Ankara24.com
close
up
ABD ve İsrail’in İran hesapları ters mi tepti? Gündem Haberleri

ABD ve İsrail’in İran hesapları ters mi tepti? Gündem Haberleri

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak bilgi yayımlıyor.

Hafıza Büyük Resim’in 116. bölümünde Ersin Çelik ve stratejist İbrahim Ufuk Kaynak, bir ayı geride bırakan İran-İsrail gerilimini ve küresel güç dengelerindeki kırılmayı analiz etti. Batı’nın bölgedeki bin yıllık devlet geleneğini hafife aldığını vurgulayan Kaynak, "Dünyaya 'İkinci Venezuela geldi' mesajı vermek istediler ama İran son bin yıldır Türk devlet aklını kullanan bir devlet. Bunu hep ıskalıyorlar. Latin Amerika’daki düşünce tarzını burada uygulamaya kalktılar; mümkün değil." ifadeleriyle sahadaki stratejik körlüğe dikkat çekti.

Yeni Şafak İnternet Yayın Yönetmeni Ersin Çelik ve stratejist İbrahim Ufuk Kaynak, Hafıza’nın son bölümünde ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı saldırıların ardından değişen dengeleri masaya yatırdı. Bölgedeki kaosun bölgedeki yansımalarına değinen ikili, Batı medyasındaki karartmaya rağmen İsrail ve ABD’nin bölgedeki moral üstünlüğünü kaybettiğini savundu. İbrahim Ufuk Kaynak, "Hesap edilmeyen şey; İran'ın devlet aklının bu kadar hafife alınmasıydı. Ben mesela şöyle söyleyeyim; Türk devlet aklını kullanırlar, Rusya da öyledir. O bölgelerde esasında Türk aklının olmadığı herhangi bir devlet yapısı yoktur. Çünkü en eski akıl Türk devlet yapılanmasıdır." dedi.

Çelik ve Kaynak son bölümde şu başlıklara değindiler:

Ersin Çelik:

Bir aya aşkın zamandır devam eden bir savaş var. Amerika ve İsrail'in İran'a geçtiğimiz 28 Şubat'ta başladığı saldırılar artık 32. günü geride bıraktı ve sahadaki dengeler değişmeye başladı. Bu savaşın tarafı olan ülkelere de sıçramaya başladı. Hafta sonu Amerika'da milyonlarca insanın katıldığı gösteriler oldu. Savaş karşıtı gösteriler. İsrail'in içerisinde karışıklıklar var, tepkiler var ve bir tarafta da İran'ın psikolojik üstünlüğü ele geçirdiğine dair doneler var, veriler var elimizde. Çünkü İran karşılık vermeye devam ediyor. İsrail'e ve Amerika üslerinin olduğu ülkelere füze atmaya devam ediyor. Kamuoyu bunu tartışıyor. Dünya bunu tartışıyor. Trump, politik manevralar yapmaya çalışıyor. Bir takım söylemler geliştirmeye çalışıyor. Ama görünen tablo; sürecin Amerika ve İsrail'in düşündüğü gibi, istediği gibi ilerlemediği yönünde. Tabii bunun coğrafyamıza, bölgemize de etkileri var. Birden fazla sonuç ortaya çıkacak. Bunu da şimdiden konuşmak gerek çünkü bu savaş ateşkes olsa da oluşturduğu tahribat uzun yıllar etkisini sürdürecek. 28 Şubat'ta İsrail ve Amerika eş zamanlı bir saldırı başlattı. İran'ın dini liderini öldürdü. Birçok üst düzey yöneticisini öldürdü. Sivillere yönelik, çocukların okuduğu okullara. Yani bu biraz böyle dünyayı şoke edecek bir saldırıydı. İran'da ilk birkaç gün böyle rejim değişiyor, devrim oluyor gibi bir hava estirilmeye çalışıldı ama bu da uzun sürmedi ve şimdi bir süredir İran'ın ataklarını izliyoruz. Ama diğer taraftan bütün bir bölgeyi, coğrafyayı ilgilendiren hamleler de var artık. Yani bu savaşı bütün unsurlarıyla konuşmamız gerekiyor. Çok daha da konuşacağız gibi.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Savaş ilk başladığındaki birkaç günü hatırlayın. Öyle bir hava estirildi ki; işte şunu öldürdük, bunu öldürdük. Bütün baştakileri öldürdüler. Ve dünyaya şöyle bir mesaj verildi: "Daha ikinci Venezuela geldi." diyor. Yani hemen Maduro'yu aldılar, olay bitmişti. Aynısını dediler, zannettiler böyle. Fakat Venezuela'yla İran arasında inanılmaz büyük bir fark var. İran son bin yıldır Türk devlet aklını kullanan bir devlet. Çünkü bin yıl öyle az bir süre değil. Bakın 935'lerde başladı Türklerin İran'a yerleşip yönetimi ele alması. Bunu hep ıskalıyorlar. Hep ıskalıyorlar yani. Halbuki şöyle bir şey oldu; Amerika öldürmekle beraber "Ben bütün kadroyu değiştiririm, yeni gelenler zaten başsız kalır, onlar da benim elime düşerler" diye düşündü. Bu Latin Amerika'daki düşünce tarzıydı. Aynısını uygulamaya kalktılar. Mümkün değil.

Ersin Çelik:

Neden mümkün değil?

İbrahim Ufuk Kaynak:

Dediğim gibi bir devlet yapılanması yoktu Venezuela'nın. Çünkü tarihî olarak geçmişlerine bakacak olursak bunların hepsi 200, 300 yıllık en fazla gidebilen devletler. O da devlet olarak bir yapılanma değil esasında. Yani düşünün; işte Venezuela'nın bir parçasını tak diye Amerikalılar aldı Panama'yı yaptı. O iş son derece kolaydı kendilerine göre. Hemen dediler "Biz burayı Panama olarak ayıralım." Karşısında herhangi bir güç yok. Amerika bunu biliyor. Ve bu yöntemle zaten Güney Amerika'da, özellikle Latin Amerika'da hiçbir rejimi kendisine karşı koyabilecek halde tutmadı. Daima ihtilallerle bilmem nelerle yola koydu. Fakat İran çok ayrı. İran'da da aynı şekilde ihtilaller yaptı kaç defa ama her seferinde geriye döndü. Eski günlere geri döndü. Şimdi Amerika Birleşik Devletleri ne dedik? Anglo-Sakson İngiliz devlet aklıdır, kullanır. Ama dedik; onun hormonlu çocuğudur Amerika. Kırıp döker, gücüne güvenir. "Beni engelleyebilecek herhangi bir güç yok, herkes de benden korkar" diye düşünür. Zaten sürekli olarak Trump aynı şeyleri söylüyor; işte "Benden korkun, bak çok güçlü bir ordumuz var, çok kötü ezeriz, çok kötü döveriz. Havadan da vururuz, deniz kuvvetlerini de mahvettim, hava kuvvetlerini de mahvettim.” Türkçede bir laf vardır: "Ölmüş eşeğin kurttan korkusu olmaz." Bu da onun gibi bir şey.

