AK Parti Milletvekili ve PARLATİNO Türk Grubu Başkanı Ali Şahin: Venezuela da başlayan istikrarsızlık Kolombiya, Peru, Şili ve Arjantin e yayılabilir
Sondakika sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuruda bulunuyor.
AK Parti Gaziantep Milletvekili ve Latin Amerikan ve Karayipler Parlamentosu (PARLATİNO) Türk Grubu Başkanı Ali Şahin, ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu askeri müdahale ile alıkoyması ve sonrasında yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Şahin'in değerlendirmeleri şu şekilde:
CHAVEZ SONRASI DÖNEM VE İÇ DİNAMİKLERDE KIRILMA"Venezuela'ya birkaç ayrı perspektiften yaklaşmak gerekiyor: Birincisi Venezuela'nın kendi iç dinamikleri, ikincisi Latin Amerika bölgesel bağlamı, üçüncüsü Amerika Birleşik Devletleri ve son olarak da uluslararası hukuk açısından değerlendirme.
Venezuela, Chavez sonrası dönemde siyasi ve ekonomik bir buhranın, istikrarsızlığın içine sürüklenmişti. Yapılan seçimlerin ardından Maduro'nun meşruiyeti hem Amerika Birleşik Devletleri, hem Avrupa'daki bazı ülkeler hem de bölge ülkeleri tarafından sorgulanır hâle geldi. Dolayısıyla ülke, siyasi, sosyal ve ekonomik anlamda ciddi bir türbülansın içine girdi. Bu süreci hazırlayan en önemli faktörlerden biri, iç dinamiklerin birbiriyle uyumlu ve barışık olmamasıydı.
LATİN AMERİKA'NIN TARİHSEL TRAVMASIBununla birlikte Latin Amerika bölgesine de ayrıca bakmak gerekiyor. Biz de Türkiye–Latin Amerika ve Karayipler Parlamentosu Türk Delegasyonu olarak bu bölgeyle yakından ilgileniyoruz. Latin Amerika'da uzun yıllardır benzer travmatik süreçler ve türbülanslar yaşanıyor. Bölge yaklaşık 400 yıllık bir sömürü coğrafyası. 1492'lerden 1830'lara kadar süren bir sömürü tarihi, sonrasında ise siyasi istikrarsızlıklar, iç çatışmalar, iç savaşlar ve darbeler dönemi var. Aslında Venezuela örneği, Latin Amerika'nın küçük ölçekte bir prototipi niteliğinde.
DOĞAL KAYNAKLARIN YARATTTIĞI DIŞ BASKIBu istikrarsızlık ortamı, dış müdahalelere açık bir zemin oluşturuyor. Venezuela'daki siyasi ve ekonomik dengesizlikler, dış aktörlerin iştahını kabartan faktörler hâline geldi. Ülkenin 300 milyar varillik dünyanın en büyük petrol rezervlerine, 8 bin tonluk altın rezervine, 400 milyar tonluk demir rezervine ve ciddi doğalgaz kaynaklarına sahip olması bu ilgiyi daha da artırdı.
Burada altı çizilmesi gereken nokta şu: Aslında dış güçlerin iştahını kabartan şey, sürünün semizliği değil, sürünün sessizliği ve dağınıklığıdır. Venezuela'daki siyasi dağınıklık ve istikrarsızlık, dış müdahaleleri kolaylaştıran bir ortam oluşturdu.
ULUSLARARASI HUKUKUN AŞINMASIUluslararası hukuk açısından bakıldığında ise, II. Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel sistemde hukukun merkeze alındığı bir yapıdan söz ediliyordu. Ancak zaman içinde bu hukuk anlayışı pek çok kez ihlal edildi. Fakat bir devlet başkanının gece yarısı eşiyle birlikte yatağından alınarak başka bir ülkeye götürülmesi gibi bir olay dünya tarihinde çok nadir görülen bir durumdur. Irak, Panama, Somali ve Afganistan örnekleri yaşanmış olsa da uluslararası hukukun bu kadar açık şekilde devre dışı bırakıldığı bir tabloyla pek karşılaşılmamıştı.
Artık uluslararası hukuk, zayıfı ve haklıyı koruyan değil; güçlü olanı daha da zalimleştiren bir yapıya dönüşmüş durumda. Hukukun olmadığı bir dünya ise güçlünün avlandığı bir tür "kraliyet ormanı"na dönüşüyor. Demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi kavramlar, güç sahiplerinin çıkarları doğrultusunda gerektiğinde terk ettikleri semboller hâline getiriliyor.
Amerika Birleşik Devletleri açısından bakıldığında ise ortada belirgin bir hegemonya kaybı var. Çin'e karşı ticari, Rusya'ya karşı askeri ve jeopolitik ölçekte güç yitimi söz konusu. Venezuela'ya yönelik bu adım, ABD açısından bir güç gösterisi ve "hegemonya hâlâ benim elimde" mesajı niteliğinde.
TÜRKİYE'NİN DENGELEYİCİ TUTUMUFakat asıl mesele, çok güçlü ordulara sahip olmanın mı yoksa ahlaklı ve ilkeli ordulara sahip olmanın mı gerçek güç anlamına geldiğidir. Tarihten örneklerle gördüğümüz gibi merhametli ve adaletli ordu kültürü, medeniyetin asıl gücünü belirler.
Türkiye'nin bu süreçte takındığı tutum ise kadim devlet geleneğinin bir yansımasıdır. Türkiye, kendi güvenliğini önceleyen, uluslararası hukuku merkeze alan ve ülkelerin egemenlik haklarını esas alan bir refleks göstermiştir. Bu yaklaşım hem ilkesel hem de stratejik açıdan doğru bir duruştur.
BÖLGE İÇİN "DOMİNO ETKİSİ" RİSKİLatin Amerika açısından en büyük risk ise "domino etkisi"dir. Venezuela'da başlayan bir istikrarsızlığın Kolombiya, Peru, Şili, Arjantin ve bölgedeki diğer ülkelere yayılması ihtimali vardır. Irak müdahalesi sonrası Orta Doğu'nun maruz kaldığı travmaların benzeri Latin Amerika'da yaşanabilir.
Bütün bu gelişmeler, "Dünya beşten büyüktür" ve "daha adil bir dünya mümkündür" söylemlerinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Venezuela örneği, küresel sistemin adil ve kapsayıcı bir yapıya duyduğu ihtiyacı net biçimde göstermektedir."
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:106
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 06 Ocak 2026 21:29 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















