Ankara24.com
close
up
Alkış sesi, siren seslerine döndü

Alkış sesi, siren seslerine döndü

Haberturk sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.

Ajda Pekkan, 2013'teki köşe yazısında şöhretle ilgili çarpıcı cümleler sarf etmişti.

'BU NASIL ŞÖHRET?'

"Dünya müzik sektörü, son yıllarda pornografiyi ve uyuşturucuyu hiç olmadığı kadar normalleştirdi. Genç yetenekler, şöhrete giden yolun, bu unsurlardan geçtiğine inanıyor. Çark ne yazık ki böyle dönüyor.... En tehlikeli yanı ise bu yozlaşmanın hayran kitleleri nezdinde sıradan bir olgu haline gelmesidir."

Bugün geldiğimiz noktada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu operasyonları, Ajda Pekkan'ın çarpıcı cümlelerini acı bir tabloyla doğruluyor. Aralarında oyuncu, şarkıcı ve sosyal medya fenomenlerinin bulunduğu pek çok ismin Adli Tıp Kurumu'ndaki test sonuçlarının pozitif çıkması, Pekkan'ın endişesinde ne kadar haklı olduğunu gözler önüne seriyor.

Şöhret kavramını analiz ettiğimizde, karşımıza iki farklı dünya çıkıyor. Alkışlar, lüks hayatlar, milyonlarca takipçi ve kusursuz görünen bir imaj, şöhretin görünen yüzünde; yalnızlık, performans kaygısı, sektörel baskıların etkisiyle oluşan boşluğu doldurmaya çalışan bağımlılıklar ise görünmeyen yüzünde yer alıyor.

Psikoloji literatürü, şöhreti genellikle yüksek bedelli bir takas olarak tanımlıyor. Bu süreçte birey, dünyayı kendi gözleriyle özgürce takip etmeyi bırakıp, dünyanın kendisine yönelmiş bakışlarına hapsoluyor. Kişi, en temel insani haklardan biri olan 'Görünmez olma' yetisini kaybettiğinde, aslında kendi varlığı üzerindeki mülkiyetini de devrediyor.

Psikolog Dr. Donna Rockwell, şöhretin kişiler üzerinde oluşturduğu etkiler üzerine birçok araştırma yaparak sayısız makale yazdı. Dr. Rockwell, araştırmalarının özünü; "Şöhret, biyokimyasal bir bağımlılıktır. Sahnedeki o devasa dopamin patlaması bitip normal hayata döndüğünde kişi, 'Post-fame crash' dediğimiz o ağır duygusal çöküşü yaşar" şeklinde özetleyerek şöhretin ne ölçüde ateşten bir gömlek olduğunu vurguladı.

Ünlü sanatçılar, şöhreti tanımlarken görünmeyen yüzünün ne kadar tehlike arz ettiğine dikkat çekmişti.

ÜNLÜLERİN ŞÖHRET HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ

♦ Türkan Şoray... Şöhret benim için insanların sevgisine ulaşmak için bir köprüydü ama o köprüden geçerken kendinizi kaybetmemeniz gerekir.

♦ Zeki Müren... Benim için alkış, hayatın ta kendisidir ama o ışıklar söndüğünde, kulisteki o sessizlik, bazen en büyük yalnızlıktır.

♦ Münir Özkul... Şöhret, bir insanın kendi kendinden uzaklaşmasıdır.

♦ Sezen Aksu... Şöhret, dışarıdan bakıldığında bir kristal saray, içeriden bakıldığında ise camdan bir kafestir.

Türkan Şoray

2025'in son çeyreğinde başlayıp 2026'nın ikinci çeyreğine uzanan geniş kapsamlı uyuşturucu operasyonları, spot ışıklarının ardındaki trajik tabloyu tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Test sonuçları pozitif çıkan ünlü isimler, yüksek bedelli takasın en somut örnekleri oldu. Işıltılı illüzyonun yerini soğuk gerçeklere bıraktığı bu süreç; şöhretin aynı zamanda, kişiyi kendi içine hapseden bir hücre olduğunu yeniden gösterdi.

