ABD’li pilotların en büyük kozu: SERE! Trump “Başardık” dedi ama… Asıl güç bu mu?
Hurriyet sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com haber yayımlıyor.
ABD, geçtiğimiz cuma günü İran'da düşürülen F-15E tipi savaş uçağının kayıp pilotlarını kurtarmak için düzenlenen operasyonlarda, iki savaş pilotunun da sağ salim kurtarıldığını açıkladı. İsrail’in de destek olduğu öne sürülen operasyonu Trump “başarılı” olarak nitelendirirdi.
İran cephesinden ise bunu yalanlayan açıklamalar geldi. Hatemül Enbiya Merkez Karargâhı Sözcüsü Albay İbrahim Zülfikari “kurtarma operasyonunun başarısız olduğunu” öne sürdü. Zülfikari, ABD’ye ait iki Black Hawk helikopteri ile bir C-130 askeri nakliye uçağının da İsfahan eyaletinin güneyinde vurulduğunu belirtti. Tasnim Haber Ajansı ise imha edilen uçak sayısının iki olduğunu öne sürdü.
36 SAATLİK KAÇIŞ MÜCADELESİ… ‘ABD BUNU GERÇEKTEN BAŞARMIŞ OLSAYDI ABARTA ABARTA ANLATIRDI’
ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptığı açıklamaya göre, İran’da kurtarılan Hava Kuvvetleri mürettebat üyesi ağır yaralıydı. Pilotun, İran’ın dağlık ve ulaşılması zor bir bölgesinde tam 36 saat boyunca yakalanmadan hayatta kalmayı başardığı ifade edildi. Bu süre boyunca yerel unsurların pilotu aradığı, ancak pilotun izini kaybettirdiği iddia edildi.
Güvenlik ve terör uzmanı, emekli istihbarat albayı Coşkun Başbuğ da yaşanan gelişmeleri değerlendirerek dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Başbuğ, mevcut durumun taraflar açısından bir “prestij meselesi” haline geldiğini belirterek, “Eğer İran söz konusu pilotları ele geçirdiyse ya da öldürdüyse veya gerçekten ABD pilotları kurtardıysa, her iki ülke de bunu kendi lehine bir başarı hikâyesine dönüştürür” ifadelerini kullandı.
Bu tür gelişmelerin kamuoyuna yansımasının askerî açıdan önemli sonuçlar doğurduğunu da vurgulayan Başbuğ, “Bu durum, halk üzerinde ve silahlı kuvvetler adına doğrudan olumlu bir etki yaratır. Tersi durumda ise psikolojik bir çöküntü oluşur ve ‘bu savaşı kazanmamız mümkün değil’ algısı ortaya çıkabilir” dedi.
Donald Trump’ın konunun üzerinde ısrarla durduğunu belirten Başbuğ, şüphe duyduğu noktayı ise şöyle açıkladı: “ABD bunu gerçekten başarmış olsaydı, görüntüleri kamuoyuyla paylaşır, hatta pilotları konuşturur ve ABD ordusunun gücünü abarta abarta anlatırdı. Bunu da bir psikolojik harp ve algı operasyonu olarak kullanırdı. Ancak Trump şu ana kadar bunu yapamadı, sadece pilotların ağır yaralı olduğunu ifade etmekle yetiniyor.”
Görüntülerin paylaşılmamasının İran’ın iddialarını kısmen güçlendirdiğini ifade eden Başbuğ, aynı durumun İran için de geçerli olduğunu söyledi: “İran eğer pilotları yakalamış olsaydı, esir görüntülerini içeren bir video yayınlayarak bunu kendi lehine avantaja çevirirdi. Ancak İran da bunu yapamıyor. Bu nedenle konuya ilişkin hâlâ netlik kazanmış bir durum söz konusu değil.”
ABD PİLOTLARI BÖYLE HAZIRLANIYOR
Bu tartışmalar sürerken, olayın bir diğer dikkat çeken boyutu ise ABD askerî personelinin böylesi durumlara karşı nasıl hazırlandığı oldu. Uzmanlar, düşman hattı gerisinde hayatta kalma ve kurtarılmayı bekleme sürecinin, özel eğitimlerle mümkün hale geldiğine işaret ediyor.
Özellikle ABD ordusunun seçkin savaş pilotları ve özel kuvvet personeli, görev sırasında düşman hatlarının gerisinde mahsur kalma ihtimaline karşı son derece kapsamlı ve zorlu bir eğitim sürecinden geçiriliyor. Özellikle İran’da kurtarılan F-15 mürettebat üyesinin yaşadıkları, bu eğitimlerin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
ABD Hava Kuvvetleri bünyesinde uygulanan ve ‘SERE’ olarak bilinen program, askerî personelin hayatta kalma, düşmandan kaçınma, yakalanma durumunda direnme ve nihayetinde kurtarılma süreçlerine hazırlanmasını amaçlıyor.
SERE TAM OLARAK NEDİR?
SERE, İngilizce ‘Survival, Evasion, Resistance, Escape’ (Hayatta Kalma, Kaçınma, Direnme, Kurtulma) kelimelerinin baş harflerinden oluşuyor. ABD Hava Kuvvetleri’nin resmî işe alım materyallerinde bu eğitimin temel felsefesi, ‘Hayatta kalanın görevi, onurlu bir şekilde geri dönmektir’ şeklinde özetleniyor.
Askeri terminolojide ‘sear’ şeklinde telaffuz edilen SERE, ABD ordusunun farklı birimlerinde çeşitli şekillerde uygulanıyor. Ancak özellikle pilotlar açısından kritik bir öneme sahip. Bunun temel nedeni, savaş uçaklarının düşürülmesi veya teknik arıza gibi durumlarda pilotların çoğu zaman tek başına ve düşman kontrolündeki bölgelerde hayatta kalmak zorunda kalmaları.
The Wall Street Journal’da yer alan haberde Emekli Hava Kuvvetleri Korgenerali David A. Deptula, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, askeri yetkililerin SERE eğitimine büyük önem verdiğini belirtti. Virginia merkezli Mitchell Havacılık ve Uzay Çalışmaları Enstitüsü’nde dekanlık görevini yürüten Deptula, pilotların çok kısa sürede yalnız kalabileceklerine dikkat çekti.
Deptula’ya göre bu eğitim, pilotları yalnızca hayatta kalmaya değil, aynı zamanda yakalanmaktan kaçınmaya, yakalandıkları takdirde düşman baskısına karşı direnmeye ve kurtarılma ihtimallerini artırmaya yönelik olarak hazırlanıyor.
Coşkun Başbuğ, genel olarak böyle bir durumda ABD pilotlarının hayatta kalma sürecini değerlendirerek, yaşananların tamamen eğitimle ilgili olduğunu vurguladı. Başbuğ, “Bu tamamen askerin eğitimine bağlı. İlk anda kaza yerine ulaşmak çok zordur ve zamanında ulaşılamayan çok vakalar da oldu” dedi.
Pilotların ve özel kuvvet personelinin aldığı eğitimleri de detaylandıran Başbuğ, “Genel olarak bu tip askerler, normal eğitimleri içinde işlenen özel formasyonlardan geçiyor. Özel harekât, özel kuvvetler, pilotlar hayati idame dediğimiz eğitimler alıyor. Yakalanamadan hayatta kalma, gizlenme, günlük gıda ihtiyacını karşılama gibi çok fazla alanı kapsayan eğitimler söz konusu” ifadelerini kullandı.
SERE’NİN DÖRT TEMEL İLKESİ
SERE eğitimi dört ana başlık altında şekilleniyor: Hayatta kalmak, kaçınmak, direnmek ve kurtulmak. Bu başlıkların her biri, sahada karşılaşılabilecek en kötü senaryolara karşı detaylı hazırlık içeriyor.
1- İLK VE EN KRİTİK AŞAMA: HAYATTA KALMAK
Savaş uçağı düşürülen bir pilot için süreç genellikle fırlatma koltuğunun kullanılmasıyla başlıyor. Bu aşama, son derece hızlı, kaotik ve yüksek risk içeren bir dizi olaydan oluşuyor. Pilot paraşütle yere inerken hem fiziksel yaralanmalarla hem de psikolojik baskıyla karşı karşıya kalabiliyor.
SERE yaklaşımında ilk öncelik hayatta kalmak. Bu, enerji tüketimini minimumda tutmayı ve mevcut kaynakları en verimli şekilde kullanmayı gerektiriyor. Eğitimlerde askerlere, ‘SURVIVAL’ kelimesi üzerinden oluşturulan bir anımsatıcı sistem öğretiliyor. Bu sistemde her harf, hayatta kalmaya yönelik kritik bir eylemi temsil ediyor:
* Durumu değerlendirmek ve yaraları tedavi etmek
* Gizlenme stratejisi belirlemek
* Yaşama isteğini korumak
* Temel hayatta kalma becerilerini uygulamak
ABD Hava Kuvvetleri tarafından paylaşılan eğitim görüntülerinde, pilotların son derece zorlu koşullarda eğitildiği görülüyor. Eğitimler çöllerden kutup bölgelerine kadar geniş bir coğrafi yelpazeyi kapsıyor. Katılımcılar suya atlama, paraşütle iniş, doğal kaynaklardan su elde etme ve ateş yakma gibi becerileri uygulamalı olarak öğreniyor.
2- YAKALANMADAN HAYATTA KALMAK: KAÇINMAK
SERE eğitiminin ikinci aşaması, düşman unsurlardan kaçınmayı kapsıyor. Emekli Özel Harekât Başçavuşu Jason Smith’e göre hayatta kalmak ile kaçınmak birbirinden ayrı düşünülemez. Smith, bu sürecin temel amacını “yakalanmamak” olarak özetliyor.
Her askeri görev öncesinde, pilot ile görev merkezi arasında detaylı bir kurtarma planı hazırlanıyor. Bu plan, pilotun düşman unsurlarından kaçarken aynı zamanda kurtarma ekipleriyle koordineli hareket etmesini sağlıyor.
Kaçınma stratejileri arasında şunlar yer alıyor:
* Gündüz yerine gece hareket etmek
* İz bırakmamaya özen göstermek
* Radyo sinyallerini kontrollü kullanmak
* Coğrafi avantajları kullanarak saklanmak
Bu alandaki en bilinen örneklerden biri, 1995 Bosna Savaşı sırasında yaşandı. F-16C uçağı düşürülen Yüzbaşı Scott F. O’Grady, altı gün boyunca düşman topraklarında hayatta kalmayı başardı. O’Grady’nin bu süre zarfında karıncalarla beslendiği ve yalnızca geceleri hareket ettiği biliniyor. Sonunda radyo sinyalleri aracılığıyla yerini bildiren pilot, başarıyla kurtarıldı.
3- YAKALANMA DURUMUNDAKİ DAVRANIŞ: DİRENMEK
Eğer bir pilot düşman tarafından fark edilir ve yakalanırsa, SERE eğitiminin üçüncü aşaması devreye giriyor: direnme. Bu aşama, en hassas ve en az bilgi paylaşılan bölüm olarak öne çıkıyor. Açık kaynaklarda yer alan bilgilere göre, pilotlara yakın savunma teknikleri, sınırlı silah kullanımı ve uluslararası hukuk kuralları öğretiliyor.
SERE eğitiminin bu bölümü, büyük ölçüde Cenevre Sözleşmesi çerçevesinde şekilleniyor. Buna göre esir düşen askerler, yalnızca isim, rütbe, doğum tarihi ve hizmet numarası gibi temel bilgileri vermekle yükümlü.
Bu yaklaşımın temelleri, Kore Savaşı sonrasında atıldı. O dönemde esir alınan Amerikan askerlerinin yaşadığı zorluklar, ABD yönetimini yeni bir standart belirlemeye yöneltti. Başkan Dwight D. Eisenhower tarafından yayımlanan Davranış Kuralları, esir alınma durumunda askerin nasıl hareket etmesi gerektiğini net şekilde tanımladı. Bu kurallardan biri de esir düşen askerin mümkün olan tüm yollarla direnmeye devam etmesi gerektiği yönünde.
4- GÜVENLİ ŞEKİLDE GERİ DÖNÜŞ: KURTULMAK
SERE eğitiminin son aşaması, kurtarılmayı kapsıyor. Bu süreçte amaç, pilotun bulunduğu konumu doğru şekilde işaretlemesi ve kurtarma ekipleriyle güvenli bir şekilde temas kurması. Washington’daki Fairchild Hava Kuvvetleri Üssü’nde görev yapan eğitmen Michael Salvaggio’ya göre programın nihai hedefi, pilotların düştükleri anda bile evlerine güvenli şekilde dönebilecek bilgi ve beceriye sahip olmalarını sağlamak.
Kurtarma sürecinde kullanılan araçlar arasında işaret fişekleri, telsiz sistemleri ve çeşitli sinyal ekipmanları bulunuyor. Pilotlara bu ekipmanları doğru ve etkili şekilde kullanma eğitimi veriliyor. Yüzbaşı O’Grady’nin kurtarılması da bu sürecin başarılı bir örneği olarak öne çıkıyor. O’Grady, bir Amerikan helikopterini gördüğünde duman fişeği kullanarak konumunu belirtti ve yoğun düşman ateşi altında gerçekleştirilen operasyonla kurtarıldı.
BU AŞAMALARDAN EN ÖNEMLİSİ HANGİSİ?
Peki, SERE’nin ‘hayatta kalma, kaçınma, direnme ve kurtulma’ başlıkları arasında sahada en zorlayıcı ve belirleyici olan hangisi? Pilotlar en çok hangi aşamada hata yapıyor?
Coşkun Başbuğ, pilotun kurtuluş sürecinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Kurtulma burada en kritik olan süreç. Çünkü düşen uçakta, çatışma halinde olduğun unsurlar tarafından öldürülen çok fazla pilot var. Kaçınma ve hayatta kalma eğitimleri, eğer doğru şekilde uygulanırsa, zaten rahatlıkla gerçekleştirilecek donanıma sahipler. Bu konuda oldukça donanımlılar.”
Başbuğ, kurtulma aşamasının stratejik boyutuna da değinerek, “Kurtulma aşamasında, Kürt gruplarının da destek verdiği yönünde iddialar var; özellikle pilotun saklanmasında yardımcı oldukları söyleniyor. Tabi bunlar teyide muhtaç. Ama pilot bir şekilde kurtulmuşsa, artık hayatta kalmak için gerekli donanıma zaten sahip oluyor” ifadelerini kullandı.
SERE eğitimi yalnızca bireysel hayatta kalma becerileriyle sınırlı değil. Aynı zamanda savaşın psikolojik boyutunu da doğrudan etkiliyor. Uzmanlara göre düşman tarafından ele geçirilen bir pilot, yalnızca askeri değil aynı zamanda propaganda açısından da büyük önem taşıyor.
Bu nedenle SERE, askerlerin yalnızca fiziksel değil zihinsel olarak da en kötü senaryolara hazırlanmasını hedefliyor. Eğitimler sırasında uygulanan stres testleri, izolasyon koşulları ve simülasyonlar, gerçek savaş ortamının mümkün olduğunca birebir deneyimlenmesini sağlıyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:97
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 07 Nisan 2026 07:00 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















