Ailemizde sevgi ve saygıdan hiç feragat etmedik
Ankara24.com, Sabah kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Türk müziğinin nevi şahsına münhasır ustası, sahnesinde 7'den 77'ye herkesi kucaklayan, şarkıları bir dost sohbeti gibi nakış nakış işleyen Mustafa Keser ile bayram vesilesiyle bir araya geldik. Kendisini "sanatçı olduğunun farkına varmadan yaşayan bir Anadolu insanı" olarak tanımlayan usta sanatçı; değişen bayramlardan aile terbiyesine, mutfak sırlarından torunlarıyla olan tatlı ilişkisine kadar her şeyi GÜNAYDIN'a anlattı. İşte o samimi sohbetimiz...
■ Öncelikle bayramınızı kutlarız. Biz sizi hep sahnelerin neşeli, coşkulu ismi olarak biliyoruz ama bir de evdeki, aile babası Mustafa Keser'i sizden dinlesek?
Evvela şunu açık yüreklilikle söyleyeyim; ben aslında sanatçı olduğunun pek de farkında olmadan yaşayan biriyim. Bu ahval içerisinde hayat boyu tek bir amacım oldu: Bir Anadolu ailesi olarak aldığım o kadim terbiyeyi, kendi çocuklarıma da hakkıyla aktarabilmek. Onları ahlâklı, saygılı, özellikle de dinine, imanına, örf ve âdetlerine kopmaz bağlarla bağlı birer birey olarak yetiştirmek için çabaladım. Yüce Allah'a şükürler olsun ki, bu hedefimi en az yüzde seksen, doksan civarında başardım sayılır. Hayattaki en büyük işim, asıl başarılacak işim buydu işte. Bu yüzden kendimle de evlatlarımla da gurur duyuyorum. Çocuklarıma da buradan bir kez daha teşekkür ediyorum; bugüne kadar çok şükür başımı hiç öne eğdirmediler.
■ Geçmişten bugüne baktığınızda, hayatımızdaki bayramların çehresi sizce nasıl değişti? Sizin ailenizde durumlar nasıl?
Her ne kadar bugün de bayramı bayram gibi yaşamaya çalışsak da maalesef o geçmişteki eski bayramların havasına yaklaşmamız biraz zor oluyor. Ne kadar istesek de eskiyi yakalayamıyoruz. Zaman değişti, yaşam şartları değişti, işin gücün şekli şemali başkalaştı. Dolayısıyla hayatla mücadele etmek gerekliliği eskisinden çok daha fazla arttı. Ama bizim ailede değişmeyen, zamana yenilmeyen tek bir şey var: Sevgi ve saygıdan asla feragat etmedik çok şükür. Benim bu dünyadaki en büyük mutluluğum da işte budur.
■ Bayramı tatil olarak görenler var...
Eskiden bayram dendi mi herkes evinde, ocağında olurdu genelde. Şimdi ise bakıyorsunuz bütün amaç bir yerlere tatile kaçmak olmuş. Bayramın o kendine has manevi anlamı maalesef biraz kayboldu. Mesela kendimden örnek vereyim; ben az önce söylediğim o tatil furyasından dolayı değil ama işim gereği neredeyse her bayram İstanbul dışında, sahnede, konserde oluyorum. Fakat ne yapıp eder, imkânları zorlar, bütün aileyi de yanımda götürmeye çalışırım. Ha, bunun mümkün olmadığı, yalnız gitmek zorunda kaldığım zamanlar da olmuyor mu? Oluyor elbette. Ama döndüğümde o eksikliği, o açığı ailemle bir araya gelerek hemen telâfi etmeye gayret ederim.
HİÇ ROL YAPMADIM NEYSEM OYUM
■ Çocuklarınıza ve torunlarınıza bir ömür aşılamaya çalıştığınız en temel haslet ne oldu peki?
Oldum olası onlara aşılamaya çalıştığım yegâne şey; saygılı ve sevgili olmaktır. İnanın bu iki haslet insanda mevcut olunca, hayatta mutlu olmak da başarılı olmak da her zaman mümkündür. Ama bu değerlerin, bu ahlakın olmadığı yerde, her türlü melanet kendine kolayca yer bulabilir. Allah muhafaza buyursun.
■ Sizi ekranda izleyen milyonlar, o samimi ve dobra sözlü tavrınıza hayran. Kamera arkasında da aynı Mustafa Keser mi var?
Beni televizyonda nasıl görüyorsanız, evimde ve normal günlük yaşantımda da tıpatıp öyleyimdir. Ekranda asla olmadığım bir şahsiyet gibi görünmeye çalışmadım, hiç rol yapmadım. Neysem oyum. Zaten aziz milletimiz beni sanatçılığımdan ziyade, önce bu insani hasletlerimden, bu dürüstlüğümden dolayı seviyor ve saygı duyuyor.