Elde edilen şöhret, maddi beklentilerin artmasına, statü farkının keskinleşmesine, eski dostlar ve aile bağlarında onarılmaz kopuşlara neden oluyor. Bu durum, kişiyi derin bir yalnızlığa sürükleyerek kendi gerçeğine karşı bir tür idrak körlüğü yaşamasına yol açıyor. Şöhretin doğasındaki daimi performans kaygısı, kişiyi her an vitrinde olmaya zorluyor. Kariyerini profesyonelce yönetemeyen; çevresindekilerin kendisine mi yoksa şöhretine mi değer verdiğini ayırt edemeyen ünlüler, büyük bir riskle karşı karşıya kalıyor. Çevresi akil değil, sakil insanlarla çevrili olan ünlüler, ağır baskı altında psikolojik iflasa sürüklenebiliyor.

Şöhretin en büyük paradoksu, milyonlarca hayrana rağmen hissedilen o derin ıssız hayat. Etrafı sarmalayan ve sadece duymak istediklerini söyleyen "Evet efendimciler", kişinin gerçeklikle bağını kopararak tehlikeli bir narsisizme zemin hazırlıyor. "Bana bir şey olmaz" yanılsamasıyla örülen bu öz güven kulesi, kapı çalınıp emniyet görevlileri göründüğünde yerle bir oluyor. O an, narsisistik balonu patlıyor ve kişi, milyonların sevgisine rağmen mutlak bir yalnızlıkla baş başa kalıyor.

Şöhret; yönetilen değil, yöneten pozisyonunda olduğu sürece hayatlarında kırılmalar kaçınılmaz oluyor. Bu kırılmaların temel sebebi, dışarıdaki 'Ünlü benlik' ile içerideki 'Gerçek benlik' arasındaki uçurum. Halkın gördüğü o parlak figürü korumak için takılan maskeler, gözaltı süreçlerinde yerini ağır bir yıkıma bırakıyor. Dışarıdaki 'Yıkılmaz' imaj ile içerideki enkaz arasındaki çatışma, ruhsal çöküşü hızlandırıyor.

Şöhretin sunduğu suni 'Yüksek yaşam' ile gerçeklikten kopanlar, içlerindeki boşluğu yapay maddelerle doldurmaya çalışıyor. En büyük hata ise şöhreti bir varış noktası sanmak. Oysa şöhret, her anı titizlikle yönetilmesi gereken engebeli bir süreç. Bu süreci yönetemeyenler için alkışların sustuğu nokta; sessizliğin değil, polis sirenlerinin yankılandığı yere kadar uzanabiliyor.

ERKEN YAŞTA TANIŞLAR İÇİN DAHA TEHLİKELİ SONUÇLARI OLABİLİYOR

Şöhretin en yıkıcı yüzü, spot ışıklarıyla henüz çocukluk veya erken gençlik yıllarında tanışanlarda görülüyor. Erken yaşta gelen bu yoğun tanınmışlık hissi, bireyin karakter gelişimini tam o evrede dondurarak olgunlaşma sürecini sekteye uğratabiliyor.

Hülya Avşar, tüm şöhretine rağmen kendi içine hapsolmayan yaşam tarzıyla şöhretini en iyi yöneten isimlerden biri olarak örnek verilebilir. Çünkü Avşar, şöhretin getirdiği baskılarla başa çıkarken doğrulardan taviz vermemeyi temel ilkesi haline getirdi. Hülya Avşar, her fırsatta "Şöhret, beni değil; ben, şöhreti yönetirim" duruşu sergileyerek şöhretin, kendisini girdap içine almasına engel oldu.

Günümüzde şöhret olma merakı adeta dizginlerinden boşalmış durumda. Bunun en iyi örneği de sosyal medya fenomenlerinde görülüyor. Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla iyiden iyiye harlanan bu arzu, öyle bir noktaya ulaştı ki artık bir tutkudan ziyade, saplantıya dönüşmeye başladı. Bir üretimde bulunmayan, göründükleri sürece var olduklarını sananların akıbeti, elbette bir süre sonra mutlaka karşılaşacakları o derin sessizlik üzerine yaşadıkları oluyor.