“İRAN’IN DEVLET AKLINI HAFİFE ALDILAR”

İbrahim Ufuk Kaynak:

İran zaten bunca yıldır çok büyük bir ambargonun içerisinde böyle çağın gerisine atılmak pozisyonunda tutuldu. Ekonomik olarak bu olaylar başlamadan evvel ekonomi kaynaklı bir iki gösterinin yapılması Amerika'ya ve özellikle onun arkasındaki güce, İsrail'e diyeyim, bunlara şöyle bir güç verdi: "Biz de aynı şeyleri yapalım." Bu esasında Netanyahu'nun Trump'ı kandırma olayı gibi geliyor. Dedi ki: "Bak biz eğer bunları yaparsak otomatik olarak çökecek, rejim çökecek. Her şey bizim elimize düşecek. Hiç merak etme çok kısa sürede" dedi. Hesap edilmeyen şey; devlet aklının, yani İran'ın devlet aklının bu kadar hafife alınmasıydı. Ben orada mesela şöyle söyleyeyim; "Türk devlet aklını kullanırlar" diye, Rusya da öyledir. Rusya da Türk devlet aklını kullanır. Yani 1502 yılında Altın Orda Devleti'nin yıkılmasından sonraki gidenler, yani Slavlar için devlet kuran akıl da Türk aklıdır. Bu daha sonra hani Bizans'tan gelen paleologlarla birleşti ama aynı akıldır. O bölgelerde esasında Türk aklının olmadığı herhangi bir devlet yapısı yoktur. Çünkü en eski akıl Türk devlet yapılanmasıdır. Kara Kuvvetleri Komutanlığı, milattan önce 209.

Ersin Çelik:

Mete Han.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Bu ordunun kuruluş tarihi, devletin kuruluş tarihi değil. Devlet zaten vardı. O düzenli bir ordunun kuruluş tarihi. Şimdi İran'da aynı şeyleri düşündüler. Zannettiler korkuyla sinecekler. İran'da kimsenin korktuğu yok. Niye anlamadılar? Anlamıyorum. İran'da bu olaylar başladığında Türkiye'deki bütün İranlılar İran'a gittiler. Yani bu aslında Türki bir davranıştır. Türk davranışıdır bu. Bakın Allah korusun Türkiye'ye bir şey olsun siz görün bakın. Dünyanın her yerinden Türkler "Ben de buradayım" diye gelirler. Beni şu anda duyuyorlar işte yurt dışındakiler. Bir dakika gözlerini kırpmazlar. Hiçbirisi. O yüzden bu ayrı bir şeydir. Bunu anlayamadılar. Niye? Aradan geçen zaman ki Amerikalılar bizlerle karşılaşmadılar dosdoğru. Bu bölgedeki aklı anlayabilmek için bunları derinliğine bilmeleri lazım. İkincisi kültürel, üçüncüsü İslami anlayış. Bunların hiçbirisini hesaba katmadı. O yüzden kendi başına "Ben vururum, bu işi bitiririm, geçerim konarım" diyor. Konamazsın. Bu bölgede öyle Venezuela, Güney Amerika gibi iki kişiyi değiştirmekle beraber bütün sistemi altüst edemezsin. Bunu bilmediler. Nasıl bilmediler? Aslında dedim ya bakın bunu Avrupa bildi o yüzden sessiz kaldı, kenarda kaldı. Niye? Avrupa'nın eski imparatorluk aklı var. Bu bölgeyi iyi biliyor, özellikle İngilizler. Onlar bölgeyi bildikleri için çekingen kaldılar. Ana sebep buydu. Yoksa Amerika'nın her bir işine en önce koşan İngiltere'ydi, Kanada'ydı.

Ersin Çelik:

İngilizler bunu daha önce denedi bu coğrafyada. Sonra da "böl, parçala, yönet" modeline geçtiler.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Evet, temel böyleydi. Kendi içerisinde dediler ki hani eskiden yaptıkları gibi bir. Ama değil. Bu İran'da 1979 devriminden sonra başka bir yapı oluştu. Bunu göremediler. İran'da muhalefet yok, onu göremediler. Muhalefet olmayınca, önder olmayınca karşı hareket olmaz. Bunu nasıl göremezler

Ersin Çelik:

Yani kendilerine sığınan Pehlevi'yle bu iş olmayacaktı.

“TÜRK DEVLET AKLI GÖZ KORKUTMAZ”

İbrahim Ufuk Kaynak:

Aynen öyle. Yani onlar hep Güney Amerika'da bunu yaptılar. Çok basit bir şekilde eski SS subaylarından adamlar gönderdiler. Halkı katlettiler. Gözünü korkuttular. Burada gözü korkacak kimse yok. Bu bölgede yok biliyor musunuz? Bu bölgede dedim size; Türk devlet aklı zaten göz korkutmayla gitmez. Acayip bir şeydir bu. O yüzden İran'daki bu olayı hiç görmediler. Bakın İran'da herkes kenetlendi bu olaylarda.

Ersin Çelik:

Suriye'yi yaşadık işte. Yani bugün Suriye'yi yönetenler 15 yıl önce öldürülüyordu. Her gün öldürüldüler. Her an öldürüldüler. Sürüldüler. Vatansız kaldılar. Dağıldılar milyonlarca insan. Ama geri döndüler.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Evet, geri döndüler. Yani yine kendi ülkelerindeler ve çok dostça döndüler. Biliyor musunuz? Eğer biz kazara birilerinin lafına uyup da onların dediklerini yapmış olsaydık şu anda çevremiz düşmanla doluydu. Bakın bu İran olayında da aynı. Bu olaylar eninde sonunda bitecek. Bittiği zaman ne olacak sorusunu sormak lazım. İbrahim Kalın o konuyla alakalı çok güzel bir şey söyledi. Mükemmeldi yani. O ateş topunu kimsenin üzerine atmıyor. Türk devlet aklı zaten böyledir. Biz bölgede istikrar unsuru olmaya çabalıyoruz bunun için. Şimdi ama Amerika'da tabii ki bu olay dediğim gibi birkaç günden sonra baktı ki olay uzadı. Şimdi birinci ay bitti. En sonunda Amerikalılar düştüler yollara.