■ Sahnede yaşadığınız ilginç anılar da vardır değil mi?
Tabii olmaz mı? Buna dair sahnede yaşadığım çok tatlı bir misali anlatayım size: Bir gün gazinoda sahnedeyim. Bilirsiniz, ben sahnede durmam; her masayı tek tek gezer, hâl hatır sorarım, bir istek şarkıları var mı diye hürmet ederim. O gece de bir masaya yaklaştım, genç bir arkadaşa; "Yeğenim, benden bir isteğin var mı?" diye sordum. Delikanlı hemen döndü, "Baba seni seviyoruz, ne söylersen kabulümüzdür" dedi. Şivesinden Karadenizli olduğu hemen anlaşılıyordu. Başladı anlatmaya: "Baba sana bir şey anlatayım. Geçen gün Gagula (Google) girdim, oraya 'Adam nedur?' diye yazdım, sordum ona. Baktum yazdi: Mustafa Keser!" İşte insanların gönlündeki, zihnindeki Mustafa Keser fikri tam olarak budur.
■ Sahnenizde 7'den 77'ye her yaştan, her kesimden insanı aynı coşkuyla yakalamayı nasıl başarıyorsunuz? Bunun sırrı nedir?
Benim sahnede o kadar geniş bir yelpazeye hitap etmemin ve müzik adına herkeste bir karşılık bulmamın baş nedeni şudur: Şarkılardaki o duyguyu, konuyu ve hikâyeyi, müzik eşliğinde adeta karşılıklı sohbet ediyorcasına dinleyiciye çok iyi anlatıp aktarmamdır. Bu aslında üzerine sayfalarca konuşulacak çok uzun bir mevzu ama işin özü, özeti tam olarak budur. Şarkıyı sadece söylemiyorum, dinleyicimle beraber yaşıyorum.
TAŞTAN YUMUŞAK NE BULSAM YERİM
■ Biraz da hayatın diğer lezzetlerinden konuşalım... Mustafa Keser'in mutfakla arası nasıldır, yemek seçer mi?
Benim için bu dünyadaki en güzel şey yemek yapmaktan ziyade yemek yemektir! Ama nadiren de olsa mutfağa girip yaptığımda, yemeği çok güzel yaparım. Yüce Allah'a hamdolsun, beni her türlü kabiliyetle donatmış; resmen üzerime yetenek yağdırmış yani. Tatlıyla pek aram yoktur, öyle çok aramam. Kırk sene yemesem aklıma gelmez. Eğer yiyeceksem de daha ziyade hafif sütlü tatlıları tercih ederim. Tatlıyı sevmemezlikten değil de benimki bir aramama meselesi işte. Ama güzel, lezzetli yemeği her zaman ararım. Hanım da sağ olsun, eli çok lezzetlidir, harika yemekler yapar. Yemek tercihim, ayrımım yoktur; taştan yumuşak ne bulsam yerim! Ancak tek bir şartım var: Lezzetinin çok iyi olması şart.
■ Bayramların en çok sevinenleri şüphesiz çocuklar ve torunlar. Torunlarla bayram mesainiz nasıl geçiyor? Dedelerinin sanatçı olduğunun farkındalar mı?
Ooo, torunların bayram harçlığı olmazsa olmazdır! Kazara vermeyi unutsam, hemen melül melül gözlerimin içine bakmaya başlarlar. Ben de onların o bakışlarından durumu hemen anlar, uyanırım işe (Gülüyor). Torunlarım küçükken benim o büyük sanatçı olduğumun pek farkında değillerdi; onlar için sadece dedeydim. Ancak yaşları büyüdükçe, akılları erdikçe olayın farkına varmaya başladılar tabii. Hatta kulağıma gelen duyumlara göre, okulda arkadaşlarına "Ben Mustafa Keser'in torunuyum" diye hava yapar hâle gelenler bile var içlerinde.
■ Son olarak okurlarımıza ve tüm İslam âlemine bir bayram mesajınız var mıdır?
Netice olarak, tüm Müslüman âleminin mübarek bayramını en kalbi duygularımla kutlarım. Yukarıda da uzun uzadıya belirttiğim gibi, herkesin birbirine karşı saygılı olmasını salık veririm. Bakın, insanlar birbirini sevmek mecburiyetinde değildir; buna kimseyi zorlayamazsınız. Ancak herkes birbirine saygı göstermek mecburiyetindedir. Bu hasletlerimizi kaybetmeyelim. Herkese saygılarımla, iyi bayramlar dilerim.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:67
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 28 Mayıs 2026 09:09 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