Kendi hayatlarını bir seyirlik malzeme olarak pazarlayanlar için tehlike çanları her an çalabilme potansiyeline sahip. Herhangi bir entelektüel veya sanatsal üretimde bulunmayan sosyal medya fenomenleri, kendilerine duyulan ilgiyi canlı tutmak için her gün daha uç, daha absürt ve daha mahrem olanı paylaşmaktan geri kalmayarak, tüm toplumsal değerleri yerle yeksan edebilme cüretine bulunabiliyor.

Algoritma, sırtını onlara döndüğünde ise o milyonluk kitlelerin beğenileri ve yorumları, yerini derin bir sessizliğe bırakıyor. Bu sessizlik, sosyal medya fenomeni için sadece iş kaybı değil, aynı zamanda bir kimlik krizine neden oluyor. Sonuç olarak 'Pırıltılı' hayatların perde arkasında, beğeni sayılarına endeksli bir özsaygı ve unutulma korkusuyla beslenen ağır bir anksiyete yatıyor. Ne yazık ki bu dijital girdap, sadece kariyerleri değil, bazen insan hayatlarını bile yutup gidiyor.

İster bir sanat dalının icracısı, isterse sosyal medya fenomeni olsun hepsi için büyük tehlike, rüzgârın yönü değiştiğinde oluşan 'Sessizlikle' yüzleşecek içsel bir derinliğe sahip olamamak. Yönetilemeyen şöhret, en nihayetinde sahibini sektörden koparırken iç dünyasında büyük yıkımlara neden oluyor.

Daha fazla bilgi ve son haberler için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:147
embedKaynak:https://www.haberturk.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 03 Nisan 2026 08:36 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

SPK fonların tasfiyesinde yol haritasını netleştirdi: 1 milyon TL ara ödeme

02 Ekim 2026 07:10see191

Mescid i Haram da bombalı saldırı girişimi: Ortalığı kana bulayacaktı!

02 Ekim 2026 00:44see180

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 37. HUKUK DAİRESİ

02 Ekim 2026 00:24see175

Ronaldo suz Portekiz den 4 gollü zafer! İşte gecenin sonuçları

02 Ekim 2026 00:38see172

ABD den Suriye ye dair önemli adım Dış Haberler

02 Ekim 2026 01:44see169

Nevşehir de yarış yaptıkları iddia edilen iki otomobil kavşakta kazaya karıştı: 6 yaralı

02 Ekim 2026 01:25see169

Belçika da Nathan Ngoy: Skor 3 0 ve en önemlisi bu!

03 Ekim 2026 00:30see167

Özdağ dan Fatma Betül Sayan Kaya ya “163 milyon sorusu: Bu parayı nerden buldunuz?

03 Ekim 2026 00:58see159

212 Photography Istanbul kapsamında Pera Müzesi’nde üç ücretsiz etkinlik

03 Ekim 2026 00:06see153

TBB Başkanı Çakar dan fon soruşturması açıklaması

03 Ekim 2026 00:40see150

LGY ye dev zam: Fiyatlar 40 TL yi aştı Sözcü Gazetesi

02 Ekim 2026 00:56see150

Mersin den acı haber: Denize giren 3 gençten biri hayatını kaybetti

02 Ekim 2026 19:14see148

Cezayir orman yangını çıkaranlara idam cezası getirmeye hazırlanıyor

02 Ekim 2026 01:17see147

İDSO sezonu 9 ekimde açıyor

03 Ekim 2026 00:06see147

SON DAKİKA HABERİ: Çok sayıda ekip çalışmaya katılıyor! Kayıp polis memuru Numan Şen aranıyor Son dakika haberleri

01 Ekim 2026 11:24see147

Soğuk Savaş tan beri bir ilk: Nükleer silahlanmada ibre tersine döndü Sözcü Gazetesi

02 Ekim 2026 00:30see147

İstanbul TOKİ kura tarihi belli oldu mu? 2026 TOKİ 1.071 kiralık konut kurası ne zaman, hangi gün çekilecek?

02 Ekim 2026 06:36see146

Satıcının Ölümü 3 temsille sahnede

03 Ekim 2026 00:12see145

Trump: İran meselesi çözülürse petrol fiyatları düşecek

03 Ekim 2026 00:00see144

Emeklilere bir darbe de banka promosyonlarından: Yüksek rakamlar şartlara bağlandı Sözcü Gazetesi

02 Ekim 2026 08:48see143
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları