Abdullah Avcı dan çarpıcı itiraflar: Yarım kalan hikayeler ve futbolun aklı Fanatik Gazetesi Trabzonspor (TS) Haberleri Spor
Ankara24.com, Fanatik kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Lig Radyo'da Erke Tümer'in sorularını yanıtlayan tecrübeli teknik adam Abdullah Avcı, Türk futbolunun gündemine, kariyerindeki kırılma anlarına ve taktiksel vizyonuna dair çok özel açıklamalarda bulundu.
Galatasaray: "Okan Hoca'nın Dört Yıllık İstikrarı"
Avcı, Galatasaray'ın başarısının temelinde yatan unsurun "istikrar" olduğunun altını çizdi. Okan Buruk'un harika işler yaptığını belirten Avcı , hocanın inandığı ve karşılığını aldığı baskılı ve çabuk dikine oyunu riskli olmasına rağmen dört yıldır ısrarla sürdürdüğünü ifade etti. Galatasaray'daki asıl farkın kadro istikrarı olduğunu vurgulayan deneyimli çalıştırıcı, Muslera, Icardi ve Torreira (Lucas) gibi 4-5 ismin dört senedir ilk 11'de değişmez olduğunu belirtti. Ayrıca yönetim açısından da yakalanan istikrarının altını çizen Avcı, Galatasaray'ın Avrupa dönüşlerinde yaşadığı puan kayıplarına dikkat çekerek, bu yoğun fikstürde kadro rotasyonunun ve kalitesinin daha iyi planlanması gerektiğini sözlerine ekledi.
Fenerbahçe: "Benim İçin Büyük Bir Hayal Kırıklığıydı"
Avcı, Fenerbahçe ile ilgili değerlendirmesinde sarı-lacivertli kulüpteki teknik adam ve oyuncu sirkülasyonunun fazlalığına dikkat çekti. Kariyerindeki eksik parçanın Fenerbahçe olup olmadığı sorusuna ise oldukça samimi bir itirafla yanıt verdi. Trabzonspor ile yaşadığı şampiyonluğun ardından Fenerbahçe'nin kendisini istediğini ve iki büyük camiada bu zorluğu yaşamayı kendisinin de çok arzu ettiğini dile getirdi. Ancak bu transferin sosyal medya baskısı yüzünden gerçekleşmediğini belirten Avcı, durumu mesleki açıdan "üzüldüğü ve kırıldığı büyük bir hayal kırıklığı" olarak tanımladı.
Fenerbahçe şu an denklemdeki tek eksik gibi duruyor. Bütün şampiyonları çalıştırmış tek teknik adam olmak ister misiniz?
Tabii isterim, niye istemeyeyim? Trabzonspor'da şampiyonluktan sonra Fenerbahçe beni istediğinde bunu çok istemiştim. Çünkü büyük ve zor bir camiada yapabileceğime çok inanıyordum. Ama sosyal medyadan gerçekleşmedi. Benim için mesleki bir hayal kırıklığıdır. Kırıldığım, üzüldüğüm, ama çok daha iyi hissedebileceğim bir durumdu. Hayata başka şekilde devam ettik. Görüntü bile yok, ses bile yok, konuşma bile yok. Samimi, dürüst olanlar zaman içinde biraz da geç de olsa gerçek değerlerini buluyor. Ben kendi açımdan böyle bakıyorum. Benden gelen her şey samimi oldu. Bunu söyleyenler zaman içinde bunu görüyorlar. Ama o an için çok acı verici bir süreçti.
Beşiktaş: "7 Ayda İstifayı da Alkışı da Yaşadım"
Beşiktaş dönemi için "Hiçbir hikayeyi yarım bırakmak istemem" diyen Avcı, bu sürecin saha dışı etkenler ve sosyal medya nedeniyle istemediği bir şekilde sonlandığını vurguladı. Beşiktaş sonrası hemen Trabzonspor'un başına geçtiği için Beşiktaş yönetimiyle sıcak bir iletişim kurup durumu açıklamanın etik olmayacağını düşündüğünü belirten Avcı, bu iletişimsizliğin kendisini sürecin dışında bıraktığını söyledi. Taktiksel olarak da Beşiktaş'ta zorlandığını ifade eden tecrübeli hoca, Caner ve Gökhan gibi tecrübeli isimlerle geriden oyun kurma planını denediğini ancak oyuncuların alışkın olduğu kalıpları kırmanın kolay olmadığını itiraf etti. Avcı, Beşiktaş'taki 7 aylık döneminde tribünlerden hem "istifa" seslerini hem de büyük bir alkışı duyduğunu ve bunun kendisi için çok önemli bir deneyim olduğunu belirtti.

Trabzonspor'da sosyal medya ve basınla ilişkiyi nasıl kurdunuz?
Sosyal medya hayatımı üç kez ciddi şekilde etkiledi: Fenerbahçe teknik direktörlüğü süreci, milli takım süreci ve Trabzonspor'dan ikinci ayrılışım. Fenerbahçe sürecinde görüntü bile yok, ses bile yok, konuşma bile yok. Nasıl olduğunu hepimiz biliyoruz. Dünyada da var ama bizde biraz daha şiddetli oluyor. Bunun üzerinden bir düzenlemenin olması gerektiğini düşünüyorum.
Yıldızlarla Çalışma Sanatı: Avcı'nın Not Defterinden İsimler
Abdullah Avcı, kariyeri boyunca birlikte çalıştığı ve dünya futbolunda iz bırakmış yıldız isimlerle olan soyunma odası anılarını ve onlara dair gözlemlerini paylaştı. Avcı için problem çözen, çok özel ve büyük bir oyuncu olan Napoli efsanesi Marek Hamšík transfer edildiğinde, tecrübeli teknik adam onunla taktik tahtası başında Maurizio Sarri'nin ondan ne istediği ile kendisinin 6 ve 8 numara pozisyonlarından beklentilerini tartışarak ortak bir noktada buluştuklarını anlattı. Avcı ayrıca, Hamšík'in jübilesinde onun teknik direktörü olmanın kendisi için çok özel ve güzel bir an olduğunu belirtti.
Büyük bir oyuncu ve iyi bir profesyonel olmasının yanında kendi doğrularıyla hareket eden Gaël Clichy'nin ise bir antrenör gibi düşündüğünü ve antrenmanların analizlerini bile bizzat talep ettiğini ifade etti. Clichy'nin Manchester City geçmişi sayesinde kendi oynatmak istediği oyuna çok alışkın olduğunu belirten Avcı, onun iki ayağını da ayırmadan harika kullanabilen modern bir oyuncu olduğunun altını çizdi. Son olarak Emmanuel Adebayor gibi büyük bir figürden de bahseden tecrübeli çalıştırıcı, yıldız isimle hem saha içinde hem de saha dışında sürekli konuşarak güçlü bir iletişim kurduklarını sözlerine ekledi.
Trabzonspor'da Bakasetas, Pepe, Marek Hamšík gibi büyük karakterleri nasıl yönettiniz?
İletişim. Oyuncuyu kaybetmek çok kolay ama kazanmak için sonuna kadar doğru hareket etmek lazım. Pepe çok özel, yetenekli bir oyuncuydu. Çok çabuk kaybedebilirsin ama iletişimle, konuşarak, diğer arkadaşlara nasıl davranması gerektiğini birebir konuşup hareket edebiliyorduk. Kayseri maçını oynuyoruz, iki sıfır mağlupken içeri girdim. Üç oyuncu değiştireceğim; ikisinde sorun yok ama üçüncüsünde Baka çıkacak dedim. Yardımcım Abdülkadir Ömür çıksın dedi, tartıştık. Sonra tahtada sırtımı dönerek anlattım, tam dönsem Baka'yla göz göze gelecektim. Önümden eşofmanı uçtu. Oralı olmadım. Kırk yedinci dakikada Visca gol attı. Kulübeden ilk atlayan sevinen Baka'ydı. O iletişimi kötü kursam Baka'yla karşı karşıya kalacaktım. Ama o şekilde davranmak hem Baka'yı kazandı, hem maçı kazandık, hem de onu bir hafta sonraya daha fresh hazırlamış oldum.

Futbol nereye gidiyor? Bu bilimin içinde teknoloji mi ön planda, insan mı?
Teknolojiyi kullanan insan zaten. İkisi birbirine geçmiş vaziyette. Bütün departmanlarda kullandığımız verilerle karar verdiğinde, oyuncuların performanslarını takip ettiğinde teknoloji artık hayatın içinde. İnsan da deneyimleriyle bunun içinde çok önemli. Bazen verilerle karar verirsin, bazen duygularından, bazen deneyimlerinden. İkisi de çok birbirine girmiş vaziyette. Birinden vazgeçemiyoruz. Yorgunluk ölçümleri yapıyoruz, sakatlanma risk ölçümleri yapıyoruz. Antrenman planlamasını bunun üzerinden yapıyorsun. Oyuncunun yeşil, sarı, kırmızı lambası oluyor. Ama bir oyuncum otuz dakika kullanacaktık; doktor "biraz daha devam etsin" dedi. Oyuncudan da geri bildirim alıyoruz. Bazen deneyimler de verilerin önüne geçiyor.
Başakşehir döneminde Avrupa maçları döneminde çok rotasyon yaptığınız için eleştirildiniz. Süper Lig'i mi daha çok önemsiyorsunuz?
Futbol artık gerçeklerle değil, algılarla dönüyor her şey. O dönem beni rotasyon yapmakla eleştirenler, bugün "Büyük takımların rotasyon yapması lazım" diyor. Maç trafiği ve şiddeti çok arttı, 70 maç ortalamalarına gelindi. Benim Avrupa'daki rotasyonlarımın hepsinin bilimsel bir sağlık/performans karşılığı vardı. Üstelik asıl büyük rotasyonu, Sevilla'yı elemek adına, şampiyonluğa mal olan Karabük maçında (11'de 10 rotasyon yaparak) kullanmıştım.
Peki Avrupa hedefiniz var mı?
Trabzonspor'dan ikinci ayrılışımdan sonra gitmek istedim. Hatta Mısır ve Azerbaycan gibi yerlerden de teklifler geldi, Avrupa'dan da kültürlü bir kulüple görüşmelerim oldu ama son anda gerçekleşmedi. Bu fırsat hâlâ benim için geçerli, uygun bir durum oluşursa bu deneyimi kesinlikle yaşamak istiyorum.
Almanya'da İlkay Gündoğan ve Mesut Özil gibi Türk kökenli oyuncular var. Biz neden yetiremiyoruz?
Seksen milyon nüfusumuz var, Almanya da seksen milyon. Almanya organizasyon ile dünya şampiyonu oldu. Ben de Löw'le toplantı yaptım, akademileri inceledim. Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Futbol Federasyonu üçgeni — bu bir devlet politikası. Uygulama ve denetleme var. Biz bunları yaparsak, sabırlı olursak karşılığını alırız. Yetenekliyiz. Eksik olan organizasyon.
Milli takımdan Dünya Kupası'nda ne bekliyorsunuz?
Gerçekçi hedefimiz gruptan çıkmak. Ondan sonra yol haritası başka türlü açılıyor. Güzel bir jenerasyonumuz var. Genç ve deneyimli, yirmi beş-yirmi altı yaş ortalaması. Hakan, Arda, Kenan, Ferdi hepsi yüksek liglerde, organizasyon içinde oynuyor. Şimdiki oyuncularımız hem yetenekli hem organizasyona alışkın. Gruptan çıktığımız an ulaşılabilir hedefi yakalamış olacağız.
Taktik Tahtası: Arteta, Duran Toplar ve "Taç Hocası" Eleştirisi
Röportajın en çarpıcı taktiksel analizlerinden biri, oyunun küçük detaylara, duran toplara ve sahadaki konumlanmaya ne kadar bağımlı hale geldiği üzerineydi. Arsenal Teknik Direktörü Mikel Arteta'nın duran top setleriyle maç çözmesi üzerine açılan konu, Avcı'nın modern futbol felsefesine ve Türkiye'deki futbol iklimine dair önemli başlıklar açmasını sağladı. Avcı, Mikel Arteta'nın Arsenal'deki başarısını ve gelişimini takdirle karşıladığını belirtirken acı bir özeleştiride de bulundu. "Bir Türkiye'de olsa bir takımla devam etme şansı yoktu" diyerek ülkemizdeki sabırsızlığa ve hızlı tüketime dikkat çekti. Arsenal yönetiminin hocanın ve oyunun gelişim sürecini destekleyerek arkasında durmasının sonuçlarını izlediğimizin altını çizdi. Arteta'nın sisteminden bahsederken Martin Ødegaard'ı örnek gösteren tecrübeli çalıştırıcı, Norveçli yıldızın dışarıdan sadece "klas" bir oyuncu gibi gözüktüğünü ancak bunun çok ötesinde muazzam bir baskı gücüne sahip olduğunu vurguladı. Avcı, yetenekli oyuncuların takım savunmasına katılımının artık modern organizasyonların vazgeçilmezi olduğunu belirtti. Martin Ødegaard’ın pozisyon karşılaması ve 6 numarala top aldırmama biçimi modern futbolun savunma stratejilerinden biri olduğunu anlattı. Ayrıca Avcı, kendisinin duran toplara verdiği önem hatırlatıldığında, Türkiye'de yeniliklere ne kadar kapalı olunduğunu gösteren o meşhur anekdotu paylaştı. Kulübe özel "taç hocası" getirdiği dönemde bu vizyonunun anlaşılamadığını ve bu yüzden ciddi eleştirilere maruz kaldığını anımsattı.
Duran top ve taç organizasyonlarının bir maçın veya sezonun kaderini nasıl etkileyebileceğini somut bir örnekle açıklayan Avcı, Başakşehir dönemine atıfta bulundu. "Başakşehir'le siz düşersiniz dediklerinde duran top ve ikinci topu kullanma stratejimizle ligi dördüncü bitirdik" diyerek, iyi çalışılmış bir duran top setinin ve sahipsiz topları (ikinci top) kazanmanın ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunun altını çizdi. Avcı'ya göre futbol artık tamamen analizlere, dar alanlardaki konumlanmalara ve bu tip ince detaylara dönmüş durumda.
Abdullah Avcı, Avrupa futbolundaki taktiksel dönüşümü anlatırken, hafızalara kazınan PSG - Bayern Münih eşleşmesini bir "laboratuvar örneği" olarak sundu. Maçın skorundan ziyade sahadaki pozisyonel sadakat ve fiziksel kaliteye dikkat çeken Avcı, modern futbolun artık sadece yetenekle değil, kusursuz bir organizasyonla oynandığını ve oyunun her iki tarafının da aynı dengede oynandığını vurguladı. Avcı'ya göre PSG-Bayern maçı, futbolun sadece topla oynanan bir oyun olmadığını, top rakipteyken alınan pozisyonun (off-the-ball) maçın kaderini tayin ettiğini bir kez daha kanıtladı. Kendi oyun felsefesinde de her zaman bu "bütünsel" yaklaşımı aradığını belirten Avcı, bu dev eşleşmenin her teknik adam için ders niteliğinde veriler sunduğunu sözlerine ekledi.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:102
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 15 Mayıs 2026 21:38 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