Ersin Çelik:

Muazzam bir eylem vardı. Milyonlarca insan, ekranlara kadrajlara sığmadılar.

ABD’DEKİ GÖSTERİLER NE ANLAMA GELİYOR?

İbrahim Ufuk Kaynak:

Hakikaten öyle ve bunların arasında bol miktarda üniversite öğrencisi var. Gençlik var; çok önemli, gençlik var. Gençlikte yalnız Amerika'nın bu yaptığı olaya değil, Siyonist politikaya karşı geliştirilen bir tepki var. Siyonist bir pencere içerisinden dünyayı tanımlama, toprak veya ekonomik olarak diğer ülkeleri baskı altına alma. Hepsi çöktü. Şu anda aslında o çöküşü yaşıyor. Esas şoke eden olay şu; bölgede Birleşik Arap Emirlikleri gibi, Umman gibi, Katar gibi diğer küçük devletler de var.

Ersin Çelik:

Amerika'ya bağımlı ve güdümlü ülkeler.

“İSRAİL VE BATI MEDYASININ KARARTMASI VAR”

İbrahim Ufuk Kaynak:

Ve bunlar kendilerinden o kadar emindiler ki "Biz çok büyük bir gücün koruması içerisindeyiz" diye. Keza İsrail'in kendisini düşünün; "Demir Kubbe’yi yaptım artık bana hiçbir şey olmaz." John Mearsheimer'ın son konuşması çok ilginç bu konuda. Diyor ki artık İsrail'in elinde atacak bombası da kalmadı diyor. İşte Almanya'da Volkswagen bir anda sanki bomba üretebilmek için İsrail'e bomba yetiştirmeye çalıştı ama bu hemen yapılabilecek şeyler değil. Çünkü İran çok basit; 3.000-5.000 dolarlık dronlarla milyon dolarlık füzeleri etkisiz hale getirdi. Amerika'nın bütün üsleri vuruldu bölgede. Batı medyasının bir karartması var. İnanılmaz bir karartma. Ama ne kadar yaparsan yap bir yerlerden sızıyor. Bakın işte AWACS uçaklarından bir tanesi vuruldu. Onun görüntüsü yayınlandı. Görüntüsü yayınlanmayan neler oldu? İki tane uçak gemisinden bir tanesi önce Pire'ye oradan Hırvatistan'a kaçtı. Niye?

Ersin Çelik:

Tuvaletinin bozulduğunu söylediler.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Yok içeride yangın çıkmış mutfakta falan. Komik şeyler ya. Halbuki hasarı tamir dahi edemediler Pire'de. Hatta menzilin içerisinde kalabiliriz diye daha da uzağa gittiler. İşte şimdi Hırvatistan'a çekmişler. Şimdi 3. uçak gemisini gönderiyor. Menzile girdiğinde o da vurulacak. Çünkü bir şeyi gösterdi bu; İran bir strateji değiştirmiş. İran demiş ki: "Ben bu 8 aylık süre içerisinde yeni bir ordu, donanma yapabilecek hâlim yok. En iyisi en güçlü olduğum konuya yani füzelere ağırlık vereyim." Bunları daha akıllı yapayım diye bir yapıya girmiş ve anladığım kadarıyla ülkenin bütün dağlarını bu işe ayırmış. Ve böylece Amerikalıların "3 günlük stoku kaldı" derken birdenbire İsrail'in kimya tesislerinde yangınlar çıkmaya başlıyor. Amerika'nın üslerinin içerisinde askerleriyle birlikte. Nedense hep şöyle açıklanıyor: "15 tane yaralı var, üçü ağır." Hiç ölmüyor bunlar. Şaka gibi yani. O kadar şarapnel parçası patlıyor, adamlar sadece yaralanıyorlar. Bir dünya medyasında karartma var ama kendilerinin morali bozuk. Şimdi girdikleri o şeyden geri çıkmaları lazım.

Ersin Çelik:

Nasıl çıkacaklar?

İbrahim Ufuk Kaynak: Şu an itibariyle o kadar kötü durumda ki Amerika. Çünkü çok ağır söylemlerde bulundu. İran bugün diyor ki "Hiçbir şekilde görüşme bile yapılmaz" diyor.

Ersin Çelik:

Evet, bir de o tarafı var yani.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Evet. Acayip bir şey. Adam "Görüşme yapılmadı" diyor, öbürü "Biz hala görüşüyoruz" diyor.

Ersin Çelik:

Yani Trump kendi söyleyip kendi oynayan bir lider durumuna düştü.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Toprakları koruyamadı. Kendi üslerini koruyamadı. Bölgedeki umudu kaybettirdi. Yetmedi, zaman geçtikçe aşınmaya başlayan o güç şimdi işte "Kara harekâtı yapacam" diyor, "Bilmem ne adasına saldıracağım" diyor, "Oradaki petrol tesislerini alacağım, benim işim petrol" diyor. Eğer burada da hayal kırıklığına uğrarsa o baştan ileriye sürdüğü 15 maddenin hangilerinden ne kadar feragat edecek?

İSRAİL NÜKLEER SİLAH KULLANIR MI?

Ersin Çelik:

Benim burada bir korkum var, bir tereddüdüm var. Yani bu yıpranmadan, bu itibar kaybından kurtulmak için nükleer silah kullanmalarından korkuyorum.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Çok çaresiz biliyor musunuz? Bir yandan da Netanyahu nasıl sıkıştırdıysa. Yani Epstein'da mı sıkıştırdı? Nelerle sıkıştırdı?

Ersin Çelik:

Epstein'dan sıkıştırdığını artık Amerika'da söylemeyen yok. Yani Trump da kendi ekibini, "Sen istedin savaşı" diye ifşa etmeye başladı. Orada bir politik sıkışmışlık var, bir manevra meselesi var. Anladığım kadarıyla İran da karşısındaki gücün çapını test etti, gördü. İran da diyor ki, "Madem öyle. Şartlar böyle." diyor. Yani bir ateşkes olacaksa İran'ın istediği yönde olacağına dair bir hava var şu anda ortada.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Ve bu da Amerika'yı çıldırtıyor. Bu da İsrail'i çıldırtıyor. Bak ben şunu anlıyorum; bu gidişat ne biliyor musun? Belki çok yakın bir zamanda Trump bu sefer okları İsrail'e çevirecek. Hani "Yaktın beni" demeden; "Bak böyle yanlış bilgiyle bu işe kalkıştık, şimdi nasıl kurtulacağız?" diyecek. Çünkü seçimler de geliyor. Şu anda kendisine olan destek çok azaldı. Halbuki ilk başta barış güvercinleri uçurarak geldi. "Ben her yere barış getireceğim." diye geldi. Bir umut pompaladı. Amerikan halkı da aslında bir ölçüde inandı barış geleceğine. Savaştan başka hiçbir şey gelmedi. Ama Trump'ın hatası Venezuela'yı çok çabuk ele geçirince, Grönland'ı söyleyince, Panama'yı söyleyince kimseden bir şey çıkmayınca tamam dedi oraya da yaparım aynısını.

Ersin Çelik:

Burada Trump'ın ötelediği, aşağıladığı Avrupa ülkeleri de kendilerine bir alan açarlar mı?

İbrahim Ufuk Kaynak:

Kesinlikle. Çok çok aşağıladı hepsini. Ve işin ilginci Avrupa altyapısı çok eski. Amerika'nın da öyle. Bunları daha tamir etmeden bu işe girdiler. Bu işin faturasını da bütün dünyaya ödetiyorlar şu anda. Yakında dünyanın her tarafında. İşte İngiltere'de benzin kuyrukları başladı. Filipinler önlemler alıyor.

Ersin Çelik:

Rusya satışı yasakladı.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Avustralya'da petrol sıkışıklığı başladı. İşin keyfini çıkartan Rusya. Rusya'ya ambargo uyguluyorlardı. Yani sıkıştırma her kolda. Bu işten en büyük zararı bir Japonya görecek, bir de Çin görecek. Uzakdoğu Asya baştan ayağa Körfez petrolüne bağımlı.

Ersin Çelik:

Şimdi Amerika savaşın maliyetini de Körfez'e ödetmeye kalkacak.

İbrahim Ufuk Kaynak:

O zaten kesin. Biz ne dedik? Amerika'nın çok büyük borcu var. Şu anda 39 trilyon dolar borcu var. Bu adamların geliri 31 trilyon. Borçlu oldukları adamlar -İsrail lobisi- bu savaşa devam etmelerini istiyor.

“BAE’NİN GÜVENLİK SORUNLARI ORTAYA ÇIKTI”

Ersin Çelik:

Bir şey söyleyeceğim; güvenlik politikaların çöktü, itibarın çöktü. O Körfez ülkelerinin kendi iç ekonomileri sekteye uğradı. İmajları yerle bir oldu. Turizm çöktü. Bankalar çekildi. Bu önemli bir şey. Küresel bankaların bir ülkeden çekilmesi, havayolu şirketlerinin uçuşları iptal etmesi, sigorta şirketlerinin turizm sigortalarını yapmaması.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Tabii. Çünkü petrol ürünlerinin hepsine yansıyor bu.

Ersin Çelik:

Evet, her şeye yansıyor. Şimdi bu ülkelerin toparlanması daha uzun sürecek ve büyük bir güvenlik problemi olduğu ortaya çıktı. Amerika'nın sağladığı güvenlik kalkanının bir önleyiciliğinin olmadığını test etmiş oldular. Şimdi bu ülkeler yeni güvenlik yatırımı yapmak zorundalar. Şimdi bu yatırımı yine Amerika'ya mı yapacaklar?

İbrahim Ufuk Kaynak:

İşte bunu bildiği için Suudi Arabistan'da Prens Selman farklı davranıyor. Prens Selman çok ağır bir kelime kullandı. Tam Trump'a yakışır cümlelerdi. Avrupa'ya yaptığı aşağılanma, Fransızlara "Biz olmasaydık hepiniz Almanca konuşuyordunuz" demesi. Çok ağır laflar. O yüzden de İspanya Başbakanı Sanchez bu konuda belki en dik durandı. Dedi ki: "Eğer biz bunlara sessiz kalırsak bu katlanarak gelecek." Şimdi Amerika bu olayın hepsine tek başına başladı. Çünkü Cumhuriyetçiler uluslararası kuruluşlara güvenmezler. Ne oldu? Şimdi NATO'dan yardım istiyor. O "Bize yardım etmezse biz ona niye destek olalım" diyor. NATO çatırdayor. Bölgedeki ülkeler; o küçük emirlikler. Nüfusun yüzde 80'i işçi ve bunlar kaçıp gidecekler. İkinci bir kaos başlıyor. Bölgenin yeniden dizayn edilmesinde yeni bir durum ortaya çıkacak. Bu olay bundan sonra biter mi? Savaş sistemleri değişti. Bir füze bütün dengeyi değiştirdi.

Ersin Çelik:

Düğmeden düğmeye.

ABD-İSRAİL VE İRAN SAVAŞINDA DENGELER KİMİN LEHİNDE?

İbrahim Ufuk Kaynak:

Bir füze bütün dengeyi değiştirdi. Bu savaş eninde sonunda bitecek. Bittikten sonra bölgedeki duruma bakalım. Avrupa geri çekildi, "Ne olacak?" diye bekliyor. Ama ekonomik olarak çok büyük bir sıkıntıya giriyor. Enflasyonlar artıyor.

Ersin Çelik:

Bir istikrarsızlık geçmişleri yok.

İbrahim Ufuk Kaynak:

İçeride ayaklanmalar oluyor. İngiltere'de "Ülkeni savunur musun?" sorusuna yüzde 27 oranında evet çıkıyor. Olan şu aslında; 18. yüzyıl başında başlayan o Siyonist hareketin bütün yönetici aklı eline alması.

Ersin Çelik:

İçeriden kemirmenin sonucu değil mi? Aidiyeti, milliyeti her şeyi kemirmişler.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Her şeyi; kültürü, ekonomiyi, yargıyı, özellikle eğitimi mahvetti. Epstein belgelerinde hiç tahmin etmediğin adamların adı çıkıyor. Bu Siyonist akıl, bir kurt gibi girmiş olduğu imparatorluğu içten emer ve çürütür. Bu aslında Kur'an-ı Kerim'de Hz. Süleyman’ın elindeki asasında çok güzel ifade ediliyor. Asayı hayvanların kemirip gücünün kırıldığını görene kadar Cinler çalışmaya devam ediyorlar. Aynı onun gibi devletin öldüğünü şu anda Amerikalıların çoğunluğu bilmiyor. Hem Amerika'da hem İngiltere'de Yahudi asıllı profesörler aynı şeyleri söylüyorlar: "Yahudi nefretinin zirve yaptığı bir başka döneme girdik."

Ersin Çelik:

Evet, bunu artık kabul etmeleri gerekiyor. Siyonizm pazarlanabilir olmaktan çıktı. Holokost endüstrisi çöktü.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Norman Finkelstein da aynı şeyleri söylüyor; o bir Yahudi.

Ersin Çelik:

Ama antisiyonist.

