Ankara24.com
close
up
ABD/İsrail İran Savaşı: Sınırlı operasyon” denen yeni bölgesel savaş provası Dış Haberler

ABD/İsrail İran Savaşı: Sınırlı operasyon” denen yeni bölgesel savaş provası Dış Haberler

Haberturk sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.

İlk dalgada yalnızca Tahran değil, İran’ın farklı askeri ve stratejik hatlarının da hedef alındığı bildirildi.

Arap ve Batı basınında yer alan değerlendirmelere göre başkentteki patlamalar eş zamanlı olarak gerçekleşirken, güneydeki bazı hava savunma sistemleri ve füze konuşlanma noktalarında da hareketlilik tespit edildi.

Özellikle İran’ın komuta-kontrol ağının merkezinde yer alan bölgelerde elektrik kesintileri ve iletişim aksamaları yaşandığı iddia edildi. Bazı raporlarda, saldırının ilk aşamasında hava savunma radarlarının susturulmasının amaçlandığı ve bunun ilerleyen saatlerde gerçekleştirilebilecek daha geniş çaplı hava operasyonlarının önünü açmayı hedeflediği öne sürüldü.

Hedef seçimi, operasyonun yalnızca askeri caydırıcılık amacı taşımadığını gösteriyor.

Uzmanlara göre liderlik çevresi, istihbarat merkezleri ve rejim güvenliğiyle bağlantılı noktaların vurulması, doğrudan karar alma mekanizmasını baskı altına alma stratejisine işaret ediyor. Bu yaklaşım, klasik askeri altyapı imhasından ziyade “rejim kapasitesini felç etme” amacını öne çıkarıyor.

ABD ve İsrail basınında yer alan bazı analizlerde, operasyonun ilk safhasının “üst düzey hedeflere yönelik hassas ve sınırlı fakat mesajı yüksek” bir nitelik taşıdığı; bunun İran’ın komuta zincirini psikolojik ve operasyonel olarak zorlamayı hedeflediği belirtiliyor.

Saldırının zamanlaması: Operasyonla liderlik hedefte

12 Gün Savaşı gece saatlerinde başlayan yoğun hava saldırılarıyla açılmış, karanlığın sağladığı örtü ve sürpriz unsuru ön planda tutulmuştu. Bu kez ise operasyonun sabahın erken saatlerinde, İran takvimine göre haftanın ilk iş gününde başlatılması dikkat çekti.

Uluslararası ajanslara yansıyan askeri değerlendirmelerde, bu tercihin yalnızca taktik değil, aynı zamanda psikolojik bir mesaj taşıdığı vurgulanıyor.

Sabah saatleri, devlet bürokrasisinin ve askeri komuta kademesinin haftalık rutinine başladığı, karar alma zincirinin henüz tam senkronize olmadığı bir zaman dilimine denk geliyor. Bu nedenle operasyonun, karar merkezlerinde ilk anda koordinasyon zafiyeti yaratmayı hedeflemiş olabileceği belirtiliyor.

Bazı Batılı güvenlik analistlerine göre, gece baskınları daha çok sürpriz ve radar kaçınma avantajı sağlarken; sabah saatlerinde yapılan bir saldırı, yönetim kadrolarının fiziksel hareketlilik içinde olduğu ve resmi temasların başladığı bir ana denk gelerek liderlik çevresini “açıkta yakalama” olasılığını artırıyor.

Ayrıca İran’da haftanın ilk günü olması, askeri ve siyasi kurumların rutin toplantı trafiğinin yoğunlaştığı bir periyoda işaret ediyor. Bu da saldırının yalnızca fiziki hasar değil, eş zamanlı olarak komuta-kontrol sisteminde ani bir baskı ve karmaşa oluşturmayı hedeflediği şeklinde yorumlanıyor.

Yayınlanan raporlarda dikkat çeken bir diğer unsur, sabah saatlerinde başlatılan operasyonun medya ve kamuoyu etkisini de maksimize etme amacı taşıdığı yönündeki değerlendirmeler oldu.

Gece gerçekleşen saldırılar ilk etapta bilgi akışını sınırlayabilirken, gün ışığında başlayan operasyonlar anlık görüntü, sosyal medya paylaşımları ve resmi açıklamalar üzerinden çok daha hızlı bir psikolojik etki yaratabiliyor. Bu çerçevede zamanlamanın, hem askeri hem de algısal üstünlük kurma amacı taşıdığı değerlendiriliyor.

Kısacası bu operasyonun başlama saati, yalnızca teknik bir tercih değil; liderlik kadrosunu baskı altına alma, karar alma zincirini ilk dakikalarda zorlamak ve kamuoyuna güçlü bir mesaj vermek amacıyla tasarlanmış çok katmanlı bir stratejinin parçası olarak okunuyor.

“Baş kesme” stratejisi mi devrede?

Hedef seçimi, operasyonun yalnızca askeri kapasiteyi zayıflatmaya değil, doğrudan karar alma mekanizmasını felç etmeye dönük olduğunu düşündürüyor. Askeri terminolojide “decapitation strategy” olarak bilinen ve liderliği hedef alarak komuta zincirini kırmayı amaçlayan doktrin, bu saldırının ilk saatlerinde öne çıkan tabloyla örtüşüyor.

İlk dalgada vurulduğu bildirilen noktalar arasında yalnızca füze üsleri ya da konvansiyonel askeri tesisler değil; üst düzey yönetim çevresine yakın bölgeler, istihbarat merkezleri ve güvenlik bürokrasisinin çekirdeğini oluşturan yapılar yer aldı.

Bu yaklaşım, klasik “altyapı yıpratma” stratejisinden farklı olarak, devletin refleks üretme kapasitesini zayıflatmayı hedefler. Liderlik çevresine yönelik tehdit, hem fiili karar süreçlerini sekteye uğratır hem de alt kademe komutanlar üzerinde belirsizlik yaratır.

Savunma analizlerinde, bu tür saldırıların temel amacının yalnızca fiziksel imha değil; iletişim hatlarını bozmak, komuta-kontrol ağında panik ve gecikme yaratmak olduğu vurgulanıyor.

Ayrıca güvenlik aygıtının kalbi sayılan istihbarat tesislerinin hedef alınması, operasyonun İran’ın dış operasyon kapasitesini ve bölgesel koordinasyon ağını baskı altına almayı amaçladığı şeklinde yorumlanıyor. Bu tür bir hedefleme, karşı tarafın hızlı ve organize misilleme üretmesini zorlaştırmayı hedefleyen bir ilk aşama doktrinine işaret eder.

Kısacası ortaya çıkan tablo, askeri tesislerin ötesinde, rejimin karar ve güvenlik mimarisine doğrudan temas eden bir stratejiyi gösteriyor. Bu da operasyonun yalnızca taktik bir askeri hamle değil; siyasi ve yapısal sonuç üretmeyi hedefleyen daha geniş bir planın parçası olabileceğini düşündürüyor.

Washington sahada: Doğrudan katılım ve rejim tartışması

ABD’nin sürece başından itibaren doğrudan dahil olması, operasyonun ölçeği ve siyasi anlamı bakımından en dikkat çekici değişimlerden biri olarak öne çıkıyor. Önceki çatışma döngülerinde Washington daha çok lojistik destek, istihbarat paylaşımı ve diplomatik koruma çerçevesinde konumlanmıştı.

Ancak bu kez Amerikan askeri unsurlarının aktif rol aldığı; operasyonun planlama ve icra safhasının İsrail ile “yakın ve eş zamanlı koordinasyon” içinde yürütüldüğü yönündeki açıklamalar, çatışmanın doğrudan ABD-İran eksenine taşındığına işaret ediyor.

Amerikan yetkililer operasyonu “kapsamlı” ve “sürekli” bir kampanya olarak tanımlarken, hedeflerin yalnızca belirli askeri noktalarla sınırlı olmadığı; füze programı, hava savunma sistemleri ve İran’ın bölgesel projeksiyon kapasitesiyle bağlantılı altyapının da hedef listesinde bulunduğu ifade ediliyor.

Bu durum, operasyonun kısa süreli bir misilleme değil; aşamalı ve stratejik bir baskı planı olduğu yorumlarını beraberinde getiriyor.

ABD Başkanı Donald Trump ise operasyonu, “Amerikan vatandaşlarını koruma” ve “acil tehditleri ortadan kaldırma” çerçevesinde gerekçelendirdi. Trump’ın özellikle İran’ın füze ve nükleer programını doğrudan tehdit olarak tanımlaması, müdahalenin savunma temelli bir doktrinle meşrulaştırılmaya çalışıldığını gösteriyor. Ancak Trump’ın İran halkına yönelik “rejime karşı yanınızdayız” vurgusu içeren açıklamaları, askeri hedeflerin ötesinde siyasi sonuç üretme arayışına işaret ettiği şeklinde yorumlandı.

Uluslararası analizlerde, bu tür söylemlerin genellikle rejim üzerinde iç baskıyı artırma ve yönetim meşruiyetini tartışmaya açma stratejisinin parçası olduğu değerlendiriliyor. Doğrudan “rejim değişikliği” ifadesi kullanılmasa da, liderlik çevresini hedef alan askeri hamlelerle birlikte düşünüldüğünde, operasyonun yalnızca caydırıcılık değil; İran’ın mevcut siyasi yapısını zayıflatma potansiyeli taşıdığı yönünde yorumlar güç kazanıyor.

Sonuç olarak ABD’nin bu ölçekte ve açık biçimde sahaya inmesi, krizi İsrail-İran hattından çıkararak Washington-Tahran düzeyine taşımış durumda. Bu da çatışmanın yalnızca bölgesel değil, küresel güç dengelerini ilgilendiren bir boyuta evrildiğini gösteriyor.

Çatışma yeni bir eşiğe mi geçti?

Operasyonun askeri çevrelerde “fazlandırılmış” (phased) bir plan dahilinde yürütüldüğü değerlendiriliyor. İlk aşamada liderlik merkezleri ve hava savunma unsurlarının hedef alınması, klasik bir hava üstünlüğü hazırlık doktrinine işaret ediyor.

Özellikle İran’ın güneyinde, Umman Denizi’ne açılan stratejik konumu nedeniyle önem taşıyan Çabahar çevresindeki tesislerin de hedef listesinde yer aldığı yönündeki bilgiler, operasyonun yalnızca başkentle sınırlı olmadığını gösteriyor.

Savunma analizlerine göre hava savunma radarlarının ve füze erken uyarı sistemlerinin baskılanması, ilerleyen safhalarda savaş uçaklarının ve insansız hava araçlarının daha derin ve kapsamlı operasyonlar yürütmesinin önünü açmayı amaçlıyor. Bu çerçevede ilk dalga, esas yıkıcı kapasitenin devreye gireceği ikinci ve üçüncü aşamalar için bir “zemin hazırlama” hamlesi olarak okunuyor.

İran’ın yanıtı ise alışılmış kriz reflekslerinin ötesinde bir hızda geldi. Saldırıdan yalnızca birkaç saat sonra füze atışlarının başladığı ve Tel Aviv ile Hayfa’da isabetler olduğu bildirildi. İranlı yetkililer yaptıkları açıklamalarda artık “kırmızı çizgi kalmadığını” ve misillemenin sınırsız biçimde süreceğini vurguladı.

Bu söylem, çatışmanın kontrollü karşılık döngüsünden çıkabileceğine işaret eden sert bir mesaj olarak değerlendiriliyor. Bölgesel güvenlik uzmanları, İran’ın bu hızının yalnızca askeri hazırlık değil; siyasi bir kararlılık göstergesi olduğunu belirtiyor.

İran’ın karşılığının bu denli kısa sürede devreye girmesi, önceden devredilmiş misilleme yetkisi ihtimalini gündeme getiriyor. Askeri literatürde “predelegated authority” olarak bilinen bu yaklaşım, üst komuta kademesi hedef alınsa dahi alt komuta zincirinin beklemeden karşılık vermesine olanak tanıyor. Bu da merkezi koordinasyonun geçici olarak sekteye uğraması halinde dahi ateş gücünün kesintisiz sürdürülmesini sağlıyor.

Analistler, İran’ın özellikle füze birlikleri ve bölgesel vekil unsurlarına bu yönde önceden talimat vermiş olabileceğini; böylece İsrail’e karşı sürekli ve dalgalar halinde bir ateş baskısı oluşturmayı hedeflediğini değerlendiriyor.

Genel tablo, operasyonun askeri olarak planlı ve katmanlı; İran’ın tepkisinin ise hızlı, sert ve geniş kapsamlı olduğunu gösteriyor. Bu karşılıklı hamleler, çatışmanın kısa süreli bir misilleme sürecinden ziyade daha derin ve uzun soluklu bir cepheleşmeye evrilebileceği ihtimalini güçlendiriyor.

Çatışma bölgeselleşiyor

Bir diğer kritik eşik, İran’ın çatışmayı İsrail sınırlarının ötesine taşıması oldu. Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) ülkelerinde bildirilen patlamalar ve ABD askeri varlıklarının bulunduğu noktalara yönelik saldırı iddiaları, krizin artık yalnızca İsrail-İran ekseninde kalmadığını gösteriyor.

Askeri ve diplomatik kaynaklara dayandırılan değerlendirmelerde, İran’ın ABD üslerini hedef alarak Washington’u doğrudan cepheye çekmeyi ya da en azından caydırıcılık maliyetini yükseltmeyi amaçladığı ifade ediliyor. Bu hamle, çatışmayı vekil güçler üzerinden yürütülen dolaylı bir mücadele olmaktan çıkarıp doğrudan devletler arası bir gerilim düzeyine taşıma potansiyeli barındırıyor.

Bu tablo, Haziran 2025’te Katar’daki El Udeyd Üssü’ne yönelik İran saldırısından belirgin biçimde ayrışıyor. O dönemdeki saldırı, askeri kapasite açısından sınırlı, siyasi mesajı ise yüksek ancak kontrollü bir karşılık olarak değerlendirilmişti.

Hedef alınan üs ABD’ye ait olmasına rağmen saldırının sembolik düzeyde tutulduğu ve tırmanmanın bilinçli biçimde sınırlandığı yorumları yapılmıştı. Mevcut gelişmeler ise daha geniş bir coğrafyaya yayılan ve daha yüksek risk içeren bir karşılaşma modeline işaret ediyor.

Öte yandan Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’de saldırılarını yeniden başlattıklarını açıklaması, çatışmanın deniz hatlarına da sirayet edebileceğini gösteriyor. Kızıldeniz, küresel ticaret ve enerji taşımacılığı açısından kritik bir güzergâh olduğundan, bu hatta yaşanacak güvenlik krizleri yalnızca bölgesel değil, küresel ekonomik sonuçlar doğurabilir.

Analistler, İran’a yakın silahlı grupların eş zamanlı olarak devreye girmesinin, çatışmanın çok cepheli ve senkronize bir yapıya evrildiği yönünde bir işaret olabileceğini belirtiyor.

Genel tablo, 12 Gün Savaşı ile kıyaslandığında daha koordineli, daha geniş kapsamlı ve daha tırmanmaya açık bir çatışma dinamiğini ortaya koyuyor. Liderliğe yönelik doğrudan hedefleme, ABD’nin aktif ve açık katılımı, İran’ın saatler içinde devreye giren sert misillemesi ve Körfez ile Kızıldeniz hattına anında yayılan gerilim, krizin kontrol edilebilir sınırları aşma riskini artırıyor.

Bu gelişmeler, çatışmanın yalnızca iki ülke arasında değil; bölgesel güç dengelerini ve küresel güvenlik mimarisini etkileyecek bir safhaya geçebileceği yönündeki endişeleri güçlendiriyor.

Kontrollü gerilim mi, uzun süreli bölgesel savaş mı?

Artık temel soru, tırmanmanın kontrollü ve sınırlı karşılıklı hamleler düzeyinde mi kalacağı, yoksa önceki “kırmızı çizgilerin” fiilen ortadan kalkmasının çatışmayı uzun süreli ve çok cepheli bir bölgesel savaşa mı dönüştüreceği.

Uzmanlara göre bugüne kadarki krizlerde taraflar belirli eşikleri aşmamaya özen göstermiş; doğrudan liderlik hedefleme, geniş çaplı ABD katılımı ve Körfez’deki Amerikan üslerinin açık biçimde hedef alınması gibi adımlar genellikle kontrollü tutulmuştu. Ancak mevcut tablo, bu eşiklerin bir kısmının aşıldığını gösteriyor.

Askeri analizlerde, çatışmanın kaderini üç temel unsurun belirleyeceği vurgulanıyor: Tarafların karşılıklı misilleme kapasitesinin sınırları, bölgesel aktörlerin sürece ne ölçüde dahil olacağı ve diplomatik kanalların tamamen kapanıp kapanmayacağı. Eğer karşılıklı saldırılar belirli hedef setleriyle sınırlı kalır ve sivil altyapıya yönelik geniş çaplı yıkım devreye girmezse, kriz “yoğun ama sınırlı” bir çatışma modeline evrilebilir.

Ancak liderliğe yönelik suikast girişimleri, ABD-İran doğrudan angajmanı ve bölgesel vekil güçlerin eş zamanlı devreye girmesi gibi unsurlar, savaşın kontrol dışına çıkma riskini artırıyor.

Diplomatik çevreler ayrıca, nükleer dosyanın askeri sahayla bu denli iç içe geçmesinin gerilimi daha karmaşık hale getirdiğini belirtiyor.

Çünkü artık mesele yalnızca anlık askeri denge değil; uzun vadeli stratejik caydırıcılık ve rejim güvenliği boyutunu da içeriyor. Bu da geri adım atmayı her iki taraf için siyasi açıdan daha maliyetli hale getiriyor.

Sonuç olarak kriz, ya sınırlı fakat sert karşılıklı atışmaların ardından yeni bir dengeye oturacak ya da kırmızı çizgilerin silikleşmesi, Ortadoğu’yu uzun süreli ve çok katmanlı bir savaş denklemine sürükleyecek.

Önümüzdeki günler, bu çatışmanın geçici bir tırmanma mı yoksa kalıcı bir kırılma mı olduğunu gösterecek.

Durumu takip etmeye devam edin, Ankara24.com her zaman en yeni haberleri sunuyor.
seeGörüntülenme:92
embedKaynak:https://www.haberturk.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 28 Şubat 2026 14:37 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Sigara içiyor bahanesiyle dehşet saçtı! Eşinin iş yerini basıp 13 kez bıçakladı

28 Şubat 2026 00:30see160

Oyuncu İbrahim Yıldız yaşam mücadelesini kaybetti Sözcü Gazetesi

28 Şubat 2026 00:39see159

Son Dakika Aylardır yoğun bakımdaydı! Genç oyuncu İbrahim Yıldız hayatını kaybetti

28 Şubat 2026 00:19see153

Donald Trump tan Küba çıkışı: Belki dostane bir şekilde ele geçirebiliriz

28 Şubat 2026 01:29see153

FETÖ firarisi eski asker yakalandı

28 Şubat 2026 01:25see152

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

28 Şubat 2026 00:03see152

Bakan Çiftçi: Kamu düzeninin sağlanması noktasında, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çok önemli mesafeler kat edilmiştir

28 Şubat 2026 00:26see151

Nuri Şahin: Galibiyetten dolayı çok mutluyum Rams Başakşehir Haberleri

28 Şubat 2026 00:17see148

Cumhurbaşkanı Erdoğan dan 12 Dev Adam a tebrik

28 Şubat 2026 02:30see147

Osmaniye de el bombalı saldırının failleri 472 saatlik kamera incelemesiyle belirlendi; 4 şüpheli tutuklandı Osmaniye Haberleri

28 Şubat 2026 00:51see146

Sinan Burhan dan çarpıcı kulis! CHP de 65 milletvekili isyan bayrağını çekti

28 Şubat 2026 02:40see145

Laikler ve Siyonistler Hüseyin Likoğlu

28 Şubat 2026 04:04see143

İstanbul’da zehir tacirleri jandarmaya ateş açtı

28 Şubat 2026 00:55see142

Trump: İran ile anlamlı bir anlaşma olmalı

28 Şubat 2026 03:27see142

Halep’e yeşil dokunuş Politika Haberleri

28 Şubat 2026 04:03see140

Dusan Alimpijevic: Daha agresif olmamız gerekiyordu

28 Şubat 2026 00:43see140

Meclis üyesi kendi futbol kulübüne belediyeden bağış yaptı Yerel Gündem Haberleri

28 Şubat 2026 04:03see139

Sinemanın turnusolu: Gazze Sinema Haberleri

28 Şubat 2026 04:03see139

Dinçel Apartmanı davasında 5 sanığa beraat Malatya Haberleri

28 Şubat 2026 02:25see139

Kur’an Günlüğü 10. cüz Mümin savaş meydanında bile Allah’ı zikreden kişidir Mahmut Ay

28 Şubat 2026 04:05see139
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları