu tür buluşmalar yalnızca dış kamuoyuna yönelik değil, aynı zamanda partinin iç kamuoyuna da yöneliktir. Dolayısıyla bunlar, özellikle doğu eyalet teşkilatları ile federal düzeydeki parti yönetimi arasında yürüyen parti içi bir iktidar mücadelesinde bir hamledir. Federal yönetim daha çok ılımlılığa, Doğu Almanya'daki AfD eyalet teşkilatları ise radikalliğe oynuyor."
Martin Sellner ismi de radikalliği temsil ediyor. Yıllardır Avrupa'daki en etkili aşırı sağcılardan biri. Müslümanların ve beyaz olmayan insanların Almanya ve Avrupa'dan toplu şekilde sınır dışı edilmesini savunmasıyla, İslam'a, göçe ve toplumsal çeşitliliğe karşı mücadele eden etnikçi bir milliyetçiliğin en önemli temsilcilerinden biri sayılıyor.
Gençliğinde Avusturya'daki Neonazi çevrelerine katılan bir isim. Mentoru ise fanatik Holokost inkarcısı Gottfried Küssel'di.
Daha sonra "Identitäre Bewegung Österreich" (Avusturya Kimlikçi Hareketi - İBÖ) adlı siyasi hareketin liderliğine yükseldi. Bu, göçe ve İslam'a karşı kışkırtma yapan ve 2021 yılında kurulan nispeten genç bir aktivist örgüt.
Sellner'in yönetiminde bu hareket o kadar radikalleşti ki, AfD bile ondan uzaklaşmıştı. Hatta parti yönetimi, İBÖ'yü "bağdaşmazlık listesi" aldı. Bu, partinin bir nevi "kara listesi" hükmünde. Pratikte bu adım, şu anlama geliyor: Avusturya'daki İBÖ hareketine üye olan kimse, aynı zamanda AfD üyesi olamıyor.
İşte bu nokta Sellner ile AfD arasındaki samimiyet, büyük bir çelişki gibi görünüyor. Her iki taraf da "gayriresmî" düzeydeki yakın temasları sürdürüyor.
Ocak 2024'te Sellner ile AfD'li parti yöneticilerinin Potsdam'da toplu sınır dışı etmelerin konuşulduğu bir platformdaki buluşması kamuoyuna yansıdığında, Almanya'da savaş sonrasının en büyük protestoları yaşandı: Ülke genelinde haftalar boyunca milyonlarca kişi sokağa çıktı. Göstericiler, AfD'ye ve partinin, göçmen oldukları gerekçesiyle milyonlarca insanı Almanya'dan sürmek istediği iddia edilen planlara tepki gösterdi.
Bunun ardından AfD'nin varlığı açısından kritik bir tartışma ivme kazandı: AfD'nin "demokratik toplumun temel değerlerine aykırı davrandığı" gerekçesiyle yasaklanması için bir süreç başlatılmalı mı? Yetkili en yüksek Alman mahkemesi olan Federal Anayasa Mahkemesi'ne şimdiye kadar ne Federal Meclis ne federal hükümet ne de Eyalet Temsilciler Meclisi, bu yönde bir başvuru yaptı.
Yasaklama sürecini savunanlar, AfD'nin Martin Sellner'e yakınlığını tekrar tekrar gündeme getiriyor. Çünkü artık çok sayıda mahkeme kararı, Sellner'in ideolojisinin Alman Anayasası ile bağdaşmadığını tescil etmiş durumda. Federal İdare Mahkemesi de Haziran 2025'te onun "geri göç" konseptinin, göçmen kökenli Alman vatandaşlarının farklı muamele görmesi nedeniye "insan onuruna aykırı" olduğuna hükmetti.
Radikalleşme bir başarı mı?Ancak bu durum, etkili AfD'li siyasetçileri Sellner'e yakınlık aramaktan alıkoymuyor gibi görünüyor. Siyaset danışmanı Johannes Hillje, bunun nedenini şöyle açıklıyor:
"Almanya'nın doğusundaki eyalet teşkilatları, AfD'nin başarı yolunun, radikalleşme olduğuna inanıyor. Nitekim doğu eyaletlerinde, şimdiye kadarki en başarılı ve en iyi seçim sonuçlarına ulaştılar."
Peki AfD parti yönetiminin tepkisi ne? DW'nin bu yöndeki sorusuna, parti yönetimi yanıt vermedi. AfD Federal Meclis grubu toplantısı kenarında düzenlenen bir basın toplantısında ise eş başkanlar Alice Weidel ve Tino Chrupalla sadece, parti yönetiminin konuyu inceleyeceğini söyledi. Partinin herkesle konuşabileceğini ifade ettiler.
Johannes Hillje, bu buluşmalarla parti yönetiminin küçük düşürüldüğünü düşünüyor:
"Parti yönetimi, AfD'nin bir sürgün partisi olarak sunulmasını ve algılanmasını göze alıyor. Çünkü Martin Sellner'in konsept olarak ortaya koyduğu şey bu: Alman vatandaşlarının da ülkeden çıkarılması gerektiği. Ve bu, sürgünden başka bir şey değil."
Hillje, Alice Weidel'i "aşırı sağcı çevrenin yönlendirdiği bir parti eş başkanı" olarak görüyor. Mevcut tartışma, partinin giderek radikalleştiğini gösteriyor.
Bu gözleme ek bir ivme de Saksonya-Anhalt'taki AfD eyalet teşkilatından geliyor. Parti burada sonbahardaki eyalet parlamentosu seçimlerinden sonra tek başına iktidar olmak istiyor. Seçim programı taslağı radikal: AfD, demokratik devletin kapsamlı biçimde yeniden yapılandırılmasını planlıyor. Okullar, kiliseler, yayıncılık, demokrasi projeleri; geçmişte AfD'ye eleştirel yaklaşmış tüm kurumlara müdahale, kaynakların kesilmesi ya da kapatma tehdidinde bulunuluyor. İltica ve göç politikasında da radikal bir rota değişikliği ilan ediliyor.
Aralık 2023'te Potsdam'daki tartışmalı buluşmaya Sellner ile birlikte katılan Saksonya-Anhalt'ta AfD eyalet başkanı Ulrich Siegmund, eyaletinin başbakanlığı için en güçlü aday konumunda. Eğer kazanırsa, "Almanya'daki ilk AfD'li eyalet başbakanı" olabilir.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:41
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 01 Şubat 2026 21:19 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