İbrahim Ufuk Kaynak:

"İnanılmaz bir Yahudi düşmanlığını kendi elimizle yaptık" diyor. İran'da rejime karşı olanlar bile şu anda rejimin tarafına geçti çünkü varlık-yokluk mücadelesi çekiyor. Kendisini öldürenin ayrım yapmadığını biliyor. İlk o çocuklardan başladı, 185 tane küçücük kız öğrenci. Oranın 80 bin defa testi yapılsa bal gibi füze nereye gittiğini biliyor. Görüntüleri de var, buna rağmen yaptı.

SİYONİST PROPAGANDA ÇÖKTÜ

Ersin Çelik:

Yani aslında bir itibar problemi de yaşıyorlar. Ne yaparsa yapsınlar, kendilerini nasıl ifade ederlerse etsinler dünya kamuoyunu ikna edemiyorlar. Yani o Siyonist propaganda, o "hasbara", o makine çöktü; makinenin ürettiği hiçbir şey karşılık bulmuyor. O yüzden gitti, son manevra olarak TikTok'u satın aldı. Niye? Gençlerin antisiyonist olmasının önüne geçmeye çalıştılar. Çünkü biliyorlar ki işte 7 Ekim'den beri Gazze'deki soykırımı çıplak gözle izleyen dünyadaki bütün gençler bir İsrail karşıtlığıyla büyüyecekler, yetişecekler ve bu bir nefrete dönüşecek. Güya platformu satın alarak burada şeyi değiştirecekler, algıyı değiştirecekler ama toplum oradan da artık ayıktı.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Yalnızca bir savaş değil, bir de ahlaki çöküntü olarak aileyi mahvederek; ailenin içerisinde ana baba evlat sevgisinin hiç kalmadığı, bebeklere dahi tecavüz edildiği, inanılmayacak işkence yapıldığı bir sürecin içerisindeler ya.

Ersin Çelik:

İşte bir kırılmanın eşiğindeyiz biz aslında. Yani dünya olarak bir kırılmanın eşiğindeyiz. Tamam yani yeni bir dünya düzeni kuruluyor ediyor ama insanlık da bir şeyi görüyor. Yani sadece devletlerin kendi enkazları meselesi değil, insanlar da nasıl bir enkaz altında, sosyolojik enkaz altında kaldığını görmeye başladılar. Bu Ramazan ayında Türkiye'de Ramazan ayının bu kadar hissedilerek, coşkulu bir şekilde yaşanmasının da bu etkisi olduğunu düşünüyorum; şahitlik edilenlerden. Yani maneviyatın güçlü olması gerekiyor, ailenin güçlü olması gerekiyor, toplumun kaynaşması gerekiyor ve Allah'ın ipine sarılmak gerekiyor.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Kesinlikle. Şimdi dedim ya sana kültürü mahvettiler diye; bu kültürın mahvı da zaten bunların hepsinin içerisinde görünüyor. İnanılmaz bir vahşet; adam çocuk bebek falan dinlemiyor, her gün öldürmekten bahsediyor, "Her gün daha fazla öldüreceğim." diyor, tehdit ediyor. Ya karşısındaki artık "ölümden ötesi yok" diye düşünüyor.

Ersin Çelik:

Ölümü öldüren adamı ölümle tehdit edemezsin. Yani bunu Gazzeliye bir tehdit olarak kullanamazsın kesinlikle.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Ama bir şeyi öğrendi; belki, belki bir ders olur bu bölgeye geldiğinde neler olabileceğine dair. Yani Siyonist akıl, karşısında bu zamana kadar herkesi ezerek geldi. İlk defa kendi ülkesinin içerisinde bombalar görmeye başladı. Yoksa yani Tunus'u ve Fas'ı gidip vurduğunu biliyorum. Ondan sonra geldi işte Katar'ı vurdu, Suriye'yi vurdu, Irak'ı vurdu; bölgedeki bütün devletlerin hepsine. Lübnan'ı zaten sürekli olarak şamaroğlanına çevirdi. Sürekli olarak aynı şeyleri yapıyor, bir sınır yok. Birleşmiş Milletler karar alıyor, uygulanmıyor. İnsani değer diye bir şey yok. Her gün artık videolarıyla açıklama yaptı: "Biz şöyle düşünüyoruz, burayı da kıracağız, şunları da alacağız." Yok, bir de üstelik kalktılar tehlikeli bölgelere geldiler; bizim içimize kadar, bizim topraklarımızdan falan bahsediyorlar. Adama dur deriz.

Ersin Çelik:

Bu saldırganlık, bu çıldırmışlık hâli yeni ittifakları da getirmek zorunda. Yani buna karşı direniş hattı geliştirmek gerekiyor.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Hatırlarsanız biz hani birkaç defa bu konuyu konuştuk. Dedik ya; ulus devletlerde bunlar küçük ulus devletler; askeriyesi falan filan olmayan, kendi korumalarını olduğu gibi Amerika'ya bağlamış, "Biz sadece yiyip içip yaşayalım." diyenler. Bu tatlı tatlı yemenin işte böyle acı acı sonucu oluyor. Bu işi iyi değerlendirmek lazım. Nasıl olur da bu zamana kadar hiç düşünmediler? Madem düşünmediler, işte en güzel fırsatı çıktı şu anda. O yüzden de Amerika tehdit ederek tekrar eski düzenini devam ettirmek istiyor ama imkânsız. Şu andan itibaren imkânsız. Şimdi o devletler dediniz; o devletler şimdi varsayalım bu iş bitti, İran işi bitti, ne olacak bölgede? O bölgedeki devletler artık koruma olayının bu işin dışında olduğunu, Amerika'nın kendilerini koruyamayacağını -zira kendisini koruyamadı, kendi üslerini koruyamadı- anladı. Dünyanın her yerinde üssünün bulunması da artık hiçbir şeyi ifade etmiyor. O kadar basite indirdi ki her şeyi, o kadar basit şu anda. Peki, madem öyle Amerika koruyamayacaksa güç kimin eline geçecek? Burada bir güç boşluğu doğacak. İran zaten harap edildi; kendini toparlayabilmesi bayağı bir zaman alacak. Bu işin sonundan faydalı da çıksa kendini toparlayabilmesi çok uzun bir zaman alacak. Avrupa'nın bu işe karışıp kendini düzeltmekten başkasına bir şey yapmaya hiç fırsatı yok. Rusya şu anda işin keyfini çıkartmanın peşinde; o da "Madem dünya sıkıştı biraz da ben sıkıştırayım." diyor. Petrol fiyatları artarsa zaten ben kazanıyorum; benden de almıyorlardı, bana ambargo uyguluyorlardı, şimdi yine elime muhtaçlar. Hepsi bir arada. Çin zaten dışarıdan gelen bütün ham maddeye muhtaç. Japonya baştan ayağa; bir hafta Japonya enerji veya ham madde alamazsa bütün sanayisi duruyor. Yani Amerika'dan demir ve çelik gelmesin, Japon sanayisi aynı gün duruyor.

BÖLGEDE TÜRKİYENİN ROLÜ

Ersin Çelik:

Ne olacak? Kim kaldı geri?

İbrahim Ufuk Kaynak: Şimdi Amerika bu üsleriyle beraber de bu işi devam ettiremeyecek, bu da ortaya çıktı. Bu savaş onu gösterdi. Dünyanın 140 tane yerine, 180 tane yerine üs kurmakla yani yüzlerce, 800 bine yakın üssü var; bu üs kurmakla bu iş olmuyor. Uçak gemileriyle hiç olmuyor; çünkü uçak gemisi iki tane getirdi, ikisi de vuruldu. Şimdi üçüncüyü getiriyor; etki alanına girerse belki o da vurulacak. Şimdi burada en önemli şey aslında kim kalıyor biliyor musun? Türkiye. Bütün işin içerisinde Türkiye kalıyor.

Ersin Çelik:

Pozisyonu ne olacak burada?

İbrahim Ufuk Kaynak:

Biz zaten bu olayların hepsinin içerisinde tıpkı Suriye'de olduğu gibi hiçbir düşmanlığa kaçmadan, komşumuzla beraber herhangi birisinin üssü olmadan, onların yerine bunların adına çatışmaya girip olayı ateşlendirmek yerine sürekli olarak barışı önceleyen, "aman" diyen, hatta diplomasiyi silah hâline getiren bir tavır sergiledik. Dışişleri Bakanımız vakti zamanında: "Eğer Türkiye'de anlaşmayı yapabilseydik ki görüşmeyi belki böyle olmayacaktı." dedi. Bu bir şeyi gösteriyor; burada bir akıl var. Bu akıl belki de dünyanın şu anda ihtiyaç duyduğu akıl. Hem ekonomik sıkıştırmalara karşı hem şu askeri sıkıştırmalara karşı hem huzur vermeyen delilere karşı bir akıl var. Bu aklı, Türkiye'yi en iyi değerlendiren millet. Şu anda Türkiye Cumhuriyeti, Türkiye'nin liderliği, Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanı. Ya Türkiye'nin yapmış olduğu, almış olduğu önlemler dikkat edin bakın herkes tarafından takdir görüyor. Yani içerideki bir iki tane kör muhalefetin görmemesi hiçbir şey değil; gerçekten dünya takdir ediyor Rusya'dan Çin'e, Amerika Birleşik Devletleri'nden Avrupa Birliği'ne. Avrupa şu anda diyor ki: "Herkesle aramız kötülendi, Amerika'yla da kötülendi; aracı bir tek Türkiye kaldı." diyor Avrupa. Avrupa'daki bilim adamları aynı şeyleri söylüyorlar: "Biz ne yapıyoruz? Türkiye'yle arayı tutalım." diyorlar. Niye? Bu işteki bir sonraki aşamayı birisi yapacaklar. Niye? Çünkü bölgeyi iyi biliyor, iyi bir tarihi var; tarihi geçmişi kendisinin bunlardaki şimdiki olanlar gibi yüz kızartıcı değil. Türkiye'nin tarihî geçmişi saygı duyulan bir tarihî geçmiş. Bizleri unuttulardı; aslında örnek veriyorum mesela bizim Çinlilerle beraber binlerce yıllık bir mücadelemiz vardı ama son bin yıldır unutulmuştu. Nerede tekrar hatırlandı Türk askerinin gücü? Kore'de. Bir Kore'ye gittik mesela, o Kore'de Türk askerinin özelliğini anladılar. İlginç bir şey; gittiği ilk gün dediler ki: "Bunların hiçbir şeyden haberi yok, yazık oldu." dediler, "Bütün 5 bin kişilik birlik mahvoldu." diye düşündüler. İki gün sonra biz işi hallettik, bizden "yeni görev" diye haber geliyor; şaşırdılar. Ya bakın Türkiye orada bir destan yazdı. Savaşmak çok ayrı bir şeydir; özgürlüğünü elde edebilmek için ölmeyi bilmek gerekiyor. Savaşmak o yüzden bir devletin en önemli unsuru; askerinin gücü. Biraz evvel dedim ki Avrupa'dakilerin hepsi koşar dedim, vallahi koşar. Dünyanın her yerinden koşar. Bizim Peru'dan izleyicimiz var, o bile koşar. Evet, yani dünyanın öbür ucunda olan bir Türk bile kendi ülkesinde. Bizdeki olay o yüzden bu bölgede çok önemli.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Eğer bu bölge bundan sonra yeniden yapılanacaksa bizi, bizim haricimizde kimseden akıllı bir akıl alamazlar. Şu anda o durumdayız. Amerika da alamaz, Ruslar da alamaz, Avrupa Birliği de alamaz, bölgenin Arapları hiç alamaz; bu bölgedeki akıl bizden alınacak, mecburlar. Tarihî geçmişi mecbur, coğrafi olarak buna mümkün. En önemlisi liderliği var, siyasi kadrosu bu işleri biliyor. Yani buradaki en büyük tecrübe o zaten. Ve Türkiye'nin önemi şu anda hani bizim bunları söylemek, bir savaşın üzerine bunları söylemek gerçekten bazen zoruma gidiyor ama şunu bir belirtelim: Bakın, Türkiye gerçekten inanılmaz barışçı, akıllı bir strateji yürütüyor. Bu savaş bittiğinde İranlılar bize saldırmadılar, bizimle düşmanlık yapmadılar, bize saldıran düşmanlara yardım etmediler. Tıpkı Suriye'dekiler gibi olacak; Türkiye bölgede barış köprüsü kuruyor herkesle.

Ersin Çelik:

Bir akıl tutulması yaşıyoruz içeride. Yani coğrafyamızda, bölgemizde, dibimizde bir dünya savaşı yaşanırken biz içeride belediye başkanlarının saçma sapan ilişkilerini tartışıyoruz, onları savunanları tartışıyoruz. Çok acı.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Epstein acaba bu adamların içine mi girdi falan diye düşündüm.

Ersin Çelik:

Yani onların hayatı ama belediye başkanı olmuşsun, siyasetçi olmuşsun "senin hayatın" diyemezsin artık, sen kamusal bir görev yapıyorsun. Bu bir güvenlik problemi. Memleket için çok büyük bir güvenlik açığı. Yani senin bir açığın var, bir zaafın var ve o zaafı göstermişsin, sergilemişsin. Hele bu çağda bütün dijital takiplerin, verilerin, dataların elde edildiği, anlık olarak kaydedildiği, attığın her adımın cebindeki cep telefonundaki X bir uygulama tarafından bir veriye dönüştürüldüğü bir dönemde bunu böyle patavatsızca, böyle rahatça yapmak çok büyük bir güvenlik açığıdır. Yani bu bir özel hayat meselesinin çok ötesinde bir şeyden bahsediyorum. Yani sen bir belediye başkanısın, siyasetçisin; senin kontrolün altındaki stratejik yerler var, kamusal bir şeyin var, dokunulmazlığın var ya da ulaştığın yerler var ve sen bütün bunları açık olarak aslında teslim etmiş oluyorsun. Yani o görüntülendin, yakalandın; işte gayrimeşru ilişki yaşadığın kadınlar herhangi bir ülkenin ajanı olabilir, herhangi bir ülkenin istihbarat elemanı olabilir.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Yani veya bu kadar düşkün olduklarından -düşkünlük çok önemli, onların terimiyle söylüyorum- bu düşkünlük çok önemli.

Ersin Çelik:

Buradan yola çıkarak bunları istedikleri şekilde eğrilebilir, bükülebilir hâle getirirler; sana her şeyi yaptırabilirler. Bir zaafını bulmuşlar; partine her şeyi yaptırabilirler. Senin üzerinden Genel Başkanına, X kişiye her türlü usulsüzlüğü yaptırabilirler. İşin içine para ve işte diğer şeyler girdikten sonra bunlar zaaftır.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Bir tanesinde iki tanesinde değil ya, hepsinde aynı çıktı!

İÇ POLİTİKADA YAŞANANLAR TÜRKİYE’Yİ NASIL ETKİLİYOR?

Ersin Çelik:

Çok ilginç yani şimdi isim vererek kriminalize etmek istemiyorum ama maalesef son dönemdeki meseleler hep bunun üzerinden, hep bunun üzerinden. İlginç bir şekilde bir savunma mekanizması geliştiriliyor. Yani bu savunulamaz, bunu sorgulamak gerekiyor. Bugün Cumhuriyet Halk Partisinin oturup düşünmesi gereken mesele bu: "Bizim çok büyük bir zafiyetimiz ve güvenlik açığımız var." Bu büyük bir problem. Yani parti nasıl yönetiliyor? Hangi saiklerle, neler karşılığında? Ve bilinen, konuşulan ilişkileri bilinmesine rağmen, konuşulmasına rağmen bu böyle devam ediyorsa bir ağ sarmış demektir, bir teslim olma var demektir burada. Bence büyük bir problem yani memleket için. Ben sadece CHP için değil, hepimiz için büyük bir problem olduğunu düşünüyorum.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Zaten bakın bakanlık çok güzel açıklama yaptı bu konuda; dedi ki hani hep şöyle söyleniyor: "Ya işte onları karıştırıyorlar, öbürlerine hiç kimse dokunmuyor." Ya 581 tane AK Partili belediye hakkında da soruşturma izni verildi; 320 tane CHP'li belediye ama 581 tane AK Partili belediye hakkında da soruşturma. Biz içimizdekileri ayıklıyoruz, bunlar savunuyor. Kötülüğü ortaya çıktıkça daha fazla savunuyor; ahlaksızlığı, arsızlığı ortaya çıktıkça daha fazla savunuyor. Yani milletin malına çökmekten tut iş adamlarına çökmeye; bu şikâyet edenlerin hiçbirisi bizden değil, kendi adamları şikâyet ediyor. İşte belediye başkanının eşi şikâyet ediyor, geliyor "böyle böyle yapıyor" diye. Bu acayip bir şey. Bu kadar aymazlık nasıl oluyor böyle bir devirde? Artık bunu biz söylemiyoruz; yani CHP'nin yıllardır böyle taraftarı olan köşe yazarları falan da aynısını söylemiş. Nihayetinde insan olmak lazım ya! Bu gerçekten bu kadar ayıp şeye nasıl direnebiliyorlar? Hiç mi ar perdesi kalmadı ya? Vallahi bilmiyorum.

Ersin Çelik:

Ben her şeyi bir kenara bıraktım, CHP'yi de bir kenara bıraktım. Yani bir belediye başkanı, milletvekili, siyasetçi; şu bu partiyi de bir kenara bırak. Böyle bir zaaf varsa bu büyük bir güvenlik açığıdır.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Kesinlikle güvenlik açığıdır. İstanbul Belediyesi alınır alınmaz ilk iş kamera kayıtlarının satılması oldu. Ya bundan daha fazla artık nasıl açıklanır ya bu olay? Böyle bir şeyi nasıl yaptı? Yani böyle bir şey nasıl savunulur? Kalkıp bir de genel başkan bunu savunmaya kalkıyor. Ahlaksızlık yapıyor, savunmaya kalkıyor; hırsızlık yapıyor, savunuyor. Nasıl bir mide, nasıl bir görüş bu? Bu dünyaya nasıl bir bakış? Ben bilmiyorum. Hani hakikaten savcıya kızıyor, hakime kızıyor; kendi lehine karar aldığında "İyi, adalet yerini buldu.", olmadığında.

Ersin Çelik:

Yani Adalet Bakanı'nın tapu kayıtlarını sorgulayan memur, bilgileri bir arkadaşlık sitesinden, çöpçatan sitesinden tanıştığı bir kadına veriyor. O kadının işte CHP ile birileriyle bağlantısı çıkıyor. Bu bir casusluk meselesine doğru gider. Yani bu bir uçkur davasından çıkar, bir casusluk meselesine doğru gider genel olarak.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Tabii tapu memuruna para teklif ediyorlar; hadi o da kabul etti, aldı. Adam diyor ki: "Ben dört tane buldum." diyor. Bunu başkan çıkıyor, "İşte şu kadar şu kadar." diye anlatıyor. Yalan olduğunu bile bile yapıyor. Uşak'ta olaylar oldu; adam iki dönem milletvekilliği yapmış, şimdi belediye başkanlığı yapıyor.

Ersin Çelik:

Ve Uşak'ta bunu konuşan, yazan, bilen, uyaran bir sürü insan var. Yok işte "Niye şehrinde alınmadı, niye Ankara'da alındı, niye şudur budur?" Ya bunu teknik olarak konuşabilirsin ama o mevzuyu maskelemek için değil. Ben maskelenmek istenen meselenin daha ötesinde bir şeyden bahsediyorum; bir casusluk olayına dönüşebilir bu. Çünkü bu kadar bir anda böyle patır patır dökülmeleri hiç normal değil.

İbrahim Ufuk Kaynak:

En kötüsü ne? Ya kazara bu adamlar iktidar olsa.

Ersin Çelik:

O ayrı mesele. O ayrı mesele yani o ayrı mesele. Şimdi çizilen şu genel başkan profiline bakalım; şu anki süreçte onun lider olduğunu düşünelim. İşte bu diplomasi trafiği, bu barış masaları nasıl kuruldu?

İbrahim Ufuk Kaynak:

İşte biz bu içimizdeki şu sıkıntıları çözersek emin olun Türkiye'nin önünde kimse duramaz. Şu azgınlık yapan insanlardaki azgınlığı durdurabilirsek emin olun Türkiye'nin önünde kimse duramaz.

Ersin Çelik:

Bunun partisi, şuyu buyu, ideolojisi falan yok. Kim ne yapıyorsa, ne halt yiyorsa yani şu anda bence bundan sonrası büyük bir güvenlik açığı bu memleket için. Yani büyük bir problemle karşı karşıyayız. Çünkü anladığımız kadarıyla burada bir ağ var, bir yöntem var; bu bir yöntem olarak kullanılıyor. Zaten tarihte çok kullanıldı. Evet, yani istihbarat örgütlerinin çok yaygın olarak kullandığı bir yöntemden bahsediyoruz. Kesinlikle. Ama bu bir ağa dönüştüyse memleket için büyük bir felaket; ki şu görüntü de o. Yani bir tane iki tane değil; yani işte Antalya'ya bakıyorsun öyle çıkıyor, Giresun'da başka bir mesele çıkıyor. Kız çocuğu dün böyle şüpheli bir kazayla hayatını kaybetti.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Onu da kendi televizyonları kalkıyor "AK Partili belediye" diyor.

Ersin Çelik:

O da işte böyle ufak tefek stratejiler. Hani bunu şimdi düzeltmesi lazım kendisinin: "Yok abi, bu bizim belediyeydi." Yani bu işin magazin tarafı kamuoyunda çok fazla konuşuluyor ediyor ama ben magazin ötesinde bir duruma işaret etmeye çalışıyorum. Magazin hepimizi oyalıyor, oyalar; okuruz, bir süre sonra çok alışkanlığa döner bu, rutine döner, normale döner.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Bu kadar ahlaksızlık bak; belediyenin önünde toplanmışlar, kadın kolları ahlaksızlık yapan adamı alkışlıyorlar. İnanılacak gibi değil.

Ersin Çelik:

İşte akıl tutulması dediğimiz bu zaten yani.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Adamın bir eşi var, dört tane metresi var; bunu alkışlıyor. İnanılacak gibi değil, hakikaten bu nasıl bir arızalık?

Ersin Çelik:

Biz de döndük dolaştık tırnak içinde bu tuzağa düşmüş olduk. Bütün dünya meselelerini, savaşı konuştuk konuştuk konuştuk, bir strateji ortaya koymaya çalışıyoruz ama döndük bu meseleye. Ama ben bu meseleyi bu açıdan değil, işte bahsettiğim istihbari tarafıyla konuşulması gerektiğini düşünüyorum.

İbrahim Ufuk Kaynak:

Yarın öbür gün Allah korusun bizim üzerimize geldiklerinde çok kolay elde edebilecekleri insan tipolojilerini açığa çıkartıyoruz. Hiç olmazsa onları söyleyeceğiz. Baksana sen; bu kadar uçkuruna sahip olamayan, bu kadar nefsine hakim olamayan, böylesine düşkün insanlar ve bunlar kadrolara gelmişler. Yani bir partinin içerisinde en etkin... İnanılacak gibi değil hakikaten yani neresinden tutsan insanın elinde kalıyor.

Durumu takip etmeye devam edin, Ankara24.com her zaman en yeni haberleri sunuyor.
seeGörüntülenme:51
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 01 Nisan 2026 21:32 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Hakan Çalhanoğlu: Kalbini daha çok ortaya koyan kazanacak

31 Mart 2026 02:09see222

İran dan Trump a Cehennem li Hark Adası yanıtı

31 Mart 2026 02:11see197

Hava üssünü vurmuşlardı! İran dan Suudi Arabistan açıklaması: Kardeş bir ülke olarak görüyoruz

31 Mart 2026 02:07see193

Hakan Çalhanoğlu: Kışkırtmaya çalışanlar oluyor

31 Mart 2026 02:10see188

Uşak Belediyesi ne yönelik rüşvet soruşturması: Başkan dahil 9 şüpheli tutuklandı

31 Mart 2026 02:09see188

İran ABD tehdidini umursamadı Hürmüz için düğmeye bastı

31 Mart 2026 02:10see187

ABD den İran için Tarihi bir fırsat açıklaması! Bize iletilenlerden çok daha farklı

31 Mart 2026 02:07see182

AK Partili Kaya: CHP zihniyeti darbe konusunda en son konuşacak zihniyettir

31 Mart 2026 02:08see182

Aşırı sağcı bakan şampanyayla kutladı: İsrail Meclisi Filistinli esirlere idam düzenlemesini onayladı

31 Mart 2026 02:10see181

Beykoz da yağış etkili oldu; sürücüler ilerlemekte güçlük çekti, tekneler sürüklendi

31 Mart 2026 02:09see180

TIR’ın otomobile çarpıp sürüklediği kaza kamerada: 1 ölü, 2 yaralı

31 Mart 2026 02:09see178

Su baskınında mahsur kaldılar: İki köpeğin botla kurtarılma anı kamerada

31 Mart 2026 02:10see178

Trump piyasaları ikna edemedi: Karışık seyretti

31 Mart 2026 02:11see167

Mehmet Şimşek bu yetkiyi neden istiyor Ekonomi Haberleri

31 Mart 2026 04:48see165

Rüşvet, irtikap ve ihaleye fesattan cezaevinde Yerel Gündem Haberleri

31 Mart 2026 04:48see164

İstanbul’da Gazze için araç konvoyu düzenlenecek

01 Nisan 2026 20:31see163

VakıfBank deplasmanda set vermeden kazandı Voleybol Haberleri Spor

31 Mart 2026 02:09see163

Öksürüğün kaynağı alerjik reaksiyon Sağlık Haberleri

31 Mart 2026 04:47see162

Bu akşam mesele futbol değil, RUH!” Sözcü Gazetesi

31 Mart 2026 05:56see162

Güdül Kaymakamı Akar dan kütüphane ziyareti Ankara Haberleri

01 Nisan 2026 17:24see159
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları